Ozanlar Yaylası - Gurbet Elde







Yorum Yaz

Yorumlar
5 - 5 - 0 yorum

Ozanlar Yaylası En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Ozanlar Yaylası - Gurbet Elde
Ozanlar Yaylası - Yaylalar
Ozanlar Yaylası - Suna Boylu
Ozanlar Yaylası - Söyle Doktor
Ozanlar Yaylası - Bilmem Nedendir
Ozanlar Yaylası - Vicdanına
Ozanlar Yaylası - Tele Söyledim
Ozanlar Yaylası - Sen Ne Zaman Geleceksin
Ozanlar Yaylası - Gurbet Eller
Ozanlar Yaylası - Neyliyeyim

Etiketler : Ozanlar Yaylası, Gurbet Elde, Ozanlar, Yaylası, Gurbet, Elde, Ozanlar Yaylası - Gurbet Elde türkü indir, Ozanlar Yaylası - Gurbet Elde türkü dinle, Ozanlar Yaylası türküleri, Gurbet Elde türküsü dinle, Ozanlar Yaylası türkü dinle, Ozanlar Yaylası türkü sözleri, Gurbet Elde sözleri, Ozanlar Yaylası mp3 dinle

❝Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim mevlam kerimdir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Huma kuşu yere düştü ölmedi
Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Kağıda yazılmış ufak yazılar
Anadan ayrılmış körpe kuzular
Derdi olan yüreğinden sızılar
Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

(Repertuvarda olmayan dörtlük)
Kağıt yok ki yazam yare gönderem
Ya ben ahvalimi kime bildirem
Can tatlıdır uram kendim öldürem
Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

Abdal Pir Sultan’ım böyle buyurdu
Ayrılık gömleğim biçti geyirdi
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

(Kurbani mahlaslı dörtlük)
Kurbaniyem bunu böyle buyurdu
Ayrılık gömleğin bize giydirdi
Ben ayrılmam idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim mevlam kerimdir

***

Cahit Öztelli "Evlerinin Önü" adlı araştırmasında
türküyü şu şekilde veriyor (s.56)


Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Hüma kuşu yere düştü ölmedi
Dünya Sultan Süleymana kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Kağıda yazarlar ufak yazılar
Anasız olur mu körpe kuzular
Yürek yaralıdır ciğer sızılar
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Pir Sultan Abdalım böyle buyurdu
Ayrılık donları biçti geyirdi
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

***

Mehmet Özbek, "Folklor ve Türkülerimiz" adlı
kitabında türküyü şu şekilde aktarmaktadır
(Yayın No.91, s.263-264)


Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Hüma kuşu yere düştü ölmedi
Dünya Sultan Süleymana kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Kağıda yazılmış ufak yazılar
Anadan ayrılmış körpe kuzular
Derdi olan yüreğinden sızılar
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

***

Narman yöresinden Aşık Sümmani
mahlas gösterilerek yayımlanan
eser şu şekildedir


Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir
Felek ağu kattı pişmiş aşıma
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Kağıda yazmışlar ufak yazılar
Yar hasreti ciğerimde sızılar
Dadaş deyi ağlar körpe kuzular
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Huma kuşu yere düştü ölmedi
Dünya sultan Süleymana kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Sümmani derdini böyle buyurdu
Ayrılık zehrini sözle duyurdu
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

***

Erzincana Girdim, Ne Güzel Bağlar
Erzincan Türküleri 1 - Sözlü Kırık Havalar
(Türküler), Fahri Taş ve Salih Turhan
Ankara - 2004, s.458-459da eser
şu şekilde aktarılmaktadır


Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Huma kuşu yere düştü ölmedi
Dünya sultan Süleymana kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Kağıda yazarlar ufak yazılar
Anasız olur mu körpe kuzular
Derdi yüreğinde olan sızılar
(Yürek yaralıdır ciğer sızılar)
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Abdal Pir Sultanım böyle buyurdu
Ayrılık donların biçti geydirdi
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir❞

❝Gurbet elde yad ellerin derdini (ah gülüm gülüm)
Çekeyim de eyleneyim bir zaman (ah gülüm gülüm)
Yaralı sineme bal ile tuzu (ah gülüm gülüm)
Ekeyim de eyleneyim bir zaman (ah gülüm gülüm)

