Ali Ercan - Neresinde







Yorum Yaz

Yorumlar
5 - 5 - 0 yorum

Ali Ercan En Çok Dinlenen 10 Türküsü
Ali Ercan - Eski Muhabbet
Ali Ercan - Nesem
Ali Ercan - Kiz Sen Istanbulun Neresindensin
Ali Ercan - Testisini Almis
Ali Ercan - Zeynebim
Ali Ercan - Biri Anam Biri Babam
Ali Ercan - Ne Ogluna Guven Ne Kizina
Ali Ercan - Anadir Baslarin Taci
Ali Ercan - Helga Turk Gelini
Ali Ercan - Kırat Gemini Almış Yol Mu Dayanır

Etiketler : Ali Ercan, Neresinde, Ali, Ercan, Neresinde, Ali Ercan - Neresinde türkü indir, Ali Ercan - Neresinde türkü dinle, Ali Ercan türküleri, Neresinde türküsü dinle, Ali Ercan türkü dinle, Ali Ercan türkü sözleri, Neresinde sözleri, Ali Ercan mp3 dinle

❝Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde

Venedikten gelir teli
Eriktendir bunun kolu
Hey Allahın şaşkın kulu
(Be Allahın sersem kulu)
Şeytan bunun neresinde

Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
Kadı gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde

İçinde mi dışında mı
Burgusunun başında mı
Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde

Dut ağacından teknesi
Kirişten bağlı perdesi
Behey insanın teresi
Şeytan bunun neresinde

Dertli gibi sarıksızdır
Ayağı da çarıksızdır
Boynuzu yok kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde

***

Türk Halk Şiiri Antolojisi - Ali Püsküllüoğlu
Bilgi Yayınları: 224, Antoloji Dizisi: 2
Bilgi Yayınevi, Birinci Basım, Haziran - 1975
s.384-385de eser şu şekilde aktarılmaktadır


Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde

Venedikten gelir teli
Ardıç ağacından kolu
Be Allahın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde

Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
Kadı gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde

İçinde mi dışında mı
Burgusunun başında mı
Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde

Dut ağacından teknesi
Kirişten bağlı perdesi
Be hey insanın teresi
Şeytan bunun neresinde

Dertli gibi sarıksızdır
Ayağı da çarıksızdır
Boynuzu yok kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde

***

260 Türkü, 81 Nota Bir Arada (Anadolunun
ve Rumelinin Yeşil Ovalarından, Dağlarından, Köylerinden,
Yaylalarından ve Serhadlarından Toplanmış Birbirinden
Güzel ve Orjinal) - Seçme Türküler, Sine Radyo Haftası
Neşriyatı, Hadise Yayınevi İstanbul, s.13-14de
eser şu şekilde aktarılmaktadır


Telli sazdır bunun adı
Ne softa bilir ne de kadı
Sazı çalar anlar kendi
Şeytan bunun neresinde
Şeytan sazın neresinde

İçinde mi dışında mı
Göğsünün akışında mı
Püskülünün başında mı
Şeytan bunun neresinde

İstanbuldan gelir teli
Ardıç ağacından kolu
Hay Allahın şaşkın kulu
Şeytan bunun neresinde

Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
Ah kadı gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde

İpeği yok tarağı yok
Kadehi yok şarabı yok
Naylon marka çorabı yok
Şeytan bunun neresinde❞

❝Halepten gelmiştir dalı
Öter bülbül gibi dili
Yemenden alınır teli
Şeytan bunun neresinde

Aşkın narına dalmışım
Mürşidi kamil görmüşüm
Dersimi pirden almışım
Şeytan bunun neresinde

Tarikatta ben de oldum
Taliplere bir bir sordum
Hakikat yolunda kaldım
Şeytan bunun neresinde

Er isen yolunu göster
Gizleme kendini göster
Er olandan nişan ister
Şeytan bunun neresinde

Müftü gibi yalan demez
Söyler dili dolan bilmez
Hakim gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde

Ali üryandır ceddimiz
Mürşidi kamil kendimiz
Tarikat yolu bendimiz
Şeytan bunun neresinde

Tarikat yolu bent oldu
Söyleyeni Emrah oldu
Derd ü sırrım yürek oldu
Şeytan bunun neresinde❞

❝Sendedir ihtişam sende mürüvvet
Sevgi gerçeğinin özünde varsın
Manevi huzurda aşktır zaruret
Her muradın asıl yüzünde varsın

Söze sen gereksin haza sen gerek
Azaptır aşk ile atmayan yürek
Çalışamaz eller tutamaz kürek
Kudretin gayretin bazında varsın

