Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Kayseri







Yorum Yaz

Yorumlar
5 - 5 - 0 yorum

Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Açıl Ey Ömrümün Varı
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Kayseri
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Fidayda
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Kara Kaşlar Kara Gözler Sende Var
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Yine Yeşillendi Niğde Bağları
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Yaylalar İçinde Erzurum Yayla
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Derdimin Ortağı
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Bir Çift Durna Gördüm
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - İlk Akşamdan
Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Al Yanak Allanıyor

Etiketler : Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı), Kayseri, Orta, Anadolu, Bölgesi, Türküleri, (Gül, Harmanı), Kayseri, Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Kayseri türkü indir, Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) - Kayseri türkü dinle, Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) türküleri, Kayseri türküsü dinle, Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) türkü dinle, Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) türkü sözleri, Kayseri sözleri, Orta Anadolu Bölgesi Türküleri (Gül Harmanı) mp3 dinle

❝İndim kuyu dibine de
Kuyu dibi saz imiş
Gelin diye sarıldım da
Suna boylu yar imiş

Ay oğlan Adanalı da
Evleri badanalı
Cepte harçlık kalmadı da
Kızlara dadanalı

İndim kuyu dibine de
Baktım suyun rengine
Analar kız besliyor da
Vermiyor sevdiğine

Gel oğlan bize gidek de
Güle nergize gidek
Ya gel sen bize gidek de
Ya ben al size gidek❞

❝Fırın üstünde fırın
Giden askerler durun
Şu gelen dayımın oğlu
Altın sandalya koyun

Dayımın oğluna vay
Sarılsam boynuna vay
Yanarım uğruna hey
Dönerim uğruna hey

Fırın üstünde kürek
Ne efilersin yürek
Dayımın oğlu dururken
El oğlu neme gerek

Dayımın oğluna vay
Sarılsam boynuna vay
Yanarım uğruna hey
Dönerim uğruna hey

Fırın üstünde bakır
Yosmam gözlerin çakır
O çakır gözlerine de
Kurban olsun bu fakir

Dayımın oğluna vay
Sarılsam boynuna vay
Yanarım uğruna hey
Dönerim uğruna hey❞

❝Kaleden iniş molur
Ham demir gümüş molur
Akşamdan sözverip de
Sabaha dönüş molur oğlan
(Oğlan boynuma dolan)

Kalenin ardı tandır
Yandır Allahım yandır
Yarim küsmüş gidiyor
Döndür Allahım döndür oğlan
(Oğlan boynuma dolan)

Çini tabakta bal var
Oğlan anama yalvar
Eğer anam vermezse
El aç Allaha yalvar oğlan
(Oğlan boynuma dolan)❞

❝Davul zurna çalınıyor
On beşliler gelsin deyi
On beşliden asker molur
Topluyorlar ölsün deyi

Gene kavga sesleniyor
On altılı isteniyor
Gidenlerin biri gelmez
Silahları paslanıyor

On altıllı on yedili
Alayından Alim uşak
Kadan alım binbaşı bey
Belin yareylemiş kuşak

Şu görünen el değil mi
Bayrağımız al değil mi
On yedili dedikleri
Yeni açmış gül değil mi❞

❝Süpürgesi yoncadan
Gayet beli inceden
Ben seni sakınırım
Yerdeki karıncadan

Hanım şaşırdın beni
Aşka düşürdün beni
Aşk adamı ağlatır
Dert adamı söyletir

Yokuşta yoruldun mu
Sözüme darıldın mı
Ben sana yar olalı
(Sen bana yar olalı)
Boyumca sarıldın mı

Hanım şaşırdın beni
Aşka düşürdün beni
Aşk adamı ağlatır
Dert adamı söyletir

Süpürgesi saz olur
Gül açılır yaz olur
Ben yarime gül demem
Gülün ömrü az olur

Hanım şaşırdın beni
Aşka düşürdün beni
Aşk adamı ağlatır
Dert adamı söyletir❞

❝Küçükten görmedim de ey ey ana kucağı
Koç yiğit yatağı da ey ey damlar bucağı
Bir yiğit hapsolmakla söner mi ocağı
Gülüm gonca iken soldurdun felek
Ahrete yaralı gönderdin felek