Sahile uçurdum gönül kuşunu (ah gülüm gülüm)
Sıyırdı gidiyor dağlar başını (ah gülüm gülüm)
Mihri gibi gözlerimin yaşını (ah gülüm gülüm)
Dökeyim de eyleneyim bir zaman (ah gülüm gülüm)

Aşıp gider var mı bizim elleri (ah gülüm gülüm)
Yel ırgalar zülfündeki telleri (ah gülüm gülüm)
Dostlarımın göreceği yerleri (ah gülüm gülüm)
Gezeyim de eyleneyim bir zaman (ah gülüm gülüm)

Pir Sultan Abdalım Seyit Nesimi (ah gülüm gülüm)
Şu aleme destan ettim sesimi (ah gülüm gülüm)
Uğrun uğrun sevdiğimin yasını (ah gülüm gülüm)
Çekeyim de eyleneyim bir zaman (ah gülüm gülüm)❞

❝Arkadaşım gurbet elde vuruldu
Gelip geçip soranlara ne deyim
Yapayalnız memlekete varınca
Karşı çıkıp soranlara ne deyim
Garip boynun buranlara ne deyim

Öldü desem ağzım dilim büzülür
Gözyaşlarım iplik iplik süzülür
Ana baba bacı kardaş dizilir
Karşı çıkıp soranlara ne deyim
Garip boynun buranlara ne deyim❞

❝Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Sızılar toprağı daşı garibin

Anam yok ki yaka yıka yaş döke
Bacım yok ki saçlarından saç döke
Gardaş yok ki mezerime daş dike
Bir çalıdır mezer daşı garibin

***

Yapılan araştırmada türkünün şu
sözlerine de rastlanmıştır


Lanet olsun gurbet elin adına
Doymak olmaz sohbetine tadına
Her geldikçe yarenleri yadına
Dinmez asla çeşmin yaşı garibin

Gurbet ele garip giden bilinmez
Ağlayınca çeşmin yaşı silinmez
Garip nedir halin diye sorulmaz
Bulunmaz yaranı eşi garibin

Gülmez nere gitse garibin yüzü
Kirlidir yakası yaşlıdır yüzü
Açmaz kimselere bir gizli sözü
Dert mihnettir hep sırdaşı garibin

***

Vasfi Mahir Kocatürk, Saz Şiiri Antolojisi
adlı kitabında eseri şu şekilde aktarmaktadır
Ayyıldız Matbaası, Ankara - 1963, s.52
Aşık Garibden aktarılarak


Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Siyah toprağıyla taşı garibin

Yazık oldu şu garibin adına
Doymak olmaz lezzetine tadına
Her geldikçe yarenleri yadına
Dinmez akar gözü yaşı garibin

Garip eder ben garibe kim baksın
Anam yoktur gelsin gözyaşı döksün
Senem yoktur mezarıma taş diksin
Bir çalıdır mezar taşı garibin❞

❝Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Dinmez asla gözün yaşı garibin

Gurbet elde gariplere kim baksın
Anam yok ki gelsin gözyaşı döksün
Kimsem yok ki mezarıma taş diksin
Bir çalıdır mezar taşı garibin

Yazıktır gurbette garip adına
Doyulur mu memleketin tadına
Her geldikçe emsalleri aklına
Sığar mı dünyaya başı garibin❞

❝Garip gurbet elde perişan halde
Derbeder olmuşum gezer ağalarım
Defterim kalemim düşmüyor elde
Ben kendi derdimi yazar ağalarım

On altı yaşımda dert beni buldu
Gül yüzlü sevdiğim bir hayal oldu
Dost elinde gönül yanıp kavruldu
Derdin deryasında yüzer ağalarım

Kederi der ömrüm akıp gidiyor
Yar yarama tuzu ekip gidiyor
Bedenimde şimşek çakıp gidiyor
Perişan halime kızar ağalarım❞

❝Gurbet elde bir başıma kaldım ben
Ey sevdiğim canım benim nerdesin
Hasretinden sarardım da soldum ben
Ey sevdiğim canım benim nerdesin

Neredesin elim ermez nerdesin
Neredesin gözüm görmez nerdesin
Nerdesin halim sormaz nerdesin

Umutlarım hayal oldu düş oldu
Dört mevsimim boran oldu kış oldu
Eller bana yaran oldu ey oldu
Ey sevdiğim canım benim nerdesin

Neredesin elim ermez nerdesin
Neredesin gözüm görmez nerdesin
Nerdesin halim sormaz nerdesin

