Abdal Ali - Ağıt







Yorum Yaz

Yorumlar
5 - 5 - 0 yorum

Abdal Ali En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Abdal Ali - Ağıt

Etiketler : Abdal Ali, Ağıt, Abdal, Ali, Ağıt, Abdal Ali - Ağıt türkü indir, Abdal Ali - Ağıt türkü dinle, Abdal Ali türküleri, Ağıt türküsü dinle, Abdal Ali türkü dinle, Abdal Ali türkü sözleri, Ağıt sözleri, Abdal Ali mp3 dinle

❝Uyansın Dedikçe Uykuya Daldın
Yanar Anadolum Sana Yanarım
Uygarlık Yolunda Hep Geri Kaldın
Yanar Anadolum Sana Yanarım

Dostluk Köprülerin Yıkılır Oldu
Zalımın Zulmuna Bakılır Oldu
Ozanın Yazanın Yakılır Oldu
Yanar Anadolum Sana Yanarım

Halkı İçin Pir Sultan’lar Asıldı
Gönül Defterine Bir Bir Yazıldı
Boşuna Mı Nesimi’ Ler Yüzüldü
Yanar Anadolum Sana Yanarım

Çağan Ali’ M Direnmektir Her Demin
Kaptan Süremedik Su Almış Gemin
Tek Çare Başına Geçmek Dümenin
Yanar Anadolum Sana Yanarım❞

❝Yavrumu vuranlar da aney
Ataşta yana
Kuruya kolları da aney
Mum gibi söne
Uyan yavrum uyan da aney aney aney aney
Gör ne haldayım aney aney aney

Yavrumu vurdular da aney
Karşı bayırda
Beyaz kollarını da sermiş aney
Kıra bayıra
Uyan yavrum uyan da aney aney aney aney
Gör ne haldayım yavrum aney aney aney❞

❝Bilmeden gelmiştim anam anam
Bozyer köyüne
Kara gün karşımda durmuş ağlıyor of
Yürü yalan dünya doymadım sana
Ömrün nihayete ermiş ağlıyor oy
De deyim oy ne deyim oy kader

Bozyerin etrafında anam anam
Bağlar höyükler höyükler of
Dilim dönmez anam diye sayıklar oy
Toprağa mal oldu kaytan bıyıklar
Kirpikler ümidin kırmış ağlıyor oy
De deyim oy ne deyim oy kader

El attım döşüme anam anam
Vay anam noldu
İki avcumada al kanım doldu
Körpe yavrularım babasız kaldı
Oturup boynunu burmuş ağlıyor oy
(Hısım akrabayı dermiş ağlıyor)
De deyim oy ne deyim oy kader

Nazlı bir insandım anam anam
Değildim efe
Kurudu dillerim varmadı ofa (of of)
Haber gitmiş arkadaşım (Berçenekli) Şerife
Sazını döşüne burmuş ağlıyor oy❞

❝Kıratın üstünde bir uzun yayla
Ne diyem beylerim kaderim böyle
Anama varınca doğrusun söyle

Beypazarıdır meskenimiz yolumuz
Kimbilir nerede kalır ölümüz

Beypazarından çıktım tütün satmaya
Kır at başladı da yatıp kalkmaya
Kolcular başladı da fişek atmaya

Beypazarıdır meskenimiz yolumuz
Kimbilir nerede kalır ölümüz

Körolası Çerkes nereden geldin
Kuyumcuyum diye çayıra kondun
Alnı top kakülü yiğide kıydın

Beypazarıdır meskenimiz yolumuz
Kimbilir nerede kalır ölümüz

Bineydim de kır atımın üstüne
Alaydım da martinimi destime
Beş yüz atlı olsa gelemez üstüme

Beypazarıdır meskenimiz yolumuz
Kimbilir nerede kalır ölümüz

Kır ata karar molur eşindiği zaman
Dizgini boynuna geçtiği zaman
Belden aşıp tozlu yola düştüğü zaman

Beypazarıdır meskenimiz yolumuz
Kimbilir nerede kalır ölümüz

Gedikten aşıyor bir kara kağnı
Kağnının ardında kır atı bağlı
Kaldırın çevresini pürkürme benli

Beypazarıdır meskenimiz yolumuz
Kimbilir nerede kalır ölümüz❞

❝Kapımızın önü
Söğütlü bağlar
Nettin Fadimemi
Dumanlı dağlar
Ben durmaz giderim
Kirazım ağlar
Dumanlı dumanlı
Oy bizim eller

Göğçe bele çıktım
Tebdilim şaştı
Kaynım Mehmet büyük
Yüceden aştı
Karalı haberim
Köye ulaştı
Dumanlı dumanlı
Oy bizim eller❞

❝Ne bakarsın melul melul yüzüme
Yüreğime koydun veremi kartal
Kanatlandın pervaz ettin uçmağa
Zalim gülle kesti aranı kartal

Yüksek yüksek yığınlara çıkardın
Uzak uzak menzillere bakardın
Yüz sıçanı bir deliğe sokardın
Keserdin ağzını harami kartal

Yapina bahiram aslan yapısı
Seni gören titrer her kuş hepisi
Öldürürdün ele geçen mapusu
Atardın karanlık yeremi kartal

Sarıdır gözlerin yekedir başın
Kaynaklıdır pençen keskindir dişin
İnsafsız zülumar sabit yoldaşın
Öldürmekti seni meramı kartal

Sefil Şenlik zulum eyledi sana
Çalardın çırpındın batardın kana
Derdin ifade eyle Lokmana
Hiçbiri sarmaz yaranı kartal❞

❝Para denen zalim girdi arama
Para için girecen mi kanıma
Gardaşım göz dikmiş kanlı parama
Para için girecen mi kanıma
Kıyma gardaş kıyma benim canıma

Öz gardaşım bayıltarak dövüyor
Yumrukları yağmur gibi yağıyor
Elleriyle sıka sıka boğuyor
Para için girecen mi kanıma
Kıyma gardaş kıyma benim canıma

Yarım canlı vücutumu sürüdü
Börtü böcek halim gördü eridi
Gardaşımın gözünü kan bürüdü
Para için girecen mi kanıma
Kıyma gardaş kıyma benim canıma

Çocuklarım bensiz yetim kalmasın
Dul kalıp da karım saçın yolmasın
İki yakan bir araya gelmesin
Para için girecen mi kanıma
Kıyma gardaş kıyma benim canıma

Ölmediğim gördü iyice çıldırdı
Elindeki çekiç ile saldırdı
Şu başıma vura vura öldürdü
Para için girecen mi kanıma
Kıyma gardaş kıyma benim canıma

Yakışır mı sana böyle düşmanlık
Neye yarar bundan sonra pişmanlık

Anam ağlar kara bağrın döverek
Babam ağlar gardaşıma söverek
Cesedimi Yiğitim der severek
Para için girecen mi kanıma
Kıyma gardaş kıyma benim canıma❞

❝Atına binmiş elinde dizgin
Girdiği cephede hiç vermez bozgun
Çeteler içinde Yılan bey azgın

Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk uşağı namus günüdür

Sürerim sürerim gitmez kadana
Düşmanın kurşunu değmez adama
Kara haberimi verin babama

Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk uşağı namus günüdür

Antepin harbine on bir ay oldu
Kanımız kurudu benzimiz soldu
Analar bacılar saçların yoldu

Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Türk uşağı namus günüdür❞

❝Gelin ağlayalım yurdu sevenler
Bizi var eyleyen Atamız göçtü
Bütün kan ağlıyor genci ihtiyar
Sanki Türkiyanın temeli göçtü
(hey can hey can hey canan hey)

Bütün kan ağlıyor genci ihtiyar (elaman)
Sanki Türkiyanın temeli göçtü
(elaman canan aman dost aman aman aman)

Ne çare emretmiş Yaradan Huda
Var mı bir Türk Ata seni unuta
Ay tutuldu güneş girdi buluta
Bizi karanlıkta koydu da göçtü
(hey can hey can hey canan hey)

Ay tutuldu güneş girdi buluta (elaman)
Bizi karanlıkta koydu da göçtü
(elaman canan aman dost aman aman aman)

Aşık Haydar der ki bakın sözüme
Ah edince kan geliyor gözüme
Al bayrağı çekivermiş yüzüne
Bizi öksüz yetim koydu da göçtü
(hey can hey can hey canan hey)

Al bayrağı çekivermiş yüzüne (elaman)
Bizi öksüz yetim koydu da göçtü
(elaman canan aman dost aman aman aman)❞

❝Heybetlidir Aksaklının kalesi
Hiç bitmedi bu Halilin çilesi
Doktor ağabeyimiz tezcek gelesi

Sulu Tırhaz mezar oldu bizlere
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Baba Halil bu dünya sana da kalmaz
İnsan bu kadar da mal canlı olmaz
Arkamızdan ağlasın bacımız Elmas

Cahildik aldandık ballı sözlere
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Gece saat dörtte mağraya girdik
Suyu çekmek için motoru kurduk
Soluduk zehiri ölümü bulduk

Garip anam Zeynep vurur dizlere
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

İne girdik Fatih Mithat çalışır
Köşe bucak yarasalar uçuşur
Viran hanemizde baykuş ötüşür

Samimenin kaderi benzer bizlere
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Şeytana uyduk servet uğruna
Motor attık Sulu Tırhaz suyuna
Azrail kemendini attı boynuma

Şükür eylemedik çoğa azlara
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Çoktu tarlamız yeterdi bize
Ekerdik ekini kıraca öze
Bizler yanlış yaptık gelmedik göze

Hasret gittik bayırlara düzlere
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Birimiz Fatih bacımız Sultan
Mithattı babamın işinden tutan
Konu komşu herkes memnundu ondan

Yaşlar doldu yüreklere gözlere
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Mağaranın ağzı bakar Babura
Evimizin önü döndü tabura
Üçümüzü sıra sıra koyun kabire

Doyamadık ilk bahara yazlara
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Şevket Abim ine gitmen demedi
Nezaket özürlü aldı ermedi
Sonunda azrail aman vermedi

Demir kapı sert kapandı yüzlere
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Sulu Tırhaz seni yapan onmasın
Bekçi Kalesine kuşlar konmasın
Bizler yandık başkaları yanmasın

Geride kalanları yaktık közlere
Şu genç yaşta veda ettik sizlere

Kimi evladına mezar kazdırır
Kimini de fazla varlık azdırır
Abdullaha bu destanı yazdırır

Bu olay da ibret olsun bizlere
Rahmet olsun genç kardeşim sizlere❞

❝Baban yavan ekmekle büyüttüm derdi
Anan Kerimim der boyun severdi
Kardeşlerin her gün yolun gözlerdi
Vatan uğruna şehit düştü askerim

Bitirmiş okulu olmuştu asker
Gitti görevine vatanı bekler
Kerime kıyanlar o hain eller
Yolun açık olsun şehit askerim

Akçalı Karakolu gece sarıldı
Kerim Çavuş hainlerce vuruldu
Sekiz şehit verdik diye haber verildi
Yolun açık olsun yiğit askerim

Siper etti göğsünü ateş eyledi
Mehmetçik düşmana geçit vermedi
Şehadet şerbetin içti dönmedi
Yolun açık olsun şehit askerim

Acı haber Kırşehire ulaştı
Haberi duyanın tebdili şaştı
Hainler korkudan inine kaçtı
Yolun açık olsun yiğit askerim

Ne kadar uzakmış Vanın yolları
Şarapnel parçası göğsü kolları
Vatan sağ olsun dedi dilleri
Yolun açık olsun şehit askerim

Baban Ankarada duydu ağladı
Dertli anan ciğerini dağladı
Yanmayan kalmadı kara bağladı
Yolun açık olsun yiğit askerim

Halk toplanmış seller gibi akıyor
Şehidin acısı Mucuru yakıyor
Duyanlar Kerime yanıp acıyor
Yolun açık olsun şehit askerim

Bu vatan uğruna can veren şehit
Ay yıldızlı bayrağa şan veren şehit
Yolun açık olsun güle güle git
Ruhun şad olsun yiğit askerim

Babur köyünde şehidim yatar
Üstünde dikili bayrağa bakar
Bu bayraktan nice hainler korkar
Yolun açık olsun şanlı askerim

Sen bir Türk oğlusun şehittir atan
Sizlerle övünür şu kutsal vatan
Bu destanı yazan amucan Şaban
Yolun açık olsun şehit askerim❞

❝Atına atlamış aşmış gediği
Başına gelmiş de düşte gördüğü
Körpe kuzuların ağlaşır durur
Eteğine koydum yemez hediği

Tökezledi atım kalktı yekindi
Al kanlarım boz yazıya döküldü
Hayının kurşunu ok gibi süner
Yaram çok derinden belim büküldü

Ahmetin giydiği ketenden gömlek
Mevlam nasip değil geriye gelmek
Sana diyom sana emmimin oğlu
Kaderde var imiş el için ölmek

Ot bürümüş bağımızı tırmanı
Niye döktün bu sene çıkan harmanı
Boşa mı besledin hey yiğit yarim
Altındaki atıyın yoğumuş dermanı

Söykenin yüzünde uzanmış yatmış
Kara bıyıkları al kana batmış
Çağırdım çağırdım hiç ses vermiyor
Dört tane yavruyu kime bırakmış❞

❝On dokuz Nisanda koptu zelzele
Başımıza gelenler sığmıyor dile
Yüce Kadir Mevlam sen imdat eyle
Olan zelzeleyi gören ağlasın

Kayaları pambık gibi atıyor
Nice canlar cansız yerde yatıyor
Güç yetmiyor gözlerimiz bakıyor
Sabi sıbyan olup ölen ağlasın

Sel oldu akıyor gözümden yaşım
Duvarın altında kaldı gardaşım
Bir kimsem kalmadı yaran yoldaşım
Garibim halimi soran ağlasın

Zalim felek kırdı kanadım kolum
İnleyip duruyor biricik oğlum
Kollarımdan aldı şu kahpe ölüm
Körpe fidanları gören ağlasın

Sağ olan gelirmiş şu garip başa
Akpınar tutuştu yandı ataşa
Yaramızı sarsın hem Gazi Paşa
Onulmaz yaramı saran ağlasın

Bize yardım eyle Başvekil Bayar
Askeriye gelmiş ölüyü sayar
Topraktan çıkanı tabuta koyar
Salacaya koyup yuyan ağlasın

Karalar bağladı şu mahzun millet
Halimize ağlar Çakmakla İsmet
Bu nasıl tecelli bu nasıl kısmet
Takdiri ilahi diyen ağlasın

Kader böyle imiş ne gelir elde
Eğlenip kalınmaz gayrı bu yerde
Başımıza gelen söylensin dilde
Destanı okuyup duyan ağlasın❞

❝Nice beyler kapısına inerdi
Şükrü Ağa da dehşet ata binerdi
Karısı Hürü de boyun severdi
O da benim için ağlar mı acep

İyi olurum belki ümidi kesmen
Şu koca köy bana olmuştu hasman
Sana diyom sana amucam Osman
O da benim için ağlar mı acep

Yükledim yükümü eyledim demet
Muraz almak için çok çektim zahmet
Canım ciğerim kardeşim Ahmet
O da benim için ağlar mı acep

