Ozanlar Yaylası - Gurbet Eller







Yorum Yaz

Yorumlar

Ozanlar Yaylası En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Ozanlar Yaylası - Gurbet Elde
Ozanlar Yaylası - Bilmem Nedendir
Ozanlar Yaylası - Yaylalar
Ozanlar Yaylası - Vicdanına
Ozanlar Yaylası - Suna Boylu
Ozanlar Yaylası - Söyle Doktor
Ozanlar Yaylası - Sen Ne Zaman Geleceksin
Ozanlar Yaylası - Gurbet Eller
Ozanlar Yaylası - Çare Ne
Ozanlar Yaylası - Tele Söyledim

Etiketler : Ozanlar Yaylası, Gurbet Eller, Ozanlar, Yaylası, Gurbet, Eller, Ozanlar Yaylası - Gurbet Eller türkü indir, Ozanlar Yaylası - Gurbet Eller türkü dinle, Ozanlar Yaylası türküleri, Gurbet Eller türküsü dinle, Ozanlar Yaylası türkü dinle, Ozanlar Yaylası türkü sözleri, Gurbet Eller sözleri, Ozanlar Yaylası mp3 dinle

❝Gönül eğlenir mi gurbet ellerde
On dokuz belikli kız olmayınca
Garip bülbül gibi öter dillerde
Açılır mı güller yaz olmayınca
(Açılıp gülleri yaz olmayınca)

Ne müşküldür karlı dağlar devirmek
Yönün sevdiğine doğru çevirmek
Aşıka şayeste türkü çağırmak
Anın da tadı yok saz olmayınca

Ötüşür turnalar gider engine
Kim dayanır aşıkların cengine
Güzel kızlar zaten düşmez dengine
Göller şenelmiyor kaz olmayınca

Sevda dolu Ruhsatinin meyinde
Ah ü zarım (Yek nazarım) kaldı kaşı yayında
Sevdiğim Hafikin Gulam köyünde
Bu yıl da gidemem yaz olmayınca❞

❝(aman) Şu gurbet ellerin yeli sert olur
Bir garip kuzuya da dünya kurt olur
Eller bayram eder de bize dert olur
Garip bülbül gibi de dallarda kaldım

(aman) Allah da gurbet ellerinde alma canımı
Duyar düşmanlarım da şadıman olur
Yıkıp viran etme fakirhanemi
Ufacık yavrularım var da perişan olur❞

❝Bıraktın yalınız gurbet ellerde
Aradım bahçanda nar bulamadım
Gezdim mecnun gibi nice çöllerde
Şu yanan gönlüme kar bulamadım

Yamandır feleğin kahri yamandır
Gözlerim yolları hayli zamandır
Bülbül gibi işim daim figandır
Ben göğnüme sadık yar bulamadım

***
Garip Bülbül Neşet Ertaş, Hayatı - Sanatı
Eserleri 2, Erol Parlak, Demos Yayınları
Barış Matbaası, İstanbul - 2013, s.344de
eser şu şekilde aktarılmaktadır
(Şiirin sahibi: Muharrem Ertaş; Müziğin
sahibi: Neşet Ertaş bilgisiyle)


Bıraktın yalınız gurbet ellere
Aradım bahçanda nar bulamadım
Gezdim Mecnun gibi nice çöllerde
Şu yanan gönlüme (bağrıma) kar bulamadım

Yamandır feleğin kahrı yamandır
Çektim çilesini hayli zamandır
Bülbül gibi işim daim figandır
Ben gönlüme sadık yar bulamadım❞

❝Yarim senin gidince gurbet elleri
Büründü bahara yaza bu dağlar
Geçit vermez yücesinde ellere
Şık benim gibi öze bu dağlar

Bahar gelir her tarafı şenlenir
Sinesinde tüm aşıklar dinlenir
Kulaktan kulağa adı ünlenir
Hayrandır turnaya kaza bu dağlar

Garip Fatma yücesine çıkıyor
Yarin geleceği yöne bakıyor
İçindeki derya coştu akıyor
Bazı da bürünür güze bu dağlar❞

❝Gurbet ellerinde kaldım perişan
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın
Bir yetim kuzumla sahipsizim ben
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

Kendi vatanımdan kaldım aralı
Talihim tersine bahtım karalı
Tek kalmışım yüreğimden yaralı
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

Pırlantayım yarım kaldı muradım
Tükendi ağzımda lezzetim tadım
Senden başka yoktur kolum kanadım
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın❞

❝Gurbet ellerinde boynunu büker
Vatanına hasret aralı bacım
Elleri koynunda göğsünü çeker
Şansı bozuk bahtı karalı bacım