Bir sevda yarası kanar Onguni
Yüreği tutuştu yanar Onguni
Gurbette yaralı döner Onguni
Ey sevdiğim canım benim nerdesin

Neredesin elim ermez nerdesin
Neredesin gözüm görmez nerdesin
Nerdesin halim sormaz nerdesin❞

❝Gurbet elde yad ellerde
Elim yere ulaşmıyor
Saram dedim saramadım
Kolum yare ulaşmıyor

Ulaşmıyor ulaşmıyor
Kolum yare ulaşmıyor

Deli gönül düştü derde
Nerede sevdiğim nerede
İniliyor perde perde
Telim yare ulaşmıyor

Ulaşmıyor ulaşmıyor
Telim yare ulaşmıyor

Onguni elde sazım var
Kışı bitmeyen yazım var
Söyleyecek çok sözüm var
Dilim yare ulaşmıyor

Ulaşmıyor ulaşmıyor
Dilim yare ulaşmıyor❞

❝Çok yoruldum geze geze
Gurbet elde umut yelim
Derdim bitmez yaza yaza
Gurbet elde umut yelim

İçime saplandı diken
Yokluğun boynumu büken
Derdim bin oldu bir iken
Gurbet elde umut yelim

Beyaz bir kuş kanat çırpar
Rüzgarı yüzüme çarpar
Gel ne olur beni kurtar
Gurbet elde umut yelim

Çok uzakta benim köyüm
Anam babam emmim dayım
Bilmezler ki ne haldeyim
Gurbet elde umut yelim

Yanık Ahmet yanar özüm
Dağlara sığmaz avazım
Çile çekmek imtiyazım
Gurbet elde umut yelim❞

❝Gurbet elde yollarımız bağlandı
Durnalar ne haber yardan ne haber
Hasretiyle garip bağrım dağlandı
Durnalar ne haber yardan ne haber

Yüce dağlar başı boran mı kar mı
Durnalar o yardan bir haber var mı
Yardan ayrılması size de zor mu
Durnalar ne haber yardan ne haber

Yar zülfünü tel tel edip düzdü mü
El içinde garip garip gezdi mi
Gizli sırlarını size çezdi mi
Durnalar ne haber yardan ne haber

Bir Garibim terk eyledim yurdumu
Açamam kimseye gizli derdimi
Sevdiğim sizlere beni sordu mu
Durnalar ne haber yardan ne haber❞

❝Yeter gurbet elde durduğun yeter
Yollarını bekler nemli gözlerim
Sakın beni senden yoksun eyleme
Yollarını bekler nemli gözlerim (yaşlı gözlerim)

Gönlümün gözleri görüyor seni
Gelene gidene soruyor seni
İçimdeki boşluk arıyor seni
Yollarını bekler nemli gözlerim (yaşlı gözlerim)

Beyhaniyem yeter çekemiyorum
Ayrılık kolunu bükemiyorum
Hasret bir kaledir yıkamıyorum
Yollarını bekler nemli gözlerim
Meralını bekler nemli gözlerim (yaşlı gözlerim)❞

❝Gönül gurbet elde hacılık nedir
Silahı azmeyle vatan var imiş
Heman Mekkede mi varmış Beytullah
Her kande ararsan hem-civar imiş

Yaktıkça firkate pervane gönül
Düşer bülbül gibi şivane gönül
Sanardım usanmış divane gönül
Meğer eğlencesi nazlı yar imiş

Hıfzi der nideyim görünmez bağlar
Geçti aramıza dumanlı dağlar
Silada sevdiğim dolukmuş ağlar
Vatandan ayrılmak çetin kar imiş❞

❝Gurbet elden öz elime
Yeteydim sonra öleydim
Gül gibi yar sinesinde
Biteydim sonra öleydim

Kuzu yayılır dağımda
İlk baharın sabahında
Bülbül gibi yar bağında
Öteydim sonra öleydim

Yada düştü baba ana
Hasretlik kar etti cana
Kendimi anavatana
Ataydım sonra öleydim

Memet der ki otağımda
Vakti ihtiyar çağımda
En sonu öz yatağımda
Yataydım sonra öleydim❞

