Selahattin Bölük - Garip







Yorum Yaz

Yorumlar

Selahattin Bölük En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Selahattin Bölük - Yağma Yağmur
Selahattin Bölük - Ahu Gözlüm
Selahattin Bölük - Meyro
Selahattin Bölük - Yozgat Pınarı
Selahattin Bölük - Neler Getirdin Başıma
Selahattin Bölük - Ah Şu Ayrılık
Selahattin Bölük - Resmine Baktıkça
Selahattin Bölük - Yıllar Bitti Dert Bitmedi
Selahattin Bölük - Garip
Selahattin Bölük - Vefasız

Etiketler : Selahattin Bölük, Garip, Selahattin, Bölük, Garip, Selahattin Bölük - Garip türkü indir, Selahattin Bölük - Garip türkü dinle, Selahattin Bölük türküleri, Garip türküsü dinle, Selahattin Bölük türkü dinle, Selahattin Bölük türkü sözleri, Garip sözleri, Selahattin Bölük mp3 dinle

❝Eyvah Gönül Senin Başa
Dert Kervanı Gelmiş Gitmiş
Yine Dertler Kaldı Sana
Dost Yükünü Almış Gitmiş

Sen Alıştın Dert Çekmeye
Her Derde Boyun Bükmeye
Dost Kaldı Mı Dert Dökmeye
Dert Defterin Dolmuş Gitmiş

Zaten Senin Derdin Bitmez
Dertsiz Günün Hoşa Gitmez
Az Dert Çekmek Sana Yetmez
Dağlar Kadar Olmuş Gitmiş❞

❝Ben bir garip bülbül idim sarpa tünedim
Çırpınıp uçmaya yoktur kanadım
Ben bu kara bahtı çok yerlere sınadım
Kara taşa bassam izim bellidir

Yüce dağ başında bir top kar idim
Yel vurdukça ılgıt ılgıt eridim
Evvel yarin sevdiği (sevgilisi) de ben idim
Şimdi gurbet (garip) gezen ben oldum

Yüce dağ başında mizan terazi
Bu feleğin bize de nedir hasmı garazi
Bir yar sevdim de onun için garazi
Bir dahi seversem de tövbeler olsun

Gökte isen merdivanlar kurayım
Yerde isen divanına durayım
Sen kimin yarisin de
Göster cemalini murad alayım❞

❝Gine bir hal oldu garip gönlüme
Bu dünya başıma dar oldu gitti
Attı kısmet bizi gurbet ellere
Her günüm her anım zar oldu gitti

Yüreğime ateş düştü yanarım
Mecnun gibi Leyla diye ağlarım
İlkbaharda viran oldu bağlarım
Goncamın etrafı har oldu gitti

Yandı ciğer yandı bir su veren yok
Azgın yaralara melhem süren yok
Bir Garibim şu halimi bilen yok
Yandı garip bağrım nar oldu gitti❞

❝Bir garip başınan kaldım arada
Dü aleme hayran eyler hak beni
Olanca varımı verdim talana
Ya bir ulu bezirgan eyler hak beni

Her gördüğüm kara yüze bes demem
Olur olmaz ademlere dost demem
Sadık yar isterim yalancı istemem
Gerçek ise kurban etsin hak beni❞

❝Bülbül ne ötersin garip ellerde
Sen de benim gibi yanarsın bülbül
Hasretim sılaya gurbet ellerde
Sen de benim gibi yanarsın bülbül

Coşkun çaylar gibi coşar çağlarım
Geldi geçti benim ermiş çağlarım
Hasretim sılaya yanar ağlarım
Sen de benim gibi yanarsın bülbül

Söyle sen Turabim derdini söyle
Şu garip ellerde gönlünü eyle
Bülbül bizim ele selamım söyle
Sen de benim gibi yanarsın bülbül❞

❝Garip gurbet elde perişan halde
Derbeder olmuşum gezer ağalarım
Defterim kalemim düşmüyor elde
Ben kendi derdimi yazar ağalarım

On altı yaşımda dert beni buldu
Gül yüzlü sevdiğim bir hayal oldu
Dost elinde gönül yanıp kavruldu
Derdin deryasında yüzer ağalarım

Kederi der ömrüm akıp gidiyor
Yar yarama tuzu ekip gidiyor
Bedenimde şimşek çakıp gidiyor
Perişan halime kızar ağalarım❞

❝Zincir-i zülfünde şu garip gönlüm
Ne yüz buldu ne kurtuldu ne çare
Yar senin yoluna gülşen-i ömrüm
Geçti gazellendi soldu ne çare

Fülk-i aşk bihar-ı (bahri) canda gezerken
Gönülden gönüle kam alam derken
Gurbet diyarında hicranda iken
Gönül bu hasretle doldu ne çare

Emrah iki gözüm olmuştur ırmak
Vermedi muradı(n) neyleyim ol Hak
Fayda vermez artık yare yalvarmak
Gayrı demek olmaz oldu ne çare❞

❝Dersini almış da ediyor ezber
Lele güzel sen her zaman böylesin
İnmiş de bağlarda yalınız gezer
Bağlar seni bir gececik eylesin

Yar oturmuş dut dalına yaslanmış
Çiğ düşmüş de gül memeler ıslanmış
Uyku gelmiş ela gözler uslanmış
Kiprik kaşı arar güzel neylesin

Bağların üstünde bir ince duman
Çekilir Çamlığa aman ha aman
Güzel uykulara girdiğin zaman
Garip Oğlan sana türkü söylesin❞

❝A bülbülüm garip garip
Ötme beni ağlatırsın
Varıp yadlar arasında
Yatma beni ağlatırsın

Bülbül gibi zardır işim
Akıttım çeşmimin yaşın
Hışımlanıp hilal kaşın
Çatma beni ağlatırsın

Aşık olan neyler varı (malı)
Ağlamaktır anın karı
Sevdiğim karşımda bari
Gitme beni ağlatırsın

Miskin (Der ki) Aşık sana kuldur
Ezelden bildiğim haldır
Ya azat eyle ya öldür
Satma beni ağlatırsın❞

❝Çiçeklerle sohbet etmektir işi
Dildeki hecesi garip çobanın
Onun belli değil gelip gidişi
Garip bilmecesi garip çobanın

Mevsimleri sonbahar mı bahar mı
Acep geleceğe ümidi var mı
Yağmur mu soğuk mu güneş mi kar mı
Gündüzü gecesi garip çobanın

Koyun meleyince o alır murat
Derdi yok gamı yok ne kadar rahat
Bütün sermayesi bundan ibaret
Kavalı keçesi garip çobanın

Çırağı Azrail gelir habersiz
Çünkü kimsesi yok kalır habersiz
Bir dağın başında ölür habersiz
Budur neticesi garip çobanın❞

❝Aşk ataşı düştü garip gönlüme
Yanıyor bu gönlüm yar senin için
Derdin oku battı garip gönlüme
Kanıyor bu gönül yar senin için

Ağlayıp gözlerim yaş eyliyerek
Şu garip bağrımı taş eyliyerek
Yaz gününde gönlüm kış eyliyerek
Bu başıma yağan kar senin için

Kerem gibi yansam aşk ataşından
Bülbülüm ayrılmam gülün peşinden
Yar aşkına yolum dağlar başından
Aşsa da (Geçse de) giderim yol senin için

***

Garip Bülbül Neşet Ertaş, Hayatı - Sanatı
Eserleri 2, Erol Parlak, Demos Yayınları
Barış Matbaası, İstanbul - 2013, s.323de
eser şu şekilde aktarılmaktadır
(Söz ve müzik: Neşet Ertaş bilgisiyle)


Aşk ataşı düştü garip gönlüme
Yanıyor bu gönlüm yar senin için
Derdin oku battı garip gönlüme
Kanıyor bu gönlüm yar senin için

Kerem gibi yansam aşk ataşından
Bülbülüm ayrılmam gülün peşinden
Yar aşkına yolum dağlar başından
Aşsa da giderim yol senin için

Ağlayıp gözlerim yaş eyleyerek
Şu Garip bağrımı taş eyleyerek
Yaz gününde gönlüm kış eyleyerek
Bu başıma yağan kar senin için❞

❝Ben Garibim de çıkmam doğru yolumdan
Kötü de kelime de çıkarmam da asla dilimden
Kuş olsanız da kurtulamazsınız elimden
Uçarsanız da içimde belki de yol olur

Ben Garibim de yaz derdimi de kalemler
Bir cerede cem olsunda ruh-i alemler
Benden de Şah Senem’e çok selam söyler
Geçtimi de sevdanın çağı akçakız

Ben öz muradımı aldığım zaman
Kanım aksında sağa sola akçakız
Ben Garibim de bana da kimler baksın
Anam yoktur da babam yoktur gelip göz yaşı döksün
Senem yoktur da benim mezarıma bir taş diksin
Bir çalıdır da mezartaşıdır Garib’in

Yüzünü de döndüğüm gül yüzlü hocam
Aman hocam da nice gördün nazlı Senemi❞

❝Garip yiğit dinle benim sözümü
Ne sebepten gelip girdin meydana
Bu topraklar benim ata yurdumdur
Sen olmuşsun neden deli divana

Yiğit olan meydandan korkar mı
Çevirir meydanı toza dumana
Ben gelmişim burdan haraç almaya
Şimdi düşürürem seni şivana

Bilir misin yiğitliğin halını
Ben bilirim erkanını yolunu
Keleşlerim bağlar senin kolunu
Seni attırırım şimdi zindana

Kahraman Harami derler adıma
Bakan yok mu benim bu feryadıma
Seni getirdiler benim katıma
Yiğit olan girer gerçek meydana

Ben bir han oğluyum ağlar anam ey
Viran kaldı köşk ü saray binam ey
Gözü yolda yol bekliyor sunam ey
Kıymayın pehlivan civan Kenana❞

❝Dinle sözlerimi garip evladım
Sana bir insandan haber getirdim
Halini söyledi gördüm ağladım
Gönlü perişandan haber getirdim

Beni dinle zarar getirme bana
Merhamet kıl aşka düşen insana
Aşkınla olmuştur deli divana
Sana sadık candan haber getirdim

Koca Nene kara etme yüzümü
Gezdiğin yerlere sürem yüzümü
Yavrum iyi dinle benim sözümü
Güzel Gülistandan haber getirdim❞

❝Dinle sözlerimi hey garip oğlan
Ne sebepten bu diyara gelmişsen
Nicesini tuzağıma düşürdüm
Ölmek için bu pazara gelmişsen