Ankaradan geldim hastayım yine
İki körpe kızım Ayşe Raziye
Yasımı tutsun da hemşirem Döne
O da benim için ağlar mı acep

Bende Hüseyinin derdinden gittim
Bu derdin elinden eridim bittim
Hasanı Hüseyine emanet ettim
O da benim için ağlar mı acep

Kapatmayın odamı daim işlesin
Kuzularım ağlamayı boşlasın
Kır atım da acı acı kişnesin
O da benim için ağlar mı acep

Gözüme göründü Karakuyu düzü
Ecel unutturur oğulu kızı
Âşık Duran söyler acıklı sözü
O da benim için ağlar mı acep❞

❝Motura binmiş de köyleri gezer
Evciye varınca oldu bir nazar
Ayvalı köyüne kazıldı mezar
Abdi Şıhım çok genç gitti neyleyim

Motur motur derler gavur yapısı
Alınır mı şu dünyanın tapusu
Yas tutuyor aşiretin hepisi
Abdi Şıhım çok genç gitti neyleyim

Alın çekici de vuran cantına
Soyha motur beni aldı altına
Evin emaneti Sultan kadına
Abdi Şıhım çok genç gitti neyleyim

Atının zikkesi çayırda çakılı
Mavizeri odasında takılı
Cenazeye gelir Kösefakılı
Abdi Şıhım çok genç gitti neyleyim❞

❝Dalakçı köyünde çifte pınarlar
İçerler suyunu seni anarlar
Çiğdeme gideni öldü sanarlar

İnsafa gel gelin Şerifem insafa
Üç arkadaş idik biri Mustafa

Dalakçının altında sıra söğütler
Anası da Mustafayı öğütler
Kırıldı mı Dalakçıda yiğitler

İnsafa gel gelin Şerifem insafa
Üç arkadaş idik biri Mustafa

Otur Şerifem otur oğlunu büyüt
Büyür oğlun yarın olur bir yiğit
Yüce Kadir Mevlam kesilmez ümit

İnsafa gel telli Şerifem insafa
Üç arkadaş idik biri Mustafa

Al başını bozuk bozuk bozdular
Taze kız diye de çeyiz düzdüler
Çiğdem ağalarına gelin ettiler

İnsafa gel gelin Şerifem insafa
Üç arkadaş idik biri Mustafa

Dalakçı köyü de kayalık büklük
Kafesten mi çıktın kınalı keklik
Vardığın evler de hiç görmez yokluk

İnsafa gel gelin Şerifem insafa
Üç arkadaş idik biri Mustafa

Şu görünen Dalakçınm dağları
Şerifemi görürdü Çiğdem ağaları
Asalet yerde de oğul balları

İnsafa gel gelin Şerifem insafa
Üç arkadaş idik biri Mustafa❞

❝Zalim dert düşmüş peşine
Aldı gitti aramızdan
Acımadı genç yaşına
Adaletsiz yalan dünya

Sevgi isteyen gönüller
Erol Güngör diye yanar
İlim dolu ulu çınar
Devrildi düştü toprağa

Şu yazılan kadere bak
İlim verdi kucak kucak
Tez bağrına bastı toprak
Kan ağlar Kırşehir Konya

Severdi aklı gerçeği
İlim şehrinin direği
Kırşehirin kır çiçeği
Gül açarken soldu gonca

Nice ilme ilim kattı
Şu Hasbiyi çok ağlattı
Genç idi vakitsiz gitti
Böyle alim gelmez daha❞

❝Döndük Almanyadan sılaya doğru
Dağlara sis çöktü boran ağladı
Neşeli neşeli çıktık asvalta
Acı korna çaldı süren ağladı

Rüyada gördük korku çöktü yüreğe
Bir soğukluk geldi kola bileğe
Arabadan kaçıp çarptık direğe
Motor kederlendi fren ağladı

Döndü cenazemiz Gümüşhaneye
Varın gidin haber verin Sunaya
Saat Onda teslim olduk haneye
Bahçeli sızladı Şiran ağladı

Şerafeddin Selahattin dediler
Fehimenin sesi dağları deler
Hüsameddin Sinan yetim yavrular
Başucunda boyun buran ağladı

Der Toruni kederliyiz bu sıra
Başınız sağolsun der komşulara
İki dağ devrilip girdi mezara
Üzerinde talkın veren ağladı❞

❝Acer bağı goruğuken yoldular
Babamoğlu yollarına durdular
Elin bağlı bir derede buldular
Önüme gel tek gardaşım önüme

Öğütdüğü undan yemedi ekmek
Düşman elinden çoh çekdi zahmet
Dosdu yoğudu bulamadı rahmet
Önüme gel tek gardaşım önüme

Sarı gız giyinmiş sar yemeni
Neredeyse babamoğlu gümani
Zalım düşman bıçağınan vurunca
Çoh mu yoldun tek gardaşım çimeni❞

❝Yağmır yağmayınca biter mi otlar
Ana yanmayınca yanar mı yadlar
Azirail gelmiş de kişniyor atlar
Odun dursun arabayı goş da gel

Arabıya bindi de çayı geçmedi
Canlar pek datlı da suyu içmedi
Onun emmisi de alıp gaçmadı
Odun dursun arabayı goş da gel

Benim Sarı Mullam da Söğüdün guşu
Mullayınan Ahmed onun yoldaşı
Acaba ağladı mı Musa gardaşı
Odun dursun arabayı goş da gel ❞

❝Atatürk ölümü şayi olunca
Ah çekildi yüreklerden nar gelir
Yırtılsın gökler erisin dağlar
Yedi iklim çar köşeye zar gelir

Gör nasıl süzüldü ol mavi gözler
Matem tuttu millet hasretle sızlar
Bezensin cennetler ol huri kızlar
Bir Büyük Şef Türk aslanı şiyr gelir

Sana derim sana koca Cengiz Han
Rüstem-i Zal ile Behram Napolyon
Atila Teymur Türk Yavuz Süleyman
Karşılayın sizden büyük er gelir

Terk-i dünya ettiğini bildiler
Hep devletler bayrakların saldılar
Bir büyük zat kaybeyledik dediler
Bol dünya da Türk başına dar gelir❞

❝Uçtun elimizden ey büyük Ata
Dağlar taşlar dayanmaz bu firkata
Kalpten çıkmaz sevgin ta kıyamata
Vatan da Atasız kaldı ağlarım

Mavi gözleriniz idi şahana
Ataşın saçıldı bütün cihana
Bu hastalık oldu sana bahana
Ecel hamlesini saldı ağlarım

İşidenler yüz üstüne yattılar
Bütün alem matemini tuttular
Ramazanı kara bayram ettiler
Biz babasız kaldık deye ağlarım

Unutulmaz acı saldın özlere
Ah çekildi yaşlar doldu gözlere
Rahmet salmak farz olmuştur bizlere
Bizler de babasız kaldık ağlarım

Arkadaşarıyla birlerlerdi sözünü
Ararlardı doğruluğun özünü
Açtılar milletin yumuk gözünü
Gözler onu görmez oldu ağlarım

Bozkurt Ahmet söylemiştir özünden
Irmak gibi yaşlar aktı gözünden
And içelim yürüyelim izinden
Türk gönlünün gülü soldu ağlarım❞

❝Zalım araba viracda galdı
Ezrail canımı genç yaşda aldı
Nişanlım Asiye kimlere galdı
Düğünümüz maşere galdı Asiyem

Olur mu Allah’ım böyle olur mu
Gına gicesinde damad ölür mü

Getirin nişanlımı ben de göreyim
Ganlı gömleğine yüzüm süreyim
Damatsız eve nasıl gelin olayım
Düğünümüz maşere galdı Asiyem

Olur mu Allah’ım böyle olur mu
Gına gicesinde damad ölür mü

Gınalı parmahlar gelinler gızlar
Dağme dohtor dağme yaram çoh sızlar
Nişannımı gardaşıma alsınnar
Düğünümüz maşere galdı Asiyem

Olur mu Allah’ım böyle olur mu
Gına gicesinde damad ölür mü❞

❝Mevla’dan ne gelirse de alışdın
Gara toprahlara guzum garışdın
Üşüdün de gaderinen barışdın
Yanıyorum Yaredenim guzuma

Şaban’ın da üç dene de bacısı
İçlerinden çıhmıyo da acısı
Şaban’ım da Celal’imin guzusu
Yanıyorum Yaredenim guzuma

Gece gündüz Şaban’ıma ağladım
İçerime gara dertler bağladım
Deli Gadir’inen gönlüm ağledim
Yanıyorum Yaredenim guzuma

Buralarda bir iş geldi başıma
Dede oğlun da girdiyidi düşüme
Goyun guzusunu almış döşüne
Goyun gadar güdemedim guzumu❞

❝Ayağına gara çorap yapdırdım
Saya saya üç seneyi yetirdim
Eller tezkiresin almış gelirken
Ben yarimin künyasını yitirdim

Garşıdan garşıya almalı dağlar
Almasın yidiğim suları çağlar
On iki yaşında bir gelin ağlar
Baba niye aldın benim yarimi

Bana diller Nöreddinin garısı
Arhama düşerdi köyün yarısı
Gurban olam Erzincanın valisi
Orta boylu Nöreddinim geldi mi

Bilemedim gomşularım suçumu
Gardaşlarım yükletdiler göçümü
Babamın evine vardığım gece
Anam ağlar ablam çeker içini❞

❝Bir yıldız süzüldü Sivastan yana
Türkiyenin (Tabiatın) büyük ozanı göçtü
Dökülsün göz yaşım Sivralan sana
Aşıkların merdi meydanı göçtü

Ey dostlar Veyseli anlatsam size
Sığdıramam onu derya denize
Beş tane yavrusu emanet bize
(Altı yavrusu var emanet bize)
Sivas ellerinin cananı göçtü

Ey aziz milletim ey güzel yurdum
Veyselin tahtını gönlüme kurdum
Ey köylüm şehirlim ey şanlı ordum
Atatürkün büyük hayranı göçtü

Yunus Karacoğlan Pir Sultan aslı
Gördüğünden şaşmaz gerçeğin nesli
Şimdi sazı dertli perişan yaslı
Daiminin yari ihvanı göçtü❞

❝Duman Ayşe duman olmuş bürümüş
Zalim buba silahını almış yörümüş
Döndümün eline al ganlar sürülmüş
Böyle buba kimde görülmüş gardaşım

Gazağının düğmeleri çözülmüş
Saz örükler göğüslerine dolmuş
Döndü’m döne döne de vurulmuş
Böyle buba kimde görülmüş gardaşım

Yoldan geçen yolcuların ben oliyin
Gelip geçenlere selam veriyin
Açın gabirlerinizi ben de gireyin
Ben anasız gardaşsız nideyin

Mendil aldım da yürüdüm dürüden
Katil buba ayırdı beni sürüden
Sizin gurşun yaranız beni çürüden
Böyle buba kimde görülmüş gardaşım

Gabrin gıyılarında da evim var
Çay içine ektiğim darılarım var
Gabrin içinde melek gibi anam var
Böyle buba kimde görülmüş gardaşım

Gabrin gıyılarına evler yapdım
İçine çifte lambalar yakdım
Anamn gardaşım gelecek diye
Çaylar gahvaltılar yapdım

İndim ovalara inip giderim
Gonduğun dalları sayıp giderim
Otuz senedir gardaşım deyip giderim
Böyle buba kimde görülmüş gardaşım❞

❝Çamı çama çattılar
Çama gurşun attılar
İsmail’in ganını da
Şişelere gattılar

Çanakçı çayı çağlıyor
Dobrali martini yağlıyor
Yağlama Dobrali martini
Sultan gelin ağlıyor

Çanakçı’dan geçtin mi
Soğuk sular içtin mi
Manisa’ya varmadan da
Bayıldın da düştün mü

Minarenin uçları
Öttü sabah guşları
İsmail’i vuran da
Çanakçı’nın puşları

Çanakçıda dübek var
Sultan gızda göbek var
Doburların avlusunda
Üç gudurmuş köpek var

Çınar kestim belinden
Dut gelinin elinden
Ben nasıl gurtulayım
Candarmanın elinden❞

❝Doğudaki ozanların ustası
Yine yada düştü illerin Şenlik
Kazası Çıldırdır köyü Suhara
Şeyda bülbül idi dillerin Şenlik

İçmiş idin ab u zülalı kevser
Senden aşıklara kaldı bu eser
Akıldan sarraftın için mücevher
Değeri biçilmez malların Şenlik

Kars Arpaçay Posof Göle Ardahan
Hepsi görmüş duymuş değildir yalan
Binlerce aşıka eyledin meydan
Bükülmez çelikten kolların Şenlik

Murat Çobanoğlu hayrandır sana
Sözün geçer idi her bir divana
Mevlam rahmet etsin yat kana kana
Yazık ki tez soldu güllerin Şenlik❞

❝Kazası Posoftur köyü Varzına
Sana rahmet olsun Usta Müdami
Baş eğerdin kaderine yazına
Sana rahmet olsun Usta Müdami

Boşalan testiler doldu ne çare
Kaderin yerini buldu ne çare
Dediler Müdami öldü ne çare
Sana rahmet olsun Usta Müdami

Çobanoğlu der ki zara gelirdi
Yüce dağlar yara yara gelirdi
Şenlik Sümmaniden sonra gelirdi
Sana rahmet olsun Usta Müdami❞

❝Ellik gavuru yürüdü
Dağları duman bürüdü
Allahın güneşi doğdu
Dağların garı eridi

Kilisede çan çalındı
Millet uykudan uyandı
Ne durursun Türk Milleti
Bıçak kemiğe dayandı

Papaz kiliseden kalktı
Sağına soluna baktı
Beşikte yatan kuzuyu
Süngü uçlarına taktı

Ermeniler sardı yolu
Kimi sağı kimi solu
Gurban olam aslan babam
Verme gardaşımın golu❞

❝Üç gün oldu da bir düş gördüm yormadım
Gördüm ama böyle ölüm görmedim
Aman emmim halimi de gidip sormadım
Amanın nasıl kıydılar da yaktın sen bizi
Oy oy felek oy

Amanın sabahtan kalktım da ben işe gittim
Söyle zalim emmim ben bana nettim
Amanın dört tane yavrumu kime terk ettim
Amanın nasıl kıydın da yaktın sen bizi
Oy oy felek oy

Amanın mezarımızı da bir araya koydular
Baş taşına da talihsizler yazdılar
Yavrular da baba diye geldiler
Muradım böyleymiş de garip anam ben nedem
Oy oy felek oy❞

❝Posof ilçesinin söyliyen dili
Ağlamakta hangi çağlar kimbilir
Susmuş Kars ilinin o şen bülbülü
Matemlidir hangi bağlar kimbilir

İrtical kalesi hazırdı sözün
Müdami hayata yumdu mu gözün
Duvarda asılı kaldı mı sazın
Çalacak mı kalan sağlar kimbilir

Erenlerden almış idin dersini
Sana içirmişler aşk badesini
Şark illeri dinlemişler sesini
İşitmişti hangi dağlar kimbilir

Gezmiş dolanmıştın birçok diyarı
Sevmiştin öz yarin değil ağyarı
Gece gündüz saz elinde Efkari
Ah çekiben nasıl ağlar kimbilir❞

