Engin Nurşani - Hiç







Yorum Yaz

Yorumlar
5 - 5 - 0 yorum

Engin Nurşani En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Engin Nurşani - Beni De Düşün
Engin Nurşani - Gülom
Engin Nurşani - Kara Gözlüm
Engin Nurşani - Ağlatma Gelem
Engin Nurşani - Haberin Yok
Engin Nurşani - Daha Çok Çekerim
Engin Nurşani - Aldım Elime Kalemi
Engin Nurşani - Güzel Benim Güzelimdir
Engin Nurşani - Sözüm Yok
Engin Nurşani - Gülseren

Etiketler : Engin Nurşani, Hiç, Engin, Nurşani, Hiç, Engin Nurşani - Hiç türkü indir, Engin Nurşani - Hiç türkü dinle, Engin Nurşani türküleri, Hiç türküsü dinle, Engin Nurşani türkü dinle, Engin Nurşani türkü sözleri, Hiç sözleri, Engin Nurşani mp3 dinle

❝Ben razı değilem hicrana gama
Garip gönlüm haldan hala salan var
Sabavetten beri bir yol gözlerim
El zanneder uzaklarda kalan var

Sümmaniyem ya Rab gönlüm hoş eyle
Ya sabır ver ya da başım taş eyle
Ya bir çift kanat ver beni kuş eyle
Tez ulaşam yar bağında talan var❞

❝Suz-i hicranınla boyanmış gönül
Bir katre lalinden içse kanar ya
Eğer yanmazsan bu nar-ı aşka
Şu ah ü vahımdan kalbin yar ya

Ben feda etmişken can ile teni
Sen uyup ağyara terk ettin beni
Ey gonce dehanım el kınar seni
Bülbül yuvasında olsa kanarya

Emrah sana yeter hayal-i vuslat
Hayal ile bulur gönül meserret
Gülüm sağ olsun da etmesin ülfet
Elbet rahme gelip bir gün anar ya❞

❝Hey yarenler gam hicranda
(Hey yarenler kan hicranla)
Boş geldim dolu giderim
Aşkımız kaynayıp coştu
(Bu aşkım kaynayıp coştu)
Nevbahar seli giderim

Yüreğime vurdu narı
Arttırdı ah ile zarı
Göremedim nazlı yari
Sağ geldim ölü giderim

Mecnun tek melül oturdum
Yarı yadıma getirdim
Der Şamil aklım yitirdim
Düz geldim deli giderim❞

❝(aman) Bize gam çektirdi de sehpayı hicran
Gidem mi bu ayrılık başaca böyle of of
Yoksa dert böğrümden eyledim noksan vay noksan
Acap tecelli kader mi böyle böyle oy oy
(aman) Yoksa dert böğrümde eyledim noksan
Acep tecelli kader mi böyle böyle oy oy

(aman) Beri dön beri de sıtkı bütünüm
Havaya çekildi benim tütünüm of of
Elleri koynunda ben bir yetimim yetimim
Yoksa tecelli kader mi böyle böyle oy oy
(aman) İki eli koynunda ben bir yetimim yetimim
Yoksa tecelli kader mi böyle böyle oy oy❞

❝Ağlamak hicrana çare olsaydı
Nil nehri gözyaşım olsa yanmazdım
Çiçeğimi şayet Mevla yolsaydı
Aşkın hazanında solsa yanmazdım

Ah dinde vefalı sandığım güzel
Allahın emriyle yandığım güzel
Güvenip sırtımı döndüğüm güzel
İhanet etmeyip ölse yanmazdım

Aşkın heyecanıyla atan bu yürek
Zulmünle ağlıyor utan bu yürek
Feryadı figana katan bu yürek
Söylesen günahın bilse yanmazdım

Bilmem nasıl bir alev düştü bu öze
Küllenen yaramı döndürdün köze
Hasretinle nasır bağlayan göze
Yaş yerine kanlar dolsa yanmazdım

Bir keskin hançeri alıp eline
Vurup duruyorsun daha derine
Saplayıp bıraktın kendi yerine
Bir vakitsiz ecel gelse yanmazdım❞

❝İki bülbül hiç bir dala konar mı
Bülbülün konduğu dallar solar mı
Herkes sevdiğine kemlik sunar mı

İşit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Nice olur dağlar başı dumansız
Canıma merhamet et (dinsiz) imansız
Yarim buralardan gider selamsız

İşit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Atımı bağladım nar ağacına
Perçem dolaştı gül ağacına
Duyarlar asarlar dar ağacına

İşit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Bir top fesleğen aldım yalağa
Yel estikçe dokunur yanağa
Pembe hanım küsmüş gitmiş konağa

İşit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

***

Cahit Öztelli "Evlerinin Önü" adlı araştırmasında
aynı türküyü şu sözlerle aktarmaktadır (s.312)


İki bülbül hiç bir dala konar mı
Bülbülün konduğu dallar solar mı
Herkes sevdiğine böyle yanar mı

İşit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Nice oldu dağlar başı dumansız
Bana merhamet et dinsiz imansız
Yarim buralardan gider selamsız

İşit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Atımı bağladım nar ağacına
Beni götürdüler darağacına
Varın söylen nazlı yarın bacına

İşit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Bir fesleğen aldım çanağa
Yel estikçe dokunuyor yanağa
Pembe (h)anım küsmüş gitme konağa

İşit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum❞

❝Aslım paktır hiç kin yoktur özümde
İnciler dizilmiş gerdana güzel güzel güzel
İnci mercan kamer senin aynında
Dünyada türemiş bir tane güzel güzel güzel

Aslın belli asaletin sormadım
Destur alıp divanında durmadım güzel güzel güzel
Huri midir melek midir bilmedim
Dünyada türemiş bir tane güzel güzel güzel❞

❝Hiçbir kişi bilmez bizi biz ne işin içindeyiz
Ne hırsımız baydır bizim ne nefsimiz içindeyiz
Bir kimsenin devletine tanediben biz gülmeziz
Ne münkiriz alimlere ne tersanın haçındayız
Biz bunun neliğin bildik dünyanın nesine kaldık
Arzumuz nefsiçün değil dünya teferrücündeyiz
Yunus aydur hey sultanım özge şahım vardır benim
Ko dünya altın gümüşün ne bakır ne tuncundayız❞

❝İki bülbül hiç bir dala gonar mı
(yosmam gonar mı gız on yidi benlim gonar mı)
Bülbülün gonduğu da dallar solar mı
(gızlar solar mı gız on yidi benlim solar mı)

Hayriyem camdan bahıyor amman
Şalvara uçgur dahıyor amman
Bahışları ciyerimi yahıyor amman

Altarşından dabancamın şeridi
(şeridi anam şeridi gız on yidi benlim şeridi)
Yüreyimde yağ galmadı eridi
(eridi anam eridi gız on yidi benlim eridi)

Kayserliler mavili de yazma bürünür
(bürünür gızlar bürünür gız on yidi benlim bürünür)
Bürünür de saçları yirde sürünür
(sürünür amman sürünür gız on yidi benlim sürünür)

Hayriyem camdan bahıyor amman
Bahışları ciyerimi yahıyor amman
Şalvara uçgur dahıyor amman❞

❝Hiç bilmezem ben bu Halka netmişim
Acep haldir bana dişin biler çok
Bu meydanda ne atmış ne tutmuşum
Gıybetimi söylemeğe yeler çok

Kamil olan söyler sözü çağile
Nadan tüp tüp edüp verir ağile
Bilemiştir keskin dil biçağiyle
Dilim dilim edüp bağrım diler çok

Kimi gelir gönlümüzü anla der
Söyle ey deli divane söyle der
Kimi şöyle ver der kimi böyle der
Ardımızca hele çözer beler çok

Kullardan ne gelse kail olayım
Hakka şükür eyleyüp sabır kılayım
Yüküm gam yüküdür nice güleyim
Şadlık bağın güllerini yolar çok

Vefası ne yüze güler yarenin
Melhemi yok dilde olan yarenin
Halin sorun Aşıki biçarenin
Her tarafta cevr-i cefa kılar çok❞

❝Hiç kimse bilmiyor içerim yara
Bülbül gibi öter dili Zaranın
Doğmuşum Kaplanda kazamdır Zara
İlkbaharda açar gülü Zaranın