❝Gurbet elden gelmişim
Sevdiğimi görmeye
Sordum kız kardaşına
Başladı ağlamaya

Olur muyum ben senin
Sevdiğim diye diye
Ağladı da dedi ki
Ablam gitti yaylaya

Bilezikler takayım
Sevdiğimin koluna
Hemen ordan yukarı
Vurdum yayla yoluna

Zabahtan vurdum yola
Gavuşamadım yarim
Yavaş yavaş gideyim
Güvendeden yukarı

İki yudum su içtim
Güvendedeki sudan
Sordum orda birine
Yarim geçti mi burdan

O da dedi ki bana
Çok sarı saçlı idi
Heralda ağlıyordu
Gözleri yaşlı idi❞

❝Yarim gurbet elde galdığın yeter
Bizim eller yaz bahardır gelsene
(gadan alım dur ben de gelim)
Çektiğim çileler ölümden beter
Perişan hallerim(i) gel de görsene
(gadan alım dur ben de gelim)

Viran oldu mor sümbüllü bağlarım
Hasretinden gece gündüz ağlarım
(dağlar serindir yarem derindir uy)
Bahar suyu gibi durmaz çağlarım
Gözlerimden akan yaşı silsene

Engel sebep oldu ayırdı bizi
Silinmez Mevlanın yazdığı yazı
Yaylanın yolunda verdiğin sözü
Unuttun mu ikrarında dursana yar
(gadan alım dur ben de gelim)

Derler ki aşığa Bağdat ırak mı
Bunca cevri cefa reva mı hak mı
Yar senin göğsünde hiç iman yok mu
Halisinin (de) hallarından bilsene❞

❝Gurbet elde gezer oldum
Şeker şerbet ezer oldum
Bu derdi ben çeke çeke
Hem canımdan bezer oldum

Sevdiğim etme eyleme
Beni candan terk eyleme

Gurbet elde gezer misin
Şeker şerbet ezer misin
Ben derdimi sana desem
Dertli diye yazar mısın

Sevdiğim etme eyleme
Beni candan terk eyleme❞

❝Gurbet elde kaldım bunca zamandır
Bir kere halimi zalım sordun mu sanki
Uçan kuştan esen rüzgardan sordum
Ya sen beni benden sormadın
Sormadın sormadın sordun mu sanki

Hasretini çektim yıllar boyunca
İçim sızlar eller yarim deyince
Gurbet elde sefilliğim duyunca
Gelenden geçenden sordun mu
Sordun mu sordun mu sordun mu sanki❞

❝Gurbet elde gerip dostun nesi var
Bir tek oda bir saz bir çantası var
Gün batanda gerip dostun yası var
Vatan tekin şirin olmaz bir diyar

Akşam olur sazı alır eline
Dertli dertli çalır ağlar halına
Gülür ağlar hayaldaki böyle yarına
Bir gün iki olmayacak bir diyar

Bu diyarda beni gerip bildiren
Çok ağladır beni biraz güldüren
Ayrılığı beni sağsag öldüren
Bir anadır bir babadır bir de yar❞

Gurbet elde baş yas-tığa gelende
Acep nicolur halı garibin garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Sızlar yüreği başı garibin

Anam yok ki yana yana yaş döke
Bacım yok ki sa-çından saç döke
Gardaş yok ki meze-rime taş dike
Bir çalıdır mezer taşı garibin garibin❞

Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Hüma kuşu yere düştü ölmedi
Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Kağıda yazarlar ufak yazılar
Anasız olur mu körpe kuzular
Yürek yaralıdır ciğer sızılar
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir

Pir Sultan Abdal’ım böyle buyurdu
Ayrılık donları biçti giydirdi
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim Mevla kerimdir❞

Şu diyarı gurbet elde – gurbet elde X2
Şen değil gönlüm şen değil ya dost ya dost
Aman kimse bilmez ahvalımdan bu halımdan
Of şen değil gönlüm şen değil aman aman
Şen değil dostum şen değil

Sergerdar oldum gezerim – ben gezerim
Of hem okuyup hem yazarım dost yazarım
Of gece gündüz intizarım aman aman
Şen değil gönlüm şen değil

Ben cismimi yaktım nara yaktım nara X2
Of gönlüm uğradı efklara ya dost ya dost
Ah tecellim yok bahtım kara bahtım kara
Of şen değil gönlüm şen değil aman aman
Şen değil dostum şen değil

Mücrimiyem didem yaşı didem yaşı
Ah gamdan ayrılmadı başı garip başı
Of Cahillerden yedi taşı kara daşı
Şen değil gönlüm şen değil❞

❝Garip gurbet elde gezen birader
Dilinden bir name düz bana gönder
Oku bu beytimi al selamımı
Kondur bir imlayı yaz bana gönder

