Onur Şan - Sıla







Yorum Yaz

Yorumlar
5 - 5 - 0 yorum

Onur Şan En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Onur Şan - Kara Kiraz
Onur Şan - Yarim Yarim
Onur Şan - Siyah Zülfün Tellerine
Onur Şan - Hata Benim
Onur Şan - Açmam Diyor
Onur Şan - Annem
Onur Şan - Kapıya Çıktım Ki Yeller Esiyor
Onur Şan - Yetiş
Onur Şan - Dağ Dağın Aynasıdır
onur şan - yüce dağdan bir yol iner (malatya-arguvan)

Etiketler : Onur Şan, Sıla, Onur, Şan, Sıla, Onur Şan - Sıla türkü indir, Onur Şan - Sıla türkü dinle, Onur Şan türküleri, Sıla türküsü dinle, Onur Şan türkü dinle, Onur Şan türkü sözleri, Sıla sözleri, Onur Şan mp3 dinle

❝Ayrıldım sıladan sızlıyor içim
Bir gece içinde ağardı saçım
Derildi barhanam dürüldü göçüm
Beni gören dağlar taşlar ağlasın

El ele geliyor çifte kardaşlar
Akıttım gözümden kan ile yaşlar
Şimdi çiçek açtı bizim ağaçlar
Üzerine konan kuşlar ağlasın

Gidip gelmemek var gelip görmemek
Kendini bilene bu söz ne demek
Zayoldu bunca yıl çektiğim emek
Mezarıma yağan kışlar ağlasın❞

❝Atım kalk gidelim sılaya doğru
Tırnağını taşa vurmam düzünen
Koç yiğit de gurbet ele düşerse
Yanar bağrı ateşinen közünen

Bilirdim Kilisi ezel ezeli
Çok olur oranın okur yazarı
Şirin olur Antep ile güzeli
Eğler koç yiğidi cilve nazınan

Karaykuyu derler beyler dolanır
Orda içen Gödelide sulanır
Pazarcık suyunda gönlüm bulanır
Ötüşür ördeği turna kazınan

Ahir Dağına erken geçin ağalar
Alişar çevresi bahçeler bağlar
Kısıkın yöresi şol ulu dağlar
Karı yatar namlı namlı buzunan

Dadaloğlum der sılaya varalım
Orada dost hatırını soralım
Ketizmenden Pınarbaşın bulalım
Eşe Fatmam oynar döner nazınan❞

❝Şu Silayı gece geçtim görmedim
(aman aman aman aman)
Hop terelelli lelli lelli yar
Fiş (Viş) terelelli lelli lelli yar

Acı tatlı sular içtim ölmedim
(aman aman aman aman)
Hop terelelli lelli lelli yar
Fiş (Viş) terelelli lelli lelli yar

Şu Silanın edirafı meteriz
(aman aman aman aman)
Hop terelelli lelli lelli yar
Fiş (Viş) terelelli lelli lelli yar

Meterizden yağlı kurşun atarız
(aman aman aman aman)
Hop terelelli lelli lelli yar
Fiş (Viş) terelelli lelli lelli yar

Şu Silanın ufak tefek taşları
(aman aman aman aman)
Hop terelelli lelli lelli yar
Fiş (Viş) terelelli lelli lelli yar

Keman olmuş sevdiğimin kaşları
(aman aman aman aman)
Hop terelelli lelli lelli yar
Fiş (Viş) terelelli lelli lelli yar❞

❝Gurbetin tadı kaçtı
Al beni götür beni
Sinemde yara açtı
Al beni götür beni

Al beni al beni al beni götür götür beni
Al beni götür beni sılama yetir beni

Ben nerde köyüm nerde
Sağlamdım düştüm derde
Ölürsem koyma burda
Al beni götür beni

Al beni al beni al beni götür götür beni
Al beni götür beni sılama yetir beni

Şahballı derde yanam
Ah çeker Kezibanım
Yol bekler garip anam
Al beni götür beni

Al beni al beni al beni götür götür beni
Al beni götür beni sılama yetir beni❞

❝Gine gönül sılasını arz eder
Görünür gözüme yol garip garip
Aşık olan evin yurdun terk eder
Alır sazın söyler tel garip garip

Gurbete gidenin hali bilinmez
El gülse de gariplik var gülünmez
Gönül ister amma geri dönülmez
Halim arz eyleyen dil garip garip

Eşrefoğlu rahmet yağar havadan
Unutman ahbaplar bizi duadan (doğadan)
Bahar gelir kuşlar uçar yuvadan
Öter dertli bülbül gül garip garip❞

❝Ey dostlar bir haber geldi sıladan
Eğer essah ise büktü belimi
Dediler ki sevdiğini el almış
Kadir Mevlam nasip eyle ölümü

Şahin dedikleri bir küçük kuştur
Yarin güzelliği göz ile kaştır
Kadir Mevlam beni yare ulaştır
Irak ise yakın eyle yolumu

Deli gönül yükseğinden uçmayım
Uçarsam da kanadımı açmayım
Muhannetin köprüsünden geçmeyim
Coşkun sele uğratayım kulumu

Serdari der yükseğinde gezmeyim
Dost elinden dolu bade süzmeyim
Yarden başkasına kuşak çözmeyim
Yedi yerden bağlatayım belimi❞

❝(Azmi)
Ey Efkari karşı sırtlar
Bak ne güzel sol ormanda
Rüzgar eser sular çağlar
Bülbül şakır gül ormanda

(Efkari)
Bütün varlık bütün hayat
Her güzellik bil ormanda
Sev ormanı neşe kazan
Gönül yasın sil ormanda

(Azmi)
Eğer kalır isen yasta
Git ormana olma hasta
Muzafferle Zihni usta
Yerleşmişler bol ormanda

(Efkari)
Onlar da kıymetin bilmiş
Fikir edip hisse almış
Tatlı hülyalara dalmış
Her gün açmış fal ormanda

(Azmi)
Hevesleri zarar vermek
Günde bir ağaç devirmek
Tarla sınır yol çevirmek
Böylelerin sil ormanda

(Efkari)
Kıymetini bil ormanın
Zararı çok hor görenin
Yara merhem urmanın
Çareleri bil ormanda

(Azmi)
Su düzeni hava çiçek
Kuş karınca süslü böcek
Bin hazine saklı gerçek
Değerin bul gel ormanda

(Efkari)
Bir yan yamaç bir yan kaya
Bir yön çayır bir yön boya
Bir eteğin vermiş suya
Türlü gökçek hal ormanda

(Azmi)
Orman gider dağlar kalır
Kuru çıplak bağlar kalır
Gözü yaşlı ağlar kalır
Saçlarını yol ormanda

(Efkari)
Aklı olan orman yıkmaz
Üşürse de ateş yakmaz
Hep kendi karına bakmaz
Yurda lazım dal ormanda

(Azmi)
Azmi ağaç mutlu varlık
Orman güzel kutlu varlık
Yağlı sütlü otlu varlık
Türlü cevher bul ormanda

(Efkari)
Koru güzel ormanını
Şenlet yurdun dört yanını
Efkari düşün yarını
Koparma bir dal ormanda❞

❝Bir adam girmiş ormana
Balta ile fidan keser
Bakmaz sağa sola yana
Katil gibi çok can keser

Ağaç der ki kıyma bana
Her zaman lazımım sana
Suyumdan iç kana kana
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki süzeceğim
Kesip seni yüzeceğim
Sıra sıra düzeceğim
Vazgeçmem keserim seni

Ağaç der onmaz yaş kesen
Vahşi adamdır baş kesen
Cehennemlik ağaç kesen
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki biçeceğim
Satıp rakı içeceğim
Her işten vazgeçeceğim
İmkan yok keserim seni

Ağaç der ki ekip biçsen
Helal yiyip helal içsen
Nolur ki benden vazgeçsen
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki harcım çoktur
Verilecek borcum çoktur
Yüreğimde acım çoktur
Elbette keserim seni

Ağaç der ki Haktır benim
Marifetim çoktur benim
Veremliye doktor benim
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki nolacağım
Seni burdan çalacağım
Satıp bir kız alacağım
Çare yok keserim seni

Ağaç der ki sen de alış
Tarla bostan ek de çalış
Para kazan kız al seviş
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki ister yaş ol
Tuba ağacına eş ol
İsterse ondan da baş ol
İlle de keserim seni