Kızılırmak akar akar durulmaz
Çalışır çiftçiler bir gün yorulmaz
Aslan yavrusuna zincir vurulmaz
Durmadan çalışır eli Zaranın

Alır satar hiç durmadan esnafı
Kaldırmasın merhameti insafı
Buradadır insanların pek safı
Her zaman böyledir hali Zaranın

Deli gönül sardırayım yaramı
Şoförleri sert kullanır fireni
İsteseler yolda korlar treni
Düzelmiştir artık yolu Zaranın

Çalışıyor herkes durmuyor boşta
Demircilik işi geliyor başta
Düşmanı yenerler hepsi savaşta
Korkma bilmez kızı-oğlu Zaranın

Türk oğlunun hepisi de böyledir
Aşk geldi kalbime beni söyletir
Çalgıcılar sarı teli inletir
Yanık yanık inler teli Zaranın

Deli gönül sana ne der bu sözler
Çalışkan terziler hem marangozlar
Bahar gelince de koyunu kuzlar
Pek de meşhur olur ba1ı Zaranın

Gençler meşrep olgun olur yaşlısı
Yetişiyor kahvecisi aşçısı
Pek çalışkan sıvacısı taşçısı
Her sanata gider eli Zaranın

Deli gönül inilersin derinden
Kasapları pek çok anlar karından
Ekmeğimiz taze pişer fırından
Gayet güzel olur unu Zaranın

Köylüsü çiftçisi tohum ekerler
Çarıkçısı hiç durmadan dikerler
Berberleri çoban kekik dökerler
Pek de güzel kokar gülü Zaranın

Garip bülbül bekler gonca gülünü
Nidai de över kendi ilini
Pek konuşur alıştırdım dilimi
Derler bana delisidir Zaranın❞

❝Hiç de kabul etmez nasihat gönül
Bilmez efkarını nerde dolanır
Bir dem seyyah olur gezer alemi
Bir dem uçar semalarda dolanır

Bir dem silkinerek döner ayaza
Bir dem hesabını çeker beyaza
Bir dem sofu olur başlar niyaza
Bir dem gözü daim şerde dolanır

Bir dem molla olur üstün esreye
Bir dem şair olur başlar mısraya
Bir dem tüccar olur Bağdat Basraya
Bir dem gider Kandaharda dolanır

Bir dem azgın olur kızılbaş gibi
Bir dem üzülerek olur keş gibi
Bir dem tembel olur yerli (ağır) taş gibi
Bir dem meyli kisbükarda dolanır

Bir dem günü geçer ah ile zarla
Bir dem nasip olmaz vuslatı yarla
Bir Müdam neylesin bunca efkarla
Bir yar sevdasıdır serde dolanır❞

❝Hiç sorma bu derdin ne diye bana
Bir aşk yürek dağladı mı yanarım
Ziyan getirirse bir can bir cana
Bir kan seli çağladı mı yanarım

Yaram cephelerde harp harbi izler
Kederim gülmeyen fikara yüzler
Bir garip baş eğer bir yetim sızlar
Bir sahipsiz ağladı mı yanarım

Ünvaniyim ömrüm bu figan bu zar
Bu isyan kaderi düzenle pazar
Bir gelin başından alları çözer
Bir kız kara bağladı mı yanarım❞

❝Az nimetle avunarak
Yettiğin gün oldu mu hiç
Dost elini övünerek
Tuttuğun gün oldu mu hiç

Boyun eğip emirlere
Selam durup amirlere
Çırpınıp da çamurlara
Battığın gün oldu mu hiç

Bu yoksulluk bela serde
Dost diyenler hani nerde
Aç kalıpta kuru yerde
Yattığın gün oldu mu hiç

Niyaz edip yüz bin kere
Aradın mı derde çare
Varın yoğun hep boş yere
Sattığın gün oldu mu hiç

Saçlarını yola yola
Sürülürken yaban ele
Kahrederek hep feleğe
Çattığın gün oldu mu hiç

Gülenayın bak suçuna
Karlar yağdırmış saçına
Bunca derdi hep içine
Attığın gün oldu mu hiç❞

❝Hiç bilmezem kezek gibi
Aramızda gezer ölüm
Halkı bostan edinmiştir
Dilediğin üzer ölüm

Bir nicenin belin büker
Bir nicenin mülkün yıkar
Bir nicenin yaşın döker
Var gücünü üzer ölüm

Birinin alır kardaşın
Revan döker gözü yaşın
Hiç onarmaz bağrı başın
Habersizin gelir ölüm

Yiğidi koca olunca
Komaz kendini bilince
Birini koyup gülünce
Gözlerini süzer ölüm

Hani onun sevdik yari
Kıl taatin arı yürü
Miskin Yunus niye durur
Ejderhalar yutar ölüm❞

❝Bize hicran düştü kilk-i ezelde
Levh üzre ismimiz karalanınca
Gönle sevda veren o cam-ı aşkı
Gezdireyim pare parelenince

Aşkın bir ateştir ciğer kebabım
Gözyaşlarım oldu cam-ı hunabım
Ya gel tamir eyle kalb-i harabım
Rakibler semtinden aralanınca

Emrah ben seveli sen hilal kaşı
Akın etmiş akar gözümün yaşı
Hicran oklarından bağrımın başı
Hoş mu gelir sana yaralanınca❞

❝Kapı kapı dolanarak
Bakanlar hiç bakmaz oldu
Oy deyip de dilenerek
Bakanlar hiç bakmaz oldu

Milletvekili olunca
Koltuklara kurulanca
Kanadımız kırılınca
Bakanlar hiç bakmaz oldu

Hani nerde o vaatler
Yeter verilen öğütler
İşsiz kaldı koç yiğitler
Bakanlar hiç bakmaz oldu

Seni beni görmez gözü
Yükseklere döndü yüzü
Unuttu verdiği sözü
Bakanlar hiç bakmaz oldu

Onguninin sözü haktır
Dert büyüdü derman yoktur
Yaramızı sarmaz doktor
Bakanlar hiç bakmaz oldu❞

❝Hiç üzülme bu sözümle
Baka geldim can gözümle
Gece gündüz tüm hızımla
Geliyorum ecel sana

Bilmiyorsun işve nazı
Dedirmedin kestin sözü
Elimdeki cura sazı
Çalıyorum ecel sana

Gönül kuşu kanat açmaz
Açmak için gücü yetmez
Hiç kimsenin sözü geçmez
Biliyorum ecel sana

Hiç olmadı rahat sefam
Derdim eser sanki tufan
Hediyelik bir tek kefen
Alıyorum ecel sana

Erbabiyem özüm aktır
Bu bedenim zaten yüktür
Götürecek yerin yoktur
Gülüyorum ecel sana❞

❝Gece kalktım bir çift turna havada
Aşkı çoktur yatamamış yuvada
Şaşırmış yolunu arar ovada
Doğrulun kıbleye gidin turnalar

Birisi düşmüş gidiyor başa
Dolanıyor sesi dağlara taşa
Açtı Kırlangıçtan Hacıbektaşa
Veliyullaha selam edin turnalar

Hacıbektaştan destur alın durmağa
Hilal gibi yazı yazar parmağı
Aşın Avanosta Kızdırmağı
Ürgübün üstünde dönün turnalar

Yükselin semaya yalvarın Hakka
Niğde ovasında eğlenmen daha
Uğrayın Borda Kuddusi şıha
Benim selamımı verin turnalar

Şıh himmet eylesin isten dileği
Aşıverin Çiftehanın döleği
Geçin Pozantıdan uğran Güleği
Tarsusun kıyına konun turnalar

Aşıklar sever mim ile kafı
Yüreğinden gitmez Allahın hayfı
Görürsen Tarsusta Ashab-ı Kehfi
Onlara selamım verin turnalar

Kalemim yok ki yazsam kaç satır
Tarsus ırmağında bir aslan yatar
Koca Adanaya selamım götür
Kavs-i Azamı bulun turnalar

Osmaniye Gavur dağın başında
Hökkaş Baba Islahiye düzünde
Zikr edin göğün yüzünde
Halebin kıyına konun turnalar

Halepten ayrılır Bağdadın yolu
Tarikatim Nakşi Halidi kolu
Kerbelada yatan şehitler ulu
Hüseyine selamımı verin turnalar

Alalım abdesti idelim guslü
Farzdır mümine adet usulü
Acemistan Bağdat ile Musulu
Doğrultun yolunuz Şama turnalar