Alemlere bildirirem
Güllerini soldururam
Sen civansın be hey oğlan
Bir kılıçla öldürürem

Sevdiğimin ülkesine giderem
Yar elini sora sora gelmişem
Bir aslan tilkiye payını vermez
Bu dağlarda dura dura gelmişem

Gözü yolda yarim vardır
Gurbet ile zorum vardır
Ben de bir şahın oğluyam
Benim bir diyarım vardır

Görür müsün feryadımı dadımı
Yandırmışam ateşi hem odumu
Yedi düvel duymuş benim adımı
Gafil adam sen bir dara gelmişsen

Güllerini solduracam
Hallerini bildirecem
Be hey seni gafil insan
Bir kılıçla öldürecem

Gözlerimden akar bu kanlı yaşım
Her zaman belalı yiğitten başım
Meydana girmektir her zaman işim
Amma o sevdiğim yara gelmişem

Kirmanım böyle der sözüm
Nazlı yara kurban özüm
Meydana girdiğim zaman
Hiç kimseyi görmez gözüm❞

❝Hanım anam garip anam han anam
Aklımı başımdan aldı bir güzel
Sana kurban olsun şirin can anam
Beni bu ateşe saldı bir güzel

Dizimin direği gözümün nuru
Söyle balam söyle yarine kurban
Bu viran hanemin devleti varı
Söyle balam söyle yârine kurban

Emir Han der alnımızda yazıdır
Yerin çiçeğidir tan yıldızıdır
O diyarda İshak Paşa kızıdır
Aşk okuyla kalbim deldi bir güzel

Pırlanta Sultanım edem ifade
Bizim elden haber salam Ziyada
Sen bir han oğlusun hem asilzade
Söyle balam söyle yarine kurban❞

❝Garip yolcu gider isen o yare söyle beni
Her bir yandan yaralandım biçare söyle beni
Ne aldım ne sattımsa bilemedim karımı
Her gün için düşüyorum zarara söyle beni

Ömür boyu kervanımı sürdüm ağır bir yola
Acımadın hey vefasız bendeki müşkül hale
Dünya kadar derdim olsa yine söylemem kula
Alemi yaratan vardır söyle didara beni

Çobanoğlu ta ezelden dostlarına kurbandır
Açma benim yüreğimi eylenmeyen çıbandır
Yabancı görme sevdiğim bu can sana canandır
Mevlayı seversen nolur atma kenara beni❞

❝Garip garip şimdi nerde düşünür
Gurbet günlerini sayan sevdiğim
Bensiz istemiyor süslü gezmeyi
Kirli entariyi giyen sevdiğim

Nenni deyip yavrusunu yatırır
Gece gündüz hep yalnız oturur
Yaptığı yemeği geri götürür
Yemeden içmeden doyan sevdiğim

Zalim gurbet eli gezdim dolaştım
Hasretlik duyunca kavrulup piştim
Aklıma düştükçe telefon açtım
Uzaktan sesimi duyan sevdiğim

Feryadiyim dileğimi dilersem
Nasip olur gurbet elden dönersem
Yarı gece pencereni çalarsam
Derin uykulardan uyan sevdiğim❞

❝Gündüzüm mü kaldı her anım gece
Gün garip dokunma kadan aldığım
Felek bir yol göstermiş ki delice
Yön garip dokunma kadan aldığım

Ayrılık üflüyor ateşe karşı
Hasret mi bu böyle inleten arşı
Kapkara sokaklar ıpıssız çarşı
Han garip dokunma kadan aldığım

Ne posta ne de tel hepsi nafile
Bilmem ki rüzgarlar gelir mi dile
Katı ağlar yüreğim hicranlar ile
Kan garip dokunma kadan aldığım

Sevenler unuttu dostlar küstüler
Ne selam ne haber çoktan kestiler
Dün Can Can diyenler bugün sustular
Can garip dokunma kadan aldığım

Can garip ya evet yine can garip
Garip olmayan kim gör her yan garip
Ünvaniyim gurbet elde ben garip
Sen garip dokunma kadan aldığım❞

❝Yaklaş katip yaklaş benim yanıma
Karala mektubum yaz garip garip
Sabreyleyip teslim olsun kadere
Kaldık gurbet elde biz garip garip

Bahar gelip taze güller bittikçe
Vakti seher bülbülleri öttükçe
Derya kenarına gidip geldikçe
Dolaş dertli dertli gez garip garip

Aşık Coşkunum da gönülden hisli
Gözlerim kan döker şen gönül paslı
Hasretim gerdanda zülüfler yaslı
Al da sevdiceğim diz garip garip❞

❝Şu devr-i aleme bakınca şöyle
Gördüm ki bu handa bir gariplik var
Gelen ağlar gidene de ağlarlar
Anlamadım bunda bir gariplik var

Gül açtığın gördüm ilk baharında
Özlem sezdim bülbüllerin zarında
Alem vardı dün şu bayram yerinde
Ne ise bugün de bir gariplik var

Feleğin ağına can düşer tek tek
Katip var ömürden gün düşer tek tek
Her gün dönen taşa den düşer tek tek
Sessiz değirmende bir gariplik var

Gemi var bu yolda seferler eder
Çok yolcu götürdü bu güne kadar
Ne bir ses duyuldu ne de bir haber
Öteki limanda bir gariplik var

Bazısı ibadet eylerken gördüm
Az sonra da yalan söylerken gördüm
Hayretlere düştüm düşündüm durdum
Dedim belki bende bir gariplik var

Kimi çoğa kimi aza çalışır
Kimi yorgun kimi taze çalışır
Hepsi de beş metre beze çalışır
Bütün bu insanda bir gariplik var

Gönlü yaralıyım Maksuttur adım
Tükenip bitmedi gamım feryadım
Bu esrarı bir kaç insana dedim
Dediler ki sende bir gariplik var❞

❝Gariplikte gurbetlikte çektiğim
Yollar medet medet dosta kavuştum
Çağlayıp da boz bulanık aktığım
Seller medet medet dosta kavuştum

Şimdi erenlerden vardır irade
Üçlerle Yediler kaldı arada
On İki İmamlar hazır burada
Kırklar medet medet dosta kavuştum

Erenlerin gönlü Arş-ı alada
Müminlerin gönlü padişah tahtı
Yollar bölük bölük menekşe otu
Güller medet medet dosta kavuştum

Pir Sultanım Haydar yanıp tüttüğüm
Her dem evliyanın yolun güttüğüm
Elin alıp eteğini tuttuğum
Pirler medet medet dosta kavuştum❞

❝(Garip)
Ana aç kapıyı geldim
Ana ben Garibim garip
Garibinden haber verem
Nine ben Garibim garip

(Anası)
Yavru der ağlar sızlarım
Oğul hiç gelir mi Garip
Yedi yıl yolun gözledim
Yavru hiç gelir mi Garip

(Garip)
Kalmışım dert ile yasta
Serim sevda ile beste
Ben çırağım Garip usta
Ana ben Garibim garip

(Anası)
Şah Sanem ağu içecek
Ağca Kız kefen biçecek
Ser ile candan geçecek
Yavru hiç gelir mi Garip

(Garip)
Ana oldun ise arif
Daha istemezsin tarif
Ana vallah özüm Garip
Ana ben Garibim garip

(Anası)
Gözümün yaşı kurudu
Seller ovayı bürüdü
Garip gurbette çürüdü
Oğul hiç gelir mi Garip❞

❝(Garip)
Koluna bağladım teli
Konuşurdun yetmiş dili
Unuttun mu sazım beni
Konuş sazım benim ile

(Saz)
Vasf-ı halimden bilmedin
Sen gideli ben gülmedim
Yedi yıl haber almadım
Konuşmanam senin ile

(Garip)
Koluna bağladım perde
Sen uğrattın beni derde
Yedi yıldır Garip nerde
Konuş sazım benim ile

(Saz)
Sinem duvara yaslandı
Kolumda teller paslandı
Garip ölmüştür seslendi
Konuşmanam senin ile

(Garip)
Garip kurbandır soyuna
Sanemin selvi boyuna
Gidek Sanemin toyuna
Konuş sazım benim ile

(Saz)
Kar kuşandı gönül dağı
Çürüdü sinemin bağı
Sanemin destinde ağu
Konuşmanam senin ile❞

❝Viran Bahçesinde bu garip başlar
Akıttım didemden kan ile yaşlar
Söğüdün dalında ötüşen kuşlar
Kuşlar gözlerime derman veresiz

Yetiş Gayb ilinden bade verenler
Müşkülde kalanın dadın erenler
Üçler Beşlar Yediler Kırklar Erenler
Benim gözlerime derman veresiz

Şah İsmail de der nazırım nazır
Mevlam cümle işe kadir ü hazır
Yetiştir dermanım Boz-Atlı Hızır
Benim gözlerime derman veresiz❞

❝Bu dünyanın bunca derdi kahrını
Çeker benim garip anam yorulmaz
Ağlar ağlar gözlerinin yaşını
Döker benim garip anam yorulmaz

Koyun sağar elde kirman eğirir
Unu eler hamurunu yoğurur
Kırk yaşında altı çocuk doğurur
Bakar benim garip anam yorulmaz

Dara düşsem üzüntüden yıkılır
Yüzden şefkat dilden dua dökülür
Ağzında diş kalmaz beli bükülür
Çöker benim garip anam yorulmaz

Onguniyim ana can imiş meğer
Bir kuzum demesi dünyayı değer
Başına ne gelse boynunu eğer
Büker benim garip anam yorulmaz❞

❝Ben bu ile garip geldim ben bu ilden bizarım
Bu tutsaklık tuzağın demi geldi üzerim
Çünkü ben bunda geldim ben onu bunda buldum
Mansurum dara geldim uş kül oldum tozarım
Çün aşkın kitabını okudum tahsil ettim
Ne hacet ki karayı ak üstüne yazarım
Bir çeşmeden sızan su acı tatlı olmaya
Edebdir bize yermek bir lüleden sızarım
Yetmiş iki millete suçum budur hak dedim
Korku hıyanetedir ya ben niçin kızarım
Şeriat oğlanları nice yol ede bize
Hakikat deryasında bahri oldum yüzerim
Yunus bu kuş dilidir bunu Süleyman bilir
Gerçek aşık bu yolda ne kılasın sezerim

***

Abdülbaki Gölpınarlı - 100 Şair 1000 Şiir
Türk Tasavvuf Şiiri Antolojisi (Tasavvufi - Zühdi
Edebiyat, Melami - Hamzavi Halk Edebiyatı
Alevi - Bektaşi Halk Edebiyatı), Milliyet
Yayınları Türk Klasikleri Dizisi: 7
Birinci Cilt, Baha Matbaası, Ocak - 1972
s.58-59da eser şu şekilde aktarılmaktadır