Ağaç der ki el olurum
Yerlere çengel olurum
Sellere engel olurum
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki binam yoktur
İçinde bir sunam yoktur
Babam yoktur anam yoktur
Nolacak keserim seni

Ağaç der ki ben nevreste
Kesersen olursun hasta
Ahım çıkar asta beste
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki tıkacağım
Dipten dibe sokacağım
Hem kurutup yakacağım
Keser de keserim seni

Ağaç der ki atar seni
Yaradanım tutar seni
Benden beter eder seni
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki sindiririm
Bir dereye indiririm
Arabaya bindiririm
Bir ala keserim seni

Ağaç der ki ağdırırım
Bulutları yağdırırım
Sürüleri sağdırırım
Yalvarırım kesme beni

Adam der ki işte balta
Devir ağacı yan yata
Haz duyarım sata sata
Beklemem keserim seni

Ağaç der Allahtan oldu
Karşıdan bir arslan geldi
Adam korktu benzi soldu
Demedim mi kesme beni

Adam der hemi nolacak
Bu arslan beni alacak
Sevdiğim yetim kalacak
Aman ağaç kurtar beni

Ağaç der tırman başıma
Dalıma sarıl üşüme
Arslanın burda işi ne
Demedim mi kesme beni

Adam der ki sen ağaçsın
Taze bir fidansın yaşsın
Kıymetlisin nazik hoşsun
Aman ağaç kurtar beni

Ağaç der çekme ahüzar
Cümleye yar Perverdigar
Başım üstünde yerin var
Demedim mi kesme beni

Ağaçlar da yandı tüttü
Bunca çektiklerim yetti
Arslan döndü geri gitti
Demedim mi kesme beni

Adam der bende var sızı
Allah senden olsun razı
Ağaçlar kurtarır bizi
Yaş ağacı kesmeyelim

Bak Allahın hikmetine
İnsanlar koşar çetine
Uluların hürmetine
Yaş ağacı kesmeyelim

Ağaç mazlum insan zalim
Bu dünyanın sonu ölüm
Dursun Cevlan doğru yolum
Yaş ağacı kesmeyelim❞

❝Sıladan uzakta kalan insanım
Gözünde yaşını bol eder gurbet
Baş yastığa gelse ağrısa başın
Sanki Azraile gel eder gurbet

Kimse bakmaz gariplerin yüzüne
Kulak veren olmaz onun sözüne
Yiğit arslan olsa özü özüne
Karşıda kediyi fil eder gurbet

Şeref der derdini vatanına yaz
Gahi sıcak çektim gahi de ayaz
Sinem kağıt dilim kalem mektup saz
Üstüne gözyaşım pul eder gurbet❞

❝Boztepenin başında anam
Evim olsa dururum
Beylik tabancam olsa anam
Vallah seni vururum

Boztepenin başında anam
Yar oturmuş saz çalar
Allah ben nasıl edim anam
Dar geliyor gopçalar

Boztepenin başında anam
İnek yayarım inek
İnen senin yüzünden anam
Yedim yüz elli deynek

İstanbulda terziler anam
Dike dike bezdiler
Kalk gidelim Fadimem anam
Bizden şüphe sezdiler

Karşıdan gel karşıdan anam
Bizim evin başından
Mayıs dumanı gibi anam
Sevda kalkmaz başımdan

Boztepenin başında anam
Yuvarladım boncuğu
Ne dertlere düşürdün anam
Benim gibi çocuğu❞

❝Bir haber almadım rahm-i sıladan
O zalimin aşkı geçti mi bilmem
Mübarek yaz gelip cennet misali
Güller yaprağını açtı mı bilmem

Ağaçlar al giyip otlar bitti mi
Güller cuşa gelip bülbül öttü mü
Herkes yaylasına çekip gitti mi
Evler meşeliğe göçtü mü bilmem

Kara çalı konca güle sarışır
Yazbahar ayına yeni erişir
Civcivler büyür çığa karışır
Yavrular yuvadan uçtu mu bilmem

Nazlı yarim zülfünün telinden
Ayrı düştüm vatanımdan elimden
Sefil Meydan sevdiğinin elinden
Bir kadre badeyi içti mı bilmem❞

❝Ala kar mı yağdı gamlı başına
Erciyes dağları kolay erir mi
Ben gidince dost girer mi düşüne
Kendini görmeyen Hakkı görür mü

Yüksekten yükseğe erler nidası
Leylaların Mecnun olur fedası
Her Hasanın elbet vardır cüdası
İnsan sevdiğine avu verir mi

Kayadan kayaya sararan sümbül
Sümbülün derdinden bilir ehli dil
Yapraktan yaprağa kovulan bülbül
Bin çiçekli bal olsa da durur mu

Boşuna Mahzuni yalvarıp yakar
Gözlerinin yaşı içine akar
Değ mümine münkir nereden çıkar
Çağrılmayan yere insan varır mı❞

❝(Aldı Şenlik)
Merhaba usta Sümmani gevher saçan merhaba
Kelam-i- Kadim içinde harfi seçen merhaba
Hasret galdıh bu dünyada mahitab ziyasına
Dünyanın müzeyyen keyfin goyup geçen merhaba

Namert odu ehli dilde hasiyet görse dana
Mağribi maşruka katsam tenzil edersin ona
Cıhıpsan Arş-ı alaya ismi ayandı sana
Melehler sarfında durup Arşta uçan merhaba

Kerametin zuhur etdi ehlidiller başısan
Şenlikin gözünün nuru hulüskar gardaşısan
Cennet-i Bihişt bağında müminler yoldaşısan
Hazreti Gırhlar yedinden bade içen merhaba

(Aldı Sümmani)
İmran lisaniyle mücevher satan
Ehli dil Şenlikim sen misin gardaş
Mağribden maşruka beyanbe beyan
Alemde ürüşan gün müsün gardaş

Sinen müzeyyendir gevher dükkanı
Lal-i zer yığnağı mücevher kanı
Bir görenler bir de arzular seni
Can içinde şirin can mısın gardaş

Sümman hizmet eder gevher satana
Ben de geldim gardaş sizin vatana
Lütfün hana benzer hükmün sultana
Bu Çıldır elinde can mısın gardaş❞

❝(Hicrani)
Eremedim kahbe felek örnegen
Yolum düştü çıkılmaz bir dernegen
Hicrani bir ehi-i aşık ararken
Bu Gümüşhanede Cemale geldik

(Cemali)
Fikir aklımızın cevahir taşı
Gözümden dökülür hasretlik yaşı
Hicran Cemalinin aşık kardeşi
Gizlide gezerken ayane geldik

(Hicrani)
Başıma konalı bu hicran tacı
Bu Gümüşhaneye olmuşam yolcu
Nerde aşık duysam oluram avcı
Çıkmış sahralarda ceylan ararım

(Cemali)
Güzeldir sözlerin kamil aslında
Yiğitlik bellolur yiğit neslinde
Cemali dolgundur aşk faslında
Vasfını yapmaya Hicran ararım

(Hicrani)
Sarraflar toplansa pazar açılsa
Ağırdır metaım satamaz bizi
Altun kantar gümüş çengel asılsa
Ben bir Kopdağıyam tartamaz bizi

(Cemali)
Harabat ehli olan aşkını süzer
Bu aşkın elinden değilem bizar
Cafer-i tayyar olan dört yanı gezer
Şahine benzeriz tutamaz bizi

(Hicrani)
Çok zorum var kocalıktan pirlikten
Nice aşık kestirmişem erlikten
Tezgahım tunçtandır telim çelikten
Her terzi makası yırtamaz bizi

(Cemali)
Nice küheylandan aldım yarışı
İmlayı imlaya getirdim karşı
Yüz bin şehir gördüm bin dahi çarşı
Her altın anahtar açamaz bizi

(Hicrani)
Hicrani der bu sevdanın nesiyem
Temeli mermerden kurmuş kürsiyem
Hazreti Aliden Pir lokmasiyem
Olur olmaz aslan yutamaz bizi

(Cemali)
Her yanı Cemalin dert ile pişmiş
Aşkın badesini kudretten içmiş
İşte bu meydane er olan geçmiş
Her mancınık canım atamaz bizi❞

❝Yaylanın (aman gel aman) mermer taşları
(eşim aman aman)
Eladır Aşanın gaşları (vay aman)
Bir omuzdan (aman gel aman) bir omuza saçları
(eşim aman aman)