Camii-i Ümmiyede Hüseyinin başı
Akar aşıkların gözünün yaşı
Kudüs-i Şerifte muallak taşı
Mescid-i Aksada inin turnalar

Arabistan çölü bir ıssız ova
Ne saz bitermiş ne kamış kova
Ciddede yatıyor Hazret-i Havva
Anamıza selam edin turnalar

Süzülünce turnam dürersin arşı
Uğran Medineye bedesten çarşı
Hacılar döndü de siz varın karşı
Aşık Hasan yorgun deyin turnalar

Selam edin Hamza ile Talhaya
Beytullah perdesi ordan balkıya
Takın elinizi yeşil halkaya
Aşık Hasan gelsin desin turnalar

Dolanın Beytullahın sağından geçin
Zemzem kuyusunun suyunu için
Arafat dağının başından geçin
Orada Lebbeyk deyin dönün turnalar

Kudretten bir deva var bozular
Aşkı olanlar burada ağlar sızılar
Deyin Aşık Hasan seni arzular
Sunun arzuhalimi Hakka turnalar

Ağır uçan turnam yoksa hastasın
Mekke Medineye giden postasın
Selam eyle Muhammed bizi istesin
Aşık Hasan dargın deyin turnalar❞

❝Hiç kimseler yoktur derdimi yanam (oy)
Derdimi sizlere yanayım dağlar
Yandım eller yandım yandım gardaş yandım

Varıp sırrın yadellere söylemem (oy)
Çıkam tenhalarda ağlayam dağlar
Yandım eller yandım yandım gardaş yandım

Hangi dala el atsam o dal kırılır (oy)
Kemend atıp kollarımı bağlayan dağlar
Yandım eller yandım yandım gardaş yandım❞

❝Hiç kimse sormasın halimi benim
Keremin düştüğü yollara düştüm
Sevda ateşiyle eridi tenim
Mecnun gibi yanan kullara döndüm

Akar iki çeşme ağlıyor gözüm
Değil hiç kimseye sitemim sözüm
Eridi vücudum sarardı tenim
Dalında kuruyan küllere döndüm❞

❝Senin aşkın ile ey yosma melek
Dertli bülbül gibi figana düştüm
Derdi möhnetinden olmuşum helak
Çaresi bulunmaz hicrana düştüm

Aşkın kemendini boynuma taktın
Vücudum şehrini odlara yaktın
Aşkın katresiyle bulandım aktım
Bahri muhit olan ummana düştüm

Daimi kurtulmaz gamda kederde
Dembe dem süzüldüm sülbü pederde
Hak çaldı kalemi rahmi maderde
Ben bu sevda ile cihana düştüm❞

❝Uğruna yandığım hicran tuttuğum
Elveda demeden gitti mi yoksa
Üstüne titreyip hayal kurduğum
Soframı eliyle yitti mi yoksa

Beni bu onulmaz derde bırakıp
Dağlarda çakala kurda bırakıp
Teni bu yaşanmaz yurda bırakıp
Sevdiğim sılamı sattı mı yoksa

Uzattım elimi boşlukta kaldı
Şaşırdı yüreğim hoşlukta kaldı
Umutlarım düştü loşlukta kaldı
Bahtımın ışığı battı mı yoksa❞

❝Tarlayı satıp da hicaza gittin
Eve geldiginde nedamet ettin
Yavruların hakkını hep heder ettin
Korkarım amelin boş olur hacım

Nam almak için düşme yollara
Gülünç olun komşulara ellere
Sebebsiz düşen sen de dillere
Gidecegin yollar kış olur hacım

Haccın temelini evde atmalı
İşlediğin hayrı sağlam tutmalı
Helal ile Beytullaha gitmeli
Borç paranın altı yaş olur hacım

Revai dört farzı noksansız işle
Sonra hac parasın dermeye başla
Dünya masiyetin temelden boşla
Bu amel hepsine baş olur hacım❞

❝Yeter gönül yeter hicret edelim
Doldurup defteri dürmemek de var
Aşk ile derbeder oldum gezersin
Dünyada zevk safa sürmemek de var

Bu dünya fanidir deyip geçmeli
Ayrılık kadehin sunup içmeli
Her gördüğün ile helallaşmalı
Gördüğün bir dahi görmemek de var

Deme göz yaşımı silecem diye
Bulup dert ortağım bölecem diye
Güvenme gidip de gelecem diye
Gidip de geriye gelmemek de var

Ağla Hicran ağla sen ne haldesin
Yetişmiş bir ayva bitmiş daldasın
Uyan bu gafletten ne hayaldasın
Kazandığın malı yememek de var❞

❝Şu benim gönlümün devran çağında
Dertli bülbül gibi zar bana düştü
Bir gül deremedim yarin bağında
Ucu zehir olan har bana düştü

Bir imdat umarım Şahta Gedada
Bir sebep gel olsun bari Hüdada
Herkes devranında türlü sevdada
Hicran ile yakan nar bana düştü

Kahpe felek devranını değişti
Tükendi takatim bilmem ne işti
Herkes sevdiğini sevdi sevişti
Cefası çok olan yar bana düştü

Gine geldi bana matem çağları
Günbe gün eriyor yürek yağları
Yarimin koynudur firdevs bağları
Şirin leblerinden har bana düştü

Daimi kemterim yanar derinden
Bir ah çeksem dağlar oynar yerinden
İnayet umarım pirler pirinden
Enel hak demişem dar bana düştü❞

❝(Hicrani)
Eremedim kahbe felek örnegen
Yolum düştü çıkılmaz bir dernegen
Hicrani bir ehi-i aşık ararken
Bu Gümüşhanede Cemale geldik

(Cemali)
Fikir aklımızın cevahir taşı
Gözümden dökülür hasretlik yaşı
Hicran Cemalinin aşık kardeşi
Gizlide gezerken ayane geldik

(Hicrani)
Başıma konalı bu hicran tacı
Bu Gümüşhaneye olmuşam yolcu
Nerde aşık duysam oluram avcı
Çıkmış sahralarda ceylan ararım

(Cemali)
Güzeldir sözlerin kamil aslında
Yiğitlik bellolur yiğit neslinde
Cemali dolgundur aşk faslında
Vasfını yapmaya Hicran ararım

(Hicrani)
Sarraflar toplansa pazar açılsa
Ağırdır metaım satamaz bizi
Altun kantar gümüş çengel asılsa
Ben bir Kopdağıyam tartamaz bizi

(Cemali)
Harabat ehli olan aşkını süzer
Bu aşkın elinden değilem bizar
Cafer-i tayyar olan dört yanı gezer
Şahine benzeriz tutamaz bizi

(Hicrani)
Çok zorum var kocalıktan pirlikten
Nice aşık kestirmişem erlikten
Tezgahım tunçtandır telim çelikten
Her terzi makası yırtamaz bizi

(Cemali)
Nice küheylandan aldım yarışı
İmlayı imlaya getirdim karşı
Yüz bin şehir gördüm bin dahi çarşı
Her altın anahtar açamaz bizi

(Hicrani)
Hicrani der bu sevdanın nesiyem
Temeli mermerden kurmuş kürsiyem
Hazreti Aliden Pir lokmasiyem
Olur olmaz aslan yutamaz bizi

(Cemali)
Her yanı Cemalin dert ile pişmiş
Aşkın badesini kudretten içmiş
İşte bu meydane er olan geçmiş
Her mancınık canım atamaz bizi❞

❝Hiç gitmiyor şu gönlümün merağı
Erisin de şu dağların kırağı (oy oy)
Öğretmenler subayların çırağı
Eridi kalmadı gönlümün karı (oy oy)

Evimizin önü yoldur yolaktır
Önümüzde dönen çarkı felektir (oy oy)
(...)
Ellere çirkinse bana melektir (oy oy)❞

❝Hiç kimse çekebilmez
Güçtür feleğin yayı
Derdine gönül verme
Bir götürür vayı

Oynayu gelür aldar
Çünki eli çapüktür
Bir buncılayın fitne
Kande bulur arayı

Çün yüzini döndürdü
Bir lahze karar itmez
Nice seri pay ider
Döner ser ider payı

Bir fani vefasızdur
Kavline inanma hiç
Gah yohsulu ider bay
Gah yohsul ider bayı

Hayran kamu alimler
Bu maninün dalında
Kafdan kafa hükm ider
Bilmez bu muammayı

Vahiddür o vahdette
Kesrette kani tefrik
Hızr irmedi bu sırra
Bildirmedi Musayı

Miskin Hacı Bayram sen
Dünyaya gönül virme
Bir ulu imaretdür
Alma başa sevdayı❞

Aaah ben razı değilem hicrana gama
Garip gönlüm demden deme salan var
Uşaklıktan doğru yolu gözlerem gözlerem
El sanar ki bu ehvalda yalan var ey