Bu ile garip geldim ben bu ilden bezerim
Bu tutsaklık tuzağın demi geldi üzerim

Çünki ben bunda geldim ben anı bunda buldum
Mansurum dara geldim uş kül oldum tozarım

Çün aşkı kitabını okudum hasıl ettim
Ne hacet kim karayı ak üstüne yazarım

Dört kitabın manisi bellidir bir elifte
Bi dedirmegil bana ben bu yoldan azarım

Bir çeşmeden sızan su acı tatlı olmaya
Edeptir bize yermek bir lüleden sızarım

Yetmiş iki millete suçum budur hak dedim
Korku hıyanetedir ya ben niçin kızarım

Şeriat oğlanları nice yol ede bize
Hakikat deryasında bahri oldum yüzerim

Dost bana gelsin demiş benim kaydımı yemiş
Ben yüzüm karasından teberrükler düzerim

Yunus bu kuş dilidir bunu Süleyman bilir
Gerçek aşık bu yolda ne kılasın sezerim❞

❝Garip gönlüm sensiz aram eylemez
Ya sen nice eğlenirsin bensiz yar
Servi kaddin gelip hıram eylemez
Kalem kaşlı sim gerdanlı bensiz yar

Gülde buy-i vefa olsaydı ey yar
Bülbüller seherde eylemezdi zar
Bir aşık-ı zarın bin ağyarı
Olur mu gülşende gül dikensiz yar

Aşıklar çekilir zülfün darına
Kıl kadar meyletmez dünya varına
Emrah pervane-veş aşkın narına
Yansın yakılsın mı böyle sensiz yar❞

❝Garip bülbül yuvasından pırladı
Bahçalar ağlaştı gül öksüz kaldı
Gözüm yaşı yağmur gibi şarladı
Bulandı çayları sel öksüz kaldı

Yetim kaldı il yanında yavrular
Elleri koynunda boynu eğriler
Hanı noldu has bal veren arılar
Çifte hanelerde mal öksüz kaldı

Yalanımış şu dünyanın ötesi
Akgüle de selam söyle dedesi
Hani noldu bu aşığın edesi
Biçare Alİzzet kul öksüz kaldı❞

❝Gurbet elin toprağında yetişen
Güle benzer benim garip menekşem
Duman duman aşk oduyla tutuşan
Küle benzer benim garip menekşem

Seher vakti gül dalında ağlayan
Dikeniyle yarasını dağlayan
Umudunu yarınlara bağlayan
Kula benzer benim garip menekşem

Güzel yüzlü meleklere yakışan
Kahredip de felek ile çekişen
Irmak olup vadilere akışan
Sele benzer benim garip menekşem

Sen giderken boynu bükük halınan
Minik bir el ardınsıra sallanan
Gülenayın mızrabında çalınan
Tele benzer benim garip menekşem❞

❝Onduramıyorum garip başımı
Bu derde dermanı bulan ararım
Gözlerimden akan sevda yaşını
Gelip de yavaşça silen ararım

Bu yolda yürüsen yanımda gitsen
Düşeceğim zaman elimden tutsan
Vekilim olsan da müdafa yapsan
Koşarak yardıma gelen ararım

Anlayana göre sözüm boş değil
Bilmeseler bile gönül taş değil
Aşıkları çözmek kolay iş değil
Halimi gerçekten bilen ararım

Benim bu sevdamı mecazi sanma
Ola ki manaya yüzünü dönme
Gördüğüm güzeli severim amma
Gönülden çıkmayıp kalan ararım

Erbabi malını pazara sermiş
Dersini okumuş pirinden almış
Felek neyi varsa sırtına sarmış
Gelip yarısını bölen ararım❞

❝Bilemedim cümle kusur bende mi
Bulamadım izimi bir garip handa
Kibrin gözlerine duvar perde mi
Söylemem sözümü bir garip handa

Aşk dediğin ateş yanan közde mi
Meşk ettiğin dilde yalan sözde mi
Her latifen şevkat ile özde mi
Soramadım nazımı bir garip handa

Ozan Aynur der ki hata bizde mi
Her gönülde olmaz aşkın erdemi
Kendine sormadın yoksa sende mi
Veremedim özümü bir garip handa❞

❝Dünya denen garip handa
Buldun mu yoldaşın yolcu
Dostun var mı bu cihanda
Kaldın mı hiç yalnız yolcu

Dizine koysan sazını
Söyleyesin yar nazını
Bir de Hakkın niyazını
Çaldın mı telinde yolcu

Zordur ayrı kalmak yardan
Dersin yürek yandı kordan
Hasret esip geçti burdan
Soldun mu aşk için yolcu

Yolun bekleyen de vardır
O bekleyen candan yardır
Yüz çevirme sana kardır
Oldun mu seveni yolcu

Sana gönül bağlayanın
Hayal kurup çağlayanın
Ardın sıra ağlayanın
Sildin mi yaşını yolcu

Kelam etmiş Aynur sana
Demiş sevda yetti cana
Herşeyi atsan bir yana
Güldün mü yüzüne yolcu❞

❝Bir garip dünyada derdin elinden
Derdin zehirini içmiş gidiyor
Ne çare ki gidememiş yolundan
Kaybetmiş yolunu şaşmış gidiyor

Kim anlar ki gariplerin halinden
Kim tutar ki düşenlerin elinden
O zalım feleğin acı zulmünden
Diyardan diyara geçmiş gidiyor

Derdin zehirini içirdi felek
Diyardan diyara göçürdü felek
Hangi dala konsa uçurdu felek
Garip bir kuş gibi uçmuş gidiyor❞

❝Ey garip gönüllüm kara kaderlim
Kaderine küsüp küsüp ağlama
Kaderin elinde gönlü kederlim
Kaşlarını asıp asıp ağlama

Felek şu halımı bilmedi deyi
Dünyada muradım olmadı deyi
Daha da bu çilem dolmadı deyi
Deli deli esip esip ağlama

Ağlama anam ağlama
Yüreğimi dağlama
Ben de çektim felekten
(Neler çektim o felekten)
Feleğe gönül bağlama
Dertli anam yandı sinam

İnsanım dünyaya geldim diyerek
Derd-i çile ile doldum diyerek
Ellerim koynunda kaldım diyerek
Sessiz sessiz susup susup ağlama

Ben de bir Garibim kuluyum Hakkın
Seyreder alemi o bize yakın
O ölmez yitmezi unutma sakın
Umudunu kesip kesip ağlama

Ağlama anam ağlama
Yüreğimi dağlama
Ben de çektim felekten
(Neler çektim o felekten)
Feleğe gönül bağlama
Dertli anam yandı sinam❞

❝Garip bülbül gül dalında ünlesin
Dilinden kim anlar kimler dinlesin
Seveni sevdiğinden ayıran sebep
Ayrılsın da inim inim inlesin

Ayrılır ya neler neler çeker bedenler
Onmasın bu ayrılığı icat edenler

Bülbülün feryadı gonca gül için
Yanar ataşına hep için için
Engel diken olur girer araya
Çünkü bülbül Garip olduğu için

Halım malum sana gönüller şahı
Yerde mi kalacak Garibin ahı❞

❝Gurbet elin gariplerdir yolcusu
Dolar yüreğine hasret sancısı

Aman beyler garip olan gülemez
Gariplik derdini çekmeyenler bilemez

Gurbet elin çekilmiyor çilesi
Zalim felek etti beni kölesi

Aman beyler gurbet elde yorgunum
Yorgun değil ben feleğe kırgınım
Aman beyler duman gitmez başımdan
Garip ölmüş ağlayan yok peşinden❞

❝Bağlarına hazan vurdu köyümün
Paharın başına var garip emmim
Dumanı tütmüyor ata evimin
Horiğin etrafı zar garip emmim

Ağam dayım dedem hacım nerede
Elleri nasırlı bacım nerede
Mabeyne serili cecim nerede
Tarlanın başında dur garip emmim

Dağılmış ocaklar dağılmış hane
Yokluk bela olmuş baş ile cane
Nerede keteyi pişiren nene
Bacanın başında kar garip emmim

Helkiler buz tutmuş sular akmıyor
Beyler gem bırakmış yular takmıyor
Kendini kurtaran geri bakmıyor
Başını taşlara vur garip emmim❞

❝Şu gariplerin halını
Soran bulunmaz bulunmaz
Derdin ne deyi yanına
Varan bulunmaz bulunmaz

Boynu bükük solgun yüzü
Seyir eder hepimizi
İlgi arar iki gözü
Gören bulunmaz bulunmaz

Ne malı ne parası var
Ne felekle arası var
Bir de gönül yarası var
Saran bulunmaz bulunmaz

Vermemişler yoktur işi
Akar gözlerinin yaşı
Bir Garibe günlük aşı
Veren bulunmaz bulunmaz❞

❝Garip garip duran yolcu
Vardan mısın yoktan mısın
Durmak bir şey ifa etmez
Vardan mısın yoktan mısın

Hakka giden Hakka gelir
Haktan gelen Hakkı bilir
Fazla susan suçlu olur
Vardan mısın yoktan mısın

Yok olanlar yerinir
İşi tutmaya erinir
Bizim pirimiz görünür
Vardan mısın yoktan mısın

Usandım koyun gütmeden
Yüksek dağlara gitmeden
Aklımdayken unutmadan
Vardan mısın yoktan mısın

Ne acıdır yoldan sapmak
Boş boşa el etek öpmek
Biz havadan Hakka tapmak
(Mahzuni der Hakka tapmak)
Vardan mısın yoktan mısın❞

❝Garip garip sızlar oldu gönlümüz
Bizi kendimize bildir efendim
Dünya baki değil bir padişaha
Ölümden ötesi yok öldür efendim

Fazla vitamin yok insan kanında
Bir nefeslik değeri yok canında
Yakma yaşı kuruların yanında
Gül yansa da gene güldür efendim

Ademler dünyaya geldi geleli
Havvalar elinden başı belalı
Diyelim ki biz müslüman olalı
Şurada bin beş yüz yıldır efendim

Mahzuniyim bugünümde dünümde
Dostlar belli olur kara günümde
Vallah billah adaletin önünde
İnan ki boynumuz kıldır efendim❞

❝Garip kaldım bu yerlerde
Gözyaşımı silenim yok
Arif dili anlayan yok
Gönül halimden bilen yok