Olmalı yar gözel olmalı (vay aman)
Dünyada dengini bulmalı

Yaylanın (aman gel aman) yeşil olur üzümü
(eşim aman aman)
Severler boyu da uzunu (vay aman)
Aldattım (aman gel aman) aldım kızını
(eşim aman aman)

Olmalı yar gözel olmalı (vay aman)
Dünyada dengini bulmalı❞

❝Bir mektup yazdım sılaya
Yare armağanım olsun
Zarfa koydum göz yaşımı
Yare armağanım olsun

Yardan haber getirseler
Sevincimi artırsalar
Beni kurban götürseler
Yare armağanım olsun

Beyhaniyem yüzün görem
Ben de muradıma erem
Bütün ömrüm sana verem
Yare armağanım olsun❞

❝Brastikten çıktım fecir ışılar
Vurmuşlar Fevziyi kanı fışılar
Yanıma gelmiyor zalim komşular

Demeyin demeyin Fevzi vuruldu
Kanı duruldu köye duyuldu

Brastikten çıktım yüküm eriktir
Açmayın yaramı delik deliktir
Benim sevdiğim de taze feriktir

Demeyin demeyin Fevzi vuruldu
Kanı duruldu köye duyuldu❞

❝Munzur dağı ışıl ışıl ışılar
Geyik yavrusunu almış mışılar

Munzur dağı hiç mi karın erimez
Erir ama inadına yürümez

Kemahın önünde akıyor Fırat
Al beni götür de sevdiğim kırat

Kemah dedikleri beydir paşadır
Altı bin nüfuslu beş yüz hanedir❞

❝Sılaya giden gardaşlar
Götür kelamı kelamı
Uğrar isen dost köyüne
Söyle selamı selamı

Sevdiğim zülfün bozulmuş
İnciye mercan dizilmiş
Alnıma böyle yazılmış
Hasret kalemi kalemi

Sefil bülbül dalda ötmez
Dost hayali serden gitmez
Yaram azmış merhem tutmaz
Gezek alemi alemi❞

❝Uzun müddet haber yoktur sılamdan
Her posta geldikçe gönlüm yerinir
Haber yok evlad ü ayal anamdan
Can postanelere varır sürünür

Kör olsun gurbetin kahrı bitmedi
Gidemem vatana çilem yetmedi
Gül de taksam bülbülümüz ötmedi
Altın kafes olsa viran görünür

Bahar geldi seyran için iline
Herkes sevdiğini takmış koluna
Zihniya gurbetin gider yoluna
Hasretli sineme hicran sarınır❞

❝Ayrıldım sıladan gurbete düştüm
Dolanı dolanı yoruldum artık
Bahar seli gibi çağlayıp coştum
Bulanık akarken duruldum artık

Vefasız dünyada bir gün gülmedim
Dostum ile düşmanımı bilmedim
Şu dünyada muradımı almadım
Ben de bu talihe darıldım artık

Alim der ki mahveyledim bu canı
Gülmedim gezdim de bütün cihanı
Allahım ver helalından ihsanı
Dolanı dolanı yoruldum artık❞

❝Hasret kaldım sılama
Derde derman arama
Madem tabip değildin
Niçin baktın yarama

Halımız yar halımız
Nolacak bu halımız
Sen başın alıp gettin
Kaldım burda yalınız

Giderem gider oldum
Dertlere heder oldum
Sen benden ayrılalı
Mecnundan beter oldum

Halımız yar halımız
Nolacak bu halımız
Sen başın alıp gettin
Kaldım burda yalınız❞

Hasta düşmüş yar sılada
Duramam ki ben burada yar
Dağlar engeldir arada
Sana gelen bana gelsin yar

Öldüğünü söylemeyin
Beni deli eylemeyin
Kaşı kemandır demeyin
Ben ölürüm yar

Gönlümün ışığı söndü
Baharlarım kışa döndü
Yandı bu yüreğim yandı
Hasretimiz bitti mi yar yar

Öldüğünü söylemeyin
Beni deli eylemeyin
Kaşı kemandır demeyin
Ben ölürüm yar

Açın bakayım yüzüne
Dünya görünmez gözüme yar
Ölürüm ben bir sözüne
Kavuşmamız böyle miydi yar

Öldüğünü söylemeyin
Beni deli eylemeyin
Kaşı kemandır demeyin
Ben ölürüm yar❞

Bugün çay bulandı yarın durulmaz
Yol ver dağlar ben sılama varayım
Karlı dağlar varayım Zalım dağlar varayım
Muhabbetli yardan gönül ayrılmaz
Yol ver dağlar ben sılama varayım
Karlı dağlar varayım Zalım dağlar varayım

Gurbet elde efkârım var zarım var
Sılada bekleyen nazlı yârim var
Bizi ayırana intizarım var
Karlı dağlar yaz gele Zalım dağlar tez gele
Bizi ayırana intizarım var Oy dağlar…
Yol ver dağlar ben sılama gideyim
Karlı dağlar gideyim Zalım dağlar gideyim

Ezeli de karacoğlan ezeli
Döküldü bağların gülü gazeli
Gurbet elde ben nideyim güzeli
Karlı dağlar güzeli zalım dağlar güzeli
Gurbet elde ben neyleyim güzeli oy dağlar…
Yol ver dağlar ben sılama gideyim
Karlı dağlar gideyim Zalım dağlar gideyim❞

❝Bir yiğit sıladan gitmeli olsa
Acısı yüreğinden çıkmaz sılanın
Varıp gurbet ilde mekan tutarsa
Hayali gözümden gitmez sılanın

Ovalar ovalar engin ovalar
Gözüm yaşı biri birin kovalar
Gülistan içinde bülbül yuvalar
Çalısı çırpısı güldür sılanın

Gidi rakib bize kasd ile bakar
Biz öksüz kulları odlara yakar
Her sabah her sabah misk gibi kokar
Kayası toprağı taşı sılanın

Karac'oğlan eydür gelenler gider
Va'desi yetenler borcunu öder
Kuşlar yılda birkez sılaya gider
Onlar da terkini komaz sılanın❞

❝Çarşılardan bir mum aldım yakmağa
(edalı suna boylum yakmağa)
Yakup yakup yar yüzüne bakmağa
(sevdalı binlik binlik yakmağa)

Bu şişeler bugün değil dün doldu
(edalım suna boylum dün doldu)
Ak gerdanından emerken kan doldu
(edalı suna boylum kan doldu)❞

❝Çarşılardan üç mum aldım yakmaya
Edalı suna boylum yakmaya
Sevdalı suna boylum yakmaya

Yakıp yakıp yar yüzüne bakmaya
Edalı suna boylum bakmaya
Sevdalı suna boylum bakmaya

Çarşılardan çarşaf aldım başıma
Edalı suna boylum başıma
Sevdalı suna boylum başıma

Bana verdin verme eller başına
Edalı suna boylum başına
Sevdalı suna boylum başına❞

❝Çıktıkça sılaya gözümde yanar
Ilgıt ılgıt eser yeli vatanın
Hasreti yaradır içimde kanar
Burcu burcu kokar gülü vatanın

Çayırı düz halı bayırı çimen
Kırları çiğdemli bağı yasemen
Ne kadar methetsem tarif edemem
Savaşta nam almış eri vatanın❞

❝(Azmi)
Ey Efkari karşı sırtlar
Bak ne güzel sol ormanda
Rüzgar eser sular çağlar
Bülbül şakır gül ormanda

(Efkari)
Bütün varlık bütün hayat
Her güzellik bil ormanda
Sev ormanı neşe kazan
Gönül yasın sil ormanda

(Azmi)
Eğer kalır isen yasta
Git ormana olma hasta
Muzaffer'le Zihni usta
Yerleşmişler bol ormanda

(Efkari)
Onlar da kıymetin bilmiş
Fikir edip hisse almış
Tatlı hülyalara dalmış
Her gün açmış fal ormanda

(Azmi)
Hevesleri zarar vermek
Günde bir ağaç devirmek
Tarla sınır yol çevirmek
Böylelerin sil ormanda

(Efkari)
Kıymetini bil ormanın
Zararı çok hor görenin
Yara merhem urmanın
Çareleri bil ormanda

(Azmi)
Su düzeni hava çiçek
Kuş karınca süslü böcek
Bin hazine saklı gerçek
Değerin bul gel ormanda