Aaah akıttın didemden kanlı yaşımı
Kalmakaldan kurtaramam başımı
Gönül kalesinin mermer taşını taşını
Hicran kalemiyle kırıp delen var hey

Aaah Sümmani  der nolur gönlüm hoş etse
Yar bizim ile üç beş vade nuş etse
Bir çift kanat verse ya bir kuş etse kuş etse
Tez yetişsem dost bağında talan var hey❞

Yangın yangın bakışların
Saçların rüzgar rüzgar
Savur alevini yansın
Gözlerime konan turnalar
Savur alevini yansın
Gözlerine düşen damlalar

Sen hiç mi bahar görmedin
Yüreğin aşka sermedin
Beni kovsan gitmem derdin
Yavan kokusuz yalancı

Şehirde ezgimiz yandı gittin
Deva bulmam gözlerime değdin
Şimdi kupkuru çöl gibi sözlerin
Yaban kokusuz yalancı

En kaynar su bile olsan
Ateşimi söndürürdün
Yüreğine bir sorabilseydin
Bu zulümü bitirirdin

Sen hiç mi bahar görmedin
Yüreğin aşka sermedin
Beni kovsan gitmem derdin
Yavan kokusuz yalancı

Şehirde ezgimiz yandı gittin
Deva bulmam gözlerime değdin
Şimdi kupkuru bir çöl gibi sözlerin
Yaban kokusuz yalancı❞

❝Vaatlerle faka basar seçimde
Fukara vatandaş çantada keklik
Otururken isyan oynar içimde
Fukara vatandaş çantada keklik

Hediye gelince ayaklarına
Gebe kalır seçim kıyaklarına
Yazık olur vatan evlatlarına
Fukara vatandaş çantada keklik

Boyun büker kendi seçtiklerine
Sonra ağlar kesip biçtiklerine
Sesi çıkmaz yiyip içtiklerine
Fukara vatandaş çantada keklik

Yılı geçirmeden cukkalar dolar
Düğünde partide saçarlar dolar
Halkın umutları bir anda solar
Fukara vatandaş çantada keklik

Tez kokutur ibibikler yuvayı
Zamlar yakar mutfağında tavayı
Beyler alır pişkin pişkin nemayı
Fukara vatandaş çantada keklik

Der ilhami deve çıkmaz yokuşa
Hendekte tökezler yatarlar tuşa
Kırpa kırpa maaşlar döner kuşa
Fukara vatandaş çantada keklik❞

❝Hiç de kabul etmez nasihat gönül
Bilmez efkarını nerde dolanır
Bir dem seyyah olur gezer alemi
Bir dem uçar semalarda dolanır

Bir dem siyinerek döner ayaza
Bir dem her hesabın çeker beyaza
Bir dem sofu olur başlar namaza
Bir dem gözü daim şerde dolanır

Bir dera molla olur üstün esreye
Bir dem şair olur başlar mısraya
Bir dem tacir olur Bağdat Basra'ya
Bir dem gider Kandahar'da dolanır

Bir dem kar'şık olur keşmekeş gibi
Bir dem tembel olur yerli taş gibi
Bir dem hava bozuk karlı kış gibi
Bir dem de boranda karda dolanır

Bir dem günü geçer ah ile zarla
Hiçbir demde vuslat bulmadı yarla
Bir Müdami n'etsin bunca efkarla
Bir yar sevdasıdır serde dolanır❞

❝Hey ağalar behey beyler
Yitti yar görmediniz mi
Al karalı mor sümbüllü
Dağlar görmediniz mi

Aslı huridir sorana
Boyu benzer dal fidana
Cerana benzer cerana
Dağlar hiç görmediniz mi

Oturmuşlar hanım gibi
Kına yakmış kanım gibi
Yar yitirmiş benim gibi
Dağlar hiç görmediniz mi

Oturmuşlar oymak oymak
Hiç olur mu yare doymak
Dil şeker lebi kaymak
Dağlar hiç görmediniz mi

Övün Koç Köroğlu övün
Taşlar al bağrına dövün
Bir yar yitirdim ben bugün
Dağlar hiç görmediniz mi❞

❝Hey Moskof hor bakma yiğit yurduna
Kör müsün karşında Mehmetçiğim var
Dokunma Asya'nın bu boz kurduna
Çin seddini yıkan kudretimiz var

Kıbleye doğrudur yönümüz bizim
Dünyaya ses salmış ünümüz bizim
Atatürk soyundan kanımız bizim
Beş kıtada bugün şöhretimiz var

ımana gel sen de koşma çetine
Gün olur tuzağa düşersin yine
Baltacı'dan aldı pay Katerina
Elaman diyene himmetimiz var

Dünyayı çiğnedik biz karış karış
Parolamız yurtta cihanda barış
Nato'da ederler bizimle yarış
Bak ne türlü türlü hikmetimiz var

Bağlıdır Cevlani Perverdigar'e
Allah Allah diyen düşer mi yere
ışte sana ibret karşında Kore
Cihanın fethine niyetimiz var❞

❝Hiç istemem amma gelir
Çatar gurbet akşamları
Yüreğime hançer olur
Batar gurbet akşamları

Öldürecek beni dertler
Bende geçti bini dertler
Dertlerime yeni dertler
Katar gurbet akşamları

Bilmiyorum dertten gamdan
Zevk mi alır intikamdan
Kanlım gibi şu yakamdan
Tutar gurbet akşamları

şimdi akşam bak şu anda
Zindandayım ben zindanda
Zindan ne ki zindandan da
Beter gurbet akşamları

Acılara beler beni
Kesip doğrar diler beni
Parça parça böler beni
Yutar gurbet akşamları

Memleketim ilim obam
Kavim kardaş dost akrabam
Gözlerimde anam babam
Tüter gurbet akşamları

Kadir mevlam yardım etsin
Ozan Arif yurda yetsin
Bitsin artık bitsin bitsin
Yeter gurbet akşamları❞

❝Hicranın çağıdı ayrılık günü
Meni koyub yana yana gedirsen
Gözümden akıdıb kanlı yaşımı
Neçin kıyıb şirin cana gedirsen

O süzgün bakışın düşende yada
Artacak derd gem hedden ziyada
Kismet olsa bir de görsem mebada
ıtaet eylerem sana gedirsen

Cilveli terlanım düşürsen yola
Kulaç kollarını boynuma dola
ınsaf mı gülşenim sarala sola
Hüseyn'ni salıb gem hicrana gedirsen❞

❝Gönül hiç usanmak yok mudur sende
Bahar yazın geçti kışlanmadın mı
Bu kadar dolaştın el kapısında
Kimseden döğülüp taşlanmadın mı

Gönül ne ağlarsın sen için için
Bir kimse bilmez mi nedir bu suçun
Yüklenmiş katarın gidiyor göçün
Sen bu viraneden hoşlanmadın mı

Zülali der gönül sırran erilmez
Bulanmış çayların akar durulmaz
Meğer doğru derler gönül yorulmaz
Altmışını geçtin usanmadın mı❞

❝Gamla hicran yüreğimi bürüdü
Bülbül olup uçamadım dallara
Aşk derdinden ezik sinem çürüdü
Takatım yok konamadım güllere

Kurtulmadım bu alemde meraktan
Bütün dertler gelir bize ıraktan
Yapılmış mayemiz bizim topraktan
Halimi arz edeyim ellere

Tahir nedir bu çektiğin cefa
Annemden doğalı sürmedim sefa
Beklenmez azizim kimseden vefa
Süpürüp aşkımı verdim yellere❞

❝Gelmedin hiç bir defa
Felekten gördüm cefa
Yaşamak haram oldu
Ölümde buldum vefa

Od'a yandı od'a yandı
Od düştü o da yandı
Kavuştum su serpmeye
Sevdiğim su da yandı❞