Sallandı girdi bahçeye
Çiçekler selama durdu
Mor menekşe boyun eğdi
Gül kızardı hicabından❞

❝Ey gönül burdan göçelim yanalım din garp oldu
Bu fenada biz ne delim yanalım din garip oldu
Ne alim kaldı alemde ne insaf kaldı zalimde
Hüküm kalmadı hakimde yanalım din garibe oldu

Kardeşle kadı adlidad eyler ne müftü halkı şad eyler
Oğul aman gülüm aman ay ay
Baba valla ne ümmi itikat eyler yanalım din garip oldu
Gönül aman canım aman kardeş aman

Ah hele kardaş alimler ilmini gizler
Yanında çalınır sazlar gülüm ey ey ey
Vallah ferah buldu binamazlar yanalım din garip oldu
Vallah kemaline eren ahi gün geçtikçe artar cahi
Vallah yalan değilem billahi yanalım din garip oldu❞

❝Diyarı gurbette garip ellerde
Mecnun gibi kaldım gurbet ellerde
Garibin ahı var çektiği yerde
Çeken bilir aşk ehlinin halinden

Güzelim izlerin kaldı kalbimde
Ah göreyim seni yine son demde
Zararın kar olur sanki kalbimde
Çeken bilir aşk ehlinin halinden

Dünya hazin olur göz yaşı dolu
Ahirette kavuşsak Yaradan ulu
Sevginle yanmıştır bu Hasan kulu
Dönemem bu yoldan Hak verdi dolu❞

❝Garip bülbül kılur zarı
Varup gülşene yaslanmış
Temaşa eyledim harı
Gül-i handana yaslanmış

Bugün ben yarimi gördüm
Tazelendi eski derdim
Ol siyah kakülün ördüm
Mah-ı tabana yaslanmış

Bir nazar kıldım ol şaha
Saçı sümbül yüzü maha
Gönül Yusuf gibi şaha
Düşüp zindana yaslanmış

Ömer derde düşüp ağlar
Anı kamil olan anlar
Katar katar siyah benler
Gümüş gerdana yaslanmış❞

❝Seher vakti garip garip
Ötme bülbül ötme bülbül
Yakışmaz şanına senin
Ötme bülbül ötme bülbül

Akıtma gözün yaşını
Koy verme yazın peşini
Terk edip gülün başını
Gitme bülbül gitme bülbül

Seher vakti et virdini
Münevver eyle yurdunu
Benim derdime derdini
Katma bülbül katma bülbül

Bihamdillah geldi bahar
Bak bir oldu leyl ü nehar
Bencileyin vakt-i seher
Yatma bülbül yatma bülbül

Çilen tamam olmadıkça
Gülün sana gülmedikçe
Müşterisin bulmadıkça
Satma bülbül satma bülbül

Kül olmuşum yana yana
Nuş etmişim kana kana
Ruhsatiyi pek yabana
Atma bülbül atma bülbül❞

❝Sorman arkadaşlar garip halimden
Ömrümü gurbette bitirdim geldim
Şeyda gibi ayrı düştüm gülümden
Beraber her gamı getirdim geldim

Neler çektim neler gurbet elinde
Çileler doldurdum viran çölünde
Garip baykuş gibi eller dalında
Yüz bin mihnet ile oturdum geldim

Dertlidir Zuhuri mey doldur saki
Değildir bu dünya kimseye baki
Benden mahşere dek çıkmaz merakı
İzniyi gurbette yitirdim geldim❞

❝Bir garip bülbülüm arzum güllere
Gece gündüz ahuzar benim için
Aşık olup meyil verdim bir cane
Her dem kahri lütfu kar benim için

Görmedim visalin geçti çok zaman
Bana yara açtı ol gaşı keman
Cevrini çektiğim gül yüzlü canan
Ne sitemler gılar gör benim için

Mecnun gibi düştüm sahra çöllere
O yar destan etti beni dillere
Karışıp gittiğim coşkun sellere
Açtı hicran yara yar benim için

Esiri geçmiyor bir günüm gamsız
Olur mu aşığın didesi nemsiz
Yar merhem çalmazsa biter mi emsiz
Tatlı merhem eyle yar benim için❞

❝Uzak yoldan gelin geldim
Bilmiyorum elinizi
Ayağı kademsiz derler
Ben m öldürdüm oğlunuzu

Çengel boynuzlu inekler
Boşa çıkıcı emekler
Şuna adam güvenir mi
Daha yenice imekler

Ben bunu böyle büyüttüm
Köy sığırın güde güde
Yalın ayak başı kabak
Ardı sıra gide gide

Yenice de gelin geldim
Arlanıyom ağlamaya
Bana kara yakışır mı
Utanıyom bağlamaya❞

❝Gitme Garip gitme de yollar çamurdur
Garipin yüreği taşdır demirdir
Yedi yıl dediğin hayli ömürdür
Gadaların benim de Garip amman kal bizim ellerde

Gitme Garip gitme yollar harami
Aman Arap vurur Türkmen alır paranı
Garip sen gidersen de kimler sarar yaranı
Gadaların benim de Garip amman kal bizim ellerde

Gitme Garip gitme yollar merdolur
Her sinekler bir alıcı kurt olur
Seni eller alır da bana derdolur
Gadanı alam da Garip amman kal bizim ellerde❞

❝Ezel bahar yaz ayları olunca
Akar derelerden su yavaş yavaş
Bu dert beni iflah etmez öldürür
Başına çare bul yavaş yavaş

Anam anam anam anam garip anam
Hangi bir halime yanam

Yücesine çıktım seyran eyledim
Yarinen gezdiğim bağlar perişan
Kulak verdim dört etrafı dinledim
Bir ben değil cümle alem perişan

Anam anam anam anam garip anam
Hangi bir halime yanam

Gönül der ki bu yaylayı yaylamam
Aşk olmazsa ben buraları boylamam
Bir kusur eyledim inkar eylemem
Bir kusurla yar yüzüme bakmaz mı

Anam anam anam anam garip anam
Hangi bir halime yanam

Yüce dağ başında laleler susuz
Anadan yetimim babadan öksüz
Var mı benim gibi yurtsuz yuvasız
Yuvası yıkılmış baykuşa döndüm

Anam anam anam anam garip anam
Hangi bir halime yanam❞

Döne döne yandık aşkın narına
Ben garibim sen garipsin güzel dost
Neler vermez idim senin uğruna dost
Ben garibim sen garipsin güzel dost

Bilmez idim ateş ile dumanı
Ben başka tanırdım ikrar imanı
Sen kaldırdın gönlümdeki gümanı
Ben garibim sen garipsin güzel dost

Akarsuyum yaramız çok derinden
Bir olsaydık yer oynardı yerinden
Öldüğümü duyar isen birinden
Ben garibim sen garipsin güzel dost❞

Bir garip bülbülüm arzum güllere
Gece gündüz ahu zar benim için
Aşık olup meyil verdim bir cane
Her dem kahrı lütfu kâr benim için

Görmedim misalin geçti çok zaman
Bana yara açtı ol kaşı keman
Cevrini çektiğim gül yüzlü canan
Ne sitemler kılar gör benim için

Mecnun gibi düştüm sahra çöllere
O yar destan etti beni dillere
Karışıp gittiğim coşkun sellere
Açtı hicran yara yar benim için

Esiri geçmiyor bir günüm gamsız
Olur mu aşığın didesi nemsiz
Yar melhem çalmasa biter mi emsiz
Tatlı melhem eyle ver benim için❞

Bir garip yolcuyum hayat yolunda
Yolumu kaybetmiş perişanım ben
Alın yazımmış gurbet ellerde
Ümitsiz sevginin kurbanıyım ben
Mecnun misali gurbet ellerde
Ümitsiz sevginin kurbanıyım ben

Yalan dünya her şey bomboş
Hancı sarhoş yolcu sarhoş

Bir gün gibi sanki geçti seneler
Ümidim kayboldu perişanım ben
Alın yazımmış gurbet ellerde
Ümitsiz sevginin kurbanıyım ben
Mecnun misali gurbet ellerde
Ümitsiz sevginin kurbanıyım ben

Yalan dünya her şey bomboş
Hancı sarhoş yolcu sarhoş


Hazan ile geçti şu benim ömrüm
Eğlen dertli bülbül zar garip garip
Ne bir gülüm kaldı ne de dikenim
Ağla bundan sonra har garip garip garip

Hançeri feleğin ucu ciğerde
Durmadan kanıyor yaram içerde
Gurbet ellerinde tutuldum derde
Gel tabip yaramı sar garip garip garip

Emrah bu ellerin gonca gülleri
Seherde ağlıyor dostun dilleri
Dert çilesi bitmez gurbet elleri
Gezeyim bir zaman dost garip garip garip❞

Gurbet elde baş yas-tığa gelende
Acep nicolur halı garibin garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Sızlar yüreği başı garibin

Anam yok ki yana yana yaş döke
Bacım yok ki sa-çından saç döke
Gardaş yok ki meze-rime taş dike
Bir çalıdır mezer taşı garibin garibin❞

Hızlı Hızlı Giden Yolcu
Bu Mezarda Bir Garip Var
Bak Taşına Acı Acı
Bu Mezarda Bir Garip Var

Kurumuş Yeşil Otları
Toprak Olmuş Umutları
Gökte Mavi Bulutları
Bu Mezarda Bir Garip Var

İzi Bile Yok Dünyada
Onu Aramak Beyhude
Ne Gezersin Bu Ovada
Bu Mezarda Bir Garip Var

Gökler Yüksek Toprak Derin
Rüzgar Eser Serin Serin
Senin Olsun Çiçeklerin
Bu Mezarda Bir Garip Var

Etrafı Agaç Dizili
Vücudu Toprak Sızılı
Taşı Mahzuni Yazılı
Bu Mezarda Bir Garip Var❞

Hayat denen sonsuz yolda
Koşup giden garip ömrüm
Yaprak gibi sarı dalda
Düşüp giden garip ömrüm

Hayat dolu arzum vardı
Etrafımı engel sardı
Gönlüm dolu elim dardı
Küsüp giden garip ömrüm

Ali Cemal budur halim
Dert elinden oldum alim
İki mezar benim yolum
Aşıp giden garip ömrüm❞

Bir yaprak dökümü başladı artık
Güzü erken geldi garip ömrümün
Eski günlerimden eser kalmadı
Kışı erken geldi garip ömrümün
Benim ömrümün naçar ömrümün