Ne zorun var kaldın gurbet ellerde
Gözümüzü koydun tozlu yollarda
Arz eyle sılayı gezme çöllerde
Yaktın yüreğimi köz bana gönder

Kalıp gurbet elde kurdun bir divan
Yad elde sürülmez dem ile devran
Sanki Mısır ellerinde Yusuf-i Kenan
Ağlar Yakup deyi göz bana gönder

Pederim söyledi ben yazdım bunu
Validem gözünden döker al kanı
Eyletme gurbette o sefil canı
Heyran'ım muteber tez bana gönder❞

❝Gurbet elde sefa sürsen
Bi de bizim köye gelsen
Yaylasından ayran içsen
Değişmezsin meşrubata

Durmadan gezersin orda
Bir de dön gel bizim yurda
Külekteki süt yoğurda
Değişmezsin süt tozuna

Doğru söze yazar kalem
Bunu bilir bütün alem
Burnumda tütüyor Göle’m
Değişemem ben Göle’mi

ızin al gel vatana
Minnettarım toprağıma
Garip kemal yazdı sana
Sözüm doğru kızma bana❞

❝Küçük yaşta gurbet elde
Gezer divana divana
Defteri kalemi elde
Yazar divana divana

Minnet eylemem feleğe
(Minnet etmem ben feleğe)
Aşığım ben bir meleğe
Süt oldum girdim eleğe
(Hiç oldum girdim eleğe)
Süzer divana divana

Feleğin çarkı kırılsın
Menzil almasın yorulsun
ısterse bana darılsın
Küser divana divana

Aşıkların bağrı dağlı
Her tarafı bahçe bağlı
Bazı yavan bazı yağlı
Geçer divana divana

Seyit Meftuni'nin dili
Ayan olsun dosta hali
Taşa değse aşkın yeli
Tozar divana divana❞

❝Felek gurbet elde alma canımı
Sılada yavrular perişan olur
Yıkıp viran etme fakir haneyi
Düşmanlar duyarsa şadıman olur

Seksen bin evliya yüzbin erenler
Mecnun sanır bizi burda görenler
Sağ olupta sılasına varanlar
Gülüşür bir zaman şadıman olur

Gam geldi gam üzerine dokundu
Bir selam gelmedi yollara bakındı
Ellerin mektubu geldi okundu
Korkarım bizlere çok ziyan olur

Kahpe felek isyanımız ne idi
Bülbülün meskeni bahçe bağ idi
Gurbet ilde eğlemeyin Said'i
Koyverseniz bizi çok ihsan olur❞

❝Gurbet elde baştan gönül şehrini
Yıkmayanlar bilmez yıkanlar bilir
ılkbaharda geçip Çoruh nehrini
Sekmeyenler bilmez sekenler bilir

Hiç görmedim baharını yazını
Bile aldım kefenini bezini
Ela gözlü güzellerin nazını
Çekmeyenler bilmez çekenler bilir

Gönlüm çok hoşlanır çalgıdan sazdan
Daima gezerim enginden düzden
Nas içinde siyasetten rumuzdan
Çakmayan ne bilir çakanlar bilir

Gece gündüz hayalımda düşümde
Gönül bağladığım pirin peşinde
Çay olup da gözlerinin yaşmda
Akmayanlar bilmez akanlar bilir

Ah çekenler hasret ile derinden
Faydalanmaz ol rüzgardan serinden
Sönmeyen ateşi sevda yerinden
Yakmayanlar bilmez yakanlar bilir

Hiç bırakmaz avgahım peşini
Göze alır sonbahan kışını
Yar yolunda otuz iki dişini
Sökmeyenler bilmez sökenler bilir

Aşar gider sahraların başından
Hiç ayrılmaz hayaların düşünden
Gurbet elde sevdiğinin peşinden
Bakmayanlar bilmez bakanlar bilir

Noksan besler bir virane bağını
Bakmaz sola daim gözler sağını
Memleketin ölenini sağını
Gitmeyenler bilmez gidenler bilir❞

❝Bağdat'ı Musul'u dolaştım geldim
Hep hasret türküsü söyler dilimiz
Sefa arar iken çok cefa buldum
Gurbet elden kurtulmuyor yolumuz

Gayret ettik tez dönelim sılaya
Çaktırmada nhep düşürdü belaya
N'ettik sana hep alırsın alaya
Engel olma felek kötü halımız