❝Efsane gibi hep zirvede kaldık
Yıllar yılı bir oyunda rol aldık
Gam sahnesinden gülerek ayrıldık
Gülüm ben seni hiç unutur muyum

Kaç yıl devirdik hayat vademizden
Neleri sildik gönül hanemizden
Zorlukları taç yaptık sevgimizden
Gülüm ben seni hiç unutur muyum

Renkler taşınmaz bu aşkın resmine
Fırtına boran dayanmaz azmine
Lugatlarda ad bulunmaz ismine
Gülüm ben seni hiç unutur muyum

Sinemde köşkün aşkımla çevrili
Hasretin ile sımsıkı gerili
Ölümüne dek attık bu temeli
Gülüm ben seni hiç unutur muyum❞

❝Güzel gözleri ışıldayan kızım
Bazen hüzünlenip ağlayan kızım
Kalbimde özel bir yerin var kızım
Hiç üzülme sana gülmek yakışır

Benim canım ikinci göz ağrımsın
Sen rabbimden gelen armağanımsın
Sen benim melekten farksız kızımsın
Hiç üzülme sana gülmek yakışır

Küçük şeyleri dert etme kendine
Üzüntüden ak düşmesin tenine
Boşver sen bakma ellerin diline
Hiç üzülme sana gülmek yakışır

Doğruluk yolun olsun sevgi özün
Sakın kimseyi incitmesin sözün
Herkese gülsün o tertemiz yüzün
Hiç üzülme sana gülmek yakışır❞

❝Hicret edip geldim Yusufelinden
Haki payen yüzüm sürmeğe geldim
Bülbül vaz geçer mi gonca gülünden
Açılan gülleri dermeğe geldim

Ben de meftun oldum kaşı alaya
Halimiz ayandır Gani Mevla'ya
Oltu'dan uğradım Samikale'ye
Sümmani Baba'yı görmeğe geldim

Pervani eyledi derd ü figani
Erenlerden almış lütfu ihsanı
Aşıkların piri Baba Sümmani
Huzurunda divan durmağa geldim❞

❝Bir hicran yarası bir söz yarası
Yüz melhem goysan da sağalan deyil
Sevib mehebbetle gurulan yuva
Tufanlar gopsa da dağılan deyil

Üreyi yandıran acı dil olar
Eşgin ateşinde yanan kül olar
Bülbül olan yerde gönçe gül olar
Mehebbet gülşeni saralan deyil

Dostunla gardaş ol derdini bölme
Özünden gücsüzün üstüne gülme
Her deli olanı divane bilme
Her delinin ipi yığılan deyil

Baş goyma dünyanın naz balışına
Bir gün tutularsan yaz yağışına
Gefil sınıg körpü çıhar garşına
Sanma ki körpüler gırılan deyil

Bah Esli-Keremin kül ocağına
Ferhadla şirinin dağlı dağına
Leyli Mecnunu da sal bir yadına
Bil ki eşg yarası sağalan deyil❞

❝Hicranın ağırdır döze bilmirem
O uca dağlardan en gel Anarım
Körpe ayagların yaman yorulub
Sinemin üstünde dincel Anarım

Sensiz ne gecem var ne de gündüzüm
Sen gedenden beri gülmeyib üzüm
Gel uzun kirpikli körpece guzum
Anarım Anarım decel Anarım

Dediler heyransan gülün etrine
Gül gatdım şerimin her bir setrine
Min cefaya dözdüm senin hetrine
Anarım Anarım gözel Anarım❞

❝Hicranın çağıdır ayrılıg günü
Meni goyub yana yana gedirsen
Aşigin dağları bürüyüb ünü
Niye gıyıb şirin cana gedirsen

O süzgün bahışın düşende yana
Artacag derd ü gem hedden ziyada
Gismet olsa bir de görsem mebada
Vefadar demerem sana gedirsen

Cilveli terlanım düşersen yola
Gulaç gollarını boynuma dola
ınsaf mı gülşenin sarala sola
Hüseyn dönmez gem hicrana gedirsen❞

❝Hicranınla uyku girmez gözüme
Bi devlet set ister yar kucağını
Değmiş bad-ı saba perişan etmiş
Deste beste duran zülfün bağını

Candan hayranıyım o nev-civanın
Sinem nişanesi ebru kemanın
Gülşen-i hüsn içre gonca fidanın
şükufeler almış sol ü sağını

Ayaklar altında Dertli bir kuldur
Ayarda cevherdir bahada puldur
Saki nöbet gözle cam-ı mey doldur
Badedir yandıran aşk ocağını❞

❝Hiç bilmezem ben bu Halka netmişim
Acep haldir bana dişin biler çok
Bu meydanda ne atmış ne tutmuşum
Gıybetimi söylemeğe yeler çok

Kamil olan söyler sözü çağile
Nadan tüp tüp edüp verir ağile
Bilemiştir keskin dil biçağiyle
Dilim dilim edüp bağrım diler çok

Kimi gelir gönlümüzü anla der
Söyle ey deli divane söyle der
Kimi şöyle ver der kimi böyle der
Ardımızca hele çözer beler çok

Kullardan ne gelse kail olayım
Hakka şükür eyleyüp sabır kılayım
Yüküm gam yüküdür nice güleyim
şadlık bağın güllerini yolar çok

Vefası ne yüze güler yarenin
Melhemi yok dilde olan yarenin
Halin sorun Aşıki biçarenin
Her tarafta cevr-i cefa kılar çok❞

❝Hiç şaşıp düşmedik insan var mıdır
Mahkum da insandır şaşar efendi
Her an bir karar da duran Tanrıdır
ınsan bir umutla yaşar efendi

Hırsa uyduk suç işleyip üzüldük
ıçin için listelere yazıldık
Adaletin süzgecinden süzüldük
Derdimiz dağları aşar efendi

Anlatmak zor bunca derdi kederi
Yenemedik ters talihi kaderi
Bakın çoğalıyor ilk günden beri
Gözyaşım sel oldu taşar efendi

Çiçekler mahkumdur bir gün solmaya
Sular denizlere akıp dolmaya
Ne kadar özensek dürüst kalmaya
Bazen şaşar düşer efendi

Ali ıhsan incitmez masum bir can
Olmuşuz bir kere kader kurban
Sana bu makam baban mı verdi
Bağışla garibi beşer efendi❞

❝Hicranlar mı çöktü içime benim
Göz yaşımı kimse silmez ağlarım
Mezarım olsaydı keşke vatanım
Sılamdan hiç haber gelmez ağlarım

Aşkın mızrağını engine saldım
Diyar-ı gurbette ben garip kaldım
Unuttum kendimi deryaya daldım
Kimseler halimden bilmez ağlarım

Seyrani'nin yare dönmez yolları
Başına zındandır Halep çölleri
Sert esiyor bana seher yelleri
Talihim yüzüme gülmez ağlarım❞

❝Hiç bilmezem bana noldu
Gönül eğlenmez eğlenmez
Gözlerim kan ile doldu
Gönül eğlenmez eğlenmez

Mecnunleyin dağlar gezer
Hiç utanmaz ağlar gezer
Seller gibi çağlar gezer
Gönül eğlenmez eğlenmez

Girye vü zar oldu karım
Gitti elden ihtiyarım
Kalmadı sabra kararım
Gönül eğlenmez eğlenmez

Kimisi kıl ü kal ister
Bu dil bir ehl-i hal ister
Tecelli-i cemal ister
Gönül eğlenmez eğlenmez

Çünkü düştün sen bu derde
Bu derd ile gider perde
Ne göklerde ne yerlerde
Gönül eğlenmez eğlenmez

Gönül durmaz konar geçer
Yedi derya gelüp geçer
Hayali gözümde uçar
Gönül eğlenmez eğlenmez

Akan gözlerimin yaşı
Lale reng eyledi taşı
Diler virem can ü başı
Gönül eğlenmez eğlenmez

Nakşiya sür aşka gel yüz
Fanisin olasın düpdüz
Ağlar çeşmim gece gündüz
Gönül eğlenmez eğlenmez❞

❝Öyle kızgınım güzelim sana
Gönlümü açtım hiç acımadın
Söylediklerin dokunur bana
Yolunu açtım hiç acımadın

Nerede ararsam görülmüyorsun
Kızıyorsun ama darılmıyorsun
Yanına otursam sarılmıyorsun
Kolumu açtım hiç acımadın