Köyünden ayrılmış gelmiş buraya
Zannederler çıkmış köşke saraya
Gurbet yaramamış baht-ı karaya
Sinesinde dertler sıralı bacım

Şeref der ki konuştukça ağladı
Onun derdi ciğerimi dağladı
Hasret acısıyla kara bağladı
Derdi büyük bizim oralı bacım❞

❝Gurbet eller yari elimden aldı
Bağlandı kollarım getiremedim
Dağıldı kervanım yollarda kaldı
Kendime gelip de götüremedim

Gözüm yaşı ile deryalar doldu
Eridi bedenim gülleri soldu
Ay sekizdi sanki yılları buldu
Saymakla günleri bitiremedim

Gözlerim yollarda kulağım seste
Bir selam göndersem sevdiğim dosta
Bedenim ayakta yüreğim hasta
Köşküm cennet ama oturamadım

Hasret çöllerinde sarardım soldum
Bir zamanlar neydim şimdi ne oldum
Issız gecelerde uykusuz kaldım
Bir yastığa başım yatıramadım

Gülenayım sabır kalmadı bende
Takadım kesildi ilikte kanda
Yetiş ey sevdiğim dermanım sende
Ayları temmuza getiremedim❞

❝Gurbet ellerinde akar gözyaşım
Çekerim çileyi dinmez bu acı
Feleğin zulmüne gömüldü aşkım
Bu kara sevdanın yoktur ilacı

Ömür bir sel gibi akıp gidiyor
Sefalet içinde sefil perişan
Ayrılık ateşi yakıp gidiyor
Bir garip sevda var gönlümde kalan❞

❝Hasta düştüm kaldım gurbet ellerde
Şu benim geçtiğim yollar ağlasın
Sevdiğime kavuşmadan ölürsem
Benim cenazeme eller ağlasın

Oy beni beni de sevdiğim beni
Satarım bu canı beslerim seni
Altın kafeslerde saklarım seni

Rengi akbulutdan eller kanıyor
Eriyip yüreğim daim yanıyor
Her zaman da böyle devran dönüyor
Bahtı kara geçen yıllar ağlasın

Oy beni beni de sevdiğim beni
Satarım bu canı beslerim seni
Altın kafeslerde saklarım seni

Dumanlandı dağlar erişti kışlar
Sensiz yetim gibi kaldı ağaçlar
Boynunu bükmüş ötmüyor kuşlar
Yaprağını döken dallar ağlasın

Oy beni beni de sevdiğim beni
Satarım bu canı beslerim seni
Altın kafeslerde saklarım seni❞

❝Yarin aşkı ile gurbet ellerde
Gözlerimden akan yaşa ne deyim
Devrildi arabam kaldım yollarda
Şu başıma gelen işe ne deyim

O yarin hayali karşımdan gitmez
Virane yerlerde bülbüller ötmez
Gün doğup gönlümün karın eritmez
Şu gönül dağında kışa ne deyim

Bağlandı yollarım gurbet elinden
Uzak kaldım vatanımdan elimden
Her ne bulsa kader alır elimden
Garibin emeği boşa ne deyim❞

❝Gurbet ellerinde hastayım hasta
Annemi yitirdim ben babam yasta
Felek bu yazı bize çok uzun sürdü
Ağlamaktan inlemekten boynum büküldü

Bilmem hiç ömrümde yüzüm gülmedi
Annesizlik artık beni gözledi
Gurbet ellerinde evim yıkıldı
Ağlamaktan inlemekten boynum büküldü❞

❝Gezdirir gurbet elleri
Yol ettirir bu yoksulluk
Ayırır kavim kardaştan
El ettirir bu yoksulluk

Fukarayı kim kayırır
Her gelen yumuş buyurur
Fakirhaneden ayırır
Delettirir bu yoksulluk

Sabah olur yola revan
İş bulamaz gezer avan
Aç kalır ekmeği yavan
Bal ettirir bu yoksulluk

Kahve köşesinde yatar
Bunalır yorganı satar
Hanesi burnuna tüter
Gelettirir bu yoksulluk

Aslından bellidir beylik
Vicdan olan eder eylik
O da sen de dokuz aylık
Kul ettirir bu yoksulluk

Talibi Hakka güvenci
Bu zaman da çok düzenci
Altın olsa da kazancı
Pul ettirir bu yoksulluk❞

Seyyah oldum gezdim gurbet elleri
Kar etti canıma yeter ayrılık
Anlatayım başa gelen halleri
Ölümden çok çektim beter ayrılık

Gurbet eli bizim için yapmışlar
Çatısını çok muntazam çatmışlar
Ölüm ile ayrılığı tartmışlar
Elli dirhem fazla gelmiş ayrılık

