Selahattin Bölük - Perişan







Yorum Yaz

Yorumlar
5 - 5 - 0 yorum

Selahattin Bölük En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Selahattin Bölük - Yağma Yağmur
Selahattin Bölük - Ahu Gözlüm
Selahattin Bölük - Meyro
Selahattin Bölük - Yozgat Pınarı
Selahattin Bölük - Neler Getirdin Başıma
Selahattin Bölük - Gurbet Yolları
Selahattin Bölük - Ah Şu Ayrılık
Selahattin Bölük - Vefasız
Selahattin Bölük - Hancı Mısın Yolcu Musun
Selahattin Bölük - Talihim Yok

Etiketler : Selahattin Bölük, Perişan, Selahattin, Bölük, Perişan, Selahattin Bölük - Perişan türkü indir, Selahattin Bölük - Perişan türkü dinle, Selahattin Bölük türküleri, Perişan türküsü dinle, Selahattin Bölük türkü dinle, Selahattin Bölük türkü sözleri, Perişan sözleri, Selahattin Bölük mp3 dinle

❝Gurbet ellerinde kaldım perişan
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın
Bir yetim kuzumla sahipsizim ben
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

Kendi vatanımdan kaldım aralı
Talihim tersine bahtım karalı
Tek kalmışım yüreğimden yaralı
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın

Pırlantayım yarım kaldı muradım
Tükendi ağzımda lezzetim tadım
Senden başka yoktur kolum kanadım
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın❞

❝Perişan halimi ey seher yeli
O kakül perişana yetiştir
Kafeste eğlenmez gönül bülbülü
Ser-i zülf-i aşiyana yetiştir

Gönül arzuladı gül yüzlü yari
Anın için eylerim ah ile zari
Kerem kıl her demde ağlatma bari
Ben bülbülü gülistana yetiştir

Emrahım bellidir mevzundur razım
Dertli dertli söyler nağme-i sazım
Pirim budur sana aşk u niyazım
Himmet eyle gevher - kana yetiştir❞

❝Bugün bayram günü gülmez yüzlerim
Gayet perişanım hallar yas çeker
Ağlasana ne duruyon gözlerim
Karalar giyindim allar yas çeker

Bayramlarda al giyinip gezerken
Dostlar ile al badeler süzerken
Kalem yandı dertlerimi yazarken
Meraklı parmaklar eller yas çeker

Ciğer yandı ayrılığın közünden
Yarsız bayram eden ağlar gözünden
Gül yüzlümün öpemedim yüzünden
Gamlı dudaklarım diller yas çeker

Ağlayarak bayram ettim bu sene
Kurudum kovan oldum ben yana yana
Uzanıp da yatamadım göğsüne
Yare sarılmayan kullar yas çeker

Alİzzetim mahrum oldum her şeyden
Gözüm yaşı yeğin akar bu çaydan
Hem yarandan hem yoldaştan hem köyden
Ayrı düşen garip kullar yas çeker❞

❝Cihanı bir teres perişan etti
Rahat yaşamanın çıkarı yoktur
Haramzadeleri ürüşan etti
Bozuldu her işin ayarı yoktur

Alçaklar yükseğe çıktı yer aldı
Kahraman gaziler geride kaldı
Sahipsiz illere hırsızlar doldu
Kimsenin kimseden haberi yoktur

İyi gider bir kem gelir yerine
Alemi düşürür zulmun toruna
Canlar satılıyor can tüccarına
Kan çağlıyor sulhun eseri yoktur

Zulum var hürriyet göğe çekildi
Bakımsız köylünün beli büküldü
Şer tohumu yer yüzüne ekildi
Cinayetin haddi kenarı yoktur

Alİzzet nidersin keyfiyet malum
Doğruyu söylersen ederler mahkum
Hırsızlar bu yurtta sürüyor hüküm
Harabe çoğaldı imarı yoktur❞

❝Perişan hallarım aşkın elinden
Gel buna bir çare bulmadan gitme
Dermansız derdimin sende dermanı
Derdime dermanım olmadan gitme