Kışı erken geldi benim ömrümün
Fakir ömrümün naçar ömrümün

Hangi derde yanam dert bini aştı
Farkında olmadan yollarım şaştı
Dereler çağladı denizler taştı
Güzü erken geldi garip ömrümün
Benim ömrümün naçar ömrümün

Güzü erken geldi garip ömrümün
Benim ömrümün fakir ömrümün

Hasan başım çaldım taşlardan taşa
Muhtacım bir lokma ekmeğe aşa
Bir kırık sazımla kaldım başbaşa
Kışı erken geldi garip ömrümün
Benim ömrümün naçar ömrümün

Güzü erken geldi benim ömrümün
Garip ömrümün fakir ömrümün❞

Yol üstüne bir gül diktim
Biter garipçe garipçe
Dalına da bir kuş konmuş
Öter garipçe garipçe

Geldi geçti gençlik çağı
Duman almış karşı dağı
Gözümde baba ocağı
Tüter garipçe garipçe

Gel Gülabi yor bu düşü
Yaşım buldu otuz beşi
Ömür bir akşam güneşi
Batar garipçe garipçe❞

❝Bu fani dünyanın garip yolcusu
Zaman tünelinden geçebildin mi
Çapraşık yollara kurulur pusu
Sırr-ı hikmetini seçebildin mi

Hayatın kahrından halkın huyundan
Anlayabildin mi sen bu oyundan
Uyku şerbetinin gaflet suyundan
Aşkın badesini içebildin mi

Güzel çiçeklerin içinde yatan
Aynı renge girip gafil aldatan
Zehrini insanın kanına katan
Yılanın şerrinden kaçabildin mi

Hayat boş bir dünya arzular yalan
Gün gelir bağını ederler talan
Arayıp gerçeğin yolunu bulan
Ümit kanadıyla uçabildin mi

Dayanmaz dertlere gönlümün teli
Koparır namerdin vefasız eli
Arzu dolu ümit yüklü emeli
Ektiğin miktarda biçebildin mi

Seyfi’nin gönlünde olmasın yara
Dünyada her yerde doğruyu ara
Hayal bağlarından çıkıp bir ara
Hakikat şehrine göçebildin mi❞

❝Bakmaz mısın garip bülbül
Feryat ider sahralarda
Ötüşünden bilen bilir
Neler söyler sahralarda

ındirüp secdeye başı
Çalsın bağrına taşı
Aşıklar akıdır yaşı
Ah iderler sahralarda

Ahretine yakup fener
Nefsini öldürmek hüner
Çarhı felek gibi döner
Aylar günler sahralarda

Ne yatarsın behey beşer!
şimdi güneş yere düşer!
Allah Allah deyu coşar
Çağlayanlar sahralarda

Var kendi aybım gör ki
Yüzünü yerlere sür ki
Ruhsati uyanık dur ki
Nuş eylerler sahralarda❞

❝Garip gurbet elde gezen birader
Dilinden bir name düz bana gönder
Oku bu beytimi al selamımı
Kondur bir imlayı yaz bana gönder

Ne zorun var kaldın gurbet ellerde
Gözümüzü koydun tozlu yollarda
Arz eyle sılayı gezme çöllerde
Yaktın yüreğimi köz bana gönder

Kalıp gurbet elde kurdun bir divan
Yad elde sürülmez dem ile devran
Sanki Mısır ellerinde Yusuf-i Kenan
Ağlar Yakup deyi göz bana gönder

Pederim söyledi ben yazdım bunu
Validem gözünden döker al kanı
Eyletme gurbette o sefil canı
Heyran'ım muteber tez bana gönder❞

❝Garip gönlüm bırak gamı kederi
Kavimle gardaşla gül bayram günü
Türlü renklerle gelin misali
Uğrunur sallanır dal bayram günü

ınsanoğlu bazen dosta darılır
Sitemiyle garip gönlü yorulur
Yılan bile sevdiğine sarılır
Sarmaş dolaş olur kol bayram günü❞

❝Garip yolcu sen yönünü değiştir
Bu dağlardan yol aşması çetindir
Çöl daralır yorgun düşer kervanım
Menziline ulaşması çetindir

Mecnûn isen çık da yaslan bu dağa
Bak sinemde bu düğüme bu bağa
Kırk yıl oldu sam esiyor budağa
Meyve verip dolaşması çetindir

Sevdanın elinden dedik el aman
Çırağı başımdan kalkmadı duman
ıstersen Ali ol ister kahraman
Kader ile güreşmesi çetindir❞

❝Dinle çiftçilerin garip halini
ılkbaharda çifte başlar çiftçiler
Hiçbir zaman işten çekmez elini
Durmaz yıl onik'ay işler çiftçiler

Ölçer tohumunu koyar sekleme
Al git der oğluna haydi bekleme
Tarlası herk ise ya ikileme
Tohumu toprağa aşlar çiftçiler

Evvel buğday eker sonra arpayı
Her gün fazla saçar kuşların payı
Tarlada görürse kuşu kargayı
Döner sapanınan taşlar çiftçiler

Yağmur bol olursa güler yüzleri
Bahar göğ ekini görür gözleri
Çayır çimen bürüyünce dizleri
Öküzün boynunu boşlar çiftçiler

Kimi pulluk koşar kimi makine
Kimi eski çifti kullanır gine
Bol bol gözü doymayınca ekine
şaşar nideceğin nişler çiftçiler

Ekin firik ığış ığış yellenir
Bıldırcınlar arasında dillenir
Gelinler al giyer kızlar sallanır
Bulur ırgatların çiftler çiftçiler

Biçer ekinini sürer harmanı
Esen yellerinden savurur onu
Bol gelirse dane ile samanı
O sene ırahat kışlar çiftçiler

Veysel anlatırsın çiftçi halını
Kışın yemler davarını malını
Başına toplanır oğlu gelini
şimdi bol şüküre başlar çiftçiler❞

❝Çün garip garip ötersin
Yahşi söyler dilin bülbül
Aşıklara dert katarsın
Açıldıkça gülün bülbül

Seher vaktinde cuş eyler
Aşıkın gönlün hoş eyler
Bade-i aşkı nuş eyler
Sakıdıkça dilin bülbül

Dolu sunar sana saki
Yüreğinde aşkın oku
Gel bizim bağlarda şakı
Uğradıkça yolun bülbül

Seher vaktinde coştukça
Hak dehanını açtıkça
Bahar eyyamı geçtikçe
Perişandır halin bülbül

Yüzüm sürünce yerlere
Hizmet eyledim pirlere
Der ki Ömer bu yerlere
Garip düştüm bilin bülbül❞

❝Garip bülbül gibi figan ederim
Derdimin dermanı var mıdır benim
Tabip şifa bulsa gülmez kaderim
Derdimin dermanı yar mıdır benim

Yurdumun düzeni temelden bozuk
Bilinçsiz geçen ömrüme yazık
Yavana muhtacız gelmedi azık
Teleflikle geçiyor günlerim benim

Kasım der ki ben bir garip yoksulum
Acep ne olacak bu garip halım
şu yalan dünyada eksilmez zülum
Dostumdan çok düşmanlarım var benim❞

❝Ömür denen garip yolda
Yürüyorum dalgın dalgın
Sabah yeli değmiş gibi
Eriyorum dalgın dalgın

Bilinmez deryanın dibi
Elbet vardır bir sebebi
Birşey yitirmişler gibi
Arıyorum dalgın dalgın

Yoksuli'yim bile bile
ışte bundan düştüm dile
Kucaklaştım toprak ile
Çürüyorum dalgın dalgın❞

❝Futbolcular milyon dolar alırken
Garip hasan takım tutmasa olmaz
Kendisi aç yatıp tok kalkar iken
Rakip taraftara çatmasa olmaz

Kulüpler köşeyi döndü görmüyor
Takımından asla taviz vermiyor
Aklı toptan başka şeye ermiyor
Amigoya uyup ötmese olmaz

Maça gitmek için bileti aldı
Elin topcusunu şakşaklar oldu
Maçtan sonra beş gün açıkta kaldı
Sırtından ceketi satmasa olmaz

ışine gitmeye bile üşenir
Her maça giderken silah kuşanır
Maç sonunda nice olay yaşanır
Bir de kan davası gütmese olmaz

Ağzı dolu küfür eder dostuna
Toz kondurmaz takımının üstüne
Bürünüverir birden hayvan postuna
Kaybedince dayak atmasa olmaz

Coşunca kendini kayıp ediyor
Rast gele silahı sıkıp gidiyor
Takımına olan borcun ödüyor
Coşkuyu şiddetle tatmasa olmaz

Milyon dolarla olur sözleşme
Topunan popunan geldi yozlaşma
Fanatizmde olmaz asla uzlaşma
Statyum önünde yatmasa olmaz

Yiğit'in haline bakın ne olmuş
Çevresi çeperi topcuyla dolmuş
Bundan böyle artık belasın bulmuş
Takımıyla birlik batmasa olmaz❞

❝Sılayı gurbette yitmiş
Sormayın o bir gariptir
Aha da tükenmiş bitmiş
Yormayın o bir gariptir

Karışmayın bu kaçara
Zaten derdine yok çare
Arada kalmış biçare
Vurmayın o bir gariptir

Çınara yük geldi serçe
Döküldüler külçe külçe
Gönlü zaten parça parça
Kırmayın o bir gariptir

Dostlar bu canına kıya
Rahat ölsün doya doya
Bundan sonra ona yuva
Kurmayın o bir gariptir

Kovan gurbet el arıya
Kuşlar bakmadı darıya
Merhem zıt gitmiş yaraya
Sarmayın o bir gariptir

Bal yapmadı arı beyi
Çiçekler zehirli deyi
Dünü bugününden iyi
Yermeyin o bir gariptir

Dertlen derde dert ulamış
Gönlünü derde bulamış
Gözyaşlarıyla sulamış
Görmeyin o bir gariptir

Devran Baba döner bire
Gönüllere gire gire
Hergün üstüne bin kere
Varmayın o bir gariptir❞

❝Hızlı hızlı giden yolcu
Bu mezarda bir garip var
Bak taşına acı acı
Bu mezarda bir garip var

Kurumuş yeşil otları
Toprak olmuş umutları
Gökte mavi bulutları
Bu mezarda bir garip var

ızi bile yok dünyada
Onu aramak beyhuda
Ne gezersin bu ovada
Bu mezarda bir garip var

Gökler yüksek toprak derin
Rüzgar eser serin serin
Senin olsun çiçeklerin
Bu mezarda bir garip var

Etrafı agaç dizili
Vücudu toprak sızılı
Taşı Mahzuni yazılı
Bu mezarda bir garip var❞