Niğde damlarına verdim özümü
Delbet boğazına diktim gözümü
Niderdim de aldım elin kızım
Söyleyin devlete durmak olur mu
Allahdan gelene karşı konur mu

Katırcıoğlu der ki kırıldı dalım
Yerimden kalkmağa kalmadı halım
Ben sana ne yaptım ey kanlı zalim
Gülüm gonca iken soldurdun felek
Ahrete yaralı gönderdin felek❞

❝Karanfilim budama
(aman) Sefa geldin odama
Geldiyse yarim geldi
(aman) Kimse koymam odama

Of of of gel gel aman
Al sana fındık fındık fıstık
Çürük çıktı yar yar

Karanfilim fil fili
(aman yavrum) Nerden aldın bu dili
Bu dil buranın değil
(aman yavrum) İstanbulun bülbülü❞

❝Akşam arada kaldı
Fitil yarada kaldı
Ellerin yari geldi
Serhoş nerede kaldı

Hele hele ninno gül ninno
Ferman koltuklarına
Alçak bağla feroyu
Değsin topuklarına

Dama vurdum bir depik
Damın direği kepik
Gız ben seni alırım
Allah bilir kim öpük

Hele hele ninno gül ninno
Ferman koltuklarına
Alçak bağla feroyu
Değsin topuklarına

Dama vurdum dam oynar
Damar kestim gan oynar
El oğlu benim neyim
Gördükçe canım oynar

Hele hele ninno gül ninno
Ferman koltuklarına
Alçak bağla feroyu
Değsin topuklarına❞

❝Elinde süt küleği (of aman nazlı yar)
Sütden beyaz bileği (of aman nazlı yar)
Külek kulpun kırılsın (of aman nazlı yar)
Kırdın beyaz bileği (of aman nazlı yar)

Gökte bulut uçuyor (of aman nazlı yar)
Ucu yağmur saçıyor (of aman nazlı yar)
Bıldırki sevdiklerim (of aman nazlı yar)
Bu yıl benden kaçıyor (of aman nazlı yar)

Dam başında dirgenlik (of aman nazlı yar)
Ne hoş olur ergenlik (of aman nazlı yar)
Ergenlikte yar sevmek (of aman nazlı yar)
O da bir bezirganlık (of aman nazlı yar)
Balınan bezirganlık (of aman nazlı yar)

❝Sana deyom sana koca Kayseri
Üstünde Erciyes koç gibi çuver
Başında da canavarlar eğlenmez
Semada bulutlar birbirini kovar

Başından gitmez kışın boranın
Kimdi hafızlar okur Kuranı
Erzurumda Ankarada trenin
Her tarafa işler tellerin gördüm

Sazlık ovalıktır pek geniş arsa
Geçer tüccarların Erzurum Karsa
Dünyada misalin şu yeşil Bursa
Çırpınır ördekler göllerin gördüm

Çoktur alimlerin okurlar dersi
Gayetten şen olur çıktığı kürsü
İnsanları güzel yüzleri nurlu
İbadet ehli alimler gördüm

Güzel fabrikalar işler çalışır
Bütün alimler buradan alışır
Küçükleri büyüklere danışır
Gayet adaletli halların gördüm

Aşık Hasan Kayseriye söz atmaz
Ehl-i takvaların çalışır yatmaz
Kayseri şehrine bin şehir yetmez
Ahlaklı yumuşak pirlerin gördüm❞

❝Eski kaynakların yaş künyesinde
Milattan çok evvel varın Kayseri
Erciyes dağının ifadesinde
Sanırım denizmiş yerin Kayseri