Dermansız dertlerim derman bulmuyor
Neden gönül neden sensiz olmuyor
Azdı yaralarım derman bulmuyor
Ne olur yaramı sarmadan gitme

Canım bağlı yar zülfünün telinde
Gezdim Mecnun gibi aşkın çölünde
Bir Garibim kaldım gurbet elinde
Şu garip halimi sormadan gitme

***

Türkülerdeki Hekimlik ve Sağlıkla İlgili
Türküler (Tıp Bayramı 2010 Yılı Armağanı)
Hazırlayanlar: Doç. Dr. Sait Eğrilmez, Salih
Turhan ve Osman Güzelgöz - T.C. Sağlık Bakanlığı
Yayın No: 787, Mart 2010 - Ankara, s.264-265de
eser şu şekilde aktarılmaktadır ("Söz ve müzik: Aşık
Kul Ahmet"e aittir notuyla)


Perişan hallerim aşkın elinden
Gel buna bir çare bulmadan gitme
Azdı yaralarım derman bulmuyor
Ne olur yaramı sarmadan gitme

Neden gönül neden sensiz olmuyor
Çaresiz dertlerim derman bulmuyor
Azdı yaralarım iyi olmuyor
Şu garip halimi görmeden gitme❞

❝Sarı zülüflerin perişan olmuş
Dalgalanır ak gerdana dokunur
Ela gözlüm kirpiklerin şan olmuş
Yareliyim yar sineme dokunur

Şu yaylayı yayladın mı yarınan
Bülbül figan eder güle harınan
Bekledim yolunu ahuzarınan
Hasiretin mektubumda okunur

Soldun Ali Rıza gençlik çağında
Kırmızı gül kokar dostun bağında
Seni gönlüm varken başta bu sevda
Gören gözden hem yad elden sakınır❞

Bu perişan hallerimi
Eller duydu yar duymadı
Kader kırdı kollarımı gardaş
Eller duydu da yar duymadı

Şu karşı dağlardan aştım
Billahi ben benden geçtim
Hastayım yatağa düştüm
Eller duydu da yar duymadı

Küçük Mustafaya haktır
Kader böyle budur takdir
Çok yaşamaz demiş doktor
Eller duydu da yar duymadı


Bire gönül neden sitem edersin
Kendin ettin kendin buldun ne deyim
Kabahatı başkasına sürersin
Kendin ettin kendin buldun ne deyim
Oyoy gariban oyoy yetimcan oyoy perişan

Kader diye diye boyun bükersin
Onun için duman olur tütersin
Anlamadım neden gönül böylesin
Kendin ettin kendin buldun ne deyim
Oyoy gariban oyoy yetimcan oyoy perişan

Şu Özdil’i ne hallere düşürdün
Baharımı kış eyledin üşüdüm
Velhasılı gönül yolu şaşırdım
Kendin ettin kendin buldun ne deyim
Oyoy gariban oyoy yetimcan oyoy perişan❞

❝Bu perişan hallarımı
Eller duydu yar duymadı
Felek kırdı kollarımı
Eller duydu yar duymadı

Kimse bilmez bu halları
Yıkıldı gönül sarayı
Terk ederken ben sılayı
Eller sordu yar sormadı

şu karşı dağları aştım
Gayri bu canımdan geçtim
Hastayım yatağa düştüm
Eller geldi yar gelmedi❞

❝Çıktım yücesine seyran eyledim
Yar ilen gezdiğim yerler perişan
Firkat geldi dert eyledim ağladım
Bir ben değil cümle alem perişan

Firgatın ucundan görünmez dağlar
Aldırdım yavruyu ah edip ağlar
Yıkılmış yapılmış virandır bağlar
Bülbül feryad eder güller perişan

Dertli kulum kendi çalar sazını
Kara topraklara sürer yüzünü
Kimse çekmez gayrı onun nazını
Bozuktur perdeler teller perişan❞