(Efkari)
Bir yan yamaç bir yan kaya
Bir yön çayır bir yön boya
Bir eteğin vermiş suya
Türlü gökçek hal ormanda

(Azmi)
Orman gider dağlar kalır
Kuru çıplak bağlar kalır
Gözü yaşlı ağlar kalır
Saçlarını yol ormanda

(Efkari)
Aklı olan orman yıkmaz
Üşürse de ateş yakmaz
Hep kendi karına bakmaz
Yurda lazım dal ormanda

(Azmi)
Azmi ağaç mutlu varlık
Orman güzel kutlu varlık
Yağlı sütlü otlu varlık
Türlü cevher bul ormanda

(Efkari)
Koru güzel ormanını
şenlet yurdun dört yanını
Efkari düşün yarını
Koparma bir dal ormanda❞

❝Sılayı gurbette yitmiş
Sormayın o bir gariptir
Aha da tükenmiş bitmiş
Yormayın o bir gariptir

Karışmayın bu kaçara
Zaten derdine yok çare
Arada kalmış biçare
Vurmayın o bir gariptir

Çınara yük geldi serçe
Döküldüler külçe külçe
Gönlü zaten parça parça
Kırmayın o bir gariptir

Dostlar bu canına kıya
Rahat ölsün doya doya
Bundan sonra ona yuva
Kurmayın o bir gariptir

Kovan gurbet el arıya
Kuşlar bakmadı darıya
Merhem zıt gitmiş yaraya
Sarmayın o bir gariptir

Bal yapmadı arı beyi
Çiçekler zehirli deyi
Dünü bugününden iyi
Yermeyin o bir gariptir

Dertlen derde dert ulamış
Gönlünü derde bulamış
Gözyaşlarıyla sulamış
Görmeyin o bir gariptir

Devran Baba döner bire
Gönüllere gire gire
Hergün üstüne bin kere
Varmayın o bir gariptir❞

❝Gine gönül sılasını arzeder
Görünür gözüme yol garip garip
Aşık olan evin yurdun terkeder
Alır sazın söyler tel garip garip

Gurbete gidenin hali bilinmez
El gülse de gariplik var gülünmez
Gönül ister amma geri dönülmez
Halim arzeyleyen dil garip garip

Eşrefoğlu rahmet yağar havadan
Unutman ahbaplar bizi duadan
Bahar gelir kuşlar uçar havadan
Öter dertli bülbül gül garip garip❞

❝Gine gönül sılasını arzeder
Görünür gözüme yol garip garip
Aşık olan evin yurdun terkeder
Alır sazın söyler tel garip garip

Gurbete gidenin hali bilinmez
El gülse de gariplik var gülünmez
Gönül ister amma geri dönülmez
Halim arzeyleyen dil garip garip

Eşrefoğlu rahmet yağar havadan
Unutman ahbaplar bizi duadan
Bahar gelir kuşlar uçar yuvadan
Öter dertli bülbül gül garip garip❞

❝Gamlı gönül almış sıladan haber
Bahar olmuş gonca güller yerişmiş
Çok da açsın bağlarında çiçekler
Ben olmadan orda bahar erişmiş

Dertli gönül tez revan ol o yola
Yaktı ciğerimi dağ oldu sıla
Ayrılıklar bedel oldu yüz yıla
Gurbet düşman olmuş cana girişmiş

Yandın aşk oduna bahtımız kara
Yar orda ben düştüm garip diyara
Esen yeller bari deyin o yara
Azmi gam yüküyle çölde serişmiş❞

❝Gideceğim ben sılama
Dağlar karın kalktı m'ola
Çiçek kokan yaylalarda
ıbibikler öttü m'ola

Ömrümü yedi şu gurbet
Anaya babaya hasret
Hergünüm gam ile feryat
Felek bana sattı m'ola

Yürekteki bu sancıyı
Ben çekerim bu acıyı
Sormadın Nazlı bacıyı
Darılıp da küstü m'ola

Hep hayalim hep düşlerim
Durmaz akar gözyaşlarım
Eşim dostum yoldaşlarım
Çınar'ı unuttu m'ola❞

❝Sıladan ayrılan yollar
Çeker gider gurbet gurbet
Ayrılık ateşi özü
Yakar gider gurbet gurbet

Bir yiğit kalırsa darda
Sığmaz olur eve yurda
Eşi sevgiliyi kor da
Çıkar gider gurbet gurbet

Dualar geçmez makbule
Söner yürekteki şule
Yaşlı gözler bir meçhule
Bakar gider gurbet gurbet

Garip baş muhtaç öğüde
Oturup başlar ağıda
Kalem derdini kağıda
Yazar gider gurbet gurbet

Nazlı yarin göğsü benli
Benim gibi yaslı gönlü
Yad elin gülü dikenli
Kokar gider gurbet gurbet

Bizim eller yayla yaylar
Gurbette geçmiyor çağlar
Bahar gelir çoşar çaylar
Akar gider gurbet gurbet

Döne çarkı devran döne
Bugünüm uymuyor düne
Aşık Yener günden güne
Çöker gider gurbet gurbet❞

❝Merdin Sıla derler benim yurduma
Dağına taşına hasret kaldım ben
Gezdiğim ol düzler turna mekanı
Ol turna kuşuna hasret kadım ben

Gölgemi koyverdim Kartal Dağına
Yüreğim ses verir irem bağına
Göle ovasına Kür kırağına
Toprağı taşına hasret kaldım ben

Acı Suyu yudum yudum içende
Sarme dağlarını bele geçende
Turnalar gelip de sonra göçende
Yazına kışına hasret kaldım ben

Göleli Nalbant’ım deftere yazar
Hilebaz yar ile olmuyor bazar
Tükenir günlerim gör azar azar
Sılama boşuna hasret kaldım ben❞

❝şu Samsun'un toprağına taşına
Kurban olam ekmeğine aşına
Nebyan Yaylası'nın soğuk suyuna
Çok özledim dönemiyom sılama
Hasret koydu gurbet beni sılama

Buğday arpa çeltik mısır bostanı
Tütün nerde kaldı sevdim dağları
O güzelim selvi boylu kızları
Çok özledim dönemiyom sılama
Hasret koydu gurbet beni sılama

Kızılırmak hele akmaz olaydın
Yar gibi gözümde tütmez olaydın
Nebyanlı'yı darda koymaz olaydın
Çok özledim dönemiyom sılama
Hasret koydu gurbet beni sılama❞

❝Söğütlü yaylamın esen yelleri
Savrulmuş yarimin sarı telleri
Genç yaşta yol ettim gurbet elleri
Kuş olup sılaya uçasım gelir

Pınarın başında oturan kızlar
Sizleri andıkça yüreğim sızlar
Bir başka olurdu baharlar-yazlar
Baharlan yaylaya göçesim gelir

Havasında ardıç meşe kokardı
Sevdiğim kız nazlı nazlı bakardı
Pınarından soğuk sular akardı
Doldurup doldurup içesim gelir

Akşam olur yolda kızlar gezerdi
Gönülcüğüm aşktan aşka yüzerdi
Biri sevse başka biri üzerdi
Seveni alıp da kaçasım gelir

Çobanlar yamaçta türkü çağırır
Baharda keçiler oğlak doğurur
Sevdiğim güzel de belin kıvırır
Uzanıp kıvrımın açasım gelir

Karlar eriyip de bahar gelince
Havalar ısınıp toprak gülünce
Koşunca yollarda gelin-görümce
Benim de yaylaya göçesim gelir

Anamız-babamız yayla insanı
Benim yurdum olur onların yanı
Bekleşir kardeşler ısınır kanı
Onlarla yaylaya göçesim gelir

Gözümün önünde canlandı doğa
Tatilde varınca çıkalım dağa
Taşların içinde bir kaplumbağa
Görünce yolunu açasım gelir

Cevizin başında tik-tak tirikler
Cıvıl cıvıl öter taze ferikler
Yayık mı yayıyor canım yörükler
Ayrandan bir helke içesim gelir

Ben Arif'im çok özledim sılamı
Kardeşlerim anam ile babamı
Sevgilimi dostlarımı ablamı
Alıp da yaylaya göçesim gelir❞

❝Kıvrılıp yassılan yollar
Garip midir bencileyin
Çağlayuben akan seller
Garip midir bencileyin

Eğer gece eğer gündüz
Hep anınla eğleniriz
Gök yüzünde olan yıldız
Garip midir bencileyin