Sen sahipsin Koca Mimar Sinana
Eser verdi insanlığa insana
Yıllar yılı Nuh Nebiden bu yana
Kalkmaz Erciyesten karın Kayseri

Melik Gazi Battal Gazi canlarda
Çok misafirin var yeşil donlarda
Kandilde Beratta aziz günlerde
Arşa direk olur nurun Kayseri

Sende yatar Mevlananın hocası
İlim irfan dolu alimler hası
Seyit Burhaneddin gönül aynası
Bir gizli hikmettir sırrın Kayseri

Hasreti de sende kurdu konağı
Eksik olmaz kamillerin yığnağı
Yazın bir cennettir bostanı bağı
Sert olur kışları serin Kayseri❞

❝Gitme Yemene Yemene
Yemen sıcak dayanaman
Dan borusu er vurulur
Sen çocuksun uyanaman

Gitme Yemene Yemene
Çiğ yumurta bişer derler
Memmet Ali babamoğlu
Garip olan şaşar derler

Şıvara oldum şıvara
İçmezdim içtim cuvara
Ayağını bükememiş
Belini vermiş duvara

Gitme Yemene Yemene
Garışın toza dumana
Mektubunu sal gardaşım
Bacını goyma gümana

Yat da dizime nazlayım
Gara kekili düzleyim
Sene bir yıl on iki ay
Hangi bir gün yol gözleyim❞

❝Her öven oğlunu över
Püskülü boynunu döver
Zorbaz yiğit oğlancığım
Adamı evinde döver

Hüseyin oğlumun hası
Bir yana eğilir fesi
Reçber benim oğlancığım
Tarlalardan gelir sesi

Hüseyin ciride binmiş
Altında atı hopluyor
Şu caminin kapısında
Deli oğlum adam topluyor

Erzuruma gidiciyim
Dizimde galmadı derman
Eğer ki oğlum gelirse
İnekten keserim gurban

Hasta benim oğlum hasta
Su veririm bülbül tasta
Evlendirip beslemedim
İki keklik bir kafeste

Erzurum Hasankalesi
Yıkılıp viran galası
Yennibelin garı söktü
Galan mektubun sırası

Ben bostana indiyidim
Gaysileri olmuş çağla
Dinibir uğruna gitti
Allah işini onara

Söğüt diker guyu gazar
Hüseyinim burda gezer
Öldüğünü aramazdım
Bakınca görünse mezar❞

❝İsmailim yetim gollar
Teskire almış püskülteller
Mehmet davar başı dutar
Fatili de beşşik sallar

Gider kene deynen uşak
Arğın başı hep ekili
Güççük İsmail ölüyor
Dokuz virane vekili

Ben ölüyüm Ali Çavuş
Zahmarıda düşmüş yola
Gafil düşmüş gara goçum
Toprak düşmüş goca gola

Ağam sırım Ahmet ceren
Var mola Bekiri gören
Bayramınız hayırlı olsun
Gardaşı yanında olan

Ilıyarak geldi yazlar
Gadim goyunların guzlar
Bir garadan don giymiş de
Mapisin yolunu gözler

Şordan gelir güle güle
Alim de öle anan da öle
Bogaza bir durna gonmuş
Garışmış toprağı küle❞

❝İlaha gurban oluyum
Borazan Ahmet Çavuşa
Döndü diyor böyle gördüm
Hasta dıkıldı goğuşa

Dört oğlanın dördü öldü
Bizim bir tek nerde galdı
Şarkışladan Kayaltından
Gardaşım izinli geldi

Töbe tokmak galdırmazdım
Gılavuza vurmayınca
Gızlar salımı galdırman
Yalınızım gelmeyince

Sap gağnısı yüklemişler
Sesleri geliyor özden
Osman hayle satar gızı
Vasisi var gelir Sisden

Sahipsizlik ne zorumuş
Yanısıra gidenim yok
Elli deynek vurulur mu
Hastamızın bedeni yok