❝Yıl iki bin sekiz aylardan Kasım
Beş fidanı verdik kara toprağa
Toparlandık eş dost akraba hısım
Beş fidanı verdik kara toprağa
Poyraz esti dolu vurdu yaprağa

İzzet aldı arabayı yürüdü
Gaflet bastı gözün duman bürüdü
Arkasından çocukları sürüdü
Beş fidanı verdik kara toprağa

Böylemolur alınların yazısı
Yüreğe işledi çıkmaz sızısı
Anası babası üç de kuzusu
Beş fidanı verdik kara toprağa

Karamanın geniş yolu dar geldi
Karşısından kocaman bir tır geldi
Sizlerin ölümü bize zor geldi
Beş fidanı verdik kara toprağa

Gönlümüzde hasret ciğerde ateş
Bir hane tükendi kalmadı yoldaş
Açanı yok çalma kapıyı gardaş
Beş fidanı verdik kara toprağa

Görmedim ömrümde böyle bir kaza
Çekilmez Allahım nedir bu ceza
Nasıl dayanayım küçücük kıza
Beş fidanı verdik kara toprağa

Avan Ayşe ah çekip de ağlıyor
Şerfe gardaş karaları bağlıyor
Feryatları yürekleri dağlıyor
Beş fidanı verdik kara toprağa

Musallaya tabutları dizildi
Gözlerimden kanlı yaşlar süzüldü
Sıra sıra kabirleri kazıldı
Beş fidanı verdik kara toprağa

Ömrümüz kış oldu görmedik yazı
Boyun eğdik Hakka ettik niyazı
Valisi müdürü kıldık namazı
Beş fidanı verdik kara toprağa

Adınız da beşler olsun bir olsun
Yattığınız mekan cennet nur olsun
Onguni der felek gözün kör olsun
Beş fidanı verdik kara toprağa
Poyraz esti dolu vurdu yaprağa❞

❝Matem ayında yasını çekelim
Güzel şahın al kanda yüzdüğü gündür
Yezitler elinde giriftar oldular
İmamların Şamdan bezdiği gündür

Soldurdular taze gül gibi teni
Ayla gün de geydi kara donunu
Cümle şehitlerin kırmızı kanını
Levir levir olup aktığı gündür

Bir ateş saldılar alemi yanmaya
Ab-ı Zemzem indi onları yuğmaya
Nurdan kefen indi anları sarmağa
İmamın kabri kazıldığı gündür

Lanet Yezide sevinip donandı
Cümle şehitler de kana boyandı
Arşta melekler de hep yere indi
Alimizin tabut düzdüğü gündür

Şah Hatayim eydür çekelim ahı
Yezitler düşünmedi ulu dergahı
Kerbelada yatan Şahların Şahı
Fatmananın yaslı gezdiği gündür❞

❝Ta ezelden hidelidir başımız
Ağlar gözler Deli Boran nicoldu
Anca bir Mevlaya kaldı işimiz
Ağla gözler Deli Boran nicoldu

Gahi gezer idi Hindi Yemeni
Seçer idi yahşi ile yamanı
İşte geldi ayrılığın zamanı
Ağla gözler Deli Boran nicoldu

Altmışında ecel şerbetin içti
Aşıklar babında firkata düştü
Sene bin üç yüz on altıda göçtü
Ağla gözler Deli Boran nicoldu

Onulmadı şu sinemin yarası
Muhabbet çağının geçti sırası
Buna ölüm derler yoktur çaresi
Ağla gözler Deli Boran nicoldu

Sefil Ahmet intizardır Borana
Garip baykuş gibi konduk virana
Malum olsun eşe dosta yarana
Ağla gözler Deli Boran nicoldu❞

❝Saat birde radyo verdi yayını
Doktor bulamamış bir kolayını
Bin dokuz yüz elli on nisan günü
Beka mülke sefer kıldı maraşal
Dağ kıldı sevincik olum pür melal

Alemi kapladı bu matem yası
Sanarsın patladı bir top sesi
Saat yedi otuz gün pazartesi
Dünyadan ukbaya kıldı irtihal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Kainat bend oldu bu matem yasa
Bir kabustur çöktü alemi nasa
Durmadan feryat et bir bülbül asa
Soldu güller bağlar oldu izmihlal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Sakarya da Atatürke eş idin
Hatay da Atanın can kardeşiydin
Kutsal Türk elinin bir güneşiydin
Doğdu da dolandı bir güneş masal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Kırk gün yasın tutar yer ile felek
Kuran da görmüşüm isbatım gerek
Böyle cana ağlar semada felek
Ayetle buyurmuş gani-ül celal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Kırk altı yıl kıldı orduya hızmet
Nankördür emeğin yitiren elbet
Yoldaşın hür olsun mekanın cennet
Saki kevserden nuş eyle zülal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Uzattı faniden bekaya elin
Vatan derdi ile ağırdı telin
Sana komşu olsun fahrül mürselin
Sayenizde Türkler aldı istiklal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Nur olsun ecdadı toprakta yatan
Bunca yıl olmuştur hizmet-i vatan
İkiydi birisi edebi Atan
Çağırdı yanına Mustafa kemal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Namınız söylenir fevkalade
Zeminde karada sema deryada
Zaman kutbu idin her bir sahada
Bu ne isbat eder hep gayb-ı rical
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Sarsılmaz güveni idin milletin
Nankördür bilmiyon kadr-ü kıymetin
Bütün hışmın yüreğinde heybetin
Suretin Haydar dı biretin Battal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Bu matem haberi duyan kan ağlar
Asker zabit sivil bayan kan ağlar
Baştanbaşa cümle cihan kan ağlar
Kamer bile yüze tuttu destimal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Sundu şerbetini sahbay-ı ecel
Okudu nezdinde Hakk izzi vel cell
İki nisandaydı sekiz gün evvel
İşaret gösterdi semada hilal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Bir bühtan attılar seni hinayet
Hinayet diyenin kendi melamet
Geri kalanlara sağlık selamet
Hafızkar olsun Rabb-i ya yezel
Ağla gözüm ağla gitti maraşal

Evladın Müdami döker kan yaşın
Bu matem kalbinde her vatandaşın
Millet derdi ile ağardı başın
Şu bitmez emeğin gel eyle helal
Ağla gözüm ağla gitti maraşal❞

❝Başıma çullandı nefes darlığı
Gece yatarken döşüm hırlıyor
Gözümde kalmadı dünya varlığı
Yokuşlarda bacaklarım zorluyor

Çekilmiyor şu sırtımın ağrısı
Boğazımdan zor çıkıyor nefesim
Tek yastıkla yatamıyom doğrusu
Hiç kalmadı yaşamakta hevesim

Boğazım kuruyor burnum kapalı
Kalbim artık ara sıra tekliyor
Buronşlarım sanki özel tıpalı
Belli artık beni mezar bekliyor

Sağlığım bozuldu durum kritik
Bakınca anlarsın dünyam dar benim
Etki yapsın bari antibiyotik
Uzaklarda hasretlerim var benim

İlaç aldım öksürüğüm gitmedi
Çok mendil eskittim çok da peçete
Vücut güçsüz kaldı derdi atmadı
İşte bu halime yaz bir reçete❞

❝Kırat gelir harlıyarak
Nal görünür parlıyarak
Sarı Ahmedim can veriyor
Kara perçem terliyerek

Odamıza yer serdiğim
Telli çarşaflar örttüğüm
Sarılsana Sarı Ahmedim
Küsüp de ayrı yattığım

Abalar giydim abalar
Beni gınaman obalar
Kara dedem can veriyor
Kah bakar kah da çabalar

Oğlum kalmadı ocakta
Atım kalmadı bucakta
Ne yatarsın Derviş Ağa
Kuşluk vakti ısıcakta❞

❝Döndü gidiyim mi demiş
Seslen kör olası seslen
Düşman gafilleyin vurmuş
Aslan babam oğlu aslan

Ocağa suyu vurulsa
Mollalar gelip derilse
Gam çekmezdim babam oğlu
İsgat vasiyet verilse

Mulla İsmail okur yazar
Gedik Alim ondan güzel
Bir gurşunda iki düşman
Söylemişler değmiş nazar

Çörpücegin üstü otlu
Ben gezmedim ağzım datlı
Şöyle dönüp baktı mıdı
Üçünün gapısı kitli❞

❝Gadanı alıyım anam
Alnıma yazılmış gara
Başım başım deyi öldü
Ciğeri bağlamış yara

Ceketim duvara asın
Asbabım asbabın asın
Eğer pehlivan gelir ise
Ciğerim başımdan aşkın

Yol üstünde bir pınarım
Bulanırsan bulan suyum
Pehlivanı bana verin
Dilenirsem dileniyim

Gapımızın önü seki
Okun yavrucum oku
Godulluktan hazlanırdı
Kefinine dökün koku

Benim eşim dağ lalesi
Getmez başımın belası
Şube kağıdı gelmiş
Ölmez mi bunun anası

Gadanı alıyım ana
Bekirli bunun gezeği
Alnında gara kekili
Eşim Kayserili tozağı

Sallanır süğe çıkar
Ağ pınara doğru bakar
Gara yıkadıkça Cennet
Bahçe gülü gibi kokar

Biri Hacı Omar biri Bekir
Oğlu hortasında gezer
Babası düğün gurucu
Dıkılsa güreşi bozar

Meydanda davul döğülür
Eli şalvara davranır
Tetbil avlamaya gelmiş de
Baş aylık şorda gıvranır

Mehmet ağlar Durna ağlar
Yol versin dumanlı dağlar
İsmail öldü deyince
Oğlancığım nasıl eyler

Apık Bekir gelirkene
Vallaha düğün dağılır
Senin İsmailin öldü
Gara bıyıklım

Sarı camız gara camız
Ben de sizi goşamadım
Tetbil havaya geldim de
Nizamında yaşamadım❞

❝Hın ben dışardan dıkılınca
Sarıldı da bir ken öptü
Gınaman obalar beni
Evimin direği kepti

Hın ben ağlarım ana deyi
Vallahi yanığım dünden
Nasıl geçti hatın anam
Sevgili güççük gızından

Dayılarım çok ağlıyor
Bacım deyi çağırarak
Saba gelir hatın bibim
Bibi diye bağırarak

Anam yükledik göçünü
Söylemez benim suçumu
Var gedince hatın anam
Ebem darasın saçını

Üce dağların gıcısı
Gurumuş anam acısı
Küsmüş de goyup gediyo
Çifte gardaşın bir bacısı

Seh elde babam ölük
Ciğerlerim delik delik
Dezzemin Sarı Mehmeti
Maraşın elinde galık

Darılma ki Memet Emmi
Ciğerlerim delik delik
Goca ala taplı
Taman senin anan da ölük

Istar dokur hatın anam
Dili bülbül gibi şakır
Senin de ananı bilirim
Gürül gürül Kuran okur

Bekir der ki hele hele
Dayanamam böyle ağlarım
Sen gediyon hatın anam
Başıma çok gelir belalarım❞

❝Hep geldi Geben Uşağı
Belinde acem kuşağı
Mektebe muallim olmuş
Ardına dizmiş uşağı

Gulakda küpe sallanır
Beşikde bebek dillenir
Başına pul bağlıyamamış
Bebeğinen oynıyamamış

Şu Yalağın Yaylasından
Benim gızım miltan giyer
Kumaşların alasından
(...)

Beş gardaşın bir bacısı
Yürekden çıkmaz acısı
Sali (Salih) sallamaz beşik
Anasını etmiş aşık

Gadanı alıyım Selvi
Nolur da Ayfer ölünce
Gene saklan hıstasını
Ayfer Muğladan gelince

Anasının bir tek gızı
Yürekten çıkmıyor sızı
Üç günlük bebeği kalmış
Yaredenim sana nolmuş

Kırgınım Hacı kırgınım
Sana da çok dargınım
Muğladan ölüsü geldi
Üç günlük bebeği galdı

Yaredenim sana ne oldu
Oğlu sınava girdi altın gazandı
Yalakta motursıklat
Görmemiş anasının gözü❞

❝Uyu Hacı beyin uyu
Haçın oldu kanlı guyu
Hücum ettik alamadık
Soyka kalsın Sultansuyu

Haçında kanlı pazarı
Var mı kitapta yazarı
Bunu da duymuş var mola
Yalan dünya gurulalı

Yaşa Şükrü beyim yaşa
Kan bulunmış çatık gaşa
Kaytancı Hössüyün Ağa
Sarığı dolanmış taşa

Çuha mintan çuha yelek
Bize bunu yu diyorlar
Ocak başlarından yırak
Bebek bişti ye diyorlar

Gapı gapı geziyorlar
İfadeler yazıyorlar
Düşman başına vermesin
Oğlak gibi yüzüyorlar❞

❝Öte durun ben varıyım
Açın yüzünü görüyüm
Eşim soğuga dayanmaz
Üstüne yorğan veriyim

Gaal gaal gelen gazlar
Mezarlara gelmiş yazlar
Eşim kekilini düzler
Gadanız alıyım gızlar

Portakallar çiçek açmış
Utanmanın vakti geçmiş
Gadan allım babam ğızı
Golu beşşik sallamamış

Adananın yolu yırak
Kollarımı kırdı felek
Gadanı alıyım eşim
İkimiz de birden ölek

Sabahtan oğlum gelirse
Arar eşini bulamaz
Dokuz doktoru bir ettim
Geline çare bulamaz❞

❝Ben burada ağlamam ki
Varır odama giderim
Odama garagol inmiş
Eşime hizmet ederim

Şıvara oldum şıvara
Arkamı verdim duvara
Emmiden düşman olur mu
Yalınızım sar cuvara

Gadan allım Eşe bacı
Sandık dolu yemişinen
Bir gelincik alamadım
Ardı cıngıl gümüşünen

Gapısında gara camız
Hürüm gezer bomuz bomuz
Vezir ciride çıkınca
Maşallah dememiş domuz

Masayı şuraya gurar
Fancanı tabağı dizer
El arkada tesbih elde
İtin dölü ne hoş gezer❞

❝Halebe çekilir yozu
Ak elleri sağar guzu
Öleneçe gara bağlar
Yusuf beylerdeki gızı

Ağam Gürüne gidici
Eğil Gebenni Dağları
Aleyesi yasa geldi
Uzunyaylanın beyleri

Ağderede at oynatır
Alaydan atar deyneği
Kıyma felek gul oluyum
Ağam fukara köyneği

Davarın erden yürüdü
Vardı sekiyi bürüdü
Gavur düşman gafil sıkar
Sende de beşli varıdı

Tavlada atı bağlanır
Gazada ünü söylenir
Gelen beyime geliyor
Beyim Halepte eylenir

Çukurovanın nergizi
Kokulu da sok başına
Daha cahal gul olduğum
Gavuşdu mu gardaşına

Gösterişli bacım evi
Üstünde elin nazarı
Gider bacımı bulurum
Uç da olur garip mezeri

Bacım don yumadan gelir
Akar golunun iliği
Antep işi mor çepkeni
Yarğalanır mor beliği

Ardallı şehir göbeği
Galdı üç dene bebeği
Salı alıp yürüyüşün
Çağrıştı başı goyağı❞

❝Aman Alim aman Alim
İyi oldu mu yaraların
Ellerine ekmek verrim
Döğüşürler aralarım