Gözden akan kanlı yaşlar
Yüreğim yarası işler
Yuvadan ayrılan kuşlar
Garip midir bencileyin

Çağlayuben akan seller
Her seherde esen yeller
Beyinden ayrılan kullar
Garip midir bencileyin

Halil eydür ana nişan
Yürekten kaynayıp coşan
Sevdiğinden ayrı düşen
Garip midir bencileyin❞

❝Evlerim evlerim yüksek evlerim
Ben onun içinde gölümü eylerim

A meleğim meleğim
Saat kaçta geleyim
Oyununa pek yandım
Oyna da bir yol göreyim

Evlerim olsa da annem olmasa
Yar bize gelse de sabah olmasa

A meleğim meleğim
Saat kaçta geleyim
Oyununa pek yandım
Oyna da bir yol göreyim

Ağustosta bir su içtim buz gibi
Benim yarim on beş yaşta kız gibi

A meleğim meleğim
Saat kaçta geleyim
Oyununa pek yandım
Oyna da bir yol göreyim

Gönder güzelim gönder selamın gelsin
Sana sağlık bana ömürler versin

A meleğim meleğim
Saat kaçta geleyim
Oyununa pek yandım
Oyna da bir yol göreyim

Benim yarim beni delice severken
Uyuya da kalmış ak gerdanı emerken

A meleğim meleğim
Saat kaçta geleyim
Oyununa pek yandım
Oyna da bir yol göreyim❞

❝Karanfilim (aman) saksılarda çanakta (imanım)
(ah) Benim yarim şu karşıki konakta
Benleri var (aman) sıra sıra yanakta (imanım)

Bakın bakın ahbaplar sevda beni n'eyliyor
Ay gibi doğmuş güneş gibi parlıyor geliyor
Yeleği de canfes başım dolu dal fes sallanarak geliyor

Karanfilim (aman) saksılarda elverir (imanım)
(ah) Benim yarim yastık diye kol verir
Meze diye (aman) bal dudaktan dil verir (imanım)

Bakın bakın ahbaplar sevda beni n'eyliyor
Ay gibi doğmuş güneş gibi parlıyor geliyor
Yeleği de canfes başım dolu dal fes sallanarak geliyor❞

❝Geldi gönderdiğin şiirden mektup
Arada bir böyle yaz Balaban'ım
Zaman siciminin ucundan tutup
Bazen bağla bazen çöz Balaban'ım

Fikir gölü derinleşir girdikçe
Dostluk gülü gümrah açar derdikçe
Sıhhat zaman mekan imkan verdikçe
Cevapsız bırakmam söz Balaban'ım

Ahval-i aleme kafayı takma
Allah Kerim sabrı elden bırakma
ılmi düstur eyle imanı sakla
Gayrisi savrulan toz Balaban'ım

Huzur içte gerek kabukta değil
Vuslat acelede çabukta değil
Akılsa baştadır topukta değil
Çile yemekteki tuz Balaban'ım

Ahlakı töreyi kenara atan
Dine afyon diyen vatanı satan
Müslüman olamaz Türk değil zaten
Dayanmaz görmeye göz Balaban'ım

Demişler ya kuvvet birlikten doğar
Kar yağmur zamanı gelince yağar
Nasihatım o ki dinlersen eğer
ışaret ben değil biz Balaban'ım

Çevremizi saran türlü ihanet
Gün geçtikçe görünüyor daha net
Başlangıçta bilmek değil kehanet
Bağrımıza girmiş köz Balaban'ım

Zaman geldi esir olduk maddeye
Zaman geldi hasır olduk caddeye
Zaman geldi küsur olduk şeddeye
Daha bunlar bize az Balaban'ım

Üzülmedim memnun oldum bilesin
Her murada nail olup gülesin
Cevabım bitiyor hoşça kalasın
Aklımdan geçeni sez Balaban'ım

Dört yanımı gurbet yazmış kaderim
Dosttan mektup gelir biter kederim
Gözlerinden öper selam ederim
Aydınlık günlerde gez Balaban'ım❞

❝Koyulduk sılanın yoluna doğru
Varıncaya kadar ağlaştık durduk
Hasretlik yakarken döş ile bağrı
Yarıncaya kadar ağlaştık durduk

Dualar okuyup çıktık uzaktan
Türküler söyledik yaktık uzaktan
Yaklaşınca şöyle baktık uzaktan
Görünceye kadar ağlaştık durduk

Memleket havası esti serince
Bir heyecan sardı bizi derince
Yollar tükenirken inceden ince
Girinceye kadar ağlaştık durduk

Tanıdım o kaşı gözü elamı
Gönül dökmek ister dosta kelamı
Her gördüğümüze bir Hak selamı
Verinceye kadar ağlaştık durduk

Hayli zaman açık tuttuk arayı
Nedendir niçindir sorman orayı
Bacıyı gardaşı ana babayı
Sarıncaya kadar ağlaştık durduk

Konu komşu toplandık bir araya
Hepsini de düzdü gönül sıraya
Dostlar merhemini döküp yaraya
Sürünceye kadar ağlaştık durduk

Gönüller hep birdi hep aynı safta
Zaman nasıl geçti bilmedik tafda
şerafetim dostlar köyde üç hafta
Duruncaya kadar ağlaştık durduk❞

❝Mahbub Leylam sılasını arzetmiş
Hüsnünü medheden dile emanet
Dizmiş cığalını boynun’ uzatmış
Kepezin yolacak ele emanet

Hardallıktan göçün almış eline
Bir gün mihman olman mı Araplı eline
Çekmiş katarını Heyik yoluna
Kesik diller coşkun sele emanet

Gaffarlı kabrinde çoktur ulema
Sarptır Sakaltutan göçün dolana
Kargapazar çınarına eviniz kona
Üstüne gölge olan dala emanet

Çıkıntapanı da Kiraz yokuşu
Göçün’ eğlendirir Pancarl’ inişi
Gayet muhatara Göksun köprüsü
Kırkların bekçisi pire emanet

Haçin göçün yasak ya n’olur
Çatak’tan Obruk’tan aşar dolanır
Boztepe’de bir ah çeker bulanır
Seher ile esen yele emanet

Çektir katarını kon Aslantaş’a
Yücesine çık da eyle temaşa
Vatanına dahil oldun mu Eşe
Zelfin derler ehliz ele emanet❞

❝Sılaya dön diye mektubun geldi
Sılayı sılada yitirdim anam
Biten takvimlere sattım geçliği
Uykuyu rüyada yitirdim anam

Özü bulmak için indim derine
Geç değdi ellerim dost ellerine
Salınca gönlümü mahşer yerine
Dünyayı dünyada yitirdim anam

Öteyi ötede burayı burda
Güneşin nurunu bir başka nurda
ısa'yı çarmıhta Musa'yı Tur'da
Adem'i Havva'da yitirdim anam

Kapattım kapımı of ile ah'a
Açtım penceremi sonsuz sabaha
Ağrımı sızımı sorma bir daha
Onları orada yitirdim anam

Bu hiç o herşeyden verince müjde
Silindi hayaller kalmadı gözde
Aşkım çiçek açtı yandığım közde
Aklımı sevdada yitirdim anam

Ölçtüm ve düşündüm inceden ince
Sıyrıldı kılıftan son ile önce
Manalar zihnimde şekillenince
Ben beni aynada yitirdim anam

Önce kökü dalda dalı çiçekte
Çiçeği meyvede meyveyi renkte
Var olan herşeyi bir çekirdekte
Onu da Mevla'da yitirdim anam❞

❝Kısmet olur Ödek köyüne varırsam
Karşıgilin hanesini bulup kalırsam
Köyün başındaki evlerini tanırsam
Öreni Teknecikten aşar giderim

Ödek karşısında memet ile orta dağı
Sağda korusuyu solunda türkeli bağı
Almaya kekik kokan konakgörmez yağı
Sivriyi delikli kayayı aşar giderim

Ödekin her şeyi özel kızları güzel
Ben de birini sevmiştim çok ezel
Güz gelip koruda yaprakla gazel
Toplar dörtkapıdan aşar giderim

Gömeri alıç armuduna doyum olmaz
Ören ahçır karamlığının eşi bulunmaz
Tanrı vergisidir Ödek’e sahip sorulmaz
Doyasıya yer gölbaşından aşar giderim

Acun Ödek’i bir gün gelir görürsem
Pirsultana Tekkeye yüzüm sürürsem
Kaderimde varsa burada ölürsem
Dostlarımla ağtarlaya aşar giderim❞