❝Gine gönül sılasını arzeder
Görünür gözüme yol garip garip
Aşık olan evin yurdun terkeder
Alır sazın söyler tel garip garip

Gurbete gidenin hali bilinmez
El gülse de gariplik var gülünmez
Gönül ister amma geri dönülmez
Halim arzeyleyen dil garip garip

Eşrefoğlu rahmet yağar havadan
Unutman ahbaplar bizi duadan
Bahar gelir kuşlar uçar havadan
Öter dertli bülbül gül garip garip❞

❝Gurbet ellerinde garip kuş gibi
Meskenim yok mekanım yok yuvam yok
Aylar geçer yıllar geçer gün geçer
Mektubum yok haberim yok soran yok

Gül dalına konmuş bülbül gibiyim
Dağlarda açılan sümbül gibiyim
Gurbet ellerinde yetim gibiyim
Arayan yok haberim yok soran yok❞

❝Ben bülbülüm viraneden öterim
Haktan nida gelmiş yaslar tutarım
Uyanır gafletten dertli öterim
Dertli dertli ötme sen garip bülbül

Virane beklemek ya benim karım
Hergün artar benim ah ile zarım
Muhammet Ali'dir sevgili yarim
Dertli dertli ötme sen garip bülbül

Viran beklemekte var mıdır hata
Yalvardım Allaha kırklara kata
Turabi bülbüldür hak diye öte
Dertli dertli ötme sen garip bülbül❞

❝Garip Ağa’nın ardı sıra gittiler
Çaylamık’ta ensesinden yettiler
Cesedini çamurlara attılar
Kafir nasıl kıydın Garip Ağa’ya

Garip Ağa Çaylamık’ta vuruldu
Cesedi de çamurlarda bulundu
Aşiretler hep başında derildi
Kafir nasıl kıydın Garip Ağa’ya

Mustafa Ağa onun emmizadesi
Onu da vurdular çoktur yaresi
Ocakları ateşlere yanası
Kafir nasıl kıydın Garip Ağa’ya

Keşlik’in yolları ufacık taşlı
Öksüz Fadime’min gözleri yaşlı
Vurmuşlar yatıyor bir kalem kaşlı
Kafir nasıl kıydın Garip Ağa ya

Oğlum alsın tüfengimi yağlasın
Piley Ana başucumda ağlasın
şemsi Ana yarelerim bağlasın
Kafir nasıl kıydın Garip Ağa’ya

Atımı bağladım bir dal dikene
Ömrümü tükettin ömrün tükene
Gömleğimi verin kefen dikene
Kafir nasıl kıydın Garip Ağa’ya

Aşık Haydar senden bu eser gitmez
Garip Ağa’yı vuran murada yetmez
Divanda Muhammet şefaat etmez
Kafir nasıl kıydın Garip Ağa’ya❞

❝Bahar geldi yine yayla zamanı
Yozunu yaylaya çek garip çoban
Eksik olmaz yüce dağın dumanı
Sürüye dikkatli bak garip çoban

ılkbaharda dağlar çiçek açınca
Yaylacılar yaylalara çıkınca
Kar yatağını kör duman basınca
Yaylaya vaktinde git garip çoban

Sürü gelir yorgun yorgun kuşluğa
Yarı aç yarı tok gürneşir koyunlar
Kim dayanır susuzluğa açlığa
Azıcık merhamete gel garip çoban

Vakit gelip geçti üçü çoktan
Sürüyü kaldır artık yataktan
Geri dön yaylaya gölge bastıktan
Sürüyü dikkatli yay garip çoban

Akşam olur koyun kuzu meleşir
Ana yavru birbiriyle eşleşir
Kimi koyun kuzuyu almaz kimi emişir
Sürüyü dikkatli say garip çoban

Ayın şavkısı da parlar uzaktan
Geceyi gündüze çevirir hiç yoktan
Kurtlar da fırsat kollar açlıktan
Kasım der tedbirli ol garip çoban❞

❝Bir yaprak dökümü başladı artık
Güzü erken geldi garip ömrümün
Eski günlerimden eser kalmadı
Kışı erken geldi garip ömrümün

Hangi derde yanam dert bini aştı
Farkında olmadan yollarım şaştı
Dereler çağladı denizler taştı
Güzü erken geldi garip ömrümün

Hasan başım çaldım taşlardan taşa
Muhtacım bir lokma ekmeğe aşa
Bir kırık sazımla kaldım baş başa
Kışı erken geldi garip ömrümün❞

❝Çiçeklerle sohbet etmektir işi
Dildeki hecesi garip çobanın
Belli değil onun nerye gidişi
Garip bilmecesi garip çobanın

Mevsimleri sonbahar mı bahar mı
Acep geleceğe ümidi var mı
Yağmur mu soğuk mu güneş mi kar mı
Gündüzü gecesi garip çobanın

Koyun meleyince o alır murat
Derdi yok gamı yok ne kadar rahat
Bütün sermayesi bundan ibaret
Kavalı keçesi garip çobanın

Çırağı Azrail gelir habersiz
Çünkü kimsesi yok kalır habersiz
Bir dağın ardında ölür habersiz
Budur neticesi garip çobanın❞

❝Evinin önüne oturmuş garip garip ağlar
Ayrıldım nazlı yarimden iki gözüm kan ağlar
Beni her gören kurban olum delidir sanar

Yanarım Barak kızı yine senin derdine yanarım
Yanarım da ben de yine seni ölene dek ararım

Aht ettin de yine Barak kızı getirdin beni yola
O sıva beyaz kollarını da yine boynuma dola
Benden başka yine yar seversen iki gözün kör ola

Yanarım Barak kızı yine senin derdine yanarım
Yanarım da ben de yine sana ölene dek yanarım❞

❝Gitme garip gitme yollar harami
Arap vurur Türkmen alır paranı
Gurbet elde kimler sarar yaranı
Git garibim güle güle gelesin

Gitme garibim gitme yollar merd olur
Her sinekler bir alıcı kurt olur
Seni eller alır da bana dert olur
Git garibim sağlık ile gelesin

Gitme garip gitme yollar çamurdur
Garibin yüreği daşdır demirdir
Yedi yıl dediğin hayli ömürdür
Git garibim güle güle gelesin❞

❝Garip garip gezme sen bu alemde
Yerlerin sahibi Allah değil mi
On sekiz bin alem onun elinde
Göklerin sahibi Allah değil mi

Bin bir adı vardır biri de Allah
Her nerde anarsan ordadır vallah
Dünyanın kilidin açar bismillah
Sırların sahibi Allah değil mi

Altı bin altı yüz altmış altının
Hikmetine eren var mı yapının
Kilidi yok pervazı yok kapının
Surların sahibi Allah değil mi

Erenler hikmeti kırklar bağında
Zeytine hamdolsun yoklar çağında
Muhammet Mustafa Hıra Dağın da
Nurların sahibi Allah değil mi

Kuyudan çekilir ol zemzem suyu
Sahipsiz değildir evrenin boyu
Yusuf’u koruyan çölde ki kuyu
Kulların sahibi Allah değil mi

Gidem haber verem garip bülbüle
Gelip dert yanmasın dikenli güle
Musa Tur Dağında konuştu bile
Tur’ların sahibi Allah değil mi

Ferman Baba kaldır sen bu sancağı
Dikilsin burçlara ıslam bayrağı
Ol Muhammet Mustafa’nın ocağı
Halkların sahibi Allah değil mi❞

❝Melül mahzun dolanırım
Yollar bana garip garip
Akar akar bulanırım
Seller bana garip garip

Çileden kurtulmaz başım
Akar gözlerimden yaşım
Bu dünyada yok kardaşım
Eller bana garip garip

Çile çektim bitmez oldu
Bu acılar gitmez oldu
Bülbül gelip ötmez oldu
Güller bana garip garip

Kemal der ki karışamam
Dertler ile yarışamam
Ben şehire alışamam
Diller bana garip garip❞

❝Garip garip öten bülbül
Sen ah et ben ağlayayım
Derdime dert katan bülbül
Sen ah et ben ağlayayım

Gonca güller deste deste
Gönderdiler onu dosta
Ben gurbette sen kafeste
Sen ah et ben ağlayayım

Yarim bize hemdem olmadı
Hatırım ele almadı
Gayrıya derman kalmadı
Sen ah et ben ağlayayım

Ayrı gitti dildarımız
Ruz u şeb artır zarımız
şimdilik budur karımız
Sen ah et ben ağlayayım

şahin der gonca güldeyiz
şakır öteriz dildeyiz
ıkimiz de bir haldeyiz
Sen ah et ben ağlayayım❞

❝(of of of) Yüksek dağlar olsun benim durağım (garip anam of)
Ah çekmekten hiç kalmadı yüreğim (aman sürmelim aman)

(of of of) Bırakın da nazlı yari göreyim (garip anam of)
Ayrı düştük ayıranlar onmasın (aman sürmelim aman)

(of of of) Kaçma güzel kaçma ne kaçan benden (garip anam of)
Ne kaçmayım senden korkarım elden (aman sürmelim aman)❞

❝Nice bahar nice kış geldi geçti
Hacı baba leylek yurduna göçtü
Fasulyenin içine biraz et koydum
Üzlük kırıldı da tandırdan uçtu

Mercimeği çorba yaptım kazanda
Nohut ektim çıkmadı şu hozanda
Dilime gelmiyor ben ne söyleyim
Bir marifet yokmuş senin kocanda

Direk direk şu Asma'nın dumanı
Elindedir Karadam'ın fermanı
Karaçalı Kabaca duymuş gülüyor
Dalga geçer Mikail'in adamı❞

❝Hazan ile geçti şu benim ömrüm
Eyle dert bürüdü zar garip garip
Ne bir gülüm kaldı ne de dikenim
Ağla şimden gerü var garip garip

Hançer-i feleğin ucu ciğerde
Durmadan akıyor yaram içerde
Gurbet ellerinde tutuldum derde
Gel tabip yaramı sar garip garip

Emrah bu yerlerin gonca gülleri
Seherde çağlıyor dostun dilleri
şu sefil sergerdan gurbet elleri
Gezeyim bir zaman yar garip garip❞

❝Yine akşam oldu
Garip evim benim
Nasılda sevdin beni
Boynu büküğüm benim

Gözüyaşlı yine
Garip yüreğim benim
Ziyaret edecektin beni
Işığım benim

Yarın yaz yine
Avutuyorum yüreğimi
Unutamadım gördün mü
Yüreğimin güneşini❞

❝Garip Başa Karlar Yağar
Tozar inceden inceden
Hasret Sinemizi Dağlar
Sızlar inceden inceden