Karacoğlan der ki telkin verincek
Ötüşür bülbüller gonca gülüncek
Ben burda yar orda böyle kalıncak
İster ölüm olsun ister ayrılık❞

❝Döndüm dolaştım ben gurbet elleri
Dünyaya çakmağa yol bulamadım
Bahçelerde gördüm bir çok gülleri
Sevdiğime benzer gül bulamadım

Bıktım usandım da acı dillerden
(Bu kısımdaki kelimeler aktarılmıyor)
ımdat umariken akan sellerden
Kendim gibi akan sel bulamadım

Yandım yakıldım ben ateşlere
Vardım takıldım da ben bir neştere
Delindi ciğerim serildi yere
Beni kaldıracak el bulamadım

Benim bu dünyaya geçmiyor nazım
Felekten kalmadı gayri niyazım
Halimi sen anla hey iki gözüm
Derdimi diyecek dil bulamadım

Bağıran çağıran aciz bülbülüm
Ne kadar bağırsam duymuyor gülüm
Karac'oğlan der ki imdatçin ölüm
Mezardan gayrı bir yol bulamadım❞

❝Felek bizi attı gurbet ellere
Bilmem nerden geçer yolumuz bizim
Adı sanı bilinmedik ellerde
Acep nerde kalır ölümüz bizim

Yağmur yağar serpiliyor kar ile
Günümüz geçiyor ah u zar ile
Eğer kavuşmazsak nazlı yar ile
Kıyamete kalır kavlimiz bizim

Dertli Mücrimi'yem yollarım ırak
Düşmüşem gurbete o yarden uzak
Bir yandan hasretlik bir yandan firak
Bilmem nerde kalır ölümüz bizim❞

❝Gurbet ellerinde garip kuş gibi
Meskenim yok mekanım yok yuvam yok
Aylar geçer yıllar geçer gün geçer
Mektubum yok haberim yok soran yok

Gül dalına konmuş bülbül gibiyim
Dağlarda açılan sümbül gibiyim
Gurbet ellerinde yetim gibiyim
Arayan yok haberim yok soran yok❞

❝Gurbet ellerinde yastığım taş oldu
Döşeğim topraktan
Ayrılıyor tenim de bu tatlı candan
Akibette felek tuttu benim gurbet elde yakamdan
(of) Ölüyorum sevdiğim haberin var mı

Kazıverin de kabrimi aman daracık ensiz
Kesilmiş kefenlerim de yakasız yensiz
Huzuru mahşere gidiyorum nazlı yarim ben sensiz
(ah) Sarıldım ketenlere yarim haberin var mı

Gazın da mezarımı dostlarım varsın dar olsun
Başucuma da su goyuverin kabrim serinler olsun
Üstüme de dikenler atın gazel de döken bağ olsun
(ah) Gidiyorum kara topraklara yarim haberin var mı❞

❝Gine yolum düştü gurbet ellere
Aman turnam bizim elden ne haber
Baykuş konmuş bahçemizde güllere
Bülbülleri figanımdan ne haber
Aman turnam aman yardan ne haber

Ben gelirken bizim eller karıdı
Ömrüm bitti gurbet elde çürüdü
Bir anneyle dört de yavrum varıdı
Ev halinden hallerinden ne haber
Aman turnam aman yardan ne haber

Döllük dağında da duman kalktı mı
Lale sümbül menevşesi açtı mı
Yaylacılar da yaylalara göçtü mü
Suna boylu sevdiğimden ne haber
Aman turnam aman yardan ne haber❞

❝Gine kısmet çekti gurbet ellere
Acep nerden aşar yolumuz bizim
Yiyecek içecek sular çekiyor
Toplayıp devşirmek karımız bizim

Dağlar dumanlandı hava bozuldu
Alnımıza kara yazı yazıldı
Mezarımız gurbet ele kazıldı
Acep nerde kalır ölümüz bizim

Yağmur yağar boran serper kar ilen
Günümüz geçiyor ah ü zar ilen
Kavuşmazsak gözü yaşlı yar ilen
Çok perişan olur halimiz bizim❞

❝Gurbet ellerde oldum yaralı
Bir mektup yazdım üstü kareli
Bir yarim vardı başı belalı

Ağlama anam tez de gelerem
Ölüm olmazsa seni görürem

Kolumu bağladılar demire
Hiç kimsem yoktur meni kayıra
Korkum var felek bizi ayıra

Ağlama anam tez de gelerem
Ölüm olmazsa seni görürem

Oldum piyade düştüm yollara
Çanta bağladım ince bellere
Men garip düştüm irak yollara