Kumlu sular başımızın belası
Ne hamamı vardır ne de helası
Her günümün ayrı olur çilesi
Çok darlandı yarab Seyyah kulunuz❞

❝(Gülüstan)
Gürbet elden gelen aşık
Aşık hoş geldin hoş geldin
Meni derde salan aşık
Aşık hoş geldin hoş geldin

(Tovuslu Aşıq Eli)
Ala gözlü nazlı dilber
Dilber hoş vaktına geldim
Söyle derdinden bir haber
Dilber hoş vaktına geldig

(Gülüstan)
Eşgin deryasın boylaram
Canım ateşe oylaram
Üç aydı seni gözlerem
Aşık hoş geldin hoş geldin

(Tovuslu Aşıq Eli)
Hüsnüne edim tamaşa
Az kalır heyalım çaşa
Karlı daglar aşa aşa
Dilber hoş vaktına geldig

(Gülüstan)
Menim adım Gülüstan'dı
Lebim hesteye dermandı
Dost dostundan dönmeg kandı
Aşık hoş geldin hoş geldin

(Tovuslu Aşıq Eli)
Zenehdanda açıb gülü
Ötür dolanır bülbülü
Mehman gelib aşık Eli
Dilber hoş vaktına geldig❞

❝Gurbet elde öksüzüm ben
Söyler dilim yanık yanık
Issız gecaler arkadaş
Sular uyur ben uyanık

Eyvah eyvah eyvah eyvah
Beni gören diyor vah vah❞

❝Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Dinmez asla gözün yaşı garibin

Gurbet elde gariplere kim baksın
Anam yok ki gelsin gözyaşı döksün
Kimsem yok ki mezarıma taş diksin
Bir çalıdır mezar taşı garibin

Yazıktır gurbette garip adına
Doyulur mu memleketin tadına
Her geldikçe emsalleri aklına
Sığar mı dünyaya başı garibin❞

❝Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Akar gözlerinin yaşı garibin

Lanet olsun gurbet elin adına
Hiç doyulmaz muhabbetin tadına
Hısım akrabası düşer yadına
Bir yol ağrıyınca başı garibin

Garip nere varsa karadır yüzü
Nemlidir yakası yaşlıdır gözü
Aşikar edemez gizlidir sözü
Bir yere gelince başı garibin

Gurbet elde garip kimdir bilmezler
Ağlayınca çeşm-i yaşın silmezler
Garip halin nedir deyi sormazlar
Bulunmaz yareni eşi garibin

Aşık Garip gözlerinden yaş döker
Anam yoktur yaka yırtıp yaş döker
Nişanlım yok mezarıma taş diker
Bir çalıdır mezar taşı garibin❞

❝Ömrümün yarısı geçti
Gurbet elde gurbet elde
Genç ömrüm tükendi bitti
Gurbet elde gurbet elde
Yad ellerde vay

Hasretlik yüreğim deler
Hem de bölük bölük böler
Ben ağlarım eller güler
Gurbet elde gurbet elde
Yad ellerde vay

Nasıl olduğunun bilemem
Çile çeker ele demem
Sultan etseler istemem
Gurbet elde gurbet elde
Yad ellerde vay

Aşık Yener ben ne derim
Hergün böyle derbederim
Ölürsem garip giderim
Gurbet elde gurbet elde
Yad ellerde vay❞

❝Gurbet elde hasta düştüm ağlarım
şu gönül kahrını çekemez oldum
Açılmış yarama ateş bağlarım
Aşk sırrını yare açamaz oldum

Bir güzelin Mecnun'uyum efendim
Sel bastı ovamı yıkıldı bendim
Derdimi bilmiyom ben kendi kendim
Derd ile sevinci seçemez oldum

Kaşların kemandır kirpiğin oktur
Bilinmez dertlerim sayısı çoktur
Bilirim sevdiğim ettiğin haktır
Gönül sana bağlı kaçamaz oldum❞

❝Gurbet elde yad ellerin derdini
Çekiyim de eğleneyim bir zaman
Yaralı sineme bal ile tuzu
Ekeyim de eğleneyim bir zaman

Sahile uçurdum gönül kuşunu
Sıyırdı gidiyor dağlar başını
Mihri gibi gözlerimin yaşını
Dökeyim de eğleneyim bir zaman