❝Düşmüşüm aşkına perişan halım
Perişan halım halım halım
Sağolasın gurban sen yerine ben ölüm
Ben ölüm ölüm ölüm
Ne dedim de küstün dutula
Dilim kesile dilim dilim dilim
Ne gadar ilvanlı da nazlısın geldin de gelin
Derdo gelin gelin ölem gelin gelin
Le gelin gara gelin öldüm nedim gelin

Gözlerimden kanlı yaşlar dökülse
Ağarsa saçlarım da kurban belim bükülse
Mezarımda karış karış ot bitse neydem ot bitse
Billah unutamam seni le gelin le gelin
De gelin de gelin de gelin hasta düştüm
Le gelin le gelin ölem gelin çirbo gelin❞

❝Ben bilirim erenlerin yerini
Çoktandır sırrını buldum perişan
Gençliğimde sevmiş idim birini
Eller aldı ben de oldum perişan

Ben kendi aklımda karar eyledim
Yaptığım her işte zarar eyledim
Kendi öz köyümden firar eyledim
Yaban ellerinde kaldım perişan

Daha genç yaşımda kendimi gördüm
Mümkünü olmayan hayaller kurdum
Gurbet ellerinde ağladım durdum
Tutacak dalım yok soldum perişan

Perişan kendini saldı gidiyor
Bozuk düzen beni aldı gidiyor
O yar saçlarını yoldu gidiyor
Ben de saçlarımı yoldum perişan❞

❝Bugün seyran ettim bağı bostanı
Varmaz olsa idim perişan gördüm
Efkar boyun eğmişler mevlaya
Görmez olsa idim perişan gördüm

Vardım bağa seyran ettim her yanı
Tez iken okunmuş gördüm fermanı
Su yetişse yara bulur merhemi
Sormaz olsa idim perişan gördüm

Evvelce gezerken bostan dolu
Bu sefer bükülmüş hepsinin beli
Herkese malumdur bunlarm hali
Yarmaz olsa idim perişan gördüm

Süpürgeler uzamışlar nereye
Akşam sabah bakıyorlar dereye
Sararmıştır tam boyları yarıya
Girmez olsa idim perişan gördüm

Domatesler başın yana atmışlar
Uzamışlar sağa sola gitmişler
Sıtmalılar gibi boyun etmişler
Durmaz olsa idim perişan gördüm

Sahip ki yok felek okun yürütmüş
Samyel vurmuş soğanları kurutmuş
Işıltı yok yaprakların çürütmüş
Vurmaz olsa idim perişan gördüm

Kocabaşlar her tarafa saçılmış
Kuvvetlenmiş sağa sola açılmış
Susuzluktan ona kefen biçilmiş
Sarmaz olsa idim perişan gördüm

Noksan az şeylerden ibret almasın
Sulamaya zamanında gelmesin
Öbür sefer onları da bulmasın
Vermez olsa idim perişan gördüm❞

❝Gadirli'den çıktım uzadı yollar
Ağaçlar ağlıyor yas çeker dallar
Geçim davasında perişan hallar
Sorun Yağbasan'ın hali perişan

Memmetli'den çıktım gece yarısı
Tarlada çalışır garısı gızı
Düşmanlar başına olsun darısı
Sorun Zencirli'nin yolu perişan❞

❝Felek şu gençlikte attı bir dara
Gözler bile mahkum diller perişan
Hazret-i Yusuf'tan mirastır bura
Nice benim gibi kullar perişan

Surun yüksekliği altı metire
Su içmeye bulamazsın matıra
Unutuyor dostlar düşmek hatıra
Kelepçe çelikten kollar perişan

Yağmur yağsa hapishane akıyor
Nem buharı semalara çıkıyor
Yastık döşek ekşi ekşi kokuyor
Sermesek hasırı çullar perişan

Anlayın burada nasıl yaşanır
Herkes yatar bir uykuya döşenir
Kap kilitli tenekeye işenir
Akıyor sidikler seller perişan

Disiplin çok fazla müdür kızıyor
Gardiyanlar hiç durmadan geziyor
Kestirseler bizim saçlar uzuyor
Allah yardım etsin kıllar perişan