❝Nükleer silahlar üretiyorlar
Faydasız bir zevkten kinden ötürü
Sevgi duygumuzu tüketiyorlar
Çağlar önce akan kandan ötürü

Kimisi Bulgar'dır kimisi Türk’tür
Herkes kendisine güzel bir ırktır
Bütün insanları yaratan haktır
Kimi öldürürsün kimden ötürü

Hangi hakim sormuş ne imiş suçun
Suçlusu savaştır yapılan göçün
Sevelim insanı yaratan için
Cana kıyma ondan bundan ötürü

Sinan’ım güzelden doğrudan caymaz
Doğrular eğriye hiç boyun eğmez
Binlerce insana kıymaya değmez
Doğru inandığı dinden ötürü❞

❝Raşitler sıladan çıkarkan da yemeni kaldı
ıpekli mendilimi de dalgalar aldı
Elin kavuşması da üç güne kaldı
Bizim kavuşmamız da mahşere kaldı
Kalk Raşit'im sılamıza gidelim vatana düşelim ey

Raşit sıladan çıkarken üç oldu yolumuz
Ördek uçtu viran kaldı gölümüz
Bu yıl böyle giderse nice olur halimiz
Biz bu yolun hangisine gidelim
Kalk Raşit'im sılamıza gidelim vatana düşelim ey❞

❝Silah değil kalem tutmalı eller
Süngü değil sanat kuşansın beller
Kardeşlik türküsün söylesin diller
Dost kol kola sarış gelsin yurduma
Yeter artık barış gelsin dünyaya

Bebekleri yetim koyan savaşlar
Dökülmesin kanlar akmasın yaşlar
Sönmesin ocaklar kaynasın aşlar
Sevgi ile yarış gelsin yurduma
Yeter artık barış gelsin dünyaya

Kan emicilerin devranı için
Kardeş halklar düşman olmasın niçin
Gelmez barış karnı doymazsa açın
Eşitliğe eriş gelsin yurduma
Yeter artık barış gelsin dünyaya

şiar esenliğe gebe sancılar
Bayram olsun şerbet sunsun acılar
Gözü yolda maşuk bekler bacılar
Sevdasına eriş gelsin yurduma
Yeter artık barış gelsin dünyaya❞

❝Sıladan gurbete uzayıp giden
Bitmeyen yollarda seni görürüm
Aşığın gönlünü perişan eden
Itırlı yellerde seni görürüm

Ben bir telaş ile kışa girerken
Tipi boran umudumu kırarken
Nerde yuvam diye zülfün ararken
Boş kalan kollarda seni görürüm

Temmuz sıcağında kar diye diye
Ayrılık ölümden zor diye diye
Gönülden inleyip yar diye diye
Ah çeken kullarda seni görürüm

Zemberek tükenip saat durunca
Yolculuklar menziline varınca
Vakit tamam olup hazan erince
Sararan güllerde seni görürüm❞

❝Fayda göremezsin hal bilmezinden
Sen sılana sen yurduna geri dön
Bizim eller benzer şimdi cennete
Ben sılama sen köyüne geri dön

Derman olan yoktur azmış yarama
Sanki can borçluyum gelip sarana
şimdi halden bilen yoktur arama
Sen sılana sen yurduna geri dön

Ayrılık bağrımda ateş gibi kor
Hatırla Hasan’ı bir gün ara sor
Bu asırda kula kulluk etmek zor
Ben sılama sen köyüne geri dön❞

❝Bakın ne dir bekçi peder
Sizlere çok niyaz eder
Verdiğiniz bahşiş ile
Her sene sılaya gider

Sıladan gelir düşünür
Uyuzlar gibi kaşınur
Bayram gelsin deyu bakar
Bir kar etmeye üşenür

Sıladan gelince hazan
Görenler zanneder miyzan
Ne bakarsın Ramazan’a
Köpek sürü akçe kazan

Sılasın alınca nolmuş
Gözleri yaşla dolmuş
Bekçi ilin bahşişi ile
Bir çiftçeğiz öküz almış

Bir şey söyleyeyim gülecek
Bekçi gayri çift sürecek
Bu yılki bahşişi getirin
Nuzul avariz verecek

Sılaya gider her sene
Bana dir ki söylesene
Parayı çokça istiyor
Harcı çoğalmış bu sene

Bostan almış keleği yok
Bir bağ almış heveği yok
Bir ev almış damı değil
Dört duvarı direği yok

Oğlun evlendirecektir
Cümle harcın görecektir
şimdi bir ip almış hele
Çamaşırın serecektir

Arı gayreti güdelim
Her şeyi hazır idelim
Sılaya gidersen bekçi
Seninle bile gidelim

Sen bana darılma sakın
Yanımdan ayrılma lakin
Yaya gidilmez a bekçi
Ona şömendifer yapın

Ben at alayım sen eşek
Gidelim Erzurum’a dek
At almağa akçen yetmez
Yayalıkta çekme emek

Ağalara yalan lazım
Atına bir kolan lazım
Bahşiş verirse ağalar
Eşeğe de bir palan lazım❞

❝Gel seninle tutuşalım el ele
Gidelim sevdiğim sılaya doğru
Bu sevdamız destan olsun dillere
Gidelim sevdiğim sılaya doğru

O yaylada ne yiğitler eğleşir
Ekmeğini komşusuyla paylaşır
Sularında nice hasta eyleşir
Gidelim sevdiğim sılaya doğru

O yaylada koyun kuzu beslenir
Dağ ovası mor menevşe süslenir
ınsanları muhabbetle beslenir
Gidelim sevdiğim sılaya doğru

Mürsel Sinan hasret kaldım yurduma
Geri dönüp bakamadım ardıma
Gurbet eller derman olmaz derdime
Gidelim sevdiğim sılaya doğru❞

❝Dinleyin ağalar tarif edeyim
Gözde hayal hayal işi sılanın
Estikçe rüzigar kokar burnuma
Kayası toprağı taşı sılanın

Ağyar ile ettim kararı zati
Zayetme sevdiğim sen emaneti
Biz yar ile yedik nanü nimeti
Bol olsun ekmeği aşı sılanın

Kanlı Kızılırmak enginden akar
Ayrılık ateşi ciğerim yakar
Gelin kız karışmış çamaşır yıkar
Ilıca göl derler başı sılanın

Turnamın kanadı bir karış telden
Çekerim ayrılık ne gelir elden
Bülbül gibi ben de ayrıldım gülden
Gündüz hayal gece düşü sılanın

Ayrılık hasretlik ne yaman beter
Ah çektikçe sılayı efkarım yeter
Baharın çağında turnalar öter
Hep seherde öter kuşu sılanın

Said'im der ki bu sözüm haktır
Yaralıyım yare sitemim çoktur
Gezdim dört köşeyi hiç dengi yoktur
Bulunmaz akranı eşi sılanın❞

❝Yürüdü ordu da yolda eğlenmez
Derdim çoktur memlekete söylenmez
Tükendi cephanem geriden gelmez

Gözüm göre göre vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni

Aziziye Tabyası ordugah yeri
Bir haftalık tayın yenmiyor kuru
Elleri kınalı sarmadım yari

Murada ermeden vurdular beni
Sılama hasret koydular beni

Aziz Abdal dağı ordugah yeri
Bir haftalık tayın yenmiyor kuru
Hasret mi kaldın koca Kayseri

Tezkeremden evvel vurdular beni
Sılama hasret koydular beni

Ağırdır toplar da tepeden inmez
Dövüyor ormanı kimse görünmez
Verilen parolalar aklıma gelmez

Murada ermeden vurdular beni
Yarime hasret koydular beni

Erzurum dağında ordu yürüdü
Göz gözü görmüyor kanım kurudu
Yerde yata yata yanım çürüdü

Tezkeremden evvel vurdular beni
Anama hasret koydular beni

Muhtar Paşa verdi bir şanlı emir
Sanki emir değil eğilmez demir
Hasret kaldım sana koca Kırşehir

Tezkeremden evvel vurdular beni
Sılama hasret koydular beni❞

❝Bilemezsin elbet gurbet adını
Dolanı dolanı dağlar aşmadan
Seçemezsin iyi günde dostunu
Kara gün görmeyip dara düşmeden
Gurbet bende ben gurbette yanarım
Sılamı özledim nasıl dönerim