Bir çağırsam Ali deyi
Oynadırlar deli deyi
Aba biz Obruga gonduk
Bura bekar yolu deyi

Orta darlık ekmek gısa
Çok varmam darılır Musa
Bacım bir ekmek verdi de
Ben getirdim pusa pusa

Irahma Sarı emmim nerde
Gelsin yanımda otursun
Bilmiyor mu gardaşım yok
Beni doktura götürsün

Alim kestam yanımda
Garışamadım ellere
Sarı emmime söyleyin de
Beni de versin dellare❞

❝Mezgitlide serin yayla
Yatıyor ala ganına
Gucağında güçük bebek
Ne diyek Haççe geline

Ali ağlar Hössüyün ağlar
Yol ver yıkılası dağlar
Mezgitlinin döleğinde
Salına ulaşmış beyler

Ali ağlar Hössüyün ağlar
Galdı elin arasında
Beş gağnı odunu galdı
Dumanlının deresinde

Geç galdınız Meryem bibi
Duyunca gardaşım küser
Ekine ırğat topluyor
Ziya Fatma oğlak keser

Tabıdınan getirdiler
Odasına yatırdılar
Beş oğlun var diye diye
Ocağımı batırdılar❞

❝Yaslan garlı dağlar yaslan
Seslen emmim oğlu seslen
Yas yerine gidiyok da
Altımızda Arapistan

Gardaşlarım gardaşlarım
Gana boyandı saçlarım
Senin için sürmeli eşim
Uçuk damlarda gışlarım

Terkimizde gutnu gumaş
Ben gutnuyu nediciyim
Goyrum beni ası kürtler
Ben anama gidiciyim

İncemağaranın deresi
Yıkılıp harap kalası
Sürmeli eşimi vurmuşlar
Nerende gurşun yarası

Silkinip ata binince
Fersi baştan fırlayınca
Ya kimlere baba dersin
A bebeğin dillenince❞

❝(aman) Ak kağıt üstünde kara yazıyım
Selanikte ben bir müftü kızıyım
Düşmanlar içinde nasıl geziyim
Yetiş imdadıma üçüncü ordu

(aman) Gece geldiler de Selaniki bastılar
Yiğitleri tutup kollarından astılar
Çocukları acımadan bütün kestiler
Yetiş imdadıma üçüncü Ordu❞

❝Sendin hürriyetin batmaz güneşi
Velakin mühletin doldu Atamız
Böyledir Mevlanın acayip işi
Yerdiğini geri aldı Atamız

Hiç düşmedin tuzaklara oyuna
Türklüğünü ispat etti boyuna
Asi kurdu yoldaş etti koyuna
Bütün dediklerin oldu Atamız

Her dediğin oldu olmadı deme
Fırsat bırakmadın haine keme
Eserim yok diye sakın gam yeme
İsmin tarihlere kaldı Atamız

Boğdu zulmetleri ışık yakışın
Düşmanlar üstüne şimşek çakışın
Çatık kaşlarınla keskin bakışın
Dünyayı hayrete saldı Atamız

On Kasımın adı kara gün kondu
Bir yıldız kayboldu bir güneş söndü
O gün bayrağımız yarıya indi
Al rengi acıyla soldu Atamız

Dost düşman üzüldü ciğer dağlandı
Matemler tutuldu kara bağlandı
Dönmez yola gidişine ağladı
Kız gelin saçını yoldu Atamız

Semadan yıldızlar yere döküldü
Yerler kan ağladı dağlar söküldü
Ankaraya Anıtkabrin dikildi
Makberin nur ile doldu Atamız

Hazım Demirciyim dilim duada
Şahin uçtu yavruları yuvada
Yerde insanoğlu melek havada
Saf tutup cenazen kıldı Atamız❞

❝Dinlen Türkiyenin temeli çöktü
Derununda derdi olan ağlasın
Aşkıyla bizlere yaralar açtı
Ah edip gözlerim al kan ağlasın

Cümleniz bir yere toplanın dostlar
İniler Türkiye yürekte pas var
Gazinin aşkına çekelim yaslar
Atatürküm için cihan ağlasın

Bin dokuz yüz otuz sekiz senesi
Yine arttı bu derdimin yarası
Lokman Hekim gelse yoktur çaresi
İstanbul Edirne İzmir ağlasın

Derdimi söyleyim dinleyin telden
Bu ölüm Allahtan ne gelir elden
Bunca adam geldi yedi düvelden
Bu dem Çin Japonya Rusya ağlasın

Türkiyeye göz yumdu perşembe günü
Öldü gitti hala vatana yönü
Postun kadim olsun İsmet İnönü
Dosta rahmet düşmanların ağlasın

Bir tomurcuk gülü idin Sivasın
Seyrederdin Erzurumun yaylasın
İngiltere Mısır çektiler yasın
Arabistan Suriye Acem ağlasın

Cenazene geldi evvel Almanya
Atama kan ağlıyor bütün dünya
Sana can verirdi Adana Konya
Kalbi matem tutan merdan ağlasın

Türkiye üstüne nur gibi doğdun
Bunca savaşlarda düşmanı boğdun
Dünyada emsalsiz menendi yoğdun
Gökte melek yerde insan ağlasın

Aşık Halil ağlamanın zamanı
Bizler göremedik o adil kanı
Ankara şehrinde hublar civanı
Kara giyip cümle alem ağlasın❞

❝Atatürk gitti cihan Türklere zindan oldu
Matemi kalbimize ateş-i suzan oldu
O deha-yı ebedi hak ile yeksan oldu
Cemolan hatırımız ah perişan oldu
Sanırım alemi baştan başa viran oldu

Bu elim hadiseden gözlerimiz kan oldu
Dost değil fevtine düşman bile giryan oldu

Tuttu sis gün yüzünü nur-u ziyasız kaldı
Badema çarh-ı felek nam-ı vefasız kaldı
Lerze düştü vatana zevk ü sefasız kaldı
Hastalar yaş akıtır çünkü devasız kaldı
Herkesin boynu bükük kaldı Atasız kaldı

Bu elim hadiseden gözlerimiz kan oldu
Dost değil fevtine düşman bile giryan oldu

Çankaya goncaları soldu gülistan ağlar
Cümleten vahşi tuyur cinn ile insan ağlar
Ettiği zulma felek oldu peşiman ağlar
Dereler taşlar ağaçlar yedi umman ağlar
Karalar giydi bütün bay ile bayan ağlar

Bu elim hadiseden gözlerimiz kan oldu
Dost değil fevtine düşman bile giryan oldu

On dokuz yılda harap ülkeyi abad etti
Cümle esnafı vatandaşları dilşad etti
Eskilik hem hırafat koymadı berbad etti
Yeni mektepler açıp gençleri irşad etti
Bozulan derneği tedbir ile bünyad etti

Bu elim hadiseden gözlerimiz kan oldu
Dost değil fevtine düşman bile giryan oldu

Ey Huzuri yetişir etme uzun güftarı
Tesliyet eyleye ahlafını şirin bari
Kendi göz yumdu fakat gözler açar asarı
Geçti Türk tarihine şaşaalı efkarı
Ruhunun kalplere aksetti bütün envarı

Bu elim hadiseden gözlerimiz kan oldu
Dost değil fevtine düşman bile giryan oldu❞

❝Sen bir Beyoğlu idin abdalım dedin
Her vardığın yerde zehir mi yedin
Ananı babanı yetim mi kodun
Kalk kardeş gidelim iline doğru

Sen Beyoğlu idin haylamaz iken
Derin geçitleri boylamaz iken
Olur olmaza söz söylemez iken
Kalk kardaş gidelim iline doğru

Sen Beyoğlu idin üşenmez iken
Kuş tüyü döşeğin döşenmez iken
İbrişim kuşaklar kuşanmaz iken
Kalk kardaş gidelim iline doğru

Altın bir çıngırak taktım koşuma
Beş yüz atlıyı düşürdüm peşime
Sovuk bir su kattın benim aşıma
Kalk kardaş gidelim iline doğru❞

❝Seyirttim çıktım kayaya
Çevrildim baktım ovaya
Kuzum gelmemiş yuvaya
Diyerek ağlar bir geyik

Üç avcı düştü izime
Kanlar saçıldı gözüme
Hasret gittim ben kuzuma
Diyerek ağlar bir geyik

Koğdular da şaşırdılar
Dağdan dağa aşırdılar
Bir uçuruma düşürdüler
Diyerek ağlar bir geyik

Bu dağı bilmem öğrendim
Ufaktım da irirdim
Sol yanımdan yaralandım
Diyerek ağlardı bir geyik

Sol yanımdan vurulmuşum
Sağ yanıma devrilmişim
Ben kuzumdan ayrılmışım
Diyerek ağlar bir geyik

Beni çobanlar görmesin
Buralarda çayır bitmesin
Beni ayıran onmasın
Diyerek ağlardı bir geyik

Geyik meler gevrek gevrek
Dayanamaz dertli yürek
Geyiğe kuzusu gerek
Diyerek ağlardı bir geyik

Etim ortada sürünür
Postumda namaz kılınır
Davam ahirette sürülür
Diyerek ağlardı bir geyik❞

❝Ne yenişin başındayım
Ne yokuşun dibindeyim
Bana dulluk yakışır mı
Daha on beş yaşındayım

Evlerinin önü arpa
Goyun gelir gırpa gırpa
Bu arpayı kim biçecek
Celal oğlan olmayınca

Garşıdan bir kuş gelir
Sesi bana hoş gelir
Celali götüren tren
Geri dönmüş boş gelir

Ben trene bineceğim
Gurbet ele gideceğim
Celal çimentoda yatmış
Ben de orda öleceğim❞

❝Gece yarı idi davar dağalındi
Nice fiharanın canını yahdi
Musa da şaşırdi yollara bahdi
Bekledi bir imdat gelen olmadi

Yağmır yağdi çevre yanlar ıslandi
Bu iş bütin gazalara seslendi
Musa da meşe de çama seslendi
Bekledi bir imdat gelen olmadi

Havada gartallar dolanır leşe
Kimse razı olmaz asla bu işe
Çok goyinler gurban ettim gardaşa
Medet gardaş medet yazuhlıh senin❞

❝Aşağıdan guş geliyor
Sesi banga hoş geliyo
Celalı götüren taksi
Geri dönmüş boş geliyo

Celal oy oy eşim oy oy
Kesilecce başım oy oy

Evlerinin önü yonca
Yonca çıkmış dam boyunca
Bu yoncayı kim biçecek
Celal oğlan gelmeyince

Celal oy oy eşim oy oy
Kesilecce başım oy oy

Aşağıdan gelir deve
Gevişini geve geve
Sanki ben de gelin oldum
Celal gilin böyük eve

Celal oy oy eşim oy oy
Kesilecce başım oy oy

Celal odada yatıyo
Yorganını yel atıyo
Ne yatıyon garip Celal
Nişanlını el satıyo

Celal oy oy eşim oy oy
Kesilecce başım oy oy

Evlerinin uru arpa
Atlar gelir gırpa gırpa
Celal olan can veriyo
Gollarını çırpa çırpa

Celal oy oy eşim oy oy
Kesilecce başım oy oy

Sekiz geyim çorap ördüm
Sekiz gaynım geysin deyi
Sandık açdım poşu seçtim
Celal gavu olsun deyi

Celal oy oy eşim oy oy
Kesilecce başım oy oy❞

Şu fıratın suyu akar derindir ölem ölem
Yarimi götürdü anam kanlı zalimdir
Daha gün görmemiş taze gelindir oy oy …
Söyletmeyin beni anam yaram derindir

Kömürhan köprüsü harputa bakar
Kör olası zalım fırat ocaklar yıkar ölem ölem
Ahbaplarım gelmiş ağıtlar yakar oy oy …
Söyletmeyin beni anam yaram derindir❞

Hele ulaşa ulaşa
Ulaş benzerdi güneşe
Ulaş gardaş can veriyor
Yüreğim düştü ateşe

Tohumlar düştü toprağa
Dokundum yeşil yaprağa
Kurban olam kurban olam
Seni yaratan toprağa

Ulaşın elinde mavzer
Mavzeri türküye banzer
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler❞

❝Höbeb oldu höbeb oldu
Avcı tazı sebeb oldu
Yandı yürek kebab oldu

A dağlarda kalan oğlum
Çam dibinde buyan oğlum

ılgazın altında seti
Anam bana gitme dedi
Cigerimi tilki yedi

A dağlarda kalan oğlum
Çam dibinde buyan oğlum

Koçhisara gitti tazıya
Tazıyı saldı yazıya
Bak şu kara yazıya

A dağlarda kalan oğlum
Çam dibinde buyan oğlum❞

❝şu kapıya çıktım idi
Yatıyorlar ala kanlı
Çocuk gibi seviyordum
Nenni küçüklerim nenni

Kimi ak da kimi kara
Yatıyorlar sıra sıra
Kör olası kısıracık
Kan etmeye gelmiş bura'

Doru kısrağı bağlar
Küçükler ziyaret eyler
Çok severdi Tekinciğim
Görür şimdi o da ağlar

şum kısrak nasıl vurdu
Üleşlerin yere serdi
Dava edecektim amma
Ödemeye senet verdi

Cücüğüm keklik palazı
Buna ağlar ablası
Üçünü birden öldürmüş
şum gözleri kör olası

Dört cücüğün üçü gitti
şum kısrak yarez etti
Nasıl ağlamazsın Hatçe
Faruk ağlayarak gitti

Birine diyemem kötü
Verilmez cücüğün meti
On yerinden karnı yarı
Bu kısrak çapkın atı

Ananız böyle olmaz
Tavuğum cücüksüz durmaz
Kayınbaba ödeyecek
Korkarım kaynanam vermez

Cücüğüm ala idi
Kısırak kör ola idi
Doktorlara götürürdüm
Ah yaralı kala idi❞

❝Genç yaşta çileye talip olmuşum
Yıllar çile zaman çile gün çile
Gün görmemiş çiçek gibi solmuşum
Bugün çile yarın çile dün çile

Civanım kayboldu içim yanıyor
ıçimde her çeşit acı dönüyor
Gönlüm kırık dert çok yürek kanıyor
Bağrım çile ruhum çile can çile

Kul Kevseri boynun bükük çağlarım
Kardeş acısıyla yürek dağlarım
Herkes güler oynar ben de ağlarım
Hayat çile ömür çile ben çile❞

❝Tevellüdüm dokuz yirmi altıdır yaşım
Vadem tamam oldu pek müşkül işim
Kahbe felek melul koydu gardışım
Validesi melul kaldı Dursun'un

Kıtaatım gitti Diyarbekir'e
Öleceğim çok gelirdi fikire
Felek bana açtı onulmaz yare
Acaip dert ile öldü Dursun'um

Emsalinden evel çekilüp geldi
Konunun komşunun halini sordu
Evinde üç gece misafir kaldı
Bir dunuk ay gibi battı Dursun'um

Gençlikte dünyadan göçmesi çetin
Kim gönünü görüsün Ali ısmet'in
ıl eline kaldı dört dane yetim
Çocukları yetim kaldı Dursun'un

Gönlün gözün ağlamasun mu ıdris
Felek pençe vurdu yareliyiz biz
Dört tane yavru kaldı babasız
Nazlı yari melul kaldı Dursun'un