Berberler acemi desen azarlar
Çöplü jilet ile başın kazırlar
Eski usturayla derin yüzerler
Başlar kerme tuttu, keller perişan

Bir ekmek garanti devlet veriyor
Kimsesiz olanı bitler yarıyor
Bir sandığa beş on fare giriyor
Sahipsin sandığın mallar perişan

Aşık Deli Hazım bu sözü yazan
Kapağın fırlattı kaynayan kazan
Harabe olasın sen koca Kozan
Nice masum düşen eller perişan❞

❝Yar intizar etti bana
Perişanım perişanım
Ellerine yaksın kına
Perişanım perişanım

Razı olmaz güldüğüme
Birgün rahat olduğuma
Çok sevinir öldüğüme
Perişanım perişanım

Yüce dağa çıktığımı
Sağa sola baktığımı
Ben bilirim çektiğimi
Perişanım perişanım

Bunca sene ezildiğim
Dertli diye yazıldığım
Boş değildir üzüldüğüm
Perişanım perişanım

Gülhani'ye demez haklı
Gam yemezdim yetse aklı
Vicdansız katı yürekli
Perişanım perişanım❞

❝Beni gören beğ efendi sanıyor
Bende ne sultanlık ne de hanlık var
Ataş düştü ciğerime yanıyor
Kimse bilmez serde ne dumanlık var

ıstemem efendim dünyayı verse
Yüz bin lira değer yardan bir buse
şöhret ziynet için giymem elbise
Çünkü başımızda devrişanlık var

Zülali beyhude düştün inkara
Tali'in aksine bahtın hep kara
Nasıl yüzü kara varalım yare
Elde beş para yok perişanlık var❞

❝Perişan halimi göre mi geldin
Gel bizim bahçede şakı bülbülüm
Görelim dünyada dertli kim imiş
Aşkın kitabını oku bülbülüm

Muhabbeti muhabbete verelim
Vefasız dünyada bir dem sürelim
Safa geldin bizim ele (...)
Ben olayım sana saki bülbülüm

Cümle derdimizi getürek dile
Sabır köşesinde doldurak çile
Boşuna yanmayak vefasız güle
Bilirsin ki kalmaz baki bülbülüm

Eğer can ararsan ara cananı
Boş yerine sarf eyleme figanı
Eğer Ruhsat isen maşukunu tanı
Zikreyle dembedem Hakkı bülbülüm❞

❝şu zalim gurbet çıktı çıkalı
Sulu tarla ile bahçe perişan
Gelin oğlum da neler gediyor
Oğlu memur olmuş baba perişan

Çektiğim çileler de haddini aştı
Köyüm viran olmuş görenler şaştı
Goyunu guzuyu da bırakan kaçtı
Garı hanım oldu ama anam perişan

Sana ne diyeyim yavrum gurbette evin
Söyletme Ali'yi yara çok derin
ıneğin göğsünü kör etti gelin
Acından öliyi dana perişan

Naylon çıkınca kayıp oldu dolaklar
Kara günde nice oluyı ki sabahlar
Harab olmuş altlı üstlü gonaklar
Baykuşun sesinden köyler perişan

Gecegondu yapan da silaya düşman
Gendi efendi olmuş garı çok şişman
Gayrı bundan sonra hiç beni sorman
Aşıklardan dertli Ali perişan❞

❝Bir gün değil hafta değil ay değil
Geçmiyor günlerim var perişanım
Neden hayırsıza ben verdim meyil
Yağdırdı saçıma kar perişanım

Bilemedim kimden oldu bu yara
Kırılan gönüle olamaz çare
Verin mektubumu hayırsız yare
Çektiğim elinden zar perişanım

Kara Nureddin’im yare son sözü
Ama olsun yarin o çakır gözü
Dilerim Mevla’dan gülmesin yüzü
Bu dert içerimde kor perişanım❞

❝Gurbette kimsesiz bir divaneyim
Aşıkların kaldığı meyhaneyim
Gönül bağım yıkık bir viraneyim