Sağ köşeye yer eyledim
Gardaş yatar belenerek
Yeni bir talim bellemiş
Ayak atar dolanarak

Evler yayladan inince
Çevrilir gonar özlere
Havludan boynun uzatmış
Seyir ediyor gızlara

Takaklıdan fistan diktim
Tutama gelirdi belim
Harap galasıca sehil
Orda beni çaldı yalım❞

❝Harman yeri pazar oldu
Makine gelir eğlenir
Ana sen ölücün deyi
Şefre de bana yalvarır

Anşe Rahma kör ederim
Ağlan oğlansız Osmana
Orak alır ekin biçer
Maşşallah çalın Aslana

Konağın duvarı uçmuş
Onu da gızlar örüyor
Camız harmanı vururdu
El perşembelik veriyor

Yaz gelir goyunlar guzlar
Ağlaşın gardaşsız gızlar
Senin oğlun gelmez gibi
Elin ğızı zorca gözler

Evimizin ugru yonca
Yonca çıkmış dam boyunca
Vallaha onu biçtirmem
Gara Aslan gelmeyince

Pampal Osman bakar mola
Hem enişte hemi gayın
Ayar ğızı çiftçi ettim
Yekin dayım oğlu yekin❞

❝Kayseridir yavru senin pazarın
Kalem alır kaşlarını yazarım
Yedi yıldır ben ardında gezerim
Öldüm yavrum öldüm senin elinden

Gel güzelim okuyalım yazalım
Yükümüzü bir arada çözelim
Sen öksüzsün ben de garip güzelim
Ne sen beni unut ne de ben seni

Yavrum beni aşıkların tanlamış
El ariftir gezişimden anlamış
Ak memeler domur domur terlemiş
Ak göle yağmurun düştüğü gibi❞

❝İpek mendilini verin
Terini silmeye geldim
Gönlüm senden farımıyor
Beraber ölmeye geldim

Ürüyamda gördüm bugün
Çalmıyor davul düğün
Yaran azgın derdin yeğin
Yaranı sarmaya geldim

Atın tavladan koyruluk
Dumanın göğe savruluk
Bugün yarim son ayrılık
Beraber ölmeye geldim

Açılmış çiçek aşısı
Nerede bunun bacısı
İzin versin binbaşısı
Taburun görmeye geldim

Martini takar dalına
Çıkar dağların salına
Erzurumun Kars eline
Yarimi görmeye geldim

Yandan bağlanır fişeği
Gider çarşıdan aşağı
Hayfını almaya gidek
Toplanın Avşar uşağı❞

❝Azık yolu bilmezidim
Dağlarda ediyom keven
Gidin taburunu gezin
Yok mu Allahını seven

Ergenlerim ergenlerim
Yükte kalsın yorganlarım
Hasanın ektiğin biçmem
Dağda kalsın sergenlerim

Hasan hergetti sen ekme
Yeter bu kadarın çekme
Yerinin koca yerinin
Oğlanlı kapıya bakma

Şöyle uzun kol mu olur
Böyle çürük dal mı olur
Bir obada bir ocakta
Yedi gelin dul mu olur

Üç aylık donunu giydi
Sultanım gitti ekine
Kimi yaralı geliyor
Kimi havale hekime

Hele Sivasa varsanız
Ahraz olanlar dillenir
Özne donunu giymiş de
Sallanır Alim sallanır

Ağır harman kaldırırken
Elim cezve doldururken
Ne der ola bizim uşak
Gavur düşman öldürürken❞

❝Gelibolu Kozlu Çeşme
Ora topçunun gezeği
Gözünün içi tilifli
Kekil Kayseri tozzağı

Battal Dayım bayrak dikmiş
Gelin yenge ben seğmenim
Anama künyemi salma
Kurban oluyum teğmenim