Yüzbaşıdan tezkiremi getirin
Hasta düştüm yatağıma yatırın
Dört yavruyu kime emanet ederin
Sözleri dilinde kaldı Dursun'un

Ne yatarsun Dursun emsalin geldi
Kahbe felek bizden intikam aldı
Dayın ile baban nerede kaldı
Hepsine baş oldu nari Dursun'un

Felek bakmaz oldu gözler yaşına
Neler gelir validenin başına
Gençliğini yazın mezar daşına
Tarihi dillerde kalsun Dursun'un

Cenaze giderken boynumuz eğri
Felek pençe vurmuş ciğerim dağlı
Bu destanı deyen dayının oğlu
Nari kör Musa'da kalsun Dursun'un❞

❝Mustafa Efe tabancayı bağladı
Telli de kurşun ciğerimi dağladı
Aman aman Mustafa'm dünyalara doymadı

Doydu amma yar koynuna girmedi
Girdi amma yar safasın sürmedi

Biçildi mi şu Kesikler'in ekini
Gel babacığım neyleyeceksin hekimi
Aman aman Mustafa'm dağ başında vuruldu
En sonunda Başoluk'da vuruldu❞

❝Gam kasavet keder başa derildi
Ancak bu yarayı yazan dağıtır
Bu dert bize ta ezelden verildi
Sinemdeki olan yürek dağıtır

Gönül tutulmazdı her tuzak ile
Ahir tutup bent ettiler bağ ile
Dağ vurdular dağladılar dağ ile
Dediler ki bizim yozun dağıtır

Görmez misin şu Ferhat’ın işini
Kerem sevda ile çekti dişini
Ben de mesken edim bir dağbaşını
Desinler ki bu dağ Mecnun dağıdır

Dertli Kerem ile Behlül-i Dana
Onlar aşk elinden oldu divane
Agahi şuara olmuştur amma
Saçma sapan söyler sözü dağıtır❞

❝Kanıma saplanan bu çığlıkta ne
Bu deli bu acı apansız ölüm
Korkunç ve kanlı bir kapışma var içimde

Dayan deme dıuan deme
Bana yüreğim
Bu defalık aksın
Büyük gözyaşları

Bu rüzgar hep niçin hırçın esiyor
Kuşların sessizce bu oluşu ne
ıçimi bir bıçak boydan boya kesiyor

Yüdürük bir ana sıcaklığıyla
Yürüdük elleri parmaklık izi
Kilitler ve kara bulutların üstüne❞

❝Eminem de acı değil gayısı
Güccük Osman Eminemin dayısı
Anasında galdı derdin goyusu
Düğünüm mahşere galdı Eminem

Eminem de su doldurur oluhdan
Yağannısı görünmüyo belikden
Çoh gözledim yıhılası arha delikden
Düğünüm mahşere galdı Eminem

Eminem oturmuş çuval dohuyo
Nörü oğlan oturmuş boyun büküyo
Ahmed usta bin gaymaya satıyo
Düğünü mahşere galan Eminem❞

❝Kağıt üzerinde Alaman olduk
Ey Ankara biz sana ne diyelim
Sayenizde şimdi vatansız kaldık
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Sürgün gibi yaban ele atıldık
ışsizliğin kervanına katıldık
Oynanılan oyunlarda ütüldük
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Muhalefet partileri koz buldu
Üstümüzden söyleyecek söz buldu
Özellikle biz Türkleri yoz buldu
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Sakız olduk bay Bosbach'ın dilinde
Yalnız kadık bu yabanın elinde
Taş mı olduk acep senin yolunda
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Seçimlerde malzemeyiz bunlara
Her fırsatta sürülürüz önlere
ış bitince atılırız sonlara
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Ankara'nın suskunluğu bilindi
Vatandaşlık elimizden alındı
Çok vatandaş kütüklerden silindi
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Kurmuşlar bak demokrasi parkını
Her havaya döndürürler çarkını
Giyinmişler insan hakkı kürkünü
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Avrupalı ortak oldu sen pazar
Bu ortaklık kuyumuzu hep kazar
Bir okusan gazeteler ne yazar
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Nazilerin yaptığını görmedin
Yakanlara hiç bir tepki vermedin
Bir kez olsun halimizi sormadın
Ey Ankara biz sana ne diyelim

Yeter artık diyeceğiz bilesin
Uyanıpta yanımıza gelesin
Harun der ki biraz Yiğit olasın
Ey Ankara biz sana ne diyelim❞

❝Çubuğun yolları ala
Ben usandım gide gele
Heves güves altın bozmuş
Takamamış çifte yare

Tahtada deldirir gazi
Samsun'a indirir yozu
Kınamayın eller bizi
Dil bilmiyor Kürdün kızı

Çarşıdan da sular akar
Esnaf hep bana bakar
Deli miydin Deli Hampar
Çizmem ayağımı sıkar

Kim atlasın eşiğini
Kim sallasın beşiğini
Sarı Ağanın küçük oğlu
O da yaksın ışığını

Atları var at içinde
Ağır bukağı gıçında
Eller Kayseri'den gelmiş
Emir Ağa yok içinde

Çifte silah paslı durur
Çifte yari yaslı durur
şeytan şerrine uymuş da
Arkadaşı Fazlı vurur

Hava'nın saçı dökülmüş
Ananın beli bükülmüş
Tez gel Emir Ağa tez gel
Baban aklını yitirmiş

Kır at kapıda huylanır
Ciğerim yanar korlanır
Tez gel Emir ağa tez gel
Sakon sandıkta kirlenir

Gemereğ'in örenleri
Top top olmuş yarenleri
şimdi şarkışla'dan iner
Hep de gelir yeğenleri

Lastik geçer ayağına
Çadır kuram koyağına
Kaymakam'dan ne olur ki
Vali kalkar ayağına

Dar sokaktan geçemedim
Çarşı suyu içemedim
Düşman geriden gelince
Namuslandım kaçamadım

Taze işlik yakasında
Deste perçem arkasında
Emir Ağa'yı vurmuşlar
Deste perçem arkasında❞

❝Emri ilahi gelende
Her yan gamhaneye döndü
Giderken dostun elinde
Canlar mihmaneye döndü

Yiğit ölmez vurmayman
Hatır bitmez sormayınan
Bu derde derman mı olur
Bir kenarda durmayınan

Yoldaşın oldu dertlerin
Mateme düştü yurtların
Ciğerparen Bozkurtların
Deli divaneye döndü

Gelmez miyim gitmez miyim
Feryat figan ötmez miyim
Canlar kabrinden gidende
Ben yanına yatmaz mıyım

Sefaim duyar ellerden
Başbuğum düşmez dillerden
Sen gideli bu illerden
Gönlüm viraneye döndü

Yaylalara çıkacağım
Gezeceğim kurtlarıynan
Başbuğum rahat uyusun
Başederim dertleriynen❞

❝Arabaya bindim hastam üzüldü
Kırşehir'e vardım ilaç yazıldı
Sana derim sana koca pederim
ılacı içince midem bozuldu

Ne yapayım yalan dünya boş imiş
Toprak sandım kara bağrım taş imiş

Felek aman vermez ağrıyor başım
Durmadan akıyor gözümden yaşım
Küçük aklı yetmez Fevzi kardaşım

Ne yapayım yalan dünya boş imiş
Toprak sandım kara bağrım taş imiş

Mikail'den çıktım Kabaca yolu
Önüme gelen de Sürüldü beli
Duyunca pederim olmaz mı deli

Ne yapayım yalan dünya boş imiş
Toprak sandım kara bağrım taş imiş

Kayın babana Mikail'den iderler ayıp
Küçük Kavağa geldim Fadimem kayıp
Nasıl yüzüne bakayım hısımım Sayıt

Ne yapayım yalan dünya boş imiş
Toprak sandım kara bağrım taş imiş

Yaram derindir de ellemen sakın
Cenazem geliyor ahbaplar bakın
Emanet altınımı Pempe'ye takın

Ne yapayım yalan dünya boş imiş
Toprak sandım kara bağrım taş imiş❞

❝Sevdiğimiz bağında erken açar çiçeği
Güllü’yü sorarsan da köyün göçeği
Bismillah dedim de çaldım bıçağı
Zalım bıçah nazlı yari doğradı

Baba beni yelliyenler yelledi
Kesme deyi de Güllü’m söyledi
Bismillah dedim de çaldım bıçağı
Zalım bıçah nazlı yarı doğradı

Aman buralar da boran gibi gış gibi
Çıhsam mezerine de ötsem guş gibi
Nazlı yarim de uyanır mı sesime
Zalım bıçah nazlı yarı doğradı❞

❝Öküz aldım goşamadım
Yeğid oldum yaşamadım
Namusuma ar geliyor
Gelin seni boşamadım

At içinde at içinde
Ağır bukağlar içinde
Eller yayladan geliyor
Hacı beğim yog içinde

***

Béla Bartók's Folk Music Research in Turkey,
Ahmed Adnan Saygun, Budapeşte, 1976 isimli
kaynakta eserin 3. ve 4. kıtası şu şekilde
aktarılmaktadır: (Bu bilgiler Bartók'un
notlarında bulunmamaktadır.)


Hayvalı'da biter gavak
Yağmur yağar uvak uvak
Gınamayın ağlar beyler
Elim gınal yüzüm duvak

Hayvalı'nın yazıları
Ceren avlar tazıları
Gol gol olmuş sudan gelir
Hacı beyin guzuları❞

❝Hezerine hezerine
Varın bakın mezarına
Hacı beyin kır atını
Çekin Sultan pazarına

Uyan Hacı beyim uyan
Kan ağlıyor şimdi cihan

Az giderim uz giderim
Dere tepe düz giderim
Hacı beye gelin geldim
Yüzüm duvak kız giderim

Uyan Hacı beyim uyan
Kan ağlıyor şimdi cihan

Ayvalıktan indirdiler
Kamıyona bindirdiler
Öğlen ile ikindide
Hacı beyi öldürdüler

Uyan Hacı beyim uyan
Kan ağlıyor şimdi cihan❞

❝Yol üstünde kara yılan
Sıçıra boynuma dolan
Gelin geldim kız gidiyom
Uyan Hacı Beyim uyan

Evlerinin uğru arpa
Kır at gelir kırpa kırpa
Hacı Beyim can veriyor
Kollarını çırpa çırpa

Aynalı martin kol istiyor
Gümüş kemer bel istiyor
Ne yatıyon Hacı Beyim
Elin kızı yar istiyor

Hezerine hüzerine
Hele bakın mezarına
Hacı Beyin kır atını
Çekin Sultan pazarına

Ayvalıktan kalktım yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Menekşeden gelin geldim
Uyan Hacı Beyim uyan❞

❝Ayvalığın kara daşı
Yandı yüreğimin başı
Emin Hacının gardaşı
Uyan Hacı Beyim uyan

Ayvalıktan çıktık yayan
Dayan ey dizlerim dayan
Emmim atlı ben de yayan
Uyan Hacı Beyim uyan

Ayvalıktan endirdiler
Martine fişek sürdürdüler
Öğleyinen ikindide
Hacı Beyi öldürdüler

Eş mi idi eş mi idi
Gelen atlı beş mi idi
Ünü böyük Hacı Beyim
Mavizerin boş mu idi

Evimizin uğru gaya
Gayadan bakardık aya
Bin gidelim Hacı Beyim
Tavladaki doru taya

Hazerine hüzerine
Varın bakın mezerine
Hacı Beğin el atını
Çekin sultan bazarına

Ayvalığın yazıları
Av avlıyo tazıları
El eleşden dutmuş gelir
Hacı Beğin guzuları

Evimizin önü arpa
Gır at gelir gırpa gırpa
Hacı Beyim can veriyo
Gollarını çırpa çırpa

Odasında yanar ışığ
Sofrasında gümüş gaşığ
Ne ağlıyon Hacı Beyim
Sol yanında gökçe beşik

Ayvalığdan endim yayan
Dayan ey dizlerim dayan
Ödemişten yarin geliyo
Uyan Hacı Beyim uyan

Gelin ağlar eşim deyi
Ana ağlar başım deyi
Küçük bacı pek yanıyo
Hacı Bey gardaşım deyi❞

❝Elmalı’dan çıktım yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Kardaş atlı bacı yayan
Uyan Hacı beyim uyan

Hezerine hezerine
Varın bakın mezarına
Hacı beyin kır atını
Sürün sultan pazarına

Evlerinin önü kavak
Yağmur yağar ufak ufak
Sanki biz de gelin olduk
Elim kına yüzüm duvak

Yanıyorum yanıyorum
Gökte bulut dönüyorum
Kimi yamçılı görürsem
Hacı beyim sanıyorum

Evlerinin önü arpa
Kır at gelir kırpa kırpa
Hacı beyim can veriyor
Kollarını çırpa çırpa

Elmalı’dan gelir deve
Zincirini geve geve
Sanki ben de gelin oldum
Hacı beyin yüksek eve

Elmalı’nın kara taşı
Yandı yüreğimin başı
Kardeş kardeş diye ağlar
Hacı beyin kız kardeşi❞

❝Elmalı’dan çıktım yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Kardaş atlı bacı yayan
Uyan Hacı beyim uyan

Hezerine hezerine
Varın bakın mezarına
Hacı beyin kır atını
Sürün sultan pazarına

Evlerinin önü kavak
Yağmur yağar ufak ufak
Sanki biz de gelin olduk
Elim kına yüzüm duvak

Yanıyorum yanıyorum
Gökte bulut dönüyorum
Kimi yamçılı görürsem
Hacı beyim sanıyorum

Evlerinin önü arpa
Kır at gelir kırpa kırpa
Hacı beyim can veriyor
Kollarını çırpa çırpa

Elmalı’dan gelir deve
Zincirini geve geve
Sanki ben de gelin oldum
Hacı beyin yüksek eve

Elmalı’nın kara taşı
Yandı yüreğimin başı
Kardeş kardeş diye ağlar
Hacı beyin kız kardeşi❞

❝Kalk gidelim de gızım Haco gelin hele bu el bize yaramaz
Sarı saçların da nazara bulaştı daramaz
Yaralı yavrum aman
Tabibler gelse şu derdime çare bulamaz
Suçu neydi de öldürdüler gelini Haco gelini yaralı yavrum

Haco gelin olmuş da gene bögün şu Barak'ın çiçeği
Sol böğründen yemiş yağlı bıçağı yaralı yavrum aman
Suçu neymiş de öldürdüler gelini Haco gelini
Kibar gelini yaralı yavrum

Atlıların gızım Haco gelin hele bögün inişlere indiler
Ördekler de göllerine kondular gelin yavrum aman
Düğüncüler de bögün bozuk bozuk döndüler
Suçu neyimiş de öldürdüler gelini Haco gelini kibar gelini

Evlerine vardım da gızım Haco gelin hele çifte sekili
Sekisinde de bir top reyhan ekili yaralı yavrum aman
Sen ölürsen gızım Haco gelin kim olacak güzellerin vekili
Suçu neymiş de öldürdüler gelini Haco gelini
Kibar gelini yaralı yavrum❞

❝Tarsus'ta Mersin'de bağlanır malı
Bozuldu balyalar seccade halı
Yoğimiş dünyanın vefası hanı
Hani benim çöl beyim nic'oldu