Sırrı gözünde dökülür yaşlar
Sana gelince kavgalar başlar
Buna şahit oldu ağaçlar kuşlar
Elimi açtım hiç acımadın❞

❝Gönlüme bir lütuf keremsin diye
Dünyamı paylaşan haremsin diye
Bağlandım yürekten çaremsin diye
Ömrün baharında hicrana düştüm

Bu gün de bitiyor takatim kesik
Yüzüm kocadıkça suratın asık
Bir çift kundurayım ökçesi basık
ınsafsız bir gönül mecrana düştüm

Sana göre neyim anlayamadım
ıçimde şu hüznü önleyemedim
ıhtirasın nedir dinleyemedim
Kalbimi haczettin icrana düştüm

Candan öte bildim çıkardın elden
Kurşundan ziyade korkarın dilden
Artık bundan sonra bilmezsin halden
Işıksız bir gönül hücrene düştüm

ılhamiyim sevgi harmanım açtım
Umarsız hep yalan zehrini içtim
Nice zor anlarda serimden geçtim
Uzak artık yollar ücrana düştüm❞

❝Hiç adam kurtulur mu
ırize puştlarından
Biraz tarif edeyim
Zonguldak işlerinden

Oraya duramazsın
Yanıma gel yanıma
Zonguldak'ta gezerken
Çattım iki hanıma

ıpekli çarşafını
Yaydırmış dizlerine
Ben vardım yanlarına
Bir baktım gözlerine

Güneş vuruyor güneş
Vapurumun içine
Dedi ne bakıyorsun
Gözlerimin içine

Benim adetim budur
Güzellere bakarım
Halime elverirse
Beşibirlik takarım

Buraya gelir misin
Var mı evde terliğin
Ya gel bakayım dedi
Var mı beşibirliğin

Dedim ona ey hanım
Nereye gidiyorsun
Beşibirlik ne imiş
Kaç tane istiyorsun

Dedi kahpe Laz oğlu
Lafa tuttular beni
Azıcık gel peşime
şimdi bilirim seni

Döner döner bakardım
Güzellerin hasına
Aldı da gitti beni
Kumaş mağazasına

Ben kızları tanırım
Başındaki saçlardan
Yaptı verdi bir bohça
ıpekli kumaşlardan

Güzel güzel hanımlar
Doldu yanlarım doldu
Ayıp değildir dedim
Söyle kaç kuruş oldu

Ha piştovunun taşı
Nasıl edeyim nasıl
Dedi ki çok etmedi
Üç Osmanlı lirası

Hanım geçti önüme
Bellerine ırgayı
Toka ettim hanıma
Üç Osmanlı lirayı

Dedim kurban olayım
Kırmızı yanağına
Aldı da gitti beni
O hanım konağına

Döner döner bakarım
Güzellerin hasına
Yıktım orda hanımı
Pamuk karyolasına

Ha o domuz kocanın
Akıtacağım kanını
Göbeğinin üstüne
Topladı fisanını❞

❝Hiç olur mu (aman) dağlar başı dumansız
Halime rahmetmedi dinsiz imansız
Nazife'm de geçti (aman) şu yerlerden selamsız

Sabah olsun (aman) sorayım mı birine
Çok bekledim (aman) geçmedi Nazife'm eline

Melul mahzun (aman) şu yerlerde dururum
Yarım seni arar sorar bulurum
Kabahati (aman) ben gönlüme bulurum

Sabah olsun (aman) sorayım mı birine
Çok bekledim (aman) geçmedi Nazife'm eline❞

❝Hazin hazin esen seher yelleri
Hiç bülbül öter mi gül olmayınca
Her aşık dünyada murat alamaz
Yanıp ateşlere kül olmayınca

Mecnuna mekandır leylanın dağı
Arif olan seçer karayı ağı
Bağbansan bekleme şol kuru bağı
Ağaç meyva vermez dal olmayınca

Aşık isen aşk badesin nuş eyle
Arif ol daima gönül hoş eyle
Her an enginlere akıp çoş eyle
Ummana varılmaz sel olmayınca

Avcılar avlarlar ördeği kazı
Koldada taşırlar şahanı bazı
Aşığın maşığa geçemez nazı
O da sevdiğine kul olmayınca

Daimi'yim şu gönlümü coşursan
Aşkın deryasını baştan aşırsan
Arı gibi her çiçekten döşürsen
Emeğin zay olur bal olmayınca❞

❝Hazrete hiç gelmemişim
şu cihanda gülmemişim
Hak sırrını bilmemişim
Bilmek için Bektaşi ol

Kaleme yazı yazdıran
ılme irfana dizdiren
Ahret haberi sezdiren
Veli gibi Bektaşi ol

Alma mazlumun ahını
Yıkma fakirin evini
Viran etme gül bağını
Veli gibi Bektaşi ol

ınsanları seven Hakk'tır
Büyüklenme küçük yoktur
Alim olan cahil çoktur
Sen Allah'ın kulunu gör

Gaflet etme aç gözünü
Hacı Bektaş yolunu gör
Hakk'a doğru dön yüzünü
Can Ahmed'in nurunu gör
(Mürteza'nın nurunu gör)

Divane Zülfikar kuldur
Seni sağana kendin doldur
Hakk ihsanı bize boldur
Almak için Bektaşi ol❞

❝Hiç eşin yok nevcivansın
Buna nasıl can dayansın
Güzelsin pek mumeyansın
Buna nasıl can dayansın

Tavr u tarzın başka halet
Yosmasın var hem zarafet
Sana mahsus bu kıyafet
Buna nasıl can dayansın

Matlubumuz buse sizden
Lutf u ihsan kendinizden
Dönmüşsünüz vadinizden
Buna nasıl can dayansın

Bize evvel söyledindi
Yok cevabın geldi şimdi
Nuri gayri pek gücendi
Buna nasıl can dayansın❞

❝Hiç inanç etmedin benim sözüme
Bu aylarda bell'olacak hilen yar
Gelip geçen hoş görünün gözüme
Bulamadım senin gibi çelen yar

Ama dilber çok iş bilir ustasın
Melül manzun gezen bilmem hastasın
Sinem püte ettin mekan istersin
Muhkem imiş alamadım kal'an yar

Varır yadlar ile aşna olursun
ıntizar ederim Hak'tan bulursun
Ben gidersem sen de yarsız kalırsın
Koyun gibi ciğerinden melen yar

Yar beni kattılar kervan göçüne
ıletseler Hindistan'a Maçin'e
Urganım taksalar dar ağacına
Merhametin yok ki elden alan yar

Dilber senin annen nasıl annedir
Gerdanında benler tane tanedir
Sormadın sevdiğim yedi senedir
Aşık Veli kapınızda kölen yar❞

❝Birkaç dilber gördüm dostlar geçende
Böyle düş gören can hiç uyanmasın
Mest olup da kalsa ömrü içinde
Uyusun bu devran hiç uyanmasın

Bir daha göreydim şuh-u cihanı
Müşküldür ayrılmak bu cihan fani
Geceler uyanıp götürse beni
Engellerden duyan hiç uyanmasın

Günahımız çoktur derya misali
Sanma ki rahmetten oluruz hali
Dili şeker dudak bir oğul balı
Emsem lebin habdan hiç uyanmasın

Encamı bir firkat beni bulursa
Ya bu hasret kıyamete kalırsa
Siyahi der dosta sitem olursa
Yanarım yar yanan hiç uyanmasın❞

❝Hicab etme benden böyle
Derununda ne var söyle
Üzme beni kerem eyle
Etme beni ele kıyas
Bezme gel sen canım Elmas

Gerdan kırıp raksedersin
Hem oynayıp hem gülersin
Etmem inkar pek güzelsin
Etme beni ele kıyas
Bezme gel sen canım Elmas

Müşteriyim ülfetine
Ne istersin kıymetine
Uyup ağyar sohbetine
Etme beni ele kıyas
Bezme gel sen canım Elmas

Nuri gelsin gitme sen de
Ziller hazır dursun elde
Oyun oyna böyle yerde
Etme beni ele kıyas
Bezme gel sen canım Elmas❞

❝Hicran köşesinde yatarım hasta
Zayıfım cisme ter ne zaman gelir
Gözlerim yoldadır kulağım seste
Dilberden bir haber ne zaman gelir