Perişanım perişanım
Bir yar için perişanım ben

Seyyah oldum gezdim gurbet elinde
Kemer oldum sarıldım yar belinde
Türkü oldum çağrıldım saz telinde

Perişanım perişanım
Bir yar için perişanım ben❞

❝Acı haberin dost yürekler yakar
Kuzular ağlaşır sızı perişan
Kader mi firgat mi nedir tecelli
Yazılar içinde yazı perişan

Elini tuttum da buz gibi tenin
Yüzüne baktım da değişmiş rengin
Beş arşından giymiş beyaz gömleğin
Ütüsü perişan düzü perişan

Sonsuzluk uykusu sarmış bedeni
Uyan dedim uyan duymuyor beni
Nicedir matemin sefil Çağlari
Sazın da inleyen sözün perişan❞

❝Bre gönül neden sitem edersin
Kendin ettin kendin buldun nedeyim
Kabahatı başkasına sürersin
Kendin ettin kendin buldun nedeyim

Oy oy gariban
Oy oy yetimcan
Oy oy perişan

Kader diye diye boyun bükersin
Onun için duman olur tütersin
Anlamadım neden gönül böylesin
Kendin ettin kendin buldun nedeyim

Oy oy gariban
Oy oy yetimcan
Oy oy perişan

şu Özdil'i ne hallere düşürdün
Baharımı kış eyledin üşüdüm
Vel hasılı gönül yolu şaşırdın
Kendin ettin kendin buldun nedeyim

Oy oy gariban
Oy oy yetimcan
Oy oy perişan❞

❝Çıktım yücesine seyran eyledim
Yar ile gezdiğim yollar perişan
Firkat geldi bir ah çektim ağladım
Bir ben değil cümle eller perişan

Aşkın zahmetinden yurt oldu dağlar
Gurbet elde kalan ah çeker ağlar
Döküldü yapraklar bozuldu bağlar
Viran olan bağda güller perişan

Fenadır dünyanın ötesi fena
Biz de eremiyok ezelki güne
Avcının elinden uçtu bir suna
Sunamı sarmıyan kollar perişan

ındim gittim nazlı yarın iline
Bülbül konmaz bahçesine gülüne
Bayram gelsin kına yakam eline
Kınası olmadık eller perişan

Ömer eder böyle imiş yazımız
şu illerden gitmez oldu gözümüz
Ulu meclislerde ötmez sazımız
Almaz perdeleri teller perişan❞

❝Kahpe felek sana n'ettim n'eyledim
Aksine dönderdin çarh-ı devranı
Hani n'oldu esk'adalet eski gün
Perişan eyledin cümle cihanı

Sultan Süleyman'ın katında iken
Ol dest-i pakinin zatında iken
Her kuş kanadının altında iken
Sarı gebe telef etti şahanı

Dayanılmaz aşıkların derdine
Akıl yetmez ezberine virdine
Nakes konmak ister cömert yurduna
Tilki kovdu ülkesinden arslanı

Anca bu yaraya dayandı Eyüp
Huda'nın cefasın safaya sayıp
Cahiller kamile sen bilmen deyip
Anın için kaybettiler irfanı

Pir Sultan'ım niye geldin cihana
Kusur senin imiş etme bahane
Evvel kullar yalvarırdı sultana
şimdi minnetc'ettin kula sultanı❞

❝Perişan gönlüme değme ey peri
Hazer et Huda’dan yerde neler var
Ateş-i aşkına düşelden beri
Gör bu sine ile serde neler var

Aceb niçün cevre mail olursun
Seni sevenlere cefa kılursun
Senden gayri dilber yok mu bilürsün
Aşikare değil sırda neler var

Be zalim alemde mislin bulunmaz
Aşıklarda neler vardır bilinmez
Görüp işitmekle menzil alınmaz
Hizmet et üstada pirde neler var

Kaşların benzer hilale sevdiğim
Çeker aşıkları ale sevdiğim
Hor bakma hırkayla şale sevdiğim
Kepenek altında erde neler var