Hakkı bilmeyen can hakka varamaz
Özü çürük olan bize yaramaz
Bunca cehaleti gözün göremez
ılim irfan ile dolup taşmadan
Gurbet bende ben gurbette yanarım
Sılamı özledim nasıl dönerim

Yiğit'in derdini sormayan bilmez
ıkrar veren insan yolundan dönmez
Yüce dağda karın kıymeti olmaz
Harlı ateşlerde yanıp pişmeden
Gurbet bende ben gurbette yanarım
Sılamı özledim nasıl dönerim❞

❝Sıladan bir haber aldım gel diye
Yazmış bir pusula yar sabahınan
Gözyaşıyla sitem etmiş bil diye
Okudum nameyi zor sabahınan

Yüzü gülmez gurbet kahrını çeken
Yastığı taş olur yorganı diken
Yatarken uykudan uyandım erken
Yağmaya başlamış kar sabahınan

Ayrılık ölümden acıdır acı
Başvurdum tabibe yokmuş ilacı
Sana ricam budur canım postacı
Götür mektubumu ver sabahınan

Kime sorsam gurbet elden dert yanar
Oturup ağlasam el deli sanar
Gökte uçan kuşlar sahile iner
Söyleşir bülbüller gör sabahınan

Nusret Toruni'yim dert benden bile
Her ne yana gitsem çekerim çile
Dökülen yağmura savrulan yele
Yaralı gönlümü sor sabahınan❞

❝Akşam oldu benim yarim gelmiyo
Akan gözyaşımı kimse silmiyo
Garibin halinden eller bilmiyo
Sılana dön goncagülüm sılana

Garibin halini kimse sormuyo
Evine dön goncagülüm yuvana

Bindim trene gözüm yaşardı
Bahar geldi dağlar taşlar yeşerdi
Zalim felek bizi ayrı düşürdü
Sılana dön goncagülüm sılana❞

❝Sıla görünüyor geçim yüzünden
Kalmışım gurbette ben tek başıma
ırkilirim yaran ahbap sözünden
Sığınıp dost oldum ben gözyaşıma (hey vah hey)

Gözyaşım yarışır coşkun selinen
Derdim terif edilmiyor dilinen
Kırık sazımdaki üç beş telinen
Devam etmekteyim ben savaşıma (hey vah hey)

Fikret'im unutulmuş bir başım
Yuvadan atılmış yavru bir kuşum
Derdimle avundum derdimle hoşum
Ölmeden yazayım ben öz daşıma (hey vah hey)❞

❝Sinemi yakıyor sılanın aşkı
Deli gönül farımadan yetişek
Mor çiçekli yaylaların çağıdır
Güller solup kurumadan yetişek

Kalkmış bizim elin dumanı karı
Nalbant Yaylası'nın geldi baharı
Türkmen güzelleri dönmeden geri
Göç yüklenip yürümeden yetişek

Günden güne artar gönlün yarası
Cennet olmuş o cennet'in merası
Germeç yaylaları Meydan Deresi
Boz dumanlar bürümeden yetişek

Dünya kurulalı yaşayan dağlar
Her tarafı zümrüt olur bu çağlar
Veysel'i hatırlar sevgilim ağlar
Göz yaşları kurumadan yetişek❞

❝Sen bensiz gezerken sıla bağında
Vah beni düşürdün dile bir danem
Gurbette çalhandım derd ırmağında
Düşürdün aşk denen çöle sevdiğim

Her günüm geçiyor çile çekmekle
Ah ile gadere boyun bükmekle
Eline ne geçti beni yakmakla
Döndürdün bir yığın küle bir danem (sevdiğim)

Zannetme dünyanın güzelleri az
Unutma bunları bir deftere yaz
Olursa sende o böyle cilve naz
Sonunda kötüye düşen bir danem (sevdiğim)❞

❝ıçimi Yakiyor Sıla Hasreti
Anam Dön Gel Diyor Yavrum Bırak Gurbeti
Mektuplar Yazıyor Dertli Dertli
Çok Yaşatmaz Beni Diyor Oğul Hasreti

Yol Verin Kardaşlar
Ben Sılama Varayım
Kaldım Gurbet Ellerinde
Kime Derdim Yanayım

Göç Göç Oldu Evim Her Bir Köşesi
Çekilmiyor Artık Elin Çilesi
Gönül Gitmek ıster Yoktur Neşesi
Gurbet Neresi Dostlar Sıla Neresi❞

❝Sılada sılasız kaldım
Suyum garip aşım garip
Ben kendime gurbet oldum
ıçim garip dışım garip

Bayram diye geldim size
Diken gibi battım göze
Kattım geceyi gündüze
Uykum garip düşüm garip

Hem mecnun hem Kerem oldum
Bir parçayı bine böldüm
Bugün doğdum dünden öldüm
Vaktim garip yaşım garip

(şiirin kaynaktaki hali)
Sılada sılasız kaldım
Suyum garip aşım garip
Ben kendime gurbet oldum
ıçim garip dışım garip

Bayram diye insem düze
Düşman olur astar yüze
Kattım geceyi gündüze
Uykum garip düşüm garip

Temmuzda üşür gezerim
Zemheride akar terim
Dört mevsimde derbederim
Yazım garip kışım garip

Felek bir gün rahat koymaz
Çağırsam kaderim duymaz
Ayağım aklıma uymaz
Gövdem garip başım garip

Parasız kesem suç olur
Acıkıp yesem suç olur
Sözüm var desem suç olur
Dilim garip dişim garip

Ben bu devre nerden geldim
Kırk parçayı bire böldüm
Bugün doğdum dünden öldüm
Vaktim garip yaşım garip

Koştum hakikat ardına
Yandım ayrılık derdine
Git bak ölüler yurduna
Kabrim garip taşım garip❞

❝Bakın dostlar felek beni neyledi
Büktü belim kaddim kemend eyledi
Hasta iken dilim bunu söyledi
Yol ver ecel ben sılama varayım

Duman çöktü göremedim yolumu
Kim soldurdu benim gonca gülümü
Ne güç olur bu gurbetin ölümü
Yol ver ecel ben sılama varayım

Girem bülbül girem yarin bağına
Çift hamaylı takmış iki yanına
Doyamadım bu gençliğin çağına
Yol ver ecel ben sılama varayım

şu dünyada Hakk'a yarar yok işim
Ecel yasdığına komuşum başım
Hanı benim eşim dostum kardaşım
Yol ver ecel ben sılama varayım

Kuraş Yaylası Uzundur deresin
Sılada genç kuzum biz de göresin
Karacaoğlan der murat veresin
Yol ver ecel ben sılama varayım❞

❝Gurbet ilde neler gelir başına
Sılasından ayrı düşen yiğidin
On beş gün girer düşüne
Sılasından ayrı düşen yiğidin

Anlasınlar gurbetliği çekeni
Gözlerinden kanlı yaşlar dökeni
Gül olur gözüne sarı dikeni
Sılasından ayrı düşen yiğidin

Ey ağalar göresim geldi sılamı
Bari Hüdam böyle çekmiş kalemi
Bayram günlerinde ister alemi
Sılasından ayrı düşen yiğidin

Sılasından kulağına ün gelir
Bir dem sürur bir dem gam gelir
Ağladıkça gözlerinden kan gelir
Sılasından ayrı düşen yiğidin

Açık mı ola yaylamızın yolları
Biter mi ola sünbülleri gülleri
Mecnun gibi söyler dilleri
Sılasından ayrı düşen yiğidin

Kul Mahmut eder bize kimler ağlasın
Ölürsem çenemi kimler bağlasın
Anası olan olan yansın ağlasın
Sılasından ayrı düşen yiğidin❞

❝Bir çocuk ağlıyor nerde anası
Sargı tutarmı dost savaş yarası
Bütün insanlığın gönül duası
Susmalı silahlar savaş belası

Dört kitapta bire varır bireyler
Hoşgörü barışı sevgiyi yeğler
Evrensel dünya da akli selimler
Susmalı silahlar savaş belası

Sussun bu silahlar bitsin savaşlar
Ölmesin bebeler masum çocuklar
Çekilsin ordular gitsin bu tanklar
Susmalı silahlar savaş belası❞

❝Tozaktır (da doktor bey aman) sılamın yolları tozak
Önüme de sürdüler (de arkadaşlar aman) demirden tuzak
Faydasız sılama (da) bir mektup yazak