Terketti bendesin kaşları hilal
Anınçün ayrılmış kalmadı mecal
Sözü şehd ü şeker lebleri zülal
Dişi durr ü gühar ne zaman gelir

Ağlarım ruz ü şep aman el'aman
Bu hicri çekmeğe kalmadı derman
Muradımız üzre döner mi devran
Felekten o hüner ne zaman gelir

Çekelim cevrini derd-i gurbetin
ıçelim zehrini hicr ü mihnetin
Nihayeti yok mu acap firkatin
Bu zulmete seher ne zaman gelir

Ruz ü şep yolunda fikr ü hayalim
Kimlerle eğlenir ruhleri alim
Anar mı bendesin gahice zalim
Acap Aşık Ömer ne zaman gelir

Çünkü dilber bende meylin yok idi
Ezeliden ikrar vermiye idin
Muhabbetin güzelliğin nişanı
Oğrun oğrun bakıp gülmiye idin

Siyah zülfün dökmüş yüzüne perde
Sen uğrattın beni bin türlü derde
Ben kendi halimde gezdiğim yerde
Getirip bergüzar vermiye idin

Hani benim ile yiyip içtiğin
Çözüp düğmelerin göğsün açtığın
şimdi fayda vermez benden kaçtığın
Soyunup koynuma girmiye idin

Aşık Ömer der ki canıma kastin
Eziyet eyleme gözleri mestim
Severler güzeli incinme dostum
ıncinirdin güzel olmıya idin

***

Farklı kaynakta eser şu
şekilde aktarılmaktadır


Mihnet köşesinde yatırıdım hasta
Zaif cismime derman ne zaman gelür
Gözlerim yollarda kulağım seste
Yarimden bir haber ne zaman gelür

Terketti bendesin kaşları hilal
Anınçün kalbimden ayrılmaz melal
Sözü şehd ü şeker lebleri zülal
Dişi dürr ü güher ne zaman gelür

Düşelden derdine diyar-gurbetin
Çekerim kahrını her dem mihnetin
Nihayeti yok mu şeb- i firkatin
Bu zulmete seher ne zaman gelür

Ağlarım ruz ü şeb aman el'aman
Bu derdi çekmeğe kalmadı derman
Muradım üstüne döner mi devran
Felekten ol hüner ne zaman gelür

Böyledir ruz ü şeb fikr ü hayalim
Kemallerle salınır ruh- i alim
Anar mı bendesin gahice zalim
Aceb Aşık Ömer ne zaman gelür❞

❝Hicran dustağıyam derde giriftar
Menim bu derdimin ne loğmanı var
Ne ömrüm tamamdı borcdan gurtaram
Ne cerrah elacı ne dermanı var

Sergerdan galmışam elacdan naçar
Namerd gaydasıdı arhadan gaçar
Gelbin sandığına olaydım açar
Açaydım göreydim ne gümanı var

Derdimi demerem ne Gehraman'a
Ne Sam'e Rüstem'e ne pehlevana
şikayet eylerim adil divana
Ne mülkü şeriki ne mekanı var❞

❝Hicran kucağında tuttuğun sırdaş
Çağlamış bulanmış durulmuş olsun
Sözüne sazına güven de yanaş
Kulağı ezelden burulmuş olsun

Boş kafa gezdiren seyyahlar gibi
Keşkülünün delik çıkması dibi
Ariften anlasın seçsin garibi
Hakikat yolunda yorulmuş olsun

Taban tepmiş olan gam kervanında
Dostunu konuklar tatlı canında
Koçlar gibi duran pir meydanında
Aslanlar yurdunda kurulmuş olsun

Gel dese de bakma nakes aşına
Bir fırsat arar da kakar başına
Dostun namert dehrin mihenk taşına
Felaket pazarında vurulmuş olsun

Duysun aşkın elindeki rebabı
Okunsun alnında çile kitabı
Neyzen gibi günahkarın hesabı
Mezara girmeden sorulmuş olsun❞

❝Sekizinci günü mah zilhiccenin
Görühdü Mekke'den yol Arafat'a
Saat bu saattir gün bu gün gibi
Ki çoklar irmedi bil Arafat'a

Vakfeye cem-olur yetmiş bin insan
Olur Meleklerle hiç olmaz noksan
Lebbeyk sadasından ağlar asuman
ıner göz yaşından sel Arafat'a

Melekler sadayı işitir yirden
Göklerin kapusu açılır birden
ımam hutbe okur iner minberden
Bırakır isyanın kul Arafat'a

Bir kaamet iki farz kılınır olan
Mescid ıbrahim'de ikindin öğlen
Gün inince hacı Vakfede eğlen
Biraz muzmer dua bul Arafat'a

Fani cihan için çekmeyin kaygu
Yönünüz dergaha döndürün yahu
Bab-ı rahmet bab-ı mağfirettir bu
Demeyin cebel-i çöl Arafat'a

Aziz Müzdelife hürmetli makam
Orda bir kılınur yatsıyla-akşam
Kur'anın bir ismi müş'iril-haram
Bab-ı münacattır dil Arafat'a

ınince Mina'ya taşlarız şeytan
Bayram tıraş olur keseriz kurban
Haccımızı mebruk eylesün Yezdan
Tekrar nasib-itsin yol Arafat'a

Bu cihan bağında gül oldun soldun
Dünyayı ararken kimyayı buldun
Hacı şem'i miskin kati pir oldun
Erenler didiler gel Arafat'a❞

❝Senden ayrılalı hiç yüzüm gülmez
Sensiz dünya hayal düş gelir bana
Çiçekler açılsa gönlüm açılmaz
Sensiz yaz ayları kış gelir bana

Hasret bitip didarına erince
Gonca gülüm gül cemalin görünce
Leblerinden aşk badesin alınca
Aşk muhabbet sevgi coş gelir bana

Gönlüm alçak yükseklerden uçamam
Ağyarın elinden bade içemem
Alem bir yan olsa senden geçemem
Sevdan cümlesinden baş gelir bana

Kul Hasan'ım her güzele aldanmam
Gerçek güzel görmeyince inanmam
Cennet huri gılman verseler almam
Sensiz dünya ahret boş gelir bana❞

❝Suz-i hicranınla boyanmış gönül
Bir katre lalinden içse kanar da
Eğer yanmaz isen bu nar-ı aşka
şu ah u vahımdan kalbini yar da

Ben feda etmişken can ile teni
Sen uyup ağyara terk ettin beni
Ey gonca dehanım el kınar seni
Bülbül yuvasında olsa kanarya

Emrah sana yeter hayal-i vuslat
Hayal ile budur gönül meserret
Gülüm sağolsun da etmesin ülfet
Elbet rahme gelip birgün anar ya❞

❝Hiçbir varlık hiçbir cisim uymuyor
Güzelliğin başı sensin Türkiyem
Sevgin şu bağrımda dilim durmuyor
Bu ilhamı veren sensin Türkiyem

Üç yanın denizdir bir yanın kara
Biz çalışkan Türküz olmak avare
Albayrak altında veririz çaba
Tembellere eş değiliz Türkiyem

Sana göz koyan çok amma vermeyiz
Hilebazlık düzenbazlık bilmeyiz
Senden başka memleketi sevmeyiz
Atadan yadigar bize Türkiyem

Dört köşende dalgalanır bayrağım
Senin için hazır bu gençlik çağım
Yolunda kurbandır elim ayağım
Bize anavatan sensin Türkiyem

Her milletin gözü vardır bağrında
Mehmetçik bekçidir karlı dağında
Leke yoktur damarımda kanımda
Aşkı ile bir ozanım Türkiyem

Tek bir vücud tek bir yumruk oluruz
Olduğumuz zaman çare buluruz
Sazım silahımdır hazır dururuz
Aşık Murat sana kurban Türkiyem❞

❝Fikir yürütmekte neyine senin
şöyle boylu poslu görünsen yeter
Popla topun var ya gerisi yalan
Ekmeğe soğanı dürünsen yeter

ıstersen kiralan olmazsa satıl
ışe yaramazsan sürüden atıl
Topal eşek gibi kervana katıl
Yürümek neyine sürünsen yeter

Elalem milyonlar kazansın hele
Zenginin malını dolarsın dile
Sana çok yakışmış zincirsiz köle
Hasırsız çulunu bürünsen yeter

ılim irfan yalan gerçek büyüdür
Çalıp çarpan kendisinin beyidir
Bir hiç olmaktan daha iyidir
Çöp (Bok) yığını olup kürünsen yeter