Battal Dayım bayrak dikmiş
Düğününe ulaşırım
Alayda birinci çıktım
Beşi ile güleşirim

Tilifli topçunun gözü
Ağzında dişleri gümüş
Teğmen künye yazarkene
Aman beyim etme demiş

Bıldır bu zaman geldi de
Omuzu çenteli bekar
Ana ben tezkere aldım
Çocuklara verir şeker

Karyolaya sığmamış da
Albay kolunu bağlamış
Bir Kanlıoğlu öldü diye
Kurtlar kuşlar hep ağlamış

Hacı Deden kadan alsın
Çayırda örklü gö kır atı
Orda kalma İsmailim
Orda kalan olur kötü

Hastanede yatarkene
Başında yanar ışığı
Ana benden umudun üz
Gelinine et mudara

Kederlenme bire peder
Dikkat ettim talimime
Selam söyleyin anama
Dokunmasın gelinime

Yiğirmi gün hasta yattım
Öldüm sürünü sürünü
Arkadaşlar tezker alır
Kaldım yerini yerini❞

❝Bergamada garip mezer
Yel eser de kumu tozar
Tabur Azziyeye gelmiş
Dayıları yeğen gezer

Bergamanın önü yazı
Yayılır ördeği kazı
Tabur Azziyeye gelmiş
Yol gözlüyor emmim kızı

Bergamada yatan hasta
Kara kekil deste deste
Mektubunu yaz kardeşim
Yarın bağlanıcı posta

Alaca işlik kırmalı
Mavi şalvarı sırmalı
Koğuşta kefen biçilir
Dayanıp nasıl durmalı

Somadan asker yürüdü
Üstünü duman bürüdü
Halloğlu öldü deyince
Tülü de devem yıkıldı

Memiş Çavuş Memiş Çavuş
Hastamızı gör de savuş
Aramayla bulunmuyor
Yıkılası koca koğuş

Bergamada kavak biter
Kölgesi mezeri tutar
Bu Halloğlunun oğlu
Tosun toplar sürek satar❞

❝Kocataşta ekin biçer
Tırpan sallayı sallayı
Beri gel Gümüş beri gel
Şunu belleyi belleyi

Tırpanı peneğe astım
Ana yorgunum yorgunum
Eller bebeğin seviyor
Yerniğim ana yerniğim

Yamaçta talim ediyor
Belinde kasaturası
Giderken mezer uğradım
Fatma bakmadı yüzüme

Purçak purçak ter terlemiş
Kekil dağılmış yüzüne
Buna kimin nesi derler
Mulla Mustafanın oğlu❞

❝Kırat gitti ben de gittim
Ketenimi bayrak ettim
Gözü kör olası kırat
Başı cığallımı nettin

Kıratımın ardı bağa
Yönünü döndermiş dağa
Oğlum ora varmadı mı
Sırkıntoğlu Samur Beğe

Sikke kakık örk takılı
Bende koymadın akılı
Mehmet cahil ben yemiğim
Kesmedim gelin kekili

Bir ok attım Ağcasaza
Cereni koyurdum düze
Aşağıya çok giderdi
Meğer vurgunumuş kıza

Tecirli almış araya
Düşememişler dereye
İkisi de bir araya
Kırat nenni oğlum nenni

Del ineğim yurda kaçar
Ağızından köpük saçar
Tez gelesin ergen oğlum
El göçmeden anan göçer

Kıratı da beder beder
Çalkanarak tumar eder
Mor üçgüllü yerde güder
Kırat nenni oğlum nenni❞

❝Yekin Ağ Meryemim yekin
Orağı koluna takın
Sahipsizliğin yüzünden
Duran ile biçer ekin

Kadanı alıyım Melek
Bir kız sana çok muyudu
Başın darda ise kızım
Dezzelerin yok muyudu

Bura benim evim değil
Gider kapımda dizlerim
Ağ Meryemim can verirken
Ha göreyidi gözlerim