(TRT'de yer almayan dörtlük)
Aşıp gider var mı bizim elleri
Yel ırgalar zülfündeki telleri
Dostlarımın göreceği yerleri
Gezeyim de eğleneyim bir zaman

Pir Sultan Abdal'ım Seyit Nesimi
şu aleme destan ettim sesimi
Uğrun uğrun sevdiğimin yasını
Çekeyim de eğleneyim bir zaman❞

❝Aman Allah gurbet elde alma canımı
Duyar düşmanlarım şaduman olur
Yıkıp viran etme fakir hanemi
Ufacık yavrularım arada perişan olur

Bu dert benim ile verdi el ele
Çok çalıştım konamadım bir dala
Giydirdim kuşattım verdim dellala
Satılmadı gene dert beni bulur

Giderim giderim geride kaldım
Bu dünya yalanmış ben yeni duydum
Kara toprak imiş vatanım yurdum
Gurbet eller gayri mezarım olur

Gurbet ellerinde bir dert tebelleş
Ne anam var ne babam var ne kardeş
Çukurova oldu bana yoldaş eş
Korkarım ki ölüm gurbette kalır

Bu derdin elinden gayet zaifim
Oynamaz kollarım tutmuyor elim
Bir han köşesinde kalmış Arif'im
Kim arayıp kimler sorar kim bulur❞

❝(aman) Hasta düştüm gurbet elde
Vallah su verenim yoktur (aman anam garip anam)
Sılada annemin babamın haberi yoktur
(aman anam haberi yoktur)
Gönder beni sılama (vala) gurbette kimsem yoktur

Yetiş anam imdada valla bu yar beni harap etti
Anam anam garip anam of of of

Valla doktorlar bana dedi
Dön artık çaren yoktur (aman anam garip anam)
Sağdan sola dönemem (vala) ızdırabım pek çoktur
(aman anam)

Yetiş anam imdada valla bu yar beni harap etti
Anam anam garip anam of of of❞

❝Gurbet elde sefa sürsen
Birde bizim ele gelsen
Yaylasında ayran içsen

Değişmezsin meşrubata
Değişmezsin süt tozuna

Durmadan gezersin orda
Bide dön gel bizim yurda
Bir bak külekte yoğurda

Değişmezsin meşrubata
Değişmezsin süt tozuna

Doğru sözü yazar kalem
Bunu bilir cümle alem
Burnumda tütüyor sılam

Değişmezsin meşrubata
Değişmezsin süt tozuna

ızin al gel vatanına
Mihnet karım toprağına
Kemal Yıldız yazdı sana

Değişmezsin meşrubata
Değişmezsin süt tozuna❞

❝Gurbet elde bir hal gelirse baş’a
Halini arayıp soran bulunmaz
Yüreğin kafeste çırpınır boşa
Hasret yarasını saran bulunmaz

Evine girersin ev başa çöker
Dışları çıkarsın el dudak büker
Sahibin yok ise kahrın kim çeker
Virane bağını deren bulunmaz

Buram buram sıla tüter gözünde
Viran halin matem olur sazında
Dört mevsimin kışa döner özünde
Mayısta bahara giren bulunmaz

Kadim dostlar medet etmez el olur
Ela gözler ağlar ağlar sel olur
Başın dara düşer serin del olur
Delinin bendini gören bulunmaz

El ayaktan yüzden kanın çekilir
Suyun ısıtılır kefen dikilir
Boyun ölçüsünde tabut çakılır
Belki de bir mana veren bulunmaz

Der ılhami derya geçtim boyladım
Saz ile söz ile gönül eyledim
Desem sevdim başka kime neyledim
Bu saatten sonra tren bulunmaz❞

❝Yattım gurbet elde gam yastığına
Dağ gibi üstüme geldi ayrılık (oy yandım oy ayrılık oy)
Eşim dostum soldu gitti bağ gibi
Böldü parça parça etti ayrılık (oy yandım oy ayrılık oy)

Yollarıma engel geldi kış gibi
Gülsem bile iki gözüm yaş gibi (oy yandım oy ayrılık oy)
şahin pençe sinde yavru kuş gibi
Böldü parça parça etti ayrılık (oy yandım oy ayrılık oy)❞

❝Yaralandım gurbet elde
şu halimi görmeye gel
Yalnızım bir odada
N'olur bir su vermeye gel

Gurbet acı ben yaralı
Dert üstüne dert sıralı
Zalım gurbette duralı
Bir yudum su verenim yok❞