Aman Ömer'im de öldü den varın
Ömer tezkereyi aldı den varın

Ömer'in de çeşmeleri çağlıyor (aman çağlıyor)
Validem de karaları bağlıyor
Eşim dostum gol gol olmuş ağlıyor

Söyle doktor beyim de söyle ben ölür müyüm
Ölmeden sılamı bir görür müyüm

Hastanenin önünde de zeytin ağacı (aman ağacı)
Dökülmüş yaprağı da kalmış ağacı
Doktorun verdiği sütler de zehirden acı

Söyle doktor beyim de söyle ben ölür müyüm
Ölmeden beş tane yavruyu da bir görür müyüm❞

❝Varıp neylemeli sılayı gayrı
Gurbette halimi soran olmadı
Düştüm de bunca yıl yurdumdan ayrı
Garibim yanıma varan olmadı

ınce ince bir sis çöktü ovaya
Kınalı keklikler döndü yuvaya
Gel gidek gelinim Telli Dede'ye
Bu gece düşümü yoran olmadı

Kahrını çektim ben bunca yıl elin
Dert ettin başıma dünyayı gelin
Dost diye sarıldım harına gülün
Kanadı yareler saran olmadı

***

TRT Arşivindeki hali

Varıp neylemeli sılayı gayrı
Gurbet de halimi soran olmadı
Düştüm de bunca yıl yurdumdan ayrı
Garibim yanıma gelen olmadı

ınce ince duman çöktü ovaya
Kınalı keklikler döndü yuvaya
Gel gidek gelinim Telli Dedeye
Bu gece düşümü yoran olmadı❞

❝Tahsilat kapısında bir zaman kaldım
Elimde beş para kar göremedim
Gönül yaylasında bağlar besledim
Elma üzüm ayva nar göremedim

Terbiye yolunda asla bir adım
Atmam dedim çok yaşasın inadım
Kahve otellerde eli kınadım
Halbuki kendimde ar göremedim

Sevdalara düştüm divane oldum
Eli güldürmeye bahane oldum
Bir güzel şemaye pervane oldum
Düşüp yanmak için nar göremedim

Her kim bir taş atsa bana erişir
Ya başıma ya gözüme ilişir
Ben ağlarım başkaları gülüşür
El oğlunda ahu zar göremedim

Tabibler şahına ettim el aman
Onlar da derdime bulmadı derman
Düşman ile küskün gezdim bir zaman
Dostlardan da hulüs kar göremedim

Dostlarıma vardım nasıl diye
Bir bahane ile kesilem diye
Urgan sicim aradım asılam diye
Bir yerde kurulu dal göremedim

Der Zülali nice günler geçirdin
Nice devran nice bülbül uçurdun
Çok sevimli demi devranlar geçirdim
Elimde bir devlet var göremedim❞

❝Yağmur yağar da ışılaşır sayları
Eli göçmüş de bozulaşır daylağı
Taze gelindir koçyiğidin yaylağı
Gelinden usanmış kız ister gönül

Benden selam söyleyin uşağı
Mail oldum belindeki kuşağa
Yata idim ak çarşaflı döşeğe
Yastıktan usanmış kol ister gönül❞

❝Sılaya dön diye mektubum geldi
Sılayı sılamda yitirdim anam
Biten dar günlere sattım gençliğim
Uyukuyu rüyamda yitirdim anam

Öteyi ötede burayı burda
Güneşin nurunu bir başka nurda
ısa’yı çarmıhta Musa’yı turda
Adem’i havamda yitirdim anam

Kapadım kapamı o bile aha
Açtım penceremi sonsuz sabaha
Adımı sızımı sorma bir daha
Onları orada yitirdim anam

Sözü bulma için indim derine
Uzandı ellerim dost ellerine
Çalınca gönünlümün mahşer yerine
Dünyayı dünyamda yitirdim anam❞

❝Yemen nere sıla nere
Dağlar girdi ara yere
Yitirmedim umudumu
Gözlüyorum Memet gele

Yemen bizim neyimize
Figan düştü evimize
Çocukların yetim kalır
Sen güvenme beyinize

Yemen yolu çukur olur
Karavanam bakır olur
Zenginimiz bedel verir
Fakirimiz asker olur

Kalmadı anayın sabrı
Taş kesti babayın bağrı
ınsafa gel padişahım
Gönder Memet'imi gayrı

Başta kalpak soldu m'ola
Gün vurdu da uldu m'ola
Memed'imin gözlerine
Karıncalar doldu m'ola

Güvenme Arap hayına
Ateş atar ocağına
Yemen'e gittin gideli
Oğul gelmez kucağıma

Yavruların zarleniyor
Bu hasretlik külleniyor
Küçük körpe Hüseyin'in
Babam diye dilleniyor❞

❝Yüce dağ başında yıldız ışılar
Yarimin kanları (anam) göğe fışılar
Duydu da gelmezler zalim komşular

Kıyma Celal kıyma üç gün ara ver
Anneme babama benden haber ver

Evlerinin önü bir büyük avlu
Avlunun içinde (yavrum) kır atım bağlı
O da benim değil Celal'in malı

Kıyma Celal kıyma nar tanesiyim
Anamın babamın bir tanesiyim

Baş ucuma diktiler yazısız taşı
Üstümün toprağı (anam) gözümün yaşı
Bana sebep olan kendi kardeşim

Kıyma Celal kıyma yaram derindir
Yaram iy' olursa Mevla kerimdir❞

❝ıhtiyatlar silah çatmış ah yolun üstüne
Hey aman aman
Nazlı da yarim gelivermiş
Sol dizin üstüne adaş aman amman
Gözüm yaşı durmaz akar gül yüzün üstüne
Hey aman aman

O da benim nazlı da yarim
Ne oldu sana adaş aman aman
şimden sonra haram olsun şu yerler bana
Hey aman aman

Çıkayım gideyim de be kuzum bir uçtan bir uca
Hey aman aman
Göstereyim sana da be kuzum
Ayrılık nice adaş aman aman
Kurbanlar keseyim be kuzum gördüğüm gece
Hey aman aman❞

❝Yenile bir haber geldi sıladan
Eğer essah ise büktü belimi
Dediler ki sevdiğini el almış
Kadir Mevla’m nasip eyle ölümü

şahin dedikleri bir küçük kuştur
Yarin güzelliği göz ile kaştır
Kadir Mevla’m beni yare ulaştır
Irak ise yakın eyle yolumu

Deli gönül yükseğinden uçmayım
Uçarsam da kanadımı açmayım
Muhannetin köprüsünden geçmeyim
Coşkun sele uğratayım kulunu

Serdari der yükseğinde gezmeyim
Dost elinden dolu bade süzmeyim
Yarden başkasına kuşak çözmeyim
Yedi yerden bağlatayım belimi❞

❝Bu gün çay bulandı yarın durulmaz
Gurbette ölenin gözü yumulmaz
Muhabbetli dosttan gönül ayrılmaz
Yol ver dağlar ben sılama gideyim

Eğlen turnam sana haber sorayım
Kanadın altına mektup sarayım
Yelken açıp gitme ben de varayım
Yol ver dağlar ben sılama gideyim

Bülbül ne yatarsın bahar erişti
Eski derdim yenisine karıştı
Sıla da bir bir hatırıma düştü
Yol ver dağlar ben sılama gideyim

Bülbülün mekanı daldan daladır
Felek yüzümüze güler aldatır
şimdi sevdiğimin gözü yoldadır
Yol ver dağlar ben sılama gideyim

Yükseğinde nemli nemli karım var
Engininde ala gözlü yarim var
Çok zamandan beri intizarım var
Yol ver dağlar ben sılama gideyim

Hezeli de Karac'oğlan hezeli
Döküldü dalların gülü gazeli
Gurbet ilde ben neylerim güzeli
Yol ver dağlar ben sılama gideyim❞

❝Bir haber aldım bugün sıladan
Sevdiğim bir mendil dürüp yollamış
Al-yeşil ibrişim tel tel gilaptan
Gümüş sırmaları örüp yollamış

ıçini boşaltmış o nazlı yarim
Gel demiş kalmadı sabrım kararım
Gözlerim yollarda seni ararım
Döktüğü yaşları sarıp yollamış

Mor sümbül nakışlar sevda tütüyor
Bir köşede garip bülbül ötüyor
Hasretlik bağrımı yakıyor diyor
Aşkından bir demet derip yollamış❞