Saadet aşında lezzetsin tuzsun
Gönlü deryasına bırakın yüzsün
Civan bir yiğide gelinlik kızsın
Yanan her fitilin közünde varsın

Rahimde oynayan minik bebenin
Bebeği bekleyen mutlu gebenin
Heyecan içinde taze babanın
İlk baba olmanın haz’ında varsın

Bakırcının çekiç ahenklerinde
Değirmenin dönen mihenklerinde
Hatta yer yüzünün tüm renklerinde
Ressamın tuvali bezinde varsın

Seher yellerinin esmelerinde
Nazlı aşıkların küsmelerinde
Çifte kumruların yosmalarında
Tabiatın bahar yazında varsın

Der İlhami Ferhat dağları delmiş
Mecnun çaresini çöllerde bulmuş
Nesne dahi aşktan nasibin almış
Ozan mızrabında sazında varsın❞

❝Dur gardaş bir selam ver geç dostuna
Yabancı değilsin bizim eldensin
Endamın gururun bize benziyor
Yiğidin harman olduğu yerdensin

Sivaslısın gardaş tanıdım seni
Neredensin söyle gardaş ilçeni
Bilirim ben Sivasımdan göçeni
Gardaş sen Sivasın neresindensin

Demirim çeliğim sana emanet
Yiğitlik var serde etmezsin minnet
Çalışkan hatır-naz hem dost hem de mert
Gardaş sen Divriğinin neresindensin

Gökpınarın berrak suyundan mısın
Selçukların asil soyundan mısın
Yoksa üç beldenin birinden misin
Gardaş sen Gürünün neresindensin

Namın duyurmuşsun dünya alemde
Balıklı Çermiğin tıbbın dilinde
Karabaş gür sesli yayla yolunda
Gardaş sen Kangalın neresindensin

Kösedağı kanat gerer üstüne
Yiğit gardaş mert davranır dostuna
Sahip çıkar hemşehrine nesline
Gardaş Suşehrinin neresindensin

Asil soylu güzel huylu hemşehrim
Büyük gölden su içmişe benziyon
Sivasıma gönül verin yürekten
Gardaş sen Hafikin neresindensin

Kelkit vadisinin güzel yerinden
Sessiz durup yükselirsin derinden
Kösedağın yiğit bekçilerinden
Gardaş Koyulhisarın neresindensin

Gönül gözü ile dünyayı gören
İnsanlığa örnek olan yön veren
Aşık Veyselimin doğduğu yerden
Gardaş Şarkışlanın neresindensin

Pir Sultan Abdalın Banazından mı
Acılarla dolu ayazından mı
Kaba yelinden mi poyrazından mı
Gardaş Yıldızelinin neresindensin

Gür sesiyle yükseklerden haykıran
Sarılırsın Sivasına doğrudan
İşsizlikten göçtün sen de yurdundan
Gardaş İmranlının neresindensin

Hoş geldin hemşehrim dost kervanına
Suşehri Zarayı aldın yanına
Göğsün kabarıyor güzel adına
Gardaş Akıncıların neresindensin

İçtiniz mi gardaş Tecer suyundan
Karabaş koyunun Kangal soyundan
Merkezime yakın çevre köyümden
Gardaş sen Ulaşın neresindensin

Ata siporumu yaşatan sensin
Kispet giyip perdah atanım sensin
Can hemşerimizsin sen de bizdensin
Gardaş Doğanşarın neresindensin

Uzunyayla siper olmuş bağrına
Şiirler yazılmış senin uğruna
Hoş gelmişsin sen de dost kervanına
Gardaş Altınyaylanın neresindensin

Baba vatanımsın benim ilçemsin
Gönülde taht kuran gülsün çiçeksin
Seni sevenleri candan seversin
Gardaş gemerekin neresindensin

Yiğitler diyarı aslan elinden
Dostların soyundan aşık dilinden
Badelerle dolu pirler elinden
Gardaş sen Sivasın neresindensin❞

Halep’ten gelmiştir dalı
Öter bülbül gibi dili
Yemen’den alınır teli
Şeytan bunun neresinde

Aşkın narına dalmışım
Mürşidi kâmil görmüşüm
Dersimi pirden almışım
Şeytan bunun neresinde

Tarikate ben de oldum
Taliplere bir bir sordum
Hakikat yolunda kaldım
Şeytan bunun neresinde

Müfti gibi yalan demez
Söyler dili dolan bilmez
Hakim gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde

Al-i üryandır ceddimiz
Mürşid-i kâmil kendimiz
Tarikat yolu bendimiz
Şeytan bunun neresinde

Tarikat yolu bend oldu
Söyleyeni Emrah oldu
Derd-i sırrım yürek oldu
Şeytan bunun neresinde❞

Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde(x3)

Abdest alsam aldım demez
Namaz kılsam kıldım demez
Müftü gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde(x3)

İstanbuldan çıkar teli
Ardıç ağacından kolu
Be Allah’ın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde(x3)

İçinde mi, dışında mı
Burgusunun başında mı
Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde

Boynuzu yok kuyruksuzdur
Ayağı da çarıksızdır
Dertli gibi sarıksızdır
Şeytan bunun neresinde(x9)❞

❝Bundan öte neresinden bakarsam
Bütün alem bir görünür gözüme
ınsan rengi ayıran bu insanlar
ıçten içe hor görünür gözüme

Sevgiyle birleşir mutlak beş duyu
Sevgisiz bir yaşam karanlık kuyu
Bir parmak aksa da sevginin suyu
Yüreğimde gür görünür gözüme

Yağmur olup yeryüzüne yağamam
Yeter artık ben boynumu eğemem
Bu dünyada bir yerlere sığamam
Dağlar taşlar dar görünür gözüme

Kollarım suların dinginlerini
Sevda yarasının yangınlarını
Sorarım Deniz’in enginlerini
Anladıkça sır görünür gözüme❞

❝Bir kız gördüm Serhat Kars'ın düzünde
Kız sen Serhat Kars'ın neresindensin
Bir tebessüm vardı melek yüzünde
Kız sen Serhat Kars'ın neresindensin

Giyinmiş kuşanmış gelmiş pazara
Hangi rüzgar attı seni bu diyara
Aman dikkat eyle gelme nazara
Kız sen Serhat Kars'ın neresindensin

Sarıkamış'tan mı Iğdır'dan mısın
Ladı Kars benlehmet Diğor'dan mısın
Göle, Selim yoksa Çıldır'dan mısın
Kız sen Serhat Kars'ın neresindensin

Gerdanı dizilmiş sarı liralar
Fırfırlı eteği belin burmalar
Sana kurban olsun bizim buralar
Kız sen Serhat Kars'ın neresindensin

Ardahan Hanaktan Posof'tan mısın
şöreyelden yoksa Susuz'dan mısın
Arpaçay Kaçköyü Cala'dan mısın
Kız sen Serhat Kars'ın neresindensin

Serhat diyarının ayı yıldızı
Edepli erkanlı anasının kızı
Söylettik konuşmaz ediyor nazı
Kız sen Serhat Kars'ın neresindensin

Ergün metahını döktü sözlere
Sürmeler çekilmiş ele gözlere
Hadi nazlanmada söyle bizlere
Kız sen Serhat Kars'ın neresindensin❞

❝Kahır zulüm horon teper
Millet bunun neresinde
Bir gün gelir zincir kopar
şu kainat küresinde

ıki yarım bir etmiyor
Formül kafama yatmıyor
Oltası balık tutmuyor
Su kurumuş deresinde

Adam kılık kalabalık
Kaptan olmuş alabalık
Yaşlının namı babalık
Hile çıkmış darasında

Yağmur damlıyor toprağa
Sular can verir yaprağa
Meyvelerse hasret dağa
Sürgün çıkmış kurasında

Yola çıktı sevda yükü
Vakfeylemiş varı yoku
Kenetlenir bin bir doku
şu dağların arasında❞

❝Öfkelenip kavga eden
Kırıp baktı içi boşmuş
Gölgeyi gerçek zanneden
Yanlış yöne boşa koşmuş

Zaman akıp gider elden
Tekerlekler çıkar yoldan
ısyana uzanan dilden
Fayda gelmez küfre düşmüş

Savaş açmış göl denize
Yutarken kaçmış genize
şimdi gelin kendinize
Durgun sular bile coşmuş

Rüya hayal hepsi gerek
Hakikat bize son durak
Azmimiz gayeye direk
Coşkuyla yılmamış taşmış

şartsız sevgi önce şefkat
Merhameti unutma kat
Münafık yer gaybi tokat
Anlar sonra niyet boşmuş

Malkoç Ali şu ömürde
Elmas karışık kömürde
Kurtuluşun Hak emirde
Gayrı koşan yolu şaşmış❞

❝Yazın geldiği de neresinden bellüdür
Gonca gülün yapracığı dürgündür
Dürgündür dürgündür
Soğuk furmuş da örselemiş yüzünü
Benim gönlüm bir Leyla’ya furgundur
Furgundur furgundur

Yazın geldiği de neresinden bellüdür
Ne ded’ ola boz bulanık dereler
Dereler dereler
Herkse sevdiğini alın yatınca
Arttı derdim yeniledi yareler
Yareler yareler❞