Sabahınan kalktımıdı
Tan davulu vuruluyor
Yumuldum yumuldum düştüm
Cendermeler darılıyor

Ne mutlu kızım canına
Cipler geliyor yanına
Elin ahırında ölme
Yakışmaz tülüm şanına

Kendiri boynuma taktım
Anam görsem hallarımı
Yanımı duvara çaldım
Dişim kesti dillerimi❞

❝Kapıya kaldırdım bayrak
Tüfek öter seyrek seyrek
Gebene okuntu saldım
Armağanım kanlı köynek

Abalar giydim abalar
Kınaman beni obalar
Poyrazoğlum can veriyor
Kah yekinir kah çabalar

Kanlı köynek kanlı köynek
Yumam seni kuruturum
Poyrazoğlum geleneçe
Bohçalarda çürütürüm

Kayfesi kaynar ocakta
Uşak kalmadı kucakta
Ne yatarsın kuzularım
Öğle vakti ısıcakta

Şu Eşkilerin deresi
Hayli çekiyor arası
Birin vur da birin bırak
Eli kolu kuruyası

Nenni Poyrazoğlum nenni
Kucakladım alakanlı
Öldürürler seni oğlum
Patpatlar ezelden kinli

Kapımızın önü ekin
Yekin Poyrazoğlum yekin
Ağlamaya arlanıyom
Düşmanların evi yakın

Yedi sene dul oturdum
İki tek şitil yetirdim
Elli atlı altmış yayan
Alime gelin getirdim

Yol üstünde kutmu kese
Çaldım ağzın bağlamaya
Eller düğünde bayramda
Ben oturdum ağlamaya❞

❝Eminem gemik veramı
Yunduğ da dayısının öranı
Her ana doğurmaz böyle ceranı
Ceranım der de ağlar gezerim

Eminem Eminem gelin Eminem
Gelinnik donunu gey de salın Eminem
Arhandahı belik galın Eminem
Ben sana nasıl ağlayım

Mavu kurgu arhasında
Gezer sallanı sallanı
Gızım elimden aldılar
Yandım gorlanı gorlanı

Evlerinin uğrı iğde
Dallarını eğep durır
Türkün oğlu gelmiş bize
Hani yarim deyip durur
Yavrum sana yar bulunur
Top zilifli gaip durur

Biner atın eyisine
Çıhar yolın gıyısına
Eminem gelinniğ eder
Guçcuk Ziya dayısına❞

❝(Seyrani)
Kayseri ilinden geldim buraya
Hasretlik duygusu başlar sılaya
Teker teker çalın geçin sıraya
Mert oğlu mert ile güreşe geldim

(Nami)
Kayseri ilinin yolları uzun
Tıfıla benzersin acırım kuzum
Ulu Mevla bana verirse izin
Senin ile oğul güreşe geldim

(Seyrani)
Yaşlısın pederim kamil değilsin
Baktım bu divana amil değilsin
Bu sazın sözünü şamil değilsin
Mert oğlu mert ile güreşe geldim

(Nami)
Cezasını çeker zöhmün azgını
Yaradan Hak verir kulun rızkını
Senin de keserim çabuk hızını
Senin ile oğul güreşe geldim

(Seyrani)
Aşık Seyrani'yim Hak'tan korkarım
Aşkın şahiniyim pençe takarım
Gözüne kestirme seni yıkarım
Mert oğlu mert ile güreşe geldim

(Nami)
Aşık Nami'yim ben namdardır ismim
Çetine benziyor gönlünce hasmım
Fidansın kıyamam söylensin ismin
Senin ile oğul güreşe geldim❞

❝Kayseri'den bindim idi trene
Makinistler el atıyor frene
Gelir iken yolum düştü örene
Sordum senin yaşın kaç kabadurak

Var mı idi paşan okur yazarın
Hanların hamamın çarşı pazarın
Kalmamış içinde bir tek gezerin
Dedi yalan dünya boş kabadurak