Düşer mi şanına hubların şahı
Ruz ü şeb hicrinle eylerim ahı
Hüsnü im’anınla nazar it gahi
Seyreyle Aşık Ömer’de neler var❞

❝Kader ile çok açıldı aramız
Gülmedi talihim haller perişan
Günden güne azmaktadır yaramız
Diyemem tabibe diller perişan

On beş nüfus bir daracık yuvada
Güneş doğsa bulut döner havada
Cıs diyecek yağ kalmadı tavada
Benim gibi nice kullar perişan

şehit torunuyum gazi evladı
Bu yolda yitirdik varı serveti
Yoksulluğun bize olan gayreti
Çok sarıldım amma kollar perişan

Haydar Aslan işte böyle seslenir
Gurbet elde acep neden yaslanır
Yağmur yağsa yine garip ıslanır
Bürünüp yattığım çullar perişan❞

❝Virane bahçede ağlıyor dallar
Bülbül zara gelmiş güller perişan
Aşk için çırpınan biçare haller
Yare doğru giden yollar perişan

Leylasıyım yarsız olan dağların
Bağbanıyım barsız kalan bağların
Yıllar var ki için için ağlarım
Gözyaşım elinden seller perişan

Kimisine karayazı kondurur
Kimisini sefaletten söndürür
Kimini de aşık eder yandırır
Feleğin elinden kullar perişan

şahsenem feleğe çatmadan etmez
Devran çarkı döner gücümüz yetmez
Başım dumanlıdır rüzgar kar etmez
Seher vakti esen yeller perişan❞

❝Aşk ile perişan görünce bizi
Hüda'nın bir şakın kulu sanırlar
Her kime söylesem bu doğru sözü
Zincirden boşanmış deli sanırlar

Var mıdır bu aşkın tacını bulan
Bizim hakkımızda söylenir yalan
Cennetlik mi olur beş vakit kılan
şol kaba sofuyu veli sanırlar

Bilmez mi Dertli Hakk'a niyazı
Eline alınca on telli sazı
Boynuna farz olan vakti namazı
Dünyada ahrette malı sanırlar❞

❝Uyandım gafletten oldum perişan
Bir nur doğdu alemler oldu hürişan
Selam verdi bana üç hub dervişan
Lisanları bir hoş sadası tek tek

Aldılar abdesti uyandım habdan
Dediler aslımız hak ü türabdan
Okuttular üç harf yeşil kitaptan
Okudum harfini noktasın tek tek

Okudum harfini zihnim bulandı
Yaralarım göz göz oldu sulandı
Baktım çar köşede kadeh dolandı
Nuşettim pirlerin badesin tek tek

ıçtim badesini gördüm rengini
Tam on sekiz saat sürdüm cengini
Yar yüzünde saydım onbeş bengini
Hal halin altında noktasın tek tek

Dizemedim gözüm ben bu elfazı
Yüreğimi yaktı kafirin kızı
Kara gördüm artık kış ile yazı
Felek attı bize sillesin tek tek

Dediler Sümmani gel çekme elem
Adamı çürütür derd ile verem
Seninçin dünyada kavuşmak haram
Böyle yazmış kalem hudasın tek tek❞

❝Gönül perişandır çarhın elinden
Akar boz bulanık selden usanmaz
O kimdir bülbülü gülden ayıran
Bülbül figan eder gülden usanmaz

Kani hakka doğru gelip göçenler
Yol deyince serden candan geçenler
Hızır'ın elinden dolu içenler
Gezer dağı taşı belden usanmaz

Akar gözlerimden kan ile yaşlar
Hep başıma geldi gördüğüm işler
Seherden erlere bezirgan işler
Çekilip gidiyor yoldan usanmaz

Bu aşkın elinde dertlerim biter
Ben derman ararken efkarım artar
ıkrarlar bendolmuş bir dilden öter
Arı hizmet eder baldan usanmaz

Kul Ahmet'im hizmet eyle canana
Dost kabından içip içip kanana
Gün be gün hak için deyip yanana
Erişir didara kuldan usanmaz❞