Varın mezarına eyleyin ezan
Bozuldu kabile tutmuyor düzen
Hasanlar köyünde koç gibi gezen
Hani benim çöl beyim nic'oldu

Necip küçük çokça yanar özünde
Gülizar'ın kan geliyor gözünde
Niceleri tüccar oldu yüzünde
Hani benim çöl beyim nic'oldu

Çıksayıdım Hasanlar'ın düzüne
Seyretseydim ovasına sazına
Selam söylen Ömer Ka'nın kızına
Aşiretin belli beyi nic'oldu

Hacı Ahmet Ağa der kardeşim vezir
Yakmış hanesini sofrası hazır
Odasına inerdi paşalar vezir
Hani benim çöl beyim nic'oldu

Hasanlar'da fener gibi yanardı
Kapısında kırk kişisi dönerdi
Burdan biner ıstanbul'da inerdi
Aşiretin belli beyi nic'oldu

Kalecik köyünde çarkı çakılı
Elbise giyer de içi kokulu
ıki yurt tutmuş da biri Fakılı
Aşiretin belli beyi nic'oldu

Aşiretin kilidi gönül yaylasın
Çekin dor atını örke bağlansın
Erkek odan yas çeksin börkün ağlasın
Hani benim çöl beyim nic'oldu

Duydum kamyon ile gitmiş ölüsü
Çölü tutmuş takırdaklı sürüsü
Hastanede yatar Fatma karısı
Hani benim çöl beyim nic'oldu

Aşık Hasan der ki söyleme yeter
Ölümü duyanın kederi artar
Fakılı köyünde serilmiş yatar
Hani benim çöl beyim nic'oldu❞

❝El veriyor el veriyor
Orta direk bel veriyor
Döndüm baktım sol yanıma
Hacı beyim can veriyor

Evlerinin önü harman
Harmanda okunur ferman
Uyan Hacı beyim uyan
Gül memeler derde derman

Hezarına hezarına
Kuşlar konar mezarına
Hacı beyin kır atını
Çekin sultan pazarına

Hazıları hazıları
Ava gider tazıları
Koyun olmuş meleşiyor
Hacı beyin kuzuları

Az giderim uz giderim
Dere tepe düz giderim
Hacı beyin odasına
Gelin geldim kız giderim

ındirdiler indirdiler
Martine fişek sürdüler
Otuz altı şişe ile
Hacı beyi öldürdüler

Evlerinin önü fındık
Fındığın dalını kırdık
Evi süpür Çerkez kızı
Hacı beyi sala koyduk

Evlerinin önü kavak
Yaprakları ufak ufak
Çerkez kızı gelin oldu
Eli kına başı duvak

Ayvalığın kara taşı
Yandı yüreğimin başı
Hacı beyi öldürenler
Küçük karının oynaşı

Karadeniz akmam diyor
Kenarımı yıkmam diyor
Uyansana Hacı beyim
Çerkez kızı çıkmam diyor

Karadeniz akar gider
Kenarını yıkar gider
Uyansana Hacı beyim
Çerkez kızı çıkar gider❞

❝Hacı Bey’im yat dizime
Uyan uyan bah gözüme
Niye uydun el sözüne
Uyan Hacı Bey’im uyan

Gırat gelir yelep yelep
Boğazında urgan kelep
Niddin benim nazlı yarı
Yıhılası ganlı devlet❞

❝Birisi Berat da birisi Hacı
Ne aman yandı da burnumun ucu
Aman Yaradan’ım sen bana acı
Hangi dertden ölecağım bilmiyom

Soyhalar galası Gaman’ın yolu
Ağırıyo dizleri dutmuyo golum
Benim ile ahbab oldu bu ölüm
Yanıyo yüreğim yanıyo

Utanmadım yine düşdüm peşine
Garışılmaz Yaradan’ın işine
Geçen gece girdi idin düşüme
Yanıyo yüreğim yanıyo

Yaradan beni uzağa atdı
Özedi yine de avıya gatdı
Eller guzusuyla yan yana yatdı
Issız çelenlerde galdım neyleyim

Eledim saçgıyı goydum gözere
Yiğirmi dahiha galdı ezene
Nazar mı uğradı çifde güzele
Yandım emme kül olmadım çoh şükür

Sırtımdan soydular yanıh elbise
Ne oldu yarim o anda bize
Nazar mı uğradı bu gözel yüze
Yandım emme kül olmadım çoh şükür❞

❝Çehizim sandıkda basılı galdı
Gınalar ellerde yahılı galdı
Bayrağım ağaçda asılı galdı
Düğünüm mahşere galdı neyleyim

Babam resmimi de duvara assın
Yavrım dedikce de resmime bahsın
Ilıdı suyum da getirin tasın
Düğünüm mahşere galdı neyleyim❞

❝Irmağın gıyında dikili daşlar
Yaz gelince meyva verir ağaçlar
Gelin dursun da el beni daşlar
Gelinini emmin aldı gel oğlan

Aman Ali emmi beni galdırın
Usul usul arabıya bindirin
Daldan kesdiğim ağaca ahıyo ganım
Acele beni Bala’ya gönderin

Oğlum Efendi de gelinin Gürcü
Daha verilmedi cefayın borcu
Ben anasıyım da Mor Gelin nesi
Gelinini almış zalım emmin

Dönder oğlan minderi dönder
Gelinini gıbleye dönder
Oğlan Deli Halit o senin uğrun
Atmış yaşındaki ananı gönder

Kabına çekilir sarılı yazma
Gelin boncuğun bağını çizme
Sana derim sana ey Deli Halit
Gel evinin düzenini bozma❞

❝Bir gece ölümü gördüm düşümde
Elveda eyledim gayri cihana
Ecel kuşu dönüyormuş başımda

Vadem tamam oldu daha ne fayda
Zalim baraj kıydın dört tane cana

Toklumen köyünden sandala bindim
Battı kayık suyun dibine indim
Ecel şerbetine orada kandım

Vadem tamam oldu daha ne fayda
Kanlı baraj kıydın dört tane cana

Karalı haber köye ulaşır
Meryem gelin baş ucumda dolaşır
Bacılarım koyun gibi meleşir

Vadem tamam oldu daha ne çare
Zalim baraj kıydın dört tane cana❞

❝Menteşe'nin mazıları
Hacı Bey'in tazıları
Hacı Bey'i öldürmüşler
Ağlaşıyor kuzuları
(Meleşiyor kuzuları)
(Yanıverin kuzuları)

Az giderim uz giderim
Dere tepe düz giderim
Menteşe'den gelin geldim
Gelin değil kız giderim

Menteşe'nin meşeleri
Asılıdır şişeleri
Hacı Bey'i öldürmüşler
Boş duruyor köşeleri

Gümüş kama bel istiyor
Delik martin kol istiyor
Uyan Hacı Bey'im uyan
Senin kızın yar istiyor

Az gidiyor uz gidiyor
Dere tepe düz gidiyor
Menteşe'den gelin gelmiş
Gelin değil kız gidiyor

Ayvalığın kara taşı
Aktı gözlerimin yaşı
Hacı Bey'i öldürmüşler
Ağlaşıyor kardeşleri

Ayvalık'tan kaldırdılar
Tomofile bindirdiler
Hacı Bey'i sorarsan
Beş kurşunda öldürdüler

Mazıları mazıları
Ava geder tazıları
Hacı Bey'i öldürmüşler
Ağlaşıyor kuzuları

Çamı çama çaktılar
Çama kurşun attılar
Hacı Bey'in kellesini
Beş kaymaya sattılar

Hazerini hazerine
Gidin bakın mezarına
Hacı Bey'in kır atını
Çekin Sultan pazarına

Ayvalık'tan çıktım yayan
Dayan dizlerim dayan
Menteşe'den dostun gelmiş
Uyan Hacı Bey'im uyan

Akşam oldu sabah olmaz
Akan kanı dere olmaz
Uyan Hacı Bey'im uyan
Elin kızı yarsız olmaz❞

❝Hele bu dünyadan göçmeyen kimdir
Ebedileşip de kalanı sorun
Ecel şerbetini de içmeyen kimdir
Dünyadan muradın alan sorun

Yedi yıl benimle gezdi Beyhani
Sorun benim Haydar Ağbaba'm hani
Sonunda Veysel de terk-i cihanı
Etmeyip ebedi de olan gösterin

Nice hükümdarlar sultanlar geçti
Hepsi aynen ecel şerbetini içti
Kimisi kefensiz toprağa düştü
Baştan başa mamur olan gösterin

Hele Veysel öldüyse evinde kaldı
Seçti doğduğu yeri mekan aldı
Haydar'ımın kanı da Alman'da kaldı
Dört başı mamuran olan gösterin

Kim bilir n'olacak da Davut Sulari
Toprak çeker bilmem hangi diyarı
Kul diye halk etmiş Cenab-ı Vari
Gerçekse haberin de alan gösterin❞

❝Ayvalık’ın kara taşı
Yandı ciğerimin başı
Emin Hacı'nın gardaşı
Uyan Hacı beyim uyan

Ayvalık'tan çıktım yayan
Dayan ey dizlerim dayan
Emmim atlı gendim yayan
Uyan Hacı beyim uyan

Ayvalık'ın ardı kavak
Kavaktan dökülür uvak
Elim kına yüzüm duvak
Uyan Hacı beyim uyan

(TRT Arşivindeki son dörtlük)
Odasında yanar ışığı
Sofrasında gümüş gaşığı
Uyan Hacı beyim uyan
Sol yanında çifte fişeği

(Farklı kaynakta son dörtlük)
Odasında yanar ışık
Sofrasında gümüş kaşık
Uyan hacı beyim uyan
Başucunda çifte beşik❞

❝Ayvalı'da çıktım yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Emin atlı ben de yayan
Uyan Hacı beyim uyan

Topaklı'nın kara taşı
Yandı ciğerimin başı
Babaları Güççük Ali
Emin Hacı'nın gardaşı

Odasında yanar ışık
Sofrasında gümüş kaşık
Uyan Hacı beyim uyan
Sol yanında çifte beşik

Kırşehir'in örenleri
Avlanıyor cerenleri
Oturmuş da ağlaşıyor
Hacı beyin yarenleri

Gemereğin yazıları
Ceylan avlar tazıları
Babam diye meleşiyor
Hacı beyin kuzuları

Anan ağlar başım diye
Gelin ağlar eşim diye
Küçük bacın pek zarlenir
Biricik kardaşım diye

Biner atın eyisine
Konar Mucur kıyısına
Öldürmüşler Hacı beyi
Haber verin dayısına

Vardım Erciyes dağına
Kuşlar konmuş mezarına
Hacı beyin kır atını
Çekin Sivas pazarına❞

❝Kura kağıtları allı yeşilli
Ben babama ısmarladım eşimi
Kim ayletmiş benim kızkardeşimi

Ağlar anam ağlar babam gelmez ölürüm
Devletin yoluna kurban olurum

Talim ettiğimiz bir kısık dere
Sallama kırbacını her yanım yara
Sorun binbaşıya sılamız nere

Ağlar anam ağlar babam gelmez ölürüm
Devletin yoluna kurban olurum

Kura kağıtları Üsküdar aştı
Üçlülerin dörtlülerin tebdili şaştı
Üç aylık gelini bıraktı kaçtı

Ağlar anam ağlar babam gelmez ölürüm
Devletin yoluna kurban olurum❞

❝Acer bağı goruğuken yoldular
Babamoğlu yollarına durdular
Elin bağlı bir derede buldular
Önüme gel tek gardaşım önüme

Öğütdüğü undan yemedi ekmek
Düşman elinden çoh çekdi zahmet
Dosdu yoğudu bulamadı rahmet
Önüme gel tek gardaşım önüme

Sarı gız giyinmiş sar yemeni
Neredeyse babamoğlu gümani
Zalım düşman bıçağınan vurunca
Çoh mu yoldun tek gardaşım çimeni❞

❝Ferhat’ı da dağı daşı deliyor
Bir guzu da daş dibinde meliyor
Gomşular da bulamamış geliyor
Yitirdim yavrumu sel kenarında

Dağlara saldırdım seyikler gibi
Melerim yavruma geyikler gibi
Ne deresin goydum ne daş dibi
Yitirdim yavrumu sel kenarında

Asker değil ki de mekdup yazayım
Ölmedi ki de mezarını gazayım
Dağlar seni oymuh oymuh gezeyim
Yitirdim yavrumu sel kenarında❞

❝Kurban olayım da Maccanlı hocaya
Oturmuş da derin derin okuyo
A bebeğim ciğerimi yakıyo
Bölükbaşı yapılı benim Özden'im

Küçükkavak'ta da bir ince mezar
Yel eser anam da toprağı tozar
Tıvgalı yavruma eyledi nazar
A bebeğim top kekilli Özden'im

Yuma hocam yuma kanı bulaşır
Top kekili ellerine dolaşır
Bacıların baş ucunda meleşir
A bebeğim top kekilli Özden'im

Yumasın da Maccanlı hoca yumasın
Bebeğimi kuru yere koymasın
Tıvgalı da cenazeye gelmesin
A eniğim top kekilli Özden'im❞

❝Küçükkavak köyüne varamaz olduk
Anınca gözümüz olur bir ırmak
Beraber yaşardık göremez olduk

Bir yalnızlık çökmüş toprağa taşa
Küçükkavak yandı gitti ateşe

Birlikte yaşardık mutlu yanyana
Hiç zarar gelmezdi bir tek insana
Tertemiz köy idi bulandı kana

Bir anda her taraf döndü savaşa
Küçükkavak yandı gitti ateşe

Ağaçlar devrilmiş bağlar bozulmuş
Sürü sürü davarları yozulmuş
Gürül gürül akan pınar soğulmuş

Aklı olan insan yana tutuşa
Küçükkavak yandı gitti ateşe

Kimi göçün çekmiş gitmiş bir yere
Yıkılmış evleri harap virane
Görünce gönlümüz olur divane

Anınca her zaman ağlıyor Yaşa
Küçükkavak yandı gitti ateşe❞

❝Kağıttan biberim varda (Le Leylam)
Güzelden dilberim varda (Le Leylam)
Güzel gel salınalımda (Le Leylam)
Bu gençlikte ölüm varda (Le Leylam)

Çay aşağı çağladımda (Le Leylam)
Yari gördüm ağladımda (Le Leylam)
Yari sıtma tutmuşudu (Le Leylam)
Isıtmayı bağladımda (Le Leylam)

Çaya indim çay susuzda (Le Leylam)
Kara gözler uykusuzda (Le Leylam)
Ellerin yari gelmişde (Le Leylam)
Hani bizim hayırsızda (Le Leylam)❞

❝Kapımızın önü
Söğütlü bağlar
Nettin Fadimemi
Dumanlı dağlar
Ben durmaz giderim
Kiraz'ım ağlar
Dumanlı dumanlı
Oy bizim eller

Göğçe bele çıktım
Tebdilim şaştı
Kaynım Mehmet büyük
Yüceden aştı
Karalı haberim
Köye ulaştı
Dumanlı dumanlı
Oy bizim eller❞

❝Ayrılık mızrağı değdi sineme
Aman servi boylu yardan ayrıldım
Ne yerde ne gökte bulamam çare
Bir dünya güneşi yardan ayrıldım