Hangi dine bağlı neye tapardın
Halkın tüccar mıydı neyi satardın
Kaç asırdan beri burda yatarsın
Acep senin yaşın kaç kabadurak

Burda yatar mıydı koyunlar yozlar
At deve otlar mı gördüğüm düzler
Cesur koç yiğitler gelinler kızlar
Dedi yalan dünya boş kabadurak

Dedim viran yayla mıydın yurt muydun
ınsanların yiğit miydi mert miydin
Yumşak huylu muydun yoksa sert miydin
Dedi eski günler düş kabadurak

Harap olmuş duvarların taşların
Burma bıyıkların çatık kaşların
Acep kaça basmış idi yaşların
Sorma yalan dünya boş kabadurak

Viran oldum baykuşlarım ötüşür
Beni gören ciğerleri tutuşur
Top kekilli güzellerim yetişir
şimdi eski günler düş kabadurak

Güzellerin halı kilim dokur mu
Ördeklerin bülbüllerin şakır mı
ınsanların zengin yoksa fakir mi
Nidem yalan dünya boş kabadurak

Alimlerim okur idi ilimi
Kimselere eylemedim zulümü
Ben bilirim Yavuz Sultan Selim'i
Ele geçmez dünya kuş kabadurak

Viraneyim Aksak Timur kastım var
Selçuklunun döşediği postum var
Aşık Hasan gibi garip dostum var
Gayrı yalan dünya boş kabadurak❞

❝Kayseri mektebine oldum candarma
Nazlı yarim el sözüne aldanma
Benden başka yar seversen güvenme

Nafilesin sevdiğim de gonuşmam gayrı
Ellerinen olmuşsun barışmam gayrı

Gönül kasesini kırdıktan kelli
Gönül askılarda kaldıktan kelli
Nideyim dünyanın bol olduğunu
Nazlı yarim ellerinen olduktan kelli

Yanayım yanayım da derdime yanayım
Kimse fırsat vermedi gülem oynayım❞

❝Kayseri tarağını başına sokmuş
Eğdirmiş efeyi püskülü takmış
Ağ ellere al kınalar yakmış
Yanal elma gümüş yüzün üstüne

Elinde diziyor mercanla inci
Gören yiğitlere veriyor sancı
Ne güzel domurmuş narı turuncu
Topak topak koymuş döşün üstüne

ıbrişim örgü mor beliğe dolaşık
Onu gören yiğitler oluyor aşık
Kendi esmer de zülüfler dolaşık
Altın saç bağsı belin üstüne

(Bu kısımdaki kelimeler aktarılmıyor)
(Bu kısımdaki kelimeler aktarılmıyor)
Bakışları beni divane eder
Sırmalar giyinmiş alın üstüne❞

❝Kayseri vilayet Sarız kazamdır
Büyükörtülü'de köyümdür benim
Dört kaşlı Kazım benim babamdır
Hazreti Adem'de soyumdur benim

Yaşım yirmi dokuz sevdakar oldum
Çalarım sazımı gönlüm ahuzar
Derdi Derya imiş ismimi bildim
Bu cansız cemalim gölgeye benzer

Derdim gayet çoktur deryaya benzer
Gönlüm balık gibi içinde yüzer
Her gün artar işim ahızar
Arzum ve muradım naktır aşıkar❞

❝Kayserinin odaları damgalı
Küçücükten benim başım kougalı

Aslı hanım Kayseriye vardın mı
Kayserliler kaypak olmuş gördün mü

Kayserinin ocaklığı burmalı
Süleymanın boynuzunu kırmalı

Aslı hanım Kayseriye vardın mı
Kayserliler kaypak olmuş gördün mü

Kayseriden bir yar sevdim gaziler
O da günde türlü-türlü naz eyler

Aslı hanım Kayseriye vardın mı
Kayserliler kaypak olmuş gördün mü❞