Derde Derman Olmaz Tabip
El Katmazsa Yüce Habip
Sılasına Hasret Garip
Özler inceden inceden

Çekme Namerdin Nazını
Duyma Cahilin Sözünü
Al Eline Çal Sazını
Teller ınceden ınceden❞

❝Bir lokma ekmek peşinde
Garibin çektiğine bak
Muhannet elin içinde
Bellerin büktüğüne bak

Aman garip dön de bir bak
ınadı gururu bırak
ınsan insanlıktan çıkmış
Dünyanın düzenine bak

Gulfani’yim işin zorda
Halinden anlayan nerde
Çektiği yetmezmiş bir de
Kaderin yıktığına bak

Aman garip dön de bir bak
ınadı gururu bırak
ınsan insanlıktan çıkmış
Dünyanın düzenine bak❞

❝şal berzahtan yol görünse
Sağlar gel gel deyi inler
Dağ taş goncaya bürünse
Bağlar gel gel deyi inler

Vay bu dünya yalan gönül
Aslı toprak olan gönül
Yardan ayrı kalan gönül
Ağlar gel gel deyi inler

Yar elinde gelse zehir
Ona eylemezsem kahır
Susuz kaldı koca nehir
Çağlar gel gel deyi inler

Sinem yanar özüm gitti
Sefaiyem sözüm gitti
Ela gözlü kuzum gitti
Dağlar gel gel deyi inler❞

❝Elim elim derim ellerim ermez
Gözüm gözüm derim gözlerim görmez
Kadir Mevla'm bana bir iy'lik vermez
Dağıttı bağımı bahçemi benim

Başım başım desem ağrıyor başım
Dişim dişim desem sızlıyor dişim
Bulunmaz dünyada emsalim eşim
Kaptırdım elimden bütçemi benim

Kırıldı dünyada kanadım kolum
Kötüye uğradı şu benim halim
ınsanı tarümar ediyor ölüm
Dağıtır mirasa akçamı benim

Söyleyen dillerim lal oldu kaldı
ınsanlar işini Mevla'ya saldı
Tahsildar evlere hacize geldi
Aldılar altımdan keçemi benim

Hakka doğru daim şu benim özüm
Kimseye geçmiyor asla bir sözüm
Asri oldu dünya açtılar yüzüm
Aldılar yüzümden peçemi benim

Ne var ki dünyaya göğüs gerende
Bir fayda yok imiş ahbap yarende
Baykuş gibi kaldım ıssız örende
Karanlık yaptılar gecemi benim

Açılsın bahçende gonca güllerin
Dert görmez dünyada yazan ellerin
Aşık Mehmet söyler senin dillerin
Duadan unutma hocamı benim❞

❝Güneşin önüne çekildi bulut
Karardı her yanım gün garip garip
Deli poyraz esti kalmadı umut
Sarardı bağ behçem gül garip garip

Kayalar çakıldan sakınır oldu
Dağlar tepelerden çekinir oldu
Deniz dalgasından yakınır oldu
Yıkmaz oldu bendin sel garip garip

Garip Dost der iklim mevsimden ayrı
Parlamaz yıldızlar küstü ay gayrı
Unutmuş gibiyim seheri seyri
Doğar yorgun yorgun gün garip garip❞

❝Bir tarafta her devrin sultanları durur
Bir tarafta kaderin kurbanları durur
Ne kurban kesiciler biter dünyamızda
Ne de kesilen kurban kanları durur❞

❝Baba arzulayıp gelen
Bu halime muti olan
Ata okuna uğrayan
Yetim oğul garip oğul

Anan hasretini çeksin
Gele deyu yola baksın
Baban firkatını etsin
Yetim oğul garip oğul

Beni arzulayıp geldin
Ata okuna duş oldun
Bu dertlü bağrımı deldin
Yetim oğul garip oğul

Baban derviş donun giydi
Mal u mülkü sana verdi
Bu gün hep illere kaldı
Yetim oğul garip oğul

Ata oku seni yaktı
Kamu iller bize baktı
Firakın yüreğim yaktı
Yetim oğul garip oğul

Tacir sıfatına girdin
Gelip bu diyara irdin
Yiğitliği ele verdin
Yetim oğul garip oğul

N’olaydı beni sormasan
Arayıp burda bulmasan
Dertlü bağrımı delmesen
Yetim oğul garip oğul

Anan aklını yitirsün
Hasretün dile getürsün
Tahtımızda el otursun
Yetim oğul garip oğul

Beni dervişlere sordun
Oduna gittiğim bildün
Bağrım delik delik deldün
Yetim oğul garip oğul❞

❝Bu ne garip sevda imiş
Her sevenin ahı kaldı
Bir gönül var kurşun yemiş
Birinin eyvahı kaldı

Yedi renk bir kardelendi
Sevdi yürek yarelendi
Pare pare parelendi
Kırık bir gül dalı kaldı

Sular bulandı başından
Haber geldi sırdaşından
(Acı haber sırdaşından)
Damla damla gözyaşından
Gözde nişangahı kaldı❞

❝Garip yerde garip mezar
Yel eser de kumu tozar
Hasan'ı topçu yazmışlar
Acep değdi m'ola nazar

ızmir derler dağlar nere
Tel vursak da gelir m'ola
Hasan'ın derdi çoğumuş
Doktor bulamamış çare

Asker borusu vuruldu
Hasan'a çavuşluk verildi
Mustafa postadan gelirken
Anası gördü sarıldı

Hasan çavuş depo bekler
Durur tüfeğini yoklar
Hasanım gelecek diye
Anası tesbihi saklar

Kapısının önü söğüt
Döne'ye de verin öğüt
Dört oğlun var Ayşe Bibi
Hasan hepisinden yiğit

Sana derim Türkmen kızı
Bunun da yok oğlu kızı
Gayrı gelsen Hasan Çavuş
Yol bekliyor elin kızı❞

❝Garipçe garipçe öten ibili
Acap göçtü m'ola Avşar illeri
Alabel bahçesi güzel konalga
Açtı m'ola Ilıca'nın gülleri

Arıkyazı nergizlerin bitti mi
Turnaların garip garip öttü mü
Seyfi gözlüm senden semah tuttu mu
Çalkan bir Yarsuvat'ın gölleri

Hupların durağı Cihan'ın suyu
Güzel eğlencesi Mercin'in kıyı
Gitti de gelmedi bir delim deyi
Arasıra gözler m'ola yolları

Dadaloğlu'm der de bulandı bendim
Badeyi içti de söylüyor kendim
ızin ver kuluna beyim efendim
Yakın olsun ıraktaki yolları❞

❝Garipçe garipçe öter
Kızıl Öz'ün turnaları
Yiğide eğlence yeter
Ala gözün sürmeleri

Öte döner hayallanır
Beri döner çığalanır
Yel esdikçe tel tel olur
Siyah zülfün burmaları

Gül devşirdim deste deste
Armağan yollayım dosta
Böyle m'olur dostun dosta
Varıp varıp gelmeleri

Karac'oğlan bulur m'ola
Bu dert beni alır m'ola
Mevla'm izin verir m'ola
Dost yüzünü görmeleri❞

❝Garip Başım Taştan Taşa
Vursam Nola Vursam Nola
Sebebim Derdim Ey Gule
Halim Görmeyen Ne Bile

Vay Halıma Vay Halıma
Dağlar Dayanmaz Ahıma
Bitir şu Hasreti Dön Gel
Kastın Mı Var Bu Canıma

Ey Gule Can Ne Halim Var
Sabah Etmez Bir Canım Var
Yoksun Seni Benden Etmem
Ölsem Canım Teslim Etmem❞

❝Garip bir kuştu gönlüm
Elimden uçtu gönlüm
Saçının tellerine loy
Takıldı düştü gönlüm

Aman aman aman
Halım yaman vay

Beklerim erken seni yar
Güller açarken seni
Gel gidelim bahçeye loy
Sen gül topla ben seni

Aman aman aman
Halım yaman vay

Suya düştü gülümüz yar
Ötmüyor bülbülümüz
Bir kuru sevda yüzünden
Zaya gitti ömrümüz

Aman aman aman
Halım yaman vay

Evleri tetirbeli
Derdinden oldum deli
Sağ geldim mahlenize
Nasıl gidem yaralı

Aman aman aman
Halım yaman vay

Yalvardım sana yeter
Gel katıl cana yeter
Ben geçtim sağlığımdan
Sen sağ ol bana yeter

Aman aman aman
Halım yaman vay❞

❝Ölse kimin umurunda
Kimsesi yok garip garip
Aynı benim durumumda
Kimsesi yok garip garip

Yüzünde yaş izleri var
Hayal dolu yüzleri var
Ne karanlık gözleri var
Kimsesi yok garip garip

Dünyası yok ahreti yok
Hiçbir yerde kısmeti yok
Yüreğinde dertleri çok
Kimsesi yok garip garip❞

❝Kervanı dağılmış garip yolcunun
Dağılan kervanı gördüm efendim
Dostun dergahında gonca gülleri
Dökülmüş yaprağı gördüm efendim

Yolunu sevenler yol için ağlar
Dostun kelamıyla kaynayıp coşar
Gönül dalga vursa ummanı boylar
Derin bir deryada yüzer efendim

Talibi'yim sözün kendine söyler
Arif olan insan bir kelam eyler
Cahilin sözleri kendine zarar
Arifin sözleri haktır efendim❞

❝Nesini sorarsın garip halimin
Çoktan beri yatar hastadır gönül
Dönmüştür gurbetten geçmiş malından
Abdala karışmış posttadır gönül

Kişiye acayip müşküle kanmak
Pervanenin işi odlara yanmak
Çetin olurmuş dosttan ayrılmak
Karalar giyinmiş yastadır gönül

Garip bülbül ötmez oldu bağlarda
Destur verin gül satayım beylerde
Aştı gitti bilmediğim dağlarda
Avcıya karışmış ustadır gönül

Mustafam sözünü söyleme deli
Hünkarımdır Hacı Bektaş-ı Veli
Dost elinden içirdiler bir dolu
şimdi sarhoş olmuş mestdedir gönül❞

❝Niçin böyle garip garip ötersin
Bulalım derdine çare bülbülüm
Sen de bencileyin yardan m'ayrıldın
Düşersin ah ile zara bülbülüm

şu karşıki karlı karlı dağlarım
Viran oldu bahçelerim bağlarım
Ötme garip bülbül şimdi ağlarım
Götür figanım var yare bülbülüm