Emsali nazirsiz hubluk çağında
Kaldı yavruları sol ve sağımda
Bir sam yeli esti gönül bağımda
Ayvadan turunçtan nardan ayrıldım

Yine melül oldu gönül kuşadım
Durağım kalmadı bir dem naşadım
On beş yıl yar ile bile yaşadım
Zühre sani zülfikardan ayrıldım

Mevla'm halk eylemiş nur ala nurdan
Dişleri inciden dehanı dürden
Yükledi yükünü göç etti burdan
Vazgeçtim her işten kardan ayrıldım

Huri melek idi haddizatında
Görmedim yüzünü nihayetinde
Yüce dağ başında pir hizmetinde
Sahip şeref Lalizar'dan ayrıldım

Bu sinemde bu yaralar var iken
Gül yerine aşlanır mı hiç diken
Dursun Cevlani'nin belini büken
Dideden damardan kandan ayrıldım❞

❝Hiç bilmem n'eyledim ne yaptım sana
Saldın beni ahüzara hey felek
Sönmez bir ateşi düşürdün cana
Ettin ak günümü kara hey felek

Beni acınacak günlere saldın
şaşırıp aklımı fikrimi çaldın
Sevdiğim yarimi elimden aldın
Düşürdün şiddetli nara hey felek

Firakın ateşi ciğerim dağlar
Hısım akrabalar hep kara bağlar
Üç tek yavru boynu buruk kan ağlar
Can dayanmaz bu efkara hey felek

Sağ iken doymazdım yar sevdasına
şimdi düştüm bir ebedi yasına
Gemimi batırdın gam deryasına
Çıkarmadın bir kenara hey felek

Bülbül gibi bir gülzardan ayrıldım
ıçi dışı güzel yardan ayrıldım
Sanki dünya kadar vardan ayrıldım
Oldu ciğer pare pare hey felek

Vurdun bu canıma zehirden kase
Uğrattın cismimi tükenmez yasa
Nice layık gördün kabir kafese
Nasıl kıydın Lalizar'e hey felek

Gönül mecnun olmuş öyle dalgındır
Yar ateşi bu sinemde dolgundur
Baktım yavruların benzi solgundur
Akıl ermez bu esrara hey felek

Cevlani bu acı belimi büktü
Keder ta kökünden ömrümü söktü
Duyan işiten hep kanlı yaş döktü
Haber gitti beş diyara hey felek❞

❝N'olur kahpe felek sen yardım eyle
Var imiş kaderde tecelli böyle
Almasın canımı Azrail söyle
Aldı canımı Kırşehir'de yatarım

Toplanmış cerrahlar haberim yoktur
Uçakla ıstanbul'dan yetişti doktor
Allah'ın emridir ölüm de haktır
Acı bıraktım Kırşehir'de yatarım

şu zalim araba aldı canımı
Topraklara döktü kızıl kanımı
Öksüz koydu yavruları hanımı
Acı bıraktım Kırşehir'de yatarım

şu olan kazayı anam duymasın
Benim öldüğümü sakın bilmesin
Ana yüreği bu nasıl dayansın
Acı bıraktım Kırşehir'de yatarım

Oturmuş ağlaşır şu beş kardeşim
Boynu bükük kaldı yavrular eşim
Belediye önüne mezarım eşin
Acı bıraktım Kırşehir'de yatarım

Terahim'im gamın üzüntün yeter
Gözlerimin yaşı sel oldu akar
Mehmet Ali Bey'im kabirde yatar
Acı bıraktım Kırşehir'de yatarım❞

❝Tarihlere şeref veren
Senem Ayşe denir adca
Çomaklı'da şehit olan
Elkablı'nın kızı Hatçe

Düşman içinden aldılar
Pazarcıklı Kır Bektaş'ı
Tüfengini bırakmıyor
Köşker Ahmet'in Ökkeş'i

Yiğitlerin seçtim yazdım
Bin bir şehit vardır daha
Deliktaş'ta şehit oldu
Pendirdereli Mustafa

Çatal çatal yüreği var
Maraş'ın oldu velisi
Kahramanlık icat eden
Çuhadarların Ali'si

Hacı Zülkadir'in derdin
Vatanı kurtardı merdin
Türk milleti binler yaşa
Asırlarca zafer gördün❞

❝Tüfengini bana verin
Ben oldum onun vekili
Nişanlımı gavur vurmuş
Yoldum kopardım kekili

Kaplan gibi haykırırdı
Kara günde çekmez yası
Arasa'da şehit oldu
Kahramanlar evliyası

Bütün Maraş kan ağladı
Kül oldular yana yana
Bin yılda bir doğuramaz
Övünmesin hiçbir ana

Düşman gözünü korkutan
Hücum etse belli davuş
Altın kalemle yazılsın
Göllü'dendi Yusuf Çavuş

Sarıldılar Maraşlılar
Kimi yerli kimi dağlı
Türkler alnından vurulur
şerefin var Eminoğlu

Arslan Beyi ateş saçar
Semayı tutar dumanı
Kaza oldu yaralandı
Zülkadir'in Süleyman'ı❞

❝Bana deller Nöreddin’in garısı
Dengine düşdü de pulluh sarısı
Gurban olam Erzincan’ın valisi
Orta boylu Nöreddin’i neyledin

Garageçili’nin de hacısıynan hocası
Arhama düşerdi genci gocası
Dizime yatırsam gerdah gecesi
Yiğit olan yarini bırahır mıydı

Demediniz gomşularım suçumu
Gardaşlarım yüklediler göçümü
Babamın evine vardığım gece
Ben ağlarım anam çeker içini

Meşeler göğermiş varsın göğersin
Söylen ahılsıza durmasın gelsin
Vermeyin kötüye çatlasın ölsün
Yiğit olan sevdığını verir mi❞

❝O cellad gaşların gehri zahmeti
Gesd eller cismimden canı dağıtsın
Gözün talan salıb Azerbaycan'a
Dilin ister Al'Osman'ı dağıtsın

Zülfü şahmar mina gerden mö'tedil
Zeberced kelmeli misal-i bülbül
Seversen Allah'ı birce danış gül
Derdi gemi bu sevdanı dağıtsın

Uruhum cismanım nezmim hayatım
Zinetim ziberim adım isbatım
Lisanından gelmeyende baratın
Nalem ister bu dünyanı dağıtsın

Elesger'em yandım aman el aman
Bele mürvet olmaz ay gaşı kaman
Her kim dostdan dosta gandırsa yaman
Tufanasın kerem kanı dağıtsın❞

❝Ofo'nun davarı aklı karalı
Ofo şehit olmuş Mehmet yaralı
Iraz'ın da zati bahtı karalı

Neneyle neneyle Iraz neneyle
Çıkıp dağlar başına bana al eyle

Aşo (Ayşe) kutnu giyer Iraz alaca
Kırın martinimi edin salaca
Ofo'nun mezarını edin derince

Neneyle neneyle Iraz neneyle
Çıkıp dağlar başına bana al eyle

Gene sulandı mı ufacık özler
Gene melillendi o ela gözler
Gelin helal edin gelinler kızlar

Neneyle neneyle Iraz neneyle
Çıkıp dağlar başına bana al eyle

Ofo'nun davarı gelir üceden
Yareni yoldaşı gelir geceden
Kadir Mevlam kurtar bizi geceden

Neneyle neneyle Iraz neneyle
Çıkıp dağlar başına bana al eyle

N'oldun Ofo n'oldu sana da n'oldu
Yemenimin içi al kanla doldu
Bizim felegeye kıran mı girdi

Neneyle neneyle Iraz neneyle
Çıkıp dağlar başına bana al eyle❞

❝Çoh acıdır guzusundan ayrılıh
Benim nazlı yarim başına buyruh
Önü çifde gezinin sonu ayrılıh
Mahşerde de oturalım diz dize

Yeşil gurbağalar öter göllerde
Gırıldı ganadım galdım çöllerde
Anasız babasız gurbet ellerde
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

Ağıyınan garada da yatırdım
Saya saya üç seneyi yetirdim
Eller tezkiresin almış gelirken
Ben yarimin künyasını getirdim

Aldığı cekadı duvara dahmış
ırengli işliğini bağrına basmış
Gartoğlanın gızı umudu kesmiş
Osmanım Osmanım gara aslanım
Al ganlar içinde yatan aslanım

Yorganlar içinde dutun salını
Benim gızım bilememiş yolunu
Ben napayım çifdeleyin gelini
Osmanım Osmanım gara aslanım
Al ganın içinde galan aslanım❞

❝Binbir çileyle büyüttüm oğlumu
Yemedim yedirdim bu güne getirdim
Cesurdu mertti kaya gibi sertti
Bir gün geldi ki vay vay
Vurdular O'nu

Beni kınama ardımdan ağlama
Ne yaptımsa bilki halkım için derdi
Aslan gibiydi sözünün eriydi
Bir gün geldi ki vay vay
Vurdular O'nu

Yaşlı gözlerle beklerdim yolunu
Oğlum ya giderde dönmezse diye
Göz bebeğimdi benim her şeyimdi
Bir gün geldi ki vay vay
Vurdular O'nu❞

❝Zalim dert düşmüş peşine
Aldı gitti aramızdan
Acımadı genç yaşına
Adaletsiz yalan dünya

Sevgi isteyen gönüller
Erol Güngör diye yanar
ılim dolu ulu çınar
Devrildi düştü toprağa

şu yazılan kadere bak
ılim verdi kucak kucak
Tez bağrına bastı toprak
Kan ağlar Kırşehir Konya

Severdi aklı gerçeği
ılim şehrinin direği
Kırşehir'in kır çiçeği
Gül açarken soldu gonca

Nice ilme ilim kattı
şu Hasbi'yi çok ağlattı
Genç idi vakitsiz gitti
Böyle alim gelmez daha❞

❝Batıdan geliyor davulun sesi
Allı yemenili eğdirmiş fesi
Götürmüyor benim beyim nefesi

Amanın da iller beyime n'oldu
Vadesiyle değil ciritten öldü

Kara koyun gelmiş kuzusun ister
Beyin utancından yarasın gizler
N'oldun hey Allahım bir oğul göster

Amanın da iller beyime n'oldu
Vadesiyle değil ciritten öldü

Çuha mintan geydi yenin ezmedi
Bu dünyada doya doya gezmedi
Hıyanet ettiler nasıl sezmedi

Amanın da iller beyime n'oldu
Vadesiyle değil ciritten öldü❞

❝Arabam mor üsdü önü gırmızı
Yüreğime düşdü bir ince sızı
Garayı bağlasın dezzemin gızı
Ağla anam gaderime yazıma

Soyhaaraba da nasıl gırdı dizimi
Kim böyüdecek Remzi gızını
Kime emanet edin dezzemin gızını
Ağla anam gaderime yazıma

Gazın mezerimi dölekden düze
Çevrin yönümü gıbleye
Benden selam söyleyin
Sevdiğim uğrunda öldüğüm dezzemin gızına❞

❝Fişekliğin düzüm düzüm
Karda belli olmuş izin
Kara yasla dolaşıyor
O sevgili iki kızın

(Bağlantı)
Öle öle kızların öle
Ölmiye ne günler göre

Halep'ten malı kaldırır
Tokat, Zile'de sattırır
Namı büyük benim babam
Evine misafir kondurur

Bağlantı

şıho dersen ağalar ağası
Binboğa yaylası.Elbistan kışlası
Sırtında görülür sırma meşrası

Bağlantı

Aslan babam aslan babam
Devletten sana çıktı ferman
Dizlerimde kalmadı derman

Bağlantı

Tüfengin elden ele dolaşıyor
Yetim kaldı iki kızın
Kuzu gibi meleşiyor

Bağlantı

Değen kurşun yağlı mıydı
Elin kolun bağlı mıydı
Seni vuran yoldaşların
Ciğerleri yanmış mıydı

Bağlantı

Çok cefan gördüm yalancı dünya
Çok kahrını çektim çürüdü bünyem
Senin için çıktı bir büyük ferman

Bağlantı

Haleb'i yol ettim kalmadı sana
Fişeklik belinde tüfek bir yana
Kızların dolaşır hem yana yana

Bağlantı

Postayı ayırdı iki kardaşın
Ne kadar büyüdü belalı başın
Felek size yedirdi zehirli aşın

Bağlantı

Elif durmadan sizleri izler
Düşman dam başında gözler
Yetim kaldı iki kızlar

Bağlantı❞

❝Çankaya çalkalandı Özal ölüşün
Aleme bir figan çöktü kavurdu
Hak verdiği emanetin alışın
Çığlıklar ayyuka çıktı kavurdu

Azrail estirdi ecel yelini
Buna kimse katamaz ki elini
Altmış milyon Türkiye'nin belini
Bir acı haberle büktü kavurdu

Mala mülke güvenmeyin boşuna
Felek er geç zehir katar aşına
Nice sultanların şahın başına
Tacını tahtını yıktı kavurdu

Bilmem nazar değdi bilmem göz oldu
Türkiye'min yaz baharı güz oldu
Gözlerden dökülen yaşlar köz oldu
Her düştüğü yeri yaktı kavurdu

Zeynep'in babası Semra'nın beyi
Ahmet'in Efe'nin oydu her şeyi
Korkut'un Yusuf'un büyük ağbeyi
Ahrete göçünü çekti kavurdu

Hak verdiği emanetin tez aldı
Dar günde Azrail kapısın çaldı
Yapacağı işler hep başlı kaldı
Gözü açık gitti baktı kavurdu

Dost ahbap üzüldü kara bağladı
Yerler matem tuttu gökler ağladı
Bu ayrılık ciğerleri dağladı
Felek ecel okun sıktı kavurdu

Deli Hazım kalemine sarıldı
Bin bir ayak bir araya derildi
Ankara'ya sanki mahşer kuruldu
Coştu insan seli aktı kavurdu❞

❝Sendin hürriyetin batmaz güneşi
Ne çare mühletin doldu Atamız
Böyledir Mevla'nın düsturu işi
Yerdiğini geri aldı Atamız

O büyük azminle dağlar erittin
Kovdun düşmanları yurdu arıttın
Cumhuriyet kurdun hükmün yürüttün
ısmin tarihlerde kaldı atamız

Hiç düşmedin tuzaklara oyuna
Türklüğünü isbat ettin boyuna
Asi kurdu yoldaş ettin koyuna
Bütün dediklerin oldu Atamız

Boğdu zulmetleri ışık yakışın
Düşmanlar üstüne şimşek çakışın
Çatık kaşlarınla keskin bakışın
Dünyayı hayrete saldı Atamız

Dost düşman üzüldü ciğer dağlandı
Matemler tutuldu kara bağlandı
Dönmez yola gidişine ağlandı
Kız gelin saçım yoldu Atamız

On Kasımın adı kara gün kondu
Bir yıldız kayboldu bir güneş söndü
O gün bayrağımız yarıya indi
Al rengi matemle soldu Atamız

Semada yıldızlar yere döküldü
Yerler kan ağladı dağlar söküldü
Ankara'ya Anıtkabir dikildi
Makamın nur ile doldu Atamız

Deli Hazım der ki dilim duada
şahin uçtu yuvruları yuvada
ınsanoğlu yerde melek havada
Saf tutup cenazen kıldı Atamız❞