Yiğit görün ama beleşe geçin
Büyükler var iken olur mu suçun
Her gün biraz daha kaybolmak için
Oturduğun yerden yerinsen yeter❞

❝Bizim taşımızla kimse yaslanmaz
Yaralara derman şifadır şifa
Taştan anlamayan gaftan uslanmaz
Her bir hareketi cefadır cefa

Eleştiri edep ile olursa
Uyarılar hüsnü kabul bulursa
Ölçü tartı tam yerinde kalırsa
Hatalardan dönmek vefadır vefa

Günahı söylenmez fazilet sanır
Gündeme getiren mahcup utanır
Su bulandıranı kim görse tanır
Gönülde yer eden sefadır sefa

Taşlamamız hediyedir aslında
Aslı flu şimdi rağbet faslında
Temkinli yaklaşım çağın neslinde
Ders alacak olan kafadır kafa

Taşlayanları da bir gün taşlarlar
Kuruyan ağaca gençlik aşlarlar
Malkoç Ali devrin biter kışlarlar
Zaman geçer sözün rafadır rafa❞

❝Yatırmışler de yazımı (guzum oy oy oy) hicin gibi
(yavrım yavrım da oy oy oy)
Sarı saçı da (guzum) sicim gibi (yavrım oy oy)
Gelin gardaşlarım yavrıma (oy oy oy)
Ağlıyalım da bacım gibi (yavrım oy oy)

Mezerin de yol üstüne gazsınlar (oy oy oy)
Yol üstüne goysunlar (yavrım oy oy oy)❞

❝Hicran hazarında gem sevdasında
Mecnun idim geldi gördü yar meni
Bülbül oldum dost bağında gül üste
Öz üzüne hesret koydu yar meni

Leyli gibi ve'de verdi gelmedi
Pozğun kelbim danışdırıb gülmedi
Serraf oldum zer kedrimi bilmedi
Dil bilmeze aldı satdı yar meni

Necef deyer gim güldürer ağları
Geyib gelse yar keddine ağları
Heste oldum derdim eydi dağları
Tebibsen al hencerini yar meni❞

❝ıkidir kulağım hiç biri duymaz
Erenler izini izler ağlarım
Yüküm ağır yolum menzile uzak
Deve gibi ben de dizler ağlarım

Bir münasip tacım yoktur giyecek
Bir helal ekmeğim yoktur yiyecek
Bir tabib bulmadım derdim diyecek
Derdi derunumda gizler ağlarım

Ulu bezirganlar metaın satar
Üzümünü yiyip çöpünü atar
Buyrulmadık sözü puşt oğlan tutar
Efendimden izin gözler ağlarım

Doğması farz amma ölmesi sünnet
Seyrani ecele eylemez minnet
Kimi huri ister kimisi cennet
Ben hakkın rızasın gözler ağlarım❞

❝ıki bülbül hiç bir dala konar mı
Bülbülün konduğu dallar solar mı
Herkes sevdiğine kemlik sunar mı

ışit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Nice olur dağlar başı dumansız
Canıma merhamet et (dinsiz) imansız
Yarim buralardan gider selamsız

ışit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Atımı bağladım nar ağacına
Perçem dolaştı gül ağacına
Duyarlar asarlar dar ağacına

ışit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Bir top fesleğen aldım yalağa
Yel estikçe dokunur yanağa
Pembe hanım küsmüş gitmiş konağa

ışit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

***

Cahit Öztelli "Evlerinin Önü" adlı araştırmasında
aynı türküyü şu sözlerle aktarmaktadır (s.312)


ıki bülbül hiç bir dala konar mı
Bülbülün konduğu dallar solar mı
Herkes sevdiğine böyle yanar mı

ışit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Nice oldu dağlar başı dumansız
Bana merhamet et dinsiz imansız
Yarim buralardan gider selamsız

ışit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Atımı bağladım nar ağacına
Beni götürdüler darağacına
Varın söylen nazlı yarın bacına

ışit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum

Bir fesleğen aldım çanağa
Yel estikçe dokunuyor yanağa
Pembe (h)anım küsmüş gitme konağa

ışit bülbül ben o yardan ayrıldım
El oldum ben yana yana kül oldum❞

❝Yakıp hicran ettin gönül köşkümü
Beni nar eyleyip çöle bırakma
Okyanusa saldım kırık keştimi
Beni yar eyleyip sele bırakma

Yaylalardan soğuk sular akmıyor
Ağlasam da gözyaşlarım çıkmıyor
Dertlilere dertsiz kullar bakmıyor
Beni kör eyleyip ele bırakma

Avcı vurdu yaralandım kazara
Yüküm yüklü kervan vardı pazara
Dertli kullar her gün gider mezara
Beni kör eyleyip dile bırakma

Kararan kalbimi yaş ile sildir
Nur-i sevdan ile kalbimi doldur
Çilekeş gönlümü sevdanla öldür
Beni mar eyleyip yola bırakma❞

❝Hey ağalar Türk’e cevap bulunmaz
Darılıp ağzını açtığı zaman
Değme şeyle karşısında durulmaz
Darılıp köpüğün saçtığı zaman

Türk değil mi şu alemin eşeği
Eşek değil belki itten aşağı
Hararlara sığmaz olur taşağı
Minnet üzerine düştüğü zaman

Horoz gibi çöplüklerde eşinir
Salyanacı gelmiş deyü düşünür
Uyuz olmuş tilki gibi kaşınır
Sakalına sirke düştüğü zaman

Nice bilür öküz ile ineği
Fark eylemez karpuz ile keleği
Pek söylersen hiç işitmez kulağı
Sırmalı çarığı taktığı zaman

Hayırını ihsanını kestirir
Hırsa gelse kaba yeli estirir
Korkmaz Haktan pirin astırır
Yalanla şahadet ettiği zaman

Zebun iken gürün Türk’ün yüzünü
Yüz verip de alıştırman yüzünü
Evliyalar gibi söyler sözünü
Bağrı yanıp zebun düştüğü zaman

ınada musırdır asla yorulmaz
Söze başlayınca ağzı yorulmaz
Hak korkusu yoktur karşı durulmaz
Öküze gaddare vurduğu zaman

Benim sözüm nasihattir tutana
Hem de gevher olur alıp satana
Türk kısmında edep yoktur utana
Yüzünün hicap perdesi kalktığı zaman

Türk’ün Türk nişanı gitmez özünden
Hicap perdesi de kalkmış yüzünden
Alem bir yan olsa dönmez sözünden
Ayağına çarık taktığı zaman

Ayağına çeker ........ çarığı
Hiç gitmiyor ökçesinin yarığı
Osmanlı dan yiyicisi sırığı
Tabanı dibine değer kaçtığı zaman

Gene akranını bulur görüşür
Mahallinde inad ile yarışır
Burçak öküz gibi gidişir
Tarhana çorbasın içtiği zaman

Pir Sultan Abdal’ım bu sözüm tamam
Türk’ün aklından gitmez hiç güman
Hak ona nasip etmez din ile iman
ımansız ahrete gittiği zaman❞

❝Hicranın ağırdır döze bilmirem
O uca dağlardan en gel Anarım
Körpe ayagların yaman yorulub
Sinemin üstünde dincel Anarım

Sensiz ne gecem var ne de gündüzüm
Sen gedenden beri gülmeyib üzüm
Gel uzun kirpikli körpece guzum
Anarım Anarım decel Anarım

Dediler heyransan gülün etrine
Gül gatdım şerimin her bir setrine
Min cefaya dözdüm senin hetrine
Anarım Anarım gözel Anarım❞

❝Sensin sevincim neşem sensin derdim kederim
Lale sümbül menekşem yazgım bahtım kaderim

Batmasın gün solmasın gül umutlar yitmesin
ısterim ki hep sürsün bu rüya hiç bitmesin

Seninle döner dünyam sensin sıcak güneşim
Seninle dolu hülyam sensin yegane eşim

Esmesin yel akmasın sel bulutlar inmesin
ısterim ki hep sürsün bu sevda hiç bitmesin

Gözümün bebeğisin canımın ta içisin
Tanrım bana yaratmış yalnız benim içinsin

Batmasın gün solmasın gül bülbüller ötmesin
ısterim ki hep sürsün bu şarkı hiç bitmesin❞