Bağlarım önünden geçilmez yardan
Yanamaz olmuşsun ah ile zardan
Yüzseler derimi vazgeçmem yardan
ısterse çeksinler dara bülbülüm❞

❝Neden garip garip ötersin bülbül
Yoksa sen de bahtı kareli misin
Bilmem feryat edip coşarsın bülbül
Sen de benim gibi yareli misin

Bu derdin elinden oldum biçare
Aradım derdime bulmadım çare
Yüreğimde vardır bilinmez yare
Sen de yüreğinden yareli misin❞

❝Neden garip garip ağlarsın bülbül oy
Yoksa sen de bahtı karalı mısın ey ey ey
Durmaz feryad edip coşarsın bülbül oy
Sende benim gibi yaralı mısın ey ey ey

Bu derdin elinden kaldım biçare oy
Aradım derdime bulamadım çare ey ey ey
Yüreğimde vardır bilinmez yare
Sende yüreğinden yaralı mısın ey ey ey❞

❝Ne gelirse garip garip başıma
ılden değil güzellerden bilirim
Anlar girer gecelerde düşüme
Kokuların her güllerden alırım

Dağdan dağa yaylalarda gezdiğim
Kalem alıp destanların yazdığım
Gurbet ilde cevlan edip tezdiğim
Ne ararsam dilberlerde bulurum

Sararıp da dökülmüyor gazelim
Gönül der ki diyar diyar gezelim
Soyum Türkmen Türkmen olsun güzelim
Ölürsem ben o illerde ölürüm

Karac'oğlan gezer pınar başında
Arzum vardır dilberin kaşında
Bunun için gezer gönül peşinde
Hoş kal yarim belki döner gelirim❞

❝Bülbül ne yatarsın bahar yaz geldi
Bizim ele ördekinen kaz geldi
Sılada sevdiğim benden vazgeldi
Ötme garip bülbül ben de garibim

Bülbül ne yatarsın bahar yerişti
Kırmızı gül goncasına karıştı
Herkes sevdiğini aldı barıştı
Ötme garip bülbül ben de garibim

Bülbül ne yatarsın dağ arasında
Eşin seni arar gül arasında
Nazlı yarim kaldı el arasında
Ötme garip bülbül ben de garibim

Bülbül ne yatarsın sarp kayalarda
Erenlerin gösterdiği yola gidelim
Çirkin sevmeyilen gönül kalır dalda
Kalk güzeli de çok yere gidelim❞

❝Garip geldim şu dünyaya
Garip kaldım yüzüm gülmez
Kerem oldum yana yana
Alem bilir o yar bilmez

Olmaz olsun bu ayrılık
Olmaz olsun bu dargınlık
Giden gelmez gelen gülmez
şu halimi kimse bilmez

Ay doğmadan batar günler
Kavuşmadan solar güller
Hasretini çeken kalbim
Bilmez misin niçin inler❞

❝Sakın kırma şu garip gönlümü
Neredesin kara gözlüm gel ha gel (gayrı gel ha gel)
Felek buruk attı kırdı belimi (dost)
Neredesin kara gözlüm gel ha gel (etme gel ha gel)

Felek buruk attı kırdı belimi dost
Neredesin tatlı dillim gel ha gel gayrı gel ha gel

Düştüm karanlığa kaldım ışıksız (yavrum ışıksız)
Ölürsem sevdiğim olamam sensiz (olamam sensiz)
Ne gecem gecedir ne günüm gündüz (dost)
Neredesin kara gözlüm gel ha gel (etme gel ha gel)

Ne gecem gecedir ne günüm gündüz dost
Neredesin kara gözlüm gel ha gel etme gel ha gel❞

❝Sana garip derler ben de garibim
Seyret şu garibin coşunu turnam
Demir yay derler her yiğit çekemez
Düşme şu garibin peşine turnam

Sabah olur erken kalkın havaya
Adil efendiyle durun duaya
Benden selam söyle büyük ağaya
Acep girer miyim düşüne turnam

Geçin Çenbekliden Alişenbeyden
Koca Haymanadan Karaca dağdan
Tor şahin atarlar o eğri çığdan
Kon Kara Senirin başına turnam

Engin akar Kızılırmak selleri
Konar göçer şereflinin elleri
Pus bağlamış Karataşın çölleri
Uğratman Urumun kışına turnam

Kömür gözlüm yanarm'ola ben gibi
Gülgülü fes giymiş altın incili
ısmim Aşık Said Tokluemenli
Seyret gözlerimin yaşını turnam❞

❝Garipler misali gurbet ellerde
Ebedi özleyen bir seyyahım ben
Yardan ayrı düşen gezer dillerde
Yarası sızlayan bir seyyahım ben

Geze geze el hanında yoruldum
Varıp bir dergaha orda kuruldum
Uyanıp uykudan Hakk'a kul oldum
Yarası sızlayan bir seyyahım ben

Bazen bahar oldum bazen kış oldum
Bazen baykuş gibi uçan kuş oldum
Bazı nefse uyup ona tuş oldum
Ebedi özleyen bir seyyahım ben❞

❝Duruşun gariptir bakışın mahzun
Nerden geldin sen bu ele üveyik
Gözlerin nemli de halin pek yorgun
Çok mu çektin yoksa çile üveyik

Gurbetin yolları uzun ve ince
Sabır eyle başa bir iş gelince
Dikkat et yuvadan uçmadan önce
ıyi bakın sağa sola üveyik

Görünce inanma elleri sazlı
Zamane insanı hep iki yüzlü
Belki de avcıdır silahı gizli
Güvenme her öyle kula üveyik

Kamil insanların ahtı mutlaktır
Sadık olanların inkarı haktır
Bahar değil ise belki tuzaktır
Aldanma yeşile ala üveyik

Kanadın kırılır gafil yatarsan
Başın derde girer nazlı ötersen
Aşıkların öğüdünü tutarsan
Konma bilmediğin dala üveyik

Feymani'nin sesi bir nida mıdır
Gönlüm ayrılıkla davada mıdır
Boynunu büküşün elveda mıdır
Gidiyorsun güle güle üveyik❞

❝Vatanından ayrı düşen garipler
Durmaz gece gündüz ağlamaktadır
Derdimiz bir iken bine dayandı
Ser tabip yaramı bağlamaktadır

Bu dünya boş imiş güvenmeyesiz
Gerek bu derdime derman olasız
Her olur olmaza aldanmayasız
Geçti civan çağım çağlanmaktadır

Bulali'n yurdunda baykuşlar öter
Günden güne gamım efkarım artar
Hiç derdim olmazsa bu bana yeter
şu dilbere meylim bağlamaktadır❞

❝Yağmur yağar benim garip başıma
Göz koydular ekmeğime aşıma
Doyamadan dolu dolu yaşıma
Bir yalana gitti ömrüm ağlarım

Dostlar vurdu bu bağrıma hançeri
Neler gördüm neler çektim neleri
Kimse bilmez bağrımdaki dertleri
Bir yalana gitti ömrüm ağlarım❞

❝Yıllarca avuttum garip gönlümü
Dedim o yar bir gün gelecek bize
Gelmiş gitmiş bizim evi yoklamış
Gönüllerde gezer görülmez göze

Tanışlık vermemiş gezmiş benimle
Can yoldaşı imiş öz canım ile
Gönülde hükmeden sultanım ile
Bugün bize gelmiş yar geze geze

Benim bir yarim var aleme yardır
Akıllar ermedik cilvesi vardır
Onu sevenlerin gönlü bahardır
Solmaz çiçekleri her zaman taze

Var mı benim gibi talihi yaver
Her zaman dillerim çağırır yar yar
Veysel'i söyleten o oynak dilber
Edalı cilveli çekilir naze❞

❝Yaralı kuş garip olur
Mihman eder usanmaz kar
Bende de sana ağır geldim
Üç gün oldu usandın yar

Yaralı kuş dala değmez
Bu dünya bir pula değmez
Koklayıp da yare atma
ıncittiğin güle değmez yar

Yaralı kuş seğer geçer
Yar boynunu eğer geçer
Senin bana ettiklerin
Bir kurşundur değer geçer❞

❝Yine neler geldi garip başıma
Kan karıştı gözlerimin yaşına
Garip yazın mezarımın taşına
Bu dünyada muradını almamış deyin

Le le le le le le le le le le le le
Ben öldüm aman yanasın tamam

Karşıki dağlar boran olmuş erimez
Zalim olan da yar kıymeti bilemez
Çok söyledim o yar beni dinlemez
Bu dünyada bir murada ermemiş deyin

Le le le le le le le le le le le le
Ben öldüm aman yanasın tamam❞

❝A bülbülüm garip garip
Ötme beni ağlatırsın
Yadlar arasına varıp
Yatma beni ağlatırsın

Bülbül gibi zardır işim
Akıttım çeşmimin yaşın
Hışımlanıp hilal kaşın
Çatma beni ağlatırsın

Aşık olan neyler varı
Ağlamaktır anın karı
Sevdiğim karşımda bari
Gitme beni ağlatırsın

Miskin Aşık sana kuldur
Ezelden bildiğim haldır
Ya azat et ya da öldür
Satma beni ağlatırsın❞

❝Otuz yaz otuz kış aynı durakta
Bekle babam bekle can mı dayanır
Kara yalanları beyaz kundakta
Sakla babam sakla can mı dayanır

Her yanımız gurbet hani ya sıla
Ömür bitmez çile ölüm fasıla
Günleri aylara ayları yıla
Ekle babam ekle can mı dayanır

Çare say çanak tut çağ zilletine
Sarmaz mı umutlar sarpa çetine
Katır tırnağını gül niyetine
Kokla babam kokla can mı dayanır

Nimetler kurnaza ülkü mazluma
Cehennem ettiler mülkü mazluma
Aldatıp her çeşit mülkü mazluma
Yükle babam yükle can mı dayanır

Bedavacı çomak soksun davana
Arı çıksın sinek girsin kovana
Giden kussun gelen kussun divana
Pakla babam pakla can mı dayanır❞

❝Güneşin önüne çekildi bulut
Karardı her yanım gün garip garip
Deli poyraz esti dağıldı umut
Sarardı bağ bahçem gül garip garip

Kayalar çakıldan sakınır oldu
Dağlar tepelerden yakınır oldu
Denizler dalgadan çekinir oldu
Yıkmaz oldu bendim sel garip garip

Garip Dost der iklim mevsimden ayrı
Parlamaz yıldızlar küstü ay gayrı
Unutmuş gibiyim seheri seyri
Dağlar yorgun yorgun gün garip garip❞