❝Puhuru çifte hörgüçlü
Konağı kara kerpiçli
Evvelki gün uyumamış
Rüyası karalı düşlü

Kuşağı ipek sırmadan
Kara bıyığı burmadan
Kervanı yedili beşli
Yükünü tutmuş hurmadan

Boz mayası katar katar
Yükünü kutnudan tutar
Ünü böyük Sarban Yusuf
Yılgına dolanmış yatar

***

Neler geldi neler geçti felekte
Deve un oldu da geçti elekte
Ak bilekli kızlar hamur yoğurdu
şimdi ekmek oldu tahta külekte❞

❝Solmaz Gelin soldu artık yüzlerin
Bizleri ağlatıyor senin sözlerin
Liyeş Kanalı'nda bulunuyor cesedin
Solmaz Gelin soldu artık yüzlerin

Gelin olup geldin sen de Avrupa'ya
Nasıl kıyıldı o güzelim canına
Genç yaşında doyamadın muradına
Solmaz Gelin soldu artık yüzlerin

Herkes gibi sen de Avrupa'yı görmek istedin
Gelip gördün ama muradına eremedin
ıntihar mı ettin öldürüldün mü kimse bilmedi
Solmaz Gelin soldu artık yüzlerin

Ağlattın Özburunluları bak yana yana
Hepimizi boyadın acıya gama
Bu acıya dayanır mı ana ile baba
Solmaz Gelin soldu artık yüzlerin

Kardeşlerin hep yollara baktılar
Cenazeni bekleyip ağıtlar yaktılar
Cümle alemi hep birden ağlattılar
Solmaz Gelin soldu artık yüzlerin

Aşık Rifat sana çok üzüldü
Gözlerinden kanlı yaşlar süzüldü
Dizleri tutmadı beli büküldü
Solmaz Gelin soldu artık yüzlerin❞

❝Bell'oldu gittiğin benim efendim
ındelhan olanlar seni arıyor
Yıkıldı bir yanı koca Sivas'ın
Dervişan olanlar seni arıyor

Bozuldu elvanı yüce binanın
Gamı arttı içindeki çobanın
Kesildi kısmeti hane viranın
Cennette gılmanlar seni arıyor

Yükledi göçünü can Mehmet Ali
Bir zaman dillerde söylensin hali
Mahir Bey kızının kırıldı kolu
Akıttı al kanlar seni arıyor

Gayri şahin uçtu dalda yar kaldı
Vefasız dünyanın ömrü az kaldı
Bağlar çiçek açmış güllü yar geldi
Bahçıvan olanlar seni arıyor

Ne muhalif değdi feleğin taşı
Yaktı nası ayrılığın ateşi
Yine eşkiyalar kaldırdı başı
Bezirgan olanlar seni arıyor

Hani senin gibi ellerde rehber
Senden ziya umar günler geceler
Çarşılarda esnaf köylerde rençber
Dağlarda çobanlar seni arıyor

Olanca muradın mahşere kaldı
Felek bu belayı bizlere saldı
Aşık Ruhsati de meddahın oldu
Nice pehlivanlar seni arıyor❞

❝Sultan Murat eydür şimdi zamane
Bana da kalmadı beyler elveda
Büküldü kametim döndü kemana
Gezip seyrettiğim iller elveda

Ardımca gelen sevgili melekler
Tersine devretti çark-ı felekler
Yeniçeri sipahiler solaklar
Önümce yürüyen kullar elveda

Gazaya gitmeğe beyler dizilsin
Kullarımın esamisi yazılsın
Tabutum düzülsün kabrim kazılsın
Varıp seyrettiğim çöller elveda

Ecelim yetişti yıldızım indi
Dostlarım ağladı düşmanım güldü
Yapılan kadırgam deryada kaldı
şu Malta’ya giden yollar elveda

Kuloğlu dostların yüzü ağ olsun
Düşman olanların bağrı dağ olsun
Sultan ıbrahim Han şimdi sağ olsun
Harben fethettiğim iller elveda❞

❝Devrildi üsdüme ahıyor yağı
Soyha galaydı da oy tarlası bağı
Yaşım yiğirmi beş de yiğitlik çağı
Guzulara acımadın Ferguson

Böyük oğlum duymuş geldi yanıma
Devrilince çökdü benim dalıma
Acımadın zalım motur canıma
Guzulara acımadın Ferguson

Zabahleyin gahdım ben de yoluma
Maer beni götürürmüş ölüme
Nasıl gahretmeyim de ganlı zalıma
Guzulara acımadın Ferguson

Savcı hakim duymuş kişfe geldiler
Cenazemi tahsiyinen savdılar
Üzerimden elbisemi soydular
Guzulara acımadın Ferguson❞

❝Yirmi üç mayıs gün pazartesi
Türkiyenin gözbebeği körpesi
şehitlikten başka var mı ötesi
şehit oldu görün Tahir Canatan

Paraşüt giymeye kalmadı zaman
Dolazı mevkiinde göründü duman
Esirge Allah'ım aman el aman
şehit düştü görün Tahir Canatan

Tahir'i görünce tutuldu dilim
Kucaklayamadım tutmadı kolum
Kıpırdayamadım kırıldı belim
şehit düştü görün Tahir Canatan❞

❝Üç gün önce gördüm karalı düşün
Felek kara yele bağladı başım
Daha onbeş yaşa değmedi başım

Kıyma kanlı zalim gel bana kıyma
Yalandır sözleri sözüne uyma

Üç gün evvel kınaladım elimi
Bohçaladım yeşilimi alımı
Ben de bilmem gideceğim yolumu

Kıyma kanlı zalim gel bana kıyma
Yalandır sözleri sözüne uyma

Yedi kurşun yazdılar kabir taşıma
Varın bakın şu zalimin işine
Bir gelin vurmuşlar boşu boşuna

Kıyma kanlı zalim gel bana kıyma
Yalandır sözleri sözüne uyma

Odada serili ipekli minder
ıpekli çarşamın çevresin dönder
Kusurum var ise babama gönder

Kıyma kanlı zalim gel bana kıyma
Yalandır sözleri sözüne uyma

Nettin kanlı zalim ben sana nettim
Malını alıp ele mi sattım
Yoksa namusuna hilemi kattım

Kıyma kanlı zalim gel bana kıyma
Yalandır sözleri sözüne uyma

Sen de benim gibi garip ölesin
Mapushane köşesinde kalasın
Kara toprağılan murat alasın

Kıyma kanlı zalim gel bana kıyma
Yalandır sözleri sözüne uyma❞

❝Kadir Mevlam nettik neyledik sana
Merhamet kıl bize kullar perişan
El açıp yalvardık geldik kapına
Bu derdin elinden hallar perişan

Bir taun belası her yanı sardı
Masum yavruları kopardı aldı
Analar babalar şaşırdı kaldı
Nere gidek bilmem yollar perişan

Kahpe felek garez etti işledi
Kız gelinden koç yiğitten başladı
Üç yüz on sekizde geldi kışladı
Ocaklar söndürdü köyler perişan

Azrail de ara yerde dolaşır
Derde düşen derdi ile uğraşır
Sağ kalanlar figan eder ağlaşır
Lal olmuş söylemez diller perişan

Çam gibi yiğitler yere yıkıldı
Derde düşen yataklara çakıldı
Dişleri söküldü beli büküldü
Serindeki sırma teller perişan

Ecel oku geldi vurur yatırır
Dertlilerin dermanını bitirir
Ağa paşa demez alır götürür
Sırtı samur kürklü beyler perişan

Mecidiye hasret bir arşın beze
Musallaya varan yetişti yüze
Nebiler Serveri imdat kıl bize
şefaat kanısın ağlar perişan

Zor imiş çekilmez feleğin yayı
Gayet soyka imiş bu derdin huyu
Kırıldı tükendi Bozlapa köyü
Giden gelmez oldu sağlar perişan

ıflah olmaz oldu bu derde düşen
Var mıdır alemde taktiri bozan
Hacı Doğanoğlu destanı yazan
Medet Allah der de söyler perişan❞

❝Güz gelir uşağı dizer sıraya
Canlar mı dayanır böyle yaraya
ısmail de askerlikte ölüyo
Giremedim mektebine avluya

Acel gelmiş Ankara'da çevirmiş
Azrail de taksisini devirmiş
Köprülü ısmail öldü diye de
Gazeteler haberini duyurmuş

Sakın öldü demen dayanmaz ötem
Ben zalim ölümü bilirim zaten
Kıyma kahpe felek kurban olayım
Asker ocağında bekliyor vatan

Sarı kekilli de gök ala gözü
Büyük cemaatte dinlenir sözü
Anan kucağına basmış ağlıyor
Keşke öle idi gönüllü kızı

ısmail de köyümüzün hocası
Başına birikmiş beyi paşası
Muradı koynunda kalan öğretmen
ıyi olmuyor derin imiş yarası

ısmail dediğin bir temiz çocuk
Beyaz mintan giyer ipekli gocuk
Boynunu bükmüş de mahzun duruyor
Al bayrak çekili mektebi açık❞

❝Köyüm Budak köyü merkezim Mucur
Duyan ahbaplarım hep bana acır
Allah pederime çok versin ecir

Elimde galemim al ganım akar
Gelmiş yavrularım halime bakar

Sabahleyin kalktım sağdı selamet
Boraz köprüsünde koptu kıyamet
Ben sana ne yaptım hey zalım Fikret

Elimde galemim al ganım akar
Gelmiş on bir yavrum yareme bakar

Ben gidersem gayri Mucur dölenir
Yarelerim göz göz oldu sulanır
Katiplerim baş ucumda dolanır

Elimde galemim al ganım akar
Gelmiş yavrularım halime bakar

Kitli galdı hökümetin gapısı
Yetim kaldı yavruları karısı
Ağlaşıyor şu Mucur'un hepisi

Elimde galemim al ganım akar
Gelmiş yavrularım halime bakar

Alınan avlandım yanar özlerim
Doymadım dünyama akar gözlerim
Baş ucumda ağlar körpe gızlarım

Elimde galemim al ganım akar
Gelmiş yavrularım halime bakar

Gelin incitmeyin benim tenimi
Makine bastı da kırdı belimi
Kırşehir'e götürsünler ölümü

Elimde galemim al ganım akar
Nazik hanım gelmiş yareme bakar

Köprünün üstünde bana gıydılar
A işliğim gızıl ganda goydular
Ahbaplarım elbisemi soydular

Elimde galemim al ganım akar
Gelmiş yavrularım halime bakar

ısmail derler de Mucur dönenir
Katiplerim baş ucumda dolanır
Yarelerim göz göz olmuş sulanır

Elimde galemim al ganım akar
ıkbal hanım gelmiş yareme bakar

Aşık Hasan der ki Mucur yatışır
Yarelerim göz göz oldu bitişir
Duymuş ahbaplarım bana yetişir

Elimde galemim al ganım akar
Gelmiş yavrularım halime bakar❞

❝Erzurum dağları kar ile kışlı
Sılada pederim gözleri yaşlı
Çok yavrular kaldı pek ufak başlı
Yaktın bizi kül eyledin Erzurum

Üçüncü Ordunun birlik malıydık
Altmış beş kişiydik asker eriydik
Biz de bu vatanın gonca gülüydük
Yaktın bizi kül eyledin Erzurum

Yangın yerine de mahşer derildi
Ani şubelere künye verildi
Emir Hak'tan geldi defter dürüldü
Yaktın bizi kül eyledin Erzurum

Yeter ıhsan şahin bu kadar yeter
Bu acı haber de ölümden beter
Yitirmiş yavrusun ağlıyor peder
Yaktın bizi kül eyledin Erzurum❞

❝Hecesine hecesine
Haber verin edesine
Yörük Mehmet'e kıyanın
Baykuş konsun bacasına

Kimiyinen kimiyinen
Koyunları sürüyünen
Kollarını bağlamışlar
Uçkurunun ipiyinen

Dağlarına dağlarına
Karlar yağmış dağlarına
ıki yavru bağlamışlar
Dedesinin kollarına

Hele şuna hele şuna
Karınca dolmuş döşüne
Sayıt ile Hüseyin'in
Kuşlar döner üleşine

Acısına acısına
Haber verin bacısına
Kurban olam kurban olam
Kim bakacak Hacısına❞

❝Maraşal hastanesi de yetimler yurdu
Beyin hummasıymış Yaşar'ın derdi
Yetirdim büyüttüm felek çok gördü
Gençliğine mahrum giden Yaşar'ım

Erzurum dağlarından kokusu gelir
Yetimin yavrusu yetim mi kalır
Yarın emsalların tezkere alır
Gençliğine hasret giden Yaşar'ım

Melhem işlemedi yarem sızlıyor
Dayıların mektubunu gözlüyor
Gülhanım kızın da seni özlüyor
Yavrusuna hasret ölen Yaşar'ım

Maraşal Hastanesi çok adam yedi
Ölürken Yaşar'ım anam mı dedi
Çocukları yetim kör kütüm kodu
Sılasına hasret giden Yaşar'ım

Kurbanlar vereyim yedi bacını
Ölseyidim görmeseydim acını
Felek Yaşar'ımdan aldı öcünü
Gençliğine doyamayan Yaşar'ım

şaştım hey Allahım bu işe şaştım
Kader kapısını ölümle açtım
Gözyaşıyla Erzurum'u dolaştım
Anasına mahrum ölen Yaşar'ım❞

❝Yatağına uzandım
Yatağım buz gibi
Yandı ciğerlerim köz gibi
Eşinden ayrılmış gaz gibi

Işık mezerinin toruları
Vızılaşır arıları
Gadın Zehra'mı da götürüp giderler
Gabasakızlığın garıları

Gazan gaynar taşmaz mı
Ay gedikten aşmaz mı
Gidince merak etme anneciğim
Ayrılan gavuşmaz mı❞

❝Aman padişahım gel imdat eyle
Gayri perişandır hali Zeytun'un
Kocabaşı David'i Artin'i payla
Geçilmez tutulmuş yolu Zeytun'un

Derbentler kaynıyor geçit vermiyor
Umudumuz kesik imdat gelmiyor
Orda ahalinin yüzü gülmüyor
Gonca iken solmuş gülü Zeytun'un

Hüseyin'im der ki yolla fermanı
Dirlik vermez oldu gavur Ermanı
Burda kullarıyın kesik dermanı
Dalından kırılmış kolu Zeytun'un❞

❝Elmalı’dan çıktım yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Kardaş atlı bacı yayan
Uyan Hacı beyim uyan

Hezerine hezerine
Varın bakın mezarına
Hacı beyin kır atını
Sürün sultan pazarına

Evlerinin önü kavak
Yağmur yağar ufak ufak
Sanki biz de gelin olduk
Elim kına yüzüm duvak

Yanıyorum yanıyorum
Gökte bulut dönüyorum
Kimi yamçılı görürsem
Hacı beyim sanıyorum

Evlerinin önü arpa
Kır at gelir kırpa kırpa
Hacı beyim can veriyor
Kollarını çırpa çırpa

Elmalı’dan gelir deve
Zincirini geve geve
Sanki ben de gelin oldum
Hacı beyin yüksek eve

Elmalı’nın kara taşı
Yandı yüreğimin başı
Kardeş kardeş diye ağlar
Hacı beyin kız kardeşi❞