Ağlama anam tez de gelerem
Ölüm olmazsa seni görürem❞

❝Gurbet ellerinde alma canımı
Duyar düşmanlarım şadıman olur
Yıkıp viran etme fakirhanemi
Yavrularım ufak perişan olur

Bu dert beniminen geldi oturdu
Hicran ocağını sineme kurdu
Gönül seyyah olup yollara durdu
Belki nazlı yardan bir haber olur❞

❝Kendi köyümüzde ağır taş iken
Savrulduk yel olduk gurbet ellerde
Ele boyun eğmez dimdik baş iken
Namerde yol olduk gurbet ellerde

şahin göz bulutun sakınmaz iken
O çelik bilekler bükülmez iken
Sılada bir damla dökülmez iken
Gözyaşları sel oldu gurbet ellerde

Gurbet sillesini saklar akşama
Bir vursa devirir asırlık çama
Biz o çamlardan da güçlüdük ama
Sallanır dal olduk gurbet ellerde

Sarmış insanları varık sevdası
Merhem yok mu bunun şekli çaresi
Düşman dost görünür çıkar davası
Dostlarına el olduk gurbet ellerde❞

❝Gurbet ellerine gitti efendim
Aceb dostlar gine tizce gelir mi
Zevk işret içinde zülfü kemendim
Benim bunda çektiğimi bilir mi

Bülbül gibi eyleyim mi figanı
Zarım ile ağlatırım cihanı
O gül yüzlü ahu gözlü civanı
Çarh-ı felek elimizden alır mı

Ağlamaktan hiçbir lahza gülemem
Akan bu çeşmimin yaşın silemem
Bir acep sır vardır bunda bilemem
Deli gönül böyle mahzun kalır mı

Beni Mecnun eden ol saçı Leyla
Gezerim aşk ile sahra-be-sahra
Acep ol dilberi Aşık şermiya
Bir gececik yine tenha bulur mu❞

❝Nasıl ağlamıyam gurbet ellerde
Nasıl ağlamıyam izim ağlıyor
Nasıl ağlamıyam canımdan bezdim
Nasıl ağlamıyam dizim ağlıyor

Nasıl ağlamıyam ağrıyor dişim
Nasıl ağlamıyam dönüyor başım
Nasıl ağlamıyam akıyor yaşım
Nasıl ağlamıyam gözüm ağlıyor

Nasıl ağlamıyam ayrı gülüme
Nasıl ağlamıyam bir gün ölüme
Nasıl ağlamıyam kendi halime
Nasıl ağlamıyam özüm ağlıyor

Nasıl ağlamıyam Kul Kevseri'ye
Nasıl ağlamıyam yok benim ana
Nasıl ağlamıyam kim bana yana
Nasıl ağlamıyam sazım ağlıyar❞

❝Gurbet ellerinde hergün ağlarım
Aşk ateşi ile sinemi dağlarım
Seninle aramızda kopan bağlarım
Birleşemez oldu neden sevdiğim

Hani bana söz vermiştin durmadın
Sözünde durup da beni görmedin
Yattım hastahaneye halim sormadın
Benden bu kadar mı bezdin sevdiğim

Aşk ateşi çok yakarmış inandım
Meğer aşkla seveni ben deli sandım
Sevdiğim senin aşkına kandım
Hani kalbin bendeydi niçin aldın sevdiğim

Yalancı sevdiğim artık inanmam sana
Kasım der ki ne çileler çektirdin bana
Güzelsin diye bağlandım sana
Çektirdiğin acılar yetmedi mi bana
Zalim sevdiğim❞

❝Seyyah olup gezdim gurbet elleri
Canıma kar etti yeter ayrılık
Vasfedemem başa gelen halleri
Çok çektim ölümden beter ayrılık

Bizi terk-i diyar eyledi gurbet
Aşık-ı sadıklar kavuşur elbet
Gah yar ile olur tenhada sohbet
Gahi tundan tuna atar ayrılık

Safi kan ağladı ta ki ölünce
Bülbül feryad eder gonce gülünce
Ben gurbette yar feryatta olunca
ıster ölüm olsun ister ayrılık❞

❝Gurbet ellerinde kaldım yalınız
Sesime ses katın telli turnalar
Bizim ele uğrar ise yolunuz
Bir haber getirin allı turnalar

Uçun boynunuzu uzatın gelin
Kanatlarınızı bezetin gelin
Aman kendinizi gözetin gelin
Alıcı kuş sağlı sollu turnalar

Özeri’yim yine çıktım çileden
Gurbet beni yakıp yakıp kül eden
Yine bir haber yok bana sıladan
Ötüşünüz dertli